kutu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kutu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
2 Ekim 2016 Pazar
1 Ekim 2016 Cumartesi
Öyleyse renkti...
Amaan beee! Yilin belki de son günesli haftasonu diye bu da ne kosusturmacaydi! Perde yikamalardi, cam silmelerdi. Fakat Hindiba da pek cabuk yorulan bir nazenindi. Arada mola gerekti. Su ayakkabi kutularini oyuncak kutusu olarak kullanmak da iyi fikirdi de böyle karton karton biraz sıkıcı değil miydi? Amaan beee! Öyleyse renkti!
12 Kasım 2015 Perşembe
Kutu kutu pense
24 kücük neselik ve onlara 24 paket procesinde....
Varan 1:
Kendisi yapti.
Varan 2:
Ben ördüm :)
Varan 3:
Eski bir kesekagidini yazin yaptigimiz ip baskisiyla birlestirdim :)
Bu türden baski calismasi yaptigimiz kagitlardan daha o sira agac, kus, kalp vb sekillerini kesmistim. Cok pratik oldu zarfi hazirlamak :)
Varan 4:
Kutuyu renkli kare kagitlardan katladim, kalp ve yildiz dedigim gibi, yaz calismalarindan...
Varan 5:
Daha önce yapmistim bunu. Icine "Schnitzeljagd" usulü bir bilmece sakladim. Bilmeceyi cözünce armagana ulasacak :)
Varan 6:
Bu da gecmiste bir tangrami kitabinda görüp yaptigimiz bir süs. Icine bir bilmece sakladim yine :)
Varan 7:
Bu karti da yazin yaptigimiz püskürtme islerden devsirdim :)
Onun cikartmalarindan caldim üzerini biraz daha da hareketlendirmek icin. Umarim görünce kizmaz :)
Varan 8:
Bunu burada postanelerde satilan dogal paket iplerinden ördüm. Ama saglam bir tig gerektiriyor. Önce kutu gibi bir sey tasarlamistim. Sonra baktim kus yuvaina benzer bir sey cikti. Daha da sonra onu icine altindan inciler yerlestirerek istiridye/midye yapiverdim ben . Agzini da ördüm fotograftan sonra :)
Varan 9:
Icinde de beyaz, yesil, kirmizi cizgili bir sey var. Konsept uydu :)
Varan 10:
Bunu görünce icinde ne oldugunu tahmin edecek büyük olasilikla. Olsun....
Geriye kalmis 14. Hadi bakalim...
Iclerine yerlestirecek minik armaganlar bulmak da zorluyor ama daha zaman var, herhalde yetisir :)
8 Eylül 2015 Salı
Merhaba
Yeni gelen mevsim merhaba...
Eskiden legolara kutuyken kapaginin son hali cok hosuma gittigi icin el koydugum ayakkabi kutusu merhaba....
Bugün okudugum ve karanlik üzerine düsündüren satirlar merhaba...
Sonbahari karsilayan nehir kenari, kiyidaki kayalar, kayalardaki catlaklar, catlaklarda biten otlar merhaba...
Sana da merhaba hindiba :)
7 Eylül 2015 Pazartesi
Alttan alıyorum, üstten alıyorum
Bi alttan aliyorum, bi üstten aliyorum. Bi alttan aliyorum, bi üstten aliyorum. Kagit demiyorum, kumas demiyorum, rafya demiyorum, hepsini katip katistiriyorum. Kirmizi demiyorum, mavi demiyorum, sari demiyorum, hepsini katip katistiriyorum. Bi tek ilk satirda yapistirdim, bi alttan bi üstten gectikleri icin öyle saglam oluyorlar ki, artik onlari hicbir sey kolay kolay ayiramaz saniyorum. Sonunda ortaya iyi bir sey cikacagini saniyorum.
4 Eylül 2015 Cuma
Büyüdü de ise bile yariyor...
Neredeyse bi isim takacagim buna da...
Bugün oglanin odasinda mesguldüm.
Onu da dahil ederek legoları sıkı bir düzene sokmak tüm ögleden öncemi aldi.
Aci hakikat; Evet, bazi setleri tekrar yapamayacagimiz kadar kayip parca var...
