halil cibran etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
halil cibran etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
27 Temmuz 2015 Pazartesi
Kalbin Sirlari
Abgründe des Herzens, Halil Cibran'in Kalbin Sirlari ( Secrets of the Hearth) adli kitabindan secme hikayelerden olusuyor. 1983, Walter Verlag basimi. 7 hikaye var icinde.
Kölelik'i büyük ölcüde paylastim. Seytan, yolda ölmek üzere olan seytanla karsilasan peder Samaan'in trajikomik öyküsü. Deli Johannes, Seytan'in devami gibi okunabilir, cok evrensel bir hikaye, gerci Johannes'i delirtemiyorlar, deli yaftasi yapistirdiklariyla kaliyorlar ama esliginde "Beni Siz Delirttiniz" de dinlenebilir. Hirsli Menekse, insanin öyküsü sanirim. Örtünün Altinda icin de bir baska acidan ayni seyi diyebiliriz. Zehirli Bal bir Agatha Christie romani da olabilirdi. Bayram Aksami anlayana bogazda bi yumruk.
Kalbin Sirlari Türkce'ye de cevrilmis. Ingilizce tam metni artik telif haklari korumasindan ciktigi icin internetten erisilebilir. Okumak icin bir engel yok, okuyun hanimlar beyler...
25 Temmuz 2015 Cumartesi
Kölelik üzerine
Halil Cibran'in Secret of the Hearts / Kalbin Sirlari adli kitabindan Kölelik adli yazinin büyük bir kismi... Orasini mi not alayim, burasini mi not alayim derken, bir baktim ki epey bir paragraf, dur, cevirip bloga not alivereyim dedim kendime... Ingilizcesinden tam metni , okumak isteyenler icin örnegin burada...
KÖLELİK
Insanlar yasamin kölesidir. Kölelik günlerini sefalet ve izdirapla doldurur, gecelerini aci ve gözyasiyla.
Ilk dogdugum günden bu yana yedi bin yil gecti. O günden beri kölelerin yasamlarini gözlüyorum, agir zincilerini nasil sürükleyerek tasidiklarini.
Isik ve gölge icinden gecerek Dogu'da ve Bati'da gezindim. Medeniyletlerin kalabaliklarini, nasil isiktan karanliga dogru hareket ettiklerini gördüm ve hepsi köleligin boyundurugunda egilmis, asagilanmis ruhlar tarafindan cehenneme sürükleniyordu. Güclüler kelepcelenmis ve zorlanmis, inanclilar dizleri üzerinde putlarina ibadet halinde. Insanlari Babil'den Kahire'ye, Ain Dur'dan Bagdat'a takip ettim, her yerde kumlarda zincirlerinin biraktigi izler dikkatimi cekti. Gelgec zamanin hüzünlü yankisini kesintisiz olarak kirlarda ve vadilerde duydum.
Tapinaklari ve kurban yerlerini ziyaret ettim, saraylara girdim ve tahtlarin önünde oturdum. Ciragin nasil zanaatkara kölelik hizmeti verdigini gördüm; zanaatkarin isverene, isverenin askere, askerin prense, prensin krala, kralin din adamina, ve din adaminin idolüne/putuna. Put seytan tarafindan balciktan yapilmisti ve bir tepenin basina dikilmisti.
Zengin evlerine girdim ve yoksul kulübelerine konuk oldum. Analarinin gögsünden köleligin sütünü icen kücük cocuklar buldum ve alfabeyle beraber köleligi ögrenen daha büyüklerini.
Kizlar kisitlama ve direncsizlik elbisesi giyerler, kadinlar gözyaslari icinde itaatin ve yerine getirilecek yükümlülüklerin dösegine geri cekilirler.
Ganj'in kiyilarindan, Firat'inkilere, Nil'in agzindan Asur düzlüklerine yüzyillara eslik ettim. Atina'nin savas alanlarindan, Roma'nin kiliselerine, Konstantinopel'in yoksul mahallelerinden, Iskenderiye'nin saraylarina... Ve köleligin hepsinin üzerinde zafer dolu ve hasmetli bir cehalet resmi gecidiyle nasil sürüklendigini gördüm. Insanlarin genc erkekleri ve kizlari bir putun ayaklarinda nasil kurban ettiklerini gördüm ve ona "Tanri" dediler. Sarap ve parfüm serptiler heykelin ayaklarina ve ona "Kralice" dediler. Putun resmi önünde tütsü yaktilar, ve ona "Peygamber" dediler. Putun önünde diz cökerek ibadet ettiler ve ona "Kanun" dediler. Idolleri icin savastilar ve öldüler ve ona "anavatan sevgisi" dediler. Kendilerini putun iradesine teslim ettiler ve ona "Tanri'nin yeryüzündeki gölgesi" dediler. Evler ve temeller yikildi ve buna "Kardeslik" adini verdiler. Idolleri icin mücadele ettiler, caldilar ve calistilar ve ona "Basari ve Mutluluk" adini verdiler. Idollerinin ugruna öldürdüler, ve buna "Sonsuzluk" dediler.
