mülteci etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mülteci etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Aralık 2015 Cuma

Meraklısına küçük, günlük haberler

Bi sebepten eski gazetenin birini bi yere serince gelip gittikce göz atip okuyanlardan misiniz? Ben onlardanim. Iki gündür bu türden okudugum gazetede iki haber, iki detay dikkatimi cekti.
1) Burda carsi pazar Pazar günü aksam saat 10'da bile acik olmadigindan arada bir cesitli bahanelerle kücük yerlerde ticareti hareketlendirmek icin alisveris geceleri düzenleniyor. O gece aksam 7 8'den sonra da tüm sehir merkezinde dükkanlar, magazalar acik oluyor. Yakin zamanda Noel sebebiyle kücük bir sehirde de "Özellikle Kadinlar icin Alisveris Gecesi" düzenlenmis. Ilana göre yaninda kadin olmayan gidemiyormus. Damsiz girilmez yani. 
Asil bahsetmek istedigim detay bu degil. Gecede cesitli sosyal etkinlikler de olmus. Meydanda toplanan kalabalik "We are the World"u söylemisler. Mülteci basvurusu olanlarla birlikte. Ayni böyle diyor haberde. "Mülteci basvurusu olanlarla birlikte", nokta. Onlar zaten resmi statü acisindan henüz mülteci (bile) degil. Bi kere basvurdular ama bazilarinin mültecilikleri kabul edilecek mi bakalim.
Fakat bahsetmek istedigim detay o da degil. Anlasilan mültecilik (veya mültecilik basvurusu yapmislik) buralarda önümüzdeki aylarda ve yillarda her türden sosyal etkinligin insaniyetli ve erdemli yüzü olarak, bir tür PR malzemesi olarak sahneye sunulacak. Eskinin "Afrikali aclar"i misali. We are the world yani.(Temiz niyetle, arka planda sessiz sedasiz calisan insanlari bu görüsten haric tutuyorum.)
2) Genc bi Alman adam master tezini üniversiteye teslim ettikten iki gün sonra Skateboard'u ile yola cikmis. Amaci, baska bir ulasim araci kullanmadan sadece Skateboard ile Alpler'i asip Balkanlar üzerinden Istanbul'a ulasmakmis. Ulasmis da. Gazetede Bogaz'da skateboard'i ile cektigi hos bi selfie'si var. Asil yoldaki gözlemi cok ilginc. Cok para harcamamak icin yollarda mecbur kalmadikca otele gitmemis, kamp alanlarinda gecelemis. "Tuvalet vb acisindan en ilkel sartlarin hüküm sürdügü kamp alanlarinda bile eksik olmayan tek sey yüksek hizli internet baglantisiydi" diyor. Eskilerin "Ayrani yok icmeye.." dedigi durum. Temel ihtiyaclari es gecip, sürekli iletisimde, sürekli connected olmaya sevdalanmis (Maslow'un ücüncü basamagina denk geliyor yanilmiyorsam) tuhaf bi medeniyet kurmus oldugumuzu kabul etmemiz gerekiyor. Çişimi nereye yapacagimi henüz bulamadim, ama buldugumda dünyanin öbür ucuna oradan bir selfie gönderebilirim.

11 Eylül 2015 Cuma

İhtiyaç sahibi

SDZ aklima takilan soruyu sormus. der Freitag "Alman tren istasyonlarindaki aciklamasi güc Euphorie"den bahsetmis. Yerel gazete mülteci cocuklarina bisküvi ve pelüs hayvan armagan etmek icin spontan olarak gecici konaklama merkezlerinin kapisina dayanan sehirdaslarimdan bahsediyor. Bu cocuklarin artik bir noktadan sonra o bisküvi ve pelüs hayvanlari sirf verenler mutlu olsun diye almaya basladigini hissediyorum. 

Cagdas insanin caresizligini bi kez daha anladim. Her cagin insaninin bir caresizligi var, bu da bizimki. Televizyon, gazete, internet, sosyal medya. Yolda aylak aylak yürürken telefondan sokaga Nuh tufani gibi tasan haberler. Cogunlukla felaket, savas ve terörizm haberleri. Tüm detaylariyla. Sahilde uyurmus gibi yatan cocuk dahil. Bütün bunlari görmek, herseyden haberi olmak ve hic bir sey yapamamak. Hicbir sey yapamamak. Iste bizim caresizligimiz. Temsili demokrasi adinda kitaplardan okundugunda kulaga harika gelen bir sey icat ettik. Iktidarimizi temsilcilere teslim ettik. Bilgi cagi diye harika bir caga gözü kapali daldik. "Kararlari sen ver, herseyi ben bileyim" dedik. Sonunda bizi temsil edenlerin yaptiklarini sürekli izlemek zorunda birakildigimiz bir lanete ugradik. Kacis yok, basini cevirmek mümkün degil. Bütün olup bitenlerse, degistirmek veya düzeltmek icin elimizin kolumuzun ulasamayacagi kadar uzakta. 

