mesel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mesel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Eylül 2016 Perşembe

Güney Çiçek Ülkesinin Gerçek Kitabı



Das wahre Buch vom südlichen Blütenland
Dshuang Dsi veya Chuang Tzu veya Zhuangzi veya öyle bi sey iste...

Bi kez okuyup bitirmelik degil. Bi kez okuyup bitirdikten sonra tekrar tekrar aradan acip okumalik.

Türkce'ye cevrilmis olabilir ama hangi isimle emin degilim. Dschuang Dsi'ye geldigi bölgenin adina istinaden 'Güney Çiçek Ülkesinin Gerçek Bilgesi' denirmiş. Bu yüzden kitabına da 'Güney Çiçek Ülkesinin Gerçek Kitabı' denegelmiş. Türkçe'ye bu veya buna benzer bir adla cevrilmis olabilir. Cok da iyi edilmis olabilir. Okunursa cok da iyi edilebilir.

Almanca'sindan ve online/epub/pdf de okurum diyen icin bitte schön.

30 Haziran 2015 Salı

Dağlar ve ağaçlar

Sevdiğim bir hikayedir, daha önce paylaşmış mıydım?:
Bilge bir gün dedi ki: 'Ruhsal gelişmenin üç seviyesi vardır: Duyusal, ruhsal ve tanrısal'
İlgilenen öğrenciler 'duyusal seviyeden ne anlaşılır?' diye sordular.
' Bu ağaçların ağaç, dağların dağ olarak görüldüğü seviyedir.'
'Peki ya ruhsal seviye?'
'O seviyede insan nesnelerin daha derinini görmeye başlar; artık ağaçlar ağaç, dağlar dağ değildir.
'Ve tanrısal seviye?'
'Ağaçların tekrar ağaca , dağların da tekrar dağa dönüşmesidir' dedi bilge hafif bir gülümsemeyle 'işte ona aydınlanma denir.'


5 Mart 2015 Perşembe

Gülistan




Gülistan
Şirazlı Sadi
Kapı Yayınları, 2015

Gülistan'i okumama bir sebep Thoreau ise, diger sebep Zülfü Livaneli'dir. Thoreau Walden'in Ekonomi adli ilk bölümünün hemen sonunda Gülistan'dan azat servi hikayesini alintilar; Zülfü Livaneli de sanirim bir kac yazisinda bahseder Gülistan'dan.

Sirazli Sadi (dogumu 1209) Mogollar döneminde yasamis, Bagdat'ta egitim görmüs, egitiminden sonra "otuz yillik bir seyahate cikarak Cin'den Misir'a, Anadolu, Suriye ve Arabistan'a kadar pek cok ülkede dolasmis ve bir dönem Haclilar'a esir düsmüs". 1256 yilinda dogum yeri Siraz'a geri dönmüs, 1257'i de Bostan'i , bir yil sonra ise Gülistan'i yazmis. Kitap bir ahlak ve adetler kitabi olarak yazilmis, kendinden sonraki dönemlerde, örnegin Osmanli medreselerinde de ders kitabi olarak okutulmus. Sadi kitaba yazdigi önsözün sonunda "Muradim ögüt vermekti verdim. Hakk'a emanet eyleyerek gittim." diyerek aciklamis amacini.

Gülistan Padisahlarin Tabiatina Dair, Dervislerin Ahlakina Dair, Kanaatin Faziletine Dair, Sükutun Faydalarina Dair, Aska ve Genclige Dair, Zayiflik ve Ihtiyarliga Dair, Terbiyenin Tesirine Dair , Sohbet Edeplerine Dair adinda 8 bölümden olusuyor. Genel olarak düzyazi formunda yazilmissa da , kisa hikayelerin sonuna kisa manzum bölümler eklemeyi de ihmal etmemis Sadi. "Gecmislerin siirlerinden ödünc yoluyla bir seyler alip sözleri"ne katmamayi tercih etmis; "Kendi hirkan eski püskü de olsa baskasindan egreti olarak aldigin giysiden iyidir" diye de aciklamis sebebini.

Aradigimi buldum mu peki Gülistan'da? Söylemesi ayiptir, pek bekledigim kadar derin degildi. Bazi konularda Sadi ile ayni fikirde degildim. Zenginler ve fakirler üzerine tartismalarinda dervise hak verdim; daha sonra kadiyi dinleyince, "eh, sen de haklisin" dedim ona da... Ama dervisle tartismalarini tam bir tarafsizlikla yazabilecek kac cagdas yazar ve düsünce insani vardir?  Iki meselde kendini kapali-acik hissettiren anti-semitik egilimden hoslanmadim ama belki de dönemin genel egilimidir. Sonucta 800 yil öncesinden bahsediyoruz, bugünün deger yargilariyla yargilamak cok kolaya kacmak olur. Belki de ben Gülistan'in derinligine inemedim.

Bunun disinda hos bölümler, hos cümleler, hos meseller vardi altini cizdigim. Bir dönemi ve bir kültürü  tanimak, anlamak icin olmazsa olmaz kitaplardan sayilir düsüncesindeyim.

Gülistan'i ve benzer klasik eserleri güncel ve anlasilir bir Türkce ile okuyucuya sunmak cabasini gönülden destekliyorum. Fakat iki ayri hikayede gecen iki sözcük beni düsündürdü: "Otel" ve "benzin". Otel ile kastedilen "han" mi idi? "Han" denseydi cagdas okuyucu da bal gibi anlardi. Atese "benzin" yerine orijinalde ne dökülüyordu, cikaramadim. Ama körükle gidilse bile benzinden iyi dururdu diye düsünmeden edemedim.

Bana "filmin en iyi kisimlarini zaten fragmanda göstermisler" dedirten güzeller güzeli azat servi hikayesini  de Walden'dan alintilayayim, eksik kalmasin :)