Putun bir cok adi vardir ama gercekligi tektir. Pek cok degisik görünümü vardir ama hammaddesi tektir. Gercekte o bir nesilden digerine miras birakilan sürekli bir eziyettir.
Sagir köleligi buldum, kalp ve ruhu boguyordu ve insanlari bir sesin bos yankisina indirgiyordu ve bir bedenin acikli gölgesine ceviriyordu.
Aksak köleligi buldum, insanlarin boyunlarini zorbalarin egemenligi altinda egiyordu, güclü bedenleri ve zayif ruhlari güclerinin araci olsun diye acgözlülügun ogullarina teslim ediyordu.
Cirkin köleligi buldum, bir cocugun zihniyle genis semadan inen... Sıkıntıyla cehaletin, asagilanmayla umutsuzlugun birlikte oturdugu sefalet dolu bir evde. Cocuklar sefil birer insan olmaya büyürler, suclular olarak yasarlar ve reddedilen hor görülen yaratiklar olarak ölürler.
Sanat dolu köleligi buldum, seylere baska isimler veren... Kurnazliga anlamak, bosluga bilmek, zayifliga hassaslik ve korkakliga siddetli geri cevirme adini takar.
Tersine cevrilmis köleligi gördüm, zayiflarin dillerini hissettiklerinden baska türlü konusacaklari sekilde korku icinde kipirdatir. Kaderleri üzerine düsünürmüs gibi yaparlar ama bir cocugun bile katlayip asabilecegi bir cuval kadar bosturlar.
Egrilmis köleligi buldum, bir halki baska bir halkin adet ve yasalarinin altinda boyun egdirir ve egrilme her gecen gün daha fazladir.
Bitmez tükenmez köleligi buldum, suclularin masum ogullarini utanc ve rezillik ile yaftalayan.
Kölelik üzerine her kafa yoran iki gücün öne ciktigini görecektir: Süreklilik ve bulasma tehlikesi
...
KÖLELİK
Insanlar yasamin kölesidir. Kölelik günlerini sefalet ve izdirapla doldurur, gecelerini aci ve gözyasiyla.
Ilk dogdugum günden bu yana yedi bin yil gecti. O günden beri kölelerin yasamlarini gözlüyorum, agir zincilerini nasil sürükleyerek tasidiklarini.
Isik ve gölge icinden gecerek Dogu'da ve Bati'da gezindim. Medeniyletlerin kalabaliklarini, nasil isiktan karanliga dogru hareket ettiklerini gördüm ve hepsi köleligin boyundurugunda egilmis, asagilanmis ruhlar tarafindan cehenneme sürükleniyordu. Güclüler kelepcelenmis ve zorlanmis, inanclilar dizleri üzerinde putlarina ibadet halinde. Insanlari Babil'den Kahire'ye, Ain Dur'dan Bagdat'a takip ettim, her yerde kumlarda zincirlerinin biraktigi izler dikkatimi cekti. Gelgec zamanin hüzünlü yankisini kesintisiz olarak kirlarda ve vadilerde duydum.
Tapinaklari ve kurban yerlerini ziyaret ettim, saraylara girdim ve tahtlarin önünde oturdum. Ciragin nasil zanaatkara kölelik hizmeti verdigini gördüm; zanaatkarin isverene, isverenin askere, askerin prense, prensin krala, kralin din adamina, ve din adaminin idolüne/putuna. Put seytan tarafindan balciktan yapilmisti ve bir tepenin basina dikilmisti.
Zengin evlerine girdim ve yoksul kulübelerine konuk oldum. Analarinin gögsünden köleligin sütünü icen kücük cocuklar buldum ve alfabeyle beraber köleligi ögrenen daha büyüklerini.
Kizlar kisitlama ve direncsizlik elbisesi giyerler, kadinlar gözyaslari icinde itaatin ve yerine getirilecek yükümlülüklerin dösegine geri cekilirler.