Iste o yüzden felaketi yasayanlar yasadigimiz kentin tren istasyonunda belirince mutluluktan ne yapacagimizi bilemiyoruz. Simdi artik bir seyler yapabiliriz. Simdi artik oradan oraya kosturabiliriz. Simdi artik yataga "değdi" dedirten tatli bir yorgunlukla girebiliriz. Simdi artik yasadigi toplumun gidisatinda söz sahibi ve dilediginde her bilgiye erisebilir bireyler olarak demokrasi ve bilgi caginin tadini cikarabiliriz. Simdi artik lanet perdesini biraz araladigimiz hissine kapilabiliriz. Simdi artik insan oldugumuzu yeniden hissedebiliriz. Simdi.     

Kimin kime ihtiyaci var?

10 Eylül 2015 Perşembe

Gördüm.

"If you want, you can come with us"

diyen kadin.

Seni gördüm.

"I'm not really this kind of person" diyen adam.

Seni gördüm.

"The good man".

Seni tam göremedim. Ama yüregini gördüm.

"To be or not to be. This is the question. We will BE" diyen adam.

Seni gördüm.

"No tickets! Go, go GO!"

diyen kadin.

Seni gördüm.

"There is no difference between us. So don't be afraid of us, we are human just like you"

diyen adam.

Seni gördüm.


Bazen...
Insan bazen Homo Sapiens'ten yana süpheye düsüyor. Mensubu olmaktan üzüntü duyuyor. Yeni bir insansi kesfedilmis. Insan bazen kendine "milyonlarca yillik bütün bu yolculuk ne icindi?" diye soruyor. Umut tazelediginiz icin tesekkürler.

3 Eylül 2015 Perşembe

Tünaydin sevgili günlük...

Ögle sonrasindan bildiriyorum...
Sabah bir grup CD'yi ayiklayip attim. Cok vaktimi aldilar. Evdeki bekleyip duran bütün tohumlari da bi ara dünyaya sacmaya karar verdim. Aman be, bi milyon potansiyel onlar, beni mi bekleyecekler?

Hava hala kapali...

Ögle yemegine tavada pizza yaptim. Televizyondaki bi Italyan oyuncudan ögrendim tavada pizza yapmayi, cok seviyorum.  Oglanla karsilikli oturmus yerken sükretsem mi, yoksa sükrettigime utansam mi bilemedim. Dünya ahvalinden konustuk,  'Iyi de bu aptal savasi kim baslatmisti ki?" diye sordu. Adem'in ogullarindan biriydi ama hangisiydi, onu da bilemedim.

Bana iyi gelen seyler kontenjanindan burayi biraz senlendirmeye karar verdim. Sonra bak tekrar ciddilesecegim, uyarmadi deme.

Bunlar bazilari yapmayi mutlaka deneyecegim, bazilari coktan denedigim, bazilarini yine deneyecegim, bazilari da acaba denesem yapabilir miyim dedigim bi takim seyler...

Bazilarindan birden cok fotograf var, biliyorum. Iyi seylerin fazlasi göz cikarmaz.
































Örmek, dikmek, dokumak derken sen beni saka mi yapiyor sanmistin sevgili günlük?
Burdan bakinca sanki yasamak güzel, di mi sevgili günlük?

Bir yandan sosyal medyada seyirdeyim tabii ki sevgili günlük. Suriyeli mülteciler minvalinde Dünya Hayali'nin FB'da yazdiklarindan, Avrupali'dan nefret ettigini beyan eden ortalama Türk sosyal medya kullanicisina, Dünya Hayali'nin adindan (ki gayet güzel bence, anlayana) ve tüm göcmenlerden nefret ettigini beyan eden ortalama Alman milliyetcisinden ortalama gazetelerin yazdiklarina kadar bir cok seyi "seyreyliyorum". Aklima su söz geliyor: "Paul'un Peter hakkinda söyledikleri, Peter'den cok Paul hakkinda bir fikir verir bize". Peter'den cok Paul'u izliyorum sevgili günlük.  Paul bazen ne kadar da güzel, bazen de ne kadar cirkin sevgili günlük. Güzel deyince cirkini yaratan ben miydim sevgili günlük?  Ya bu yukaridaki güzellikleri ne yapacagiz sevgili günlük?