Bunlari bir yerden tedarik etmenin yolunu arastirmaliyim simdi... Ya da iki set birbirini tamamlayip en azindan birbirini kurtarir mi diye bakmali. Lego son yüzyilin en "parents-unfriendly" icadi bence.
2 Eylül 2015 Çarşamba
Önceki gün...
Bir saat önce cati katina astigim gömlekleri coktan kurutmus olan yaz, sen ne güzelsin.
Ben büyük perdeleri yikayip kurutuncaya kadar da burada kalir, beni bekler misin?
demistim.
Olmadi, dün yagmur yagdi.
Ben de perde yikamayi erteledim, yagmuru seyrettim. Camdan degil, oturdugum yerden, icimde...
"Bana iyi gelen seyler" kontenjanindan Tao Te Ching okudum. Su satirlar örnegin ne güzel:
"Camurun dibe cöküp suyun temizlenmesini bekleyebilecek sabriniz var mi?
Dogru eylem kendiliginden ortaya cikana kadar hareketsiz kalabilir misiniz?"
Sunu okumak da gülümsetti beni, Lao Tzu 2500 yil öteden bana sesleniyor :)
"Varlıkların hengamesini izleyin,
ama dönüşlerini tefekkür edin."
Ben de öyle yaptim zaten. Dün epey bir dönüs tefekkür ettim. Yok, saka yapiyorum. Bu dönüsle, o dönüsün farkinin farkindayim elbet. Dün bütün gün büyük kutuda taban karesini ördükten sonra yukari dogru kivrilip yükselmenin nasil olacagini deneyip durdum. Bütün gün tekrar tekrar söküp ördüm, sonunda köseyi dönüp, yukari dogru yükselmeyi basardim :) Ama iste tam bu sirada ipim bitti. Sen su kösede dur azicik büyük kutu.
Ayrica dün mutfakta calistim biraz. Ortaya cikmasi gerekenleri ortaya cikardim, kenara kaldirilmasi gerekenleri kenara kaldirdim. Bitmesi gerekenlerin bitisini planladim. Vazgecilesi seylerden vazgectim.
Haa bir de, bazi eski notlari temizleyip ayikladim. Oradan okunacak kitaplar listesine pek cok aday adayi cikti.
Bir saat önce cati katina astigim gömlekleri coktan kurutmus olan yaz, sen ne güzelsin.
Ben büyük perdeleri yikayip kurutuncaya kadar da burada kalir, beni bekler misin?
demistim.
Olmadi, dün yagmur yagdi.
Ben de perde yikamayi erteledim, yagmuru seyrettim. Camdan degil, oturdugum yerden, icimde...
"Bana iyi gelen seyler" kontenjanindan Tao Te Ching okudum. Su satirlar örnegin ne güzel:
"Camurun dibe cöküp suyun temizlenmesini bekleyebilecek sabriniz var mi?
Dogru eylem kendiliginden ortaya cikana kadar hareketsiz kalabilir misiniz?"
Sunu okumak da gülümsetti beni, Lao Tzu 2500 yil öteden bana sesleniyor :)
"Varlıkların hengamesini izleyin,
ama dönüşlerini tefekkür edin."
Ben de öyle yaptim zaten. Dün epey bir dönüs tefekkür ettim. Yok, saka yapiyorum. Bu dönüsle, o dönüsün farkinin farkindayim elbet. Dün bütün gün büyük kutuda taban karesini ördükten sonra yukari dogru kivrilip yükselmenin nasil olacagini deneyip durdum. Bütün gün tekrar tekrar söküp ördüm, sonunda köseyi dönüp, yukari dogru yükselmeyi basardim :) Ama iste tam bu sirada ipim bitti. Sen su kösede dur azicik büyük kutu.
Ayrica dün mutfakta calistim biraz. Ortaya cikmasi gerekenleri ortaya cikardim, kenara kaldirilmasi gerekenleri kenara kaldirdim. Bitmesi gerekenlerin bitisini planladim. Vazgecilesi seylerden vazgectim.
Haa bir de, bazi eski notlari temizleyip ayikladim. Oradan okunacak kitaplar listesine pek cok aday adayi cikti.
31 Ağustos 2015 Pazartesi
Ivır zıvır kutusu
Böyle bi kutu ördüm.