Ganj'in kiyilarindan, Firat'inkilere, Nil'in agzindan Asur düzlüklerine yüzyillara eslik ettim. Atina'nin savas alanlarindan, Roma'nin kiliselerine, Konstantinopel'in yoksul mahallelerinden, Iskenderiye'nin saraylarina... Ve köleligin hepsinin üzerinde zafer dolu ve hasmetli bir cehalet resmi gecidiyle nasil sürüklendigini gördüm. Insanlarin genc erkekleri ve kizlari bir putun ayaklarinda nasil kurban ettiklerini gördüm ve ona "Tanri" dediler. Sarap ve parfüm serptiler heykelin ayaklarina ve ona "Kralice" dediler. Putun resmi önünde tütsü yaktilar, ve ona "Peygamber" dediler. Putun önünde diz cökerek ibadet ettiler ve ona "Kanun" dediler. Idolleri icin savastilar ve öldüler ve ona "anavatan sevgisi" dediler. Kendilerini putun iradesine teslim ettiler ve ona "Tanri'nin yeryüzündeki gölgesi" dediler. Evler ve temeller yikildi ve buna "Kardeslik" adini verdiler. Idolleri icin mücadele ettiler, caldilar ve calistilar ve ona "Basari ve Mutluluk" adini verdiler. Idollerinin ugruna öldürdüler, ve buna "Sonsuzluk" dediler.
Putun bir cok adi vardir ama gercekligi tektir. Pek cok degisik görünümü vardir ama hammaddesi tektir. Gercekte o bir nesilden digerine miras birakilan sürekli bir eziyettir.
*
Kör köleligi buldum, insanlarin bugününü gecmislerine dügümlüyordu ve onlari geleneklere ve adetlere teslim olmaya zorluyordu ve böylece eski ruhlari yeni bedenlerde yasatiyordu.
Dilsiz köleligi buldum, bir adamin yasamini ondan nefret eden bir kadininkine bagliyordu ve bir kadinin bedenini nefret edilen bir adamin yatagina uzatiyordu ve böylece iki ruhu da yok ediyordu.
Sagir köleligi buldum, kalp ve ruhu boguyordu ve insanlari bir sesin bos yankisina indirgiyordu ve bir bedenin acikli gölgesine ceviriyordu.
Aksak köleligi buldum, insanlarin boyunlarini zorbalarin egemenligi altinda egiyordu, güclü bedenleri ve zayif ruhlari güclerinin araci olsun diye acgözlülügun ogullarina teslim ediyordu.
Cirkin köleligi buldum, bir cocugun zihniyle genis semadan inen... Sıkıntıyla cehaletin, asagilanmayla umutsuzlugun birlikte oturdugu sefalet dolu bir evde. Cocuklar sefil birer insan olmaya büyürler, suclular olarak yasarlar ve reddedilen hor görülen yaratiklar olarak ölürler.
Sanat dolu köleligi buldum, seylere baska isimler veren... Kurnazliga anlamak, bosluga bilmek, zayifliga hassaslik ve korkakliga siddetli geri cevirme adini takar.
Tersine cevrilmis köleligi gördüm, zayiflarin dillerini hissettiklerinden baska türlü konusacaklari sekilde korku icinde kipirdatir. Kaderleri üzerine düsünürmüs gibi yaparlar ama bir cocugun bile katlayip asabilecegi bir cuval kadar bosturlar.
Egrilmis köleligi buldum, bir halki baska bir halkin adet ve yasalarinin altinda boyun egdirir ve egrilme her gecen gün daha fazladir.
Bitmez tükenmez köleligi buldum, suclularin masum ogullarini utanc ve rezillik ile yaftalayan.
Kölelik üzerine her kafa yoran iki gücün öne ciktigini görecektir: Süreklilik ve bulasma tehlikesi
...
24 Temmuz 2015 Cuma
İnsanoglu İsa
Insanoglu Isa / Jesus Menschensohn
Halil Cibran
2003, Patmos Verlag
Isa'nin hikayesi. Alt baslikta söylendigi gibi "sözleri ve isleri, onu taniyan insanlarin anlattiklarina göre".
Onu taniyan insanlar?
Havariler -Judas dahil-, annesi, annesinin komsulari, Iranli bir filozof, Yunanli bir eczaci, Maria Magdalena, zengin bi adam, evinin kapilarini ve bir penceresini Isa'ya yaptirmis zengin bir Levi'li, tesadüfen tapinaga ugramis bi adam, Pontius Pilatus ve onun karisi, yüksek hahamlar, 19 yüzyil sonra yasamis Lübnanli bi adam... Herkes kendi dünyasindan bakarak anlatiyor Isa'yi. Herkes baska bir adam, baska bir kisilik, baska bir dünya görüyor onda. Belki de herkes kendisini görüyor.
Güzel kitap. Tarzina abartili olur diye radikal demeyeceksek, öyleyse farkli ve cesur diyelim. Dili yumusak, siirli, tipik Cibran. Isa veya Halil Cibran'la ