tren etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tren etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
10 Ağustos 2017 Perşembe
Her sabahin 06:56'si
Tarlalarda hasat,
ray kenarlarinda esekotu zamani...
Bu arkadaslar 17. yüzyıla dek Eski Dünya topragi görmemisken, bu tarihten sonra Kücük Asya eşekleriyle hangi türden bir tanisikligi olustugunu merak ediyorum.
Bitkilere belli coğrafya ve kültürlerde verilen isimlerden o kültürlere iliskin cikarimlarda bulunabilmenin ihtimali, teorisi, bilimi üzerine hic arastirma, calisma, doktora tezi vb. var midir, eger yoksa bu neyin isaretidir diye merak ediyorum.
Cocuklugumun bazi yazlarinda en büyük eglencelerimden biri, aksam yemeklerini cala kasik bitirip tam günes batmaya yüz tutmusken bahceye kosup, iste bu arkadas veya bir kuzeninin gözle görülebilir acilisini izlemekti; cünkü esekotu falan degil, "aksam sefa"mizdi o bizim. Bu fotografi bir sabahin 06:56'sinda nasil cekebildigimi merak ediyorum.
Her sabahin 06:56'sinda bunca merak edilecek konuyu bize sunabilen bir dünyadan böylesine kapali gözlerle nasil gecip gidebildigimizi ayrica merak ediyorum.
29 Nisan 2017 Cumartesi
28 Mart 2016 Pazartesi
Bayan (ve) Golden Retriever
Ilk dikkatimi cekisleri görerek degil duyarak.
Sabah trenin ön tarafinda benim duyabildigim ama göremedigim bir köseden gelen yüksek ve neseli ses "Ah hah hah, hayir hayir, kesinlikle rahatsiz etmiyor, tam tersine!" diyordu. Rahatsiz etmeyen ve kendisinden yaninda böyle pervasizca bahsedilen kimdi cözemedim. Bi cocuk?
Trenden inmek icin ayaga kalkip kapiya yürürken farkettim: koridora serilmis bir Golden Retriever. Sahibi sarisin, tahminen Alman, giyim kusama bakilirsa orta üstü ekonomik siniftan. Ama sakin. Ama sinifini bagirmiyor. Ama anliyorsun. Bu buralarda tipik. Üst ekonomik sinif giyim kusam, hal tavirla sinifini bagirmiyor. Tahminen toplumun cok derin dokularina cok eskilerden yerlesmis kimi dinsel / ahlaksal ögretilerden kaynaklaniyor. Züppeligin alemi yok. Ama anliyorsun.
Birbirlerine ne kadar benzediklerini farketmem sonraki seferlerde. Bayan ile Golden Retriever'in diyorum... Bazi köpeklerle sahiplerinin birbirlerine benzediklerini duymustum. Hatta bununla ilgili yarismalar var. Bu ikisi de birbirine benziyor.
"Bayan" her gün düzenli degilse de köpegiyle seyahat ediyor. Özellikle bir kac vagon geriden biniyor trene. Sanirim iniste en ön kapiya yigilanlarin telasindan köpegi, köpegin sakinliginden de onlari korumak icin. Golden Retriever'in bu yolculuklar ve bu yolcular hakkinda ne düsündügünü merak ediyorum.
--biriktirmeden--
Sabah trenin ön tarafinda benim duyabildigim ama göremedigim bir köseden gelen yüksek ve neseli ses "Ah hah hah, hayir hayir, kesinlikle rahatsiz etmiyor, tam tersine!" diyordu. Rahatsiz etmeyen ve kendisinden yaninda böyle pervasizca bahsedilen kimdi cözemedim. Bi cocuk?
Trenden inmek icin ayaga kalkip kapiya yürürken farkettim: koridora serilmis bir Golden Retriever. Sahibi sarisin, tahminen Alman, giyim kusama bakilirsa orta üstü ekonomik siniftan. Ama sakin. Ama sinifini bagirmiyor. Ama anliyorsun. Bu buralarda tipik. Üst ekonomik sinif giyim kusam, hal tavirla sinifini bagirmiyor. Tahminen toplumun cok derin dokularina cok eskilerden yerlesmis kimi dinsel / ahlaksal ögretilerden kaynaklaniyor. Züppeligin alemi yok. Ama anliyorsun.
Birbirlerine ne kadar benzediklerini farketmem sonraki seferlerde. Bayan ile Golden Retriever'in diyorum... Bazi köpeklerle sahiplerinin birbirlerine benzediklerini duymustum. Hatta bununla ilgili yarismalar var. Bu ikisi de birbirine benziyor.
"Bayan" her gün düzenli degilse de köpegiyle seyahat ediyor. Özellikle bir kac vagon geriden biniyor trene. Sanirim iniste en ön kapiya yigilanlarin telasindan köpegi, köpegin sakinliginden de onlari korumak icin. Golden Retriever'in bu yolculuklar ve bu yolcular hakkinda ne düsündügünü merak ediyorum.