Kare kafanin biriyim ben :) Kare bir kutum olsun istiyordum. O yüzden tabanini özellikle kare örüp, sonra da yükselttim. Ilk fotograftaki kadar da kalabilirdi, o zaman da bir canak olurdu :)
Ama masanin üzerinde biriken ivir ziviri toplasin istiyordum ben. O yüzden daha yüksek yaptim. Yükseltince kare olmadi tabii :) Kare kendi kafasina göre takildi :)
Evdeki her masanin, her kücük sehpanin üzerine bir tane örüp koysam, sonra belli zamanlarda elime alip onlarla evin icinde dolassam, iclerindeki ivir ziviri asil yerlerine yerlestirsem diyorum...
O yüzden daha büyük bi tanesine daha basladim :D
Sonbahar procesi acisindan:
+ Askla ürettim.
+ Renklerle, yünle, dokularla hasir nesirdim.
+ Döngüler üzerine düsündüm.
+ Renklerin bir araya gelince ayri ayriyken olduklarindan farkli tonlara dönüsmesini izlemek ilgincti.
+ Organize etmek, derlemek , toplamak üzerine bana özgü bir arac gelistirdim sanirim :)
+ Bakip bakip mutlu oluyorum, örmeyi yeniden animsadigim icin sükrediyorum :) Sandalyeden ziplayabilenler icin de :)
25 Ağustos 2015 Salı
Önce peynir vardi...
Önce peynir vardi.
Feta.. Yunan...
Sonra peynir... yoktu.
Yok oldu birden...
Nasil oldu bilmiyorum.
Kutu bana , ben kutuya bakiyorduk.
Ben "bu kutudan iyi bir seyler cikar" diyordum.
Kutu bana "mavi bi seyler olmali, beyaz bi seyer olmali, Akdeniz bi seyler olmali" diyordu.
Ben aslinda toprak tonlarinin etrafinda dolasiyordum. Aborijin takiliyordum, cünkü en iyi onu yapabiliyordum :)
Ama kutu hakliydi. Toprak rengi olmazdi. Mavi gerekti, beyaz gerekti, deniz gerekti, turkuaz, bulut, balik, gece mavisi, gök mavisi. Ne bileyim iste, öyle bi seyler gerekti.
Kafaya biraz serinlik gerekti, ellere biraz mavilesmek gerekti...
Sulu boya olmazdi, galiba biraz akrilik boya gerekti. Biraz koyu, biraz kobalt mavi gerekti, hi hi , evet biraz da beyaz. Turkuaz icin koyu maviyle beyazi karistirmak gerekti. "Sen baskasin, benden uzak ol" diyen saskinin tekiydi, yeni renkler icin hep ötekine dogru bir adim atmak, eger cesaretin varsa baska renklerde kaybolmak gerekti.
Sonrasi da böyle iste...
Dünya bir an icin güzel bi dünyaydi, mavi bir dünyaydi, parlak ve temiz ve dünyaydi, cicek bir dünyaydi.
Dünya hatalara acik, hatalari kaldirir bir dünyaydi. Ne bileyim, hatalara ragmen güzel bir dünyaydi. Kutu icini acinca ne cikacagi belli olmayan bi kutuydu. Pandora'nin kutusu muydu? Kimbilir. Sanmiyorum. Hakkinda böyle iyi hisler tasidigim bir kutuydu.
Kutu gerci herseye acik bir kutuydu. Aborijin sanatini mavi Akdeniz tonlarinda tasiyan, bir Türk'ün elinden cikma, Almanya'da yasayan bir kutu olabilirdi olmasina, ama sanirim herseye ragmen özüne bagli, hikayesi bilinir olmak isteyen bir kutuydu. Kenarlari güzel olsun diye yapistirdigim boyaci bantini sökerken isin sonunda, bir kisim boyanin da sökülmesi, hem de tam o kisimda, baska nasil aciklanabilirdi?
Ben kutu sözü dinler biriyim. Kutunun sözünü dinledim, aynen öyle biraktim, düzeltmedim.
Iste bugün de böyle bir gün, dünya da böyle bir dünya, masal da böyle bir masaldi...
Cicek de böyle bi cicek, mavi de böyle bi maviydi.
Acaba senle ben, ikimiz de, böyle cicek, böyle mavi olabilir miydik?
Olabilirdik.
En azindan deneyebilirdik sanirim.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)