--biriktirmeden--
24 Mart 2016 Perşembe
Ne geregi var?
Rus ajani bazen sinirlerimi bozuyor. Bugün tren istasyona yanasirken ben de arka vagonlardan en öndekine dogru yanasmaktaydim. Yanindan gectigim koltuklarin birinde Rus ajanini gördüm. Ellerini Budist, Katolik kesisler veya Jedi sövalyeleri gibi (insanin 8-9 yasinda cocugu olunca benzetme haliyle Star Wars'tan da geliyor) montunun kollari icinden birbirine gecirmis, gözleri kapali "uyuyordu".
Az sonra trenin ilk kapisindan inerken onu görmedim, metro istasyonuna dogru yürürken de görmedim. Istasyona vardigimda peronda sanki dakikalardir oradaymis gibi bir durusla dikiliyordu yine!
Bazen tren-metro arasi yürüyüsünü görüyorum. Bir el cepte, pek sakin ve havali. Ama deri cantayi sıkıca tutan öbür elde dikkatli bakinca okunabilen bir telas var. Insan o eldeki telasi görmemis olsa tren istasyonunun üzerinde havada süzülerek metroya dogru uctugunu düsünebilir. Sadece trendeki kesis oturusunu ve metro peronundaki "ben coktan geldim, takiliyorum buralarda" durusunu görmüsse düsünebilir bunu.
Yine de bir sey farketmiyor. Yine de her gün ben ondan önceki metroya binip gidiyorum. Ister hizli yürüsün, ister havada süzülsün? Ne geregi var?
Iste bunu düsündürüp durdugu icin bana, kiziyorum.
Daha "Bayan Deri Sort"u, "Pürüzsüz"ü, "Bayan ve Golden Retriever"i, "Saat"i, "Stand insanlari"ni , "Cift"i anlatacagim. Bir türlü sira gelmiyor.
Az sonra trenin ilk kapisindan inerken onu görmedim, metro istasyonuna dogru yürürken de görmedim. Istasyona vardigimda peronda sanki dakikalardir oradaymis gibi bir durusla dikiliyordu yine!
Bazen tren-metro arasi yürüyüsünü görüyorum. Bir el cepte, pek sakin ve havali. Ama deri cantayi sıkıca tutan öbür elde dikkatli bakinca okunabilen bir telas var. Insan o eldeki telasi görmemis olsa tren istasyonunun üzerinde havada süzülerek metroya dogru uctugunu düsünebilir. Sadece trendeki kesis oturusunu ve metro peronundaki "ben coktan geldim, takiliyorum buralarda" durusunu görmüsse düsünebilir bunu.
Yine de bir sey farketmiyor. Yine de her gün ben ondan önceki metroya binip gidiyorum. Ister hizli yürüsün, ister havada süzülsün? Ne geregi var?
Iste bunu düsündürüp durdugu icin bana, kiziyorum.
Daha "Bayan Deri Sort"u, "Pürüzsüz"ü, "Bayan ve Golden Retriever"i, "Saat"i, "Stand insanlari"ni , "Cift"i anlatacagim. Bir türlü sira gelmiyor.
5 Mart 2016 Cumartesi
Rus ajani
Günlük üniformasi kot pantolon, beyaz mont. Bi de sag elinde deri bir evrak cantasi. Bir gün gazeteler metroda bir Rus ajaninin yakalandigini bildiren bir haberin kiyisinda resmini yayinlarsa hic sasmayacagim. Ya da metrodaki terörist saldiriyi "pendler"mis rolü yapan gizli bir Rus ajaninin tesadüfen engelledigine dair bir haber de olabilir. Bu türden bir haber hic cikmazsa... Iste o zaman yasamin bazen rolleri dagitirken yanlis metni yanlis ellere tutuşturdugu sonucuna varacagim. Cünkü öyle soguk, cünkü bakislari öyle yere dikili, düsüncesi baska bir yerlere kilitli, saclari öyle düz ve sari, durusu öyle militer egitim almis gibi. Rus ajani degilse yazik olacak.
Her gün ayni trenden indigimizi bir süre sonra farkettim. Metro istasyonuna nasil olup da benden bu kadar önce varabildigini bir süre cözemedim. Önceleri benim bilmedigim daha kisa bir yolu kullandigini saniyordum. Oysa hayir, benimle ayni yolu kullaniyordu. Sadece trenin ilk kapisindan cikiyor, cok hizli yürüyor ve peronlardan bosalan kalabaligin arasindan benden daha kolayca siyrilabiliyordu. Fisher King'teki metro istasyonu sahnesini animsatiyordu bu bana.
Yine de yasam daima adaletlidir. Senaryoyu yazarken onun icin daha seyrek gecen bir metroyu secmisti. Bense daha sık gecen bir baglanti trenine binebiliyordum :) Iste o yüzden o peronda Rus ajani Rus ajani dikilirken, ben sarsak pendler bir sonraki maceraya dogru coktan yola düsmüs oluyordum :)
--biriktirmeden--
Her gün ayni trenden indigimizi bir süre sonra farkettim. Metro istasyonuna nasil olup da benden bu kadar önce varabildigini bir süre cözemedim. Önceleri benim bilmedigim daha kisa bir yolu kullandigini saniyordum. Oysa hayir, benimle ayni yolu kullaniyordu. Sadece trenin ilk kapisindan cikiyor, cok hizli yürüyor ve peronlardan bosalan kalabaligin arasindan benden daha kolayca siyrilabiliyordu. Fisher King'teki metro istasyonu sahnesini animsatiyordu bu bana.
Yine de yasam daima adaletlidir. Senaryoyu yazarken onun icin daha seyrek gecen bir metroyu secmisti. Bense daha sık gecen bir baglanti trenine binebiliyordum :) Iste o yüzden o peronda Rus ajani Rus ajani dikilirken, ben sarsak pendler bir sonraki maceraya dogru coktan yola düsmüs oluyordum :)
--biriktirmeden--
14 Şubat 2016 Pazar
Trendeki Kız
Trendeki Kiz
Paula Hawkins, Ithaka Yayinlari
"Trendeki Kiz"i trende okumanin ilginc olacagini düsünmüstüm ama trene varamadan dün okuyup bitirdim :) Elimizden birakamadigimiz kismi galiba dogru :)
Rachel'in eskiden oturdugu evin Megan'larin evine cok yakin olmasini biraz fazla tesadüf gibi görmüstüm, neredeyse "Türk filmi" gibi. Hikayenin gelisimi acisindan onun bir önemi varmis, peki.
Yine de trendeki kizin hikayedeki hic kimseyi tanimadigi ve sadece "trendeki şahit" oldugu bir hikayeyi daha heyecanli bulurdum sanirim. Bu türden benzerleri var. Agatha Christie'nin Bayan Murphie'li bir hikayesi var örnegin.
Hikayenin üc kadinin agzindan anlatilmasi ilginc de, ölen kadinin agzindan anlatilmasi biraz tuhaf miydi ne? Sadece Rachel'in agzindan anlatilmasi ilginc olurdu ama teknik olarak galiba mümkün degildi. Acaba yazar kadinlarin agzindan konusmak yerine hikayeyi kendisi, ücüncü tekil sahis agzindan anlatsaydi daha mi iyiydi?
Hikayedeki banliyo kadinlarinin anne olma, kadin olma, birey olma, özgür olma, es olma, kariyer kadini olma, ev kadini olma etrafinda dönen bunalimlari, ne bileyim biraz sıkıcıydı sanki.
Sonuna kadar herkesten süphelendik. Hatta Megan'in kendisinden bile... :) Bu acidan basariliydi. En sona varmadan katili anlamistik ama olsun, o kadar olur :)
Rachel'in aslinda işsiz olan bir commuter olmasi ilginc bir detaydi. Rachel'in Scott'un meslegi ve o kücük oda hakkinda yanilmasi ic rahatlaticiydi.
Bu türün severlerine ve baska türleri okuyanlardan arada kücük bir mola vermek isteyenlere mümkünse yolculukta, özellikle trende okunmasi tavsiye olunan kitaptir :)
24 Ocak 2016 Pazar
Trene yetişmek için koşmamak
Siyah Kuğu'dan içimdeki yavaş yaşam meraklısı "pendler"e tavsiye...
Pendler: Almanya'da bir şehirde oturup bir diger sehirde calışan ve günlük olarak bu iki şehir arasinda gidip gelene verilen ad. Ingilizce Commuter karsiligi.
9 Ocak 2016 Cumartesi
Dejavu
Bazen cok kuvvetli bir dejavu yaşıyorum. 'Dejavu hissi yaşıyorum' demiyorum bak. Sabah köprünün üzerindeki durakta ayni anne anaokulu yaslarindaki ayni iki kizla tramvaya bindiginde... Kizlar bastan asagi pembe, bastan asagi cocukluk, bastan asagi nese formunda yan koltukta bittiklerinde... Tam bu sirada basimi cevirip camdan bakinca durakta tramvaydan yeni inmis görme özürlü adami farkettigimde... Elinde sopasi, son derece güvenli adimlarla nasil yürüyüp gittigini izledigimde... Zaten on dakika önce tramvaya ilk bindigim durakta yine o okul cocuguyla benden baska kimse olmadigini farkettigimde... Soföre günaydin dedigimde...Tramvaydan ayni kapidan inerek ayni islak taslarin üzerinde ayni hizla yürüdügümde... Buna dejavu hissi denmez. Bu dejavunun bizzat kendisidir.
Trenlere gelince...Sanirim trenlerde her yolculuk baska bir macera...Asla bilemezsin.
Trenlere gelince...Sanirim trenlerde her yolculuk baska bir macera...Asla bilemezsin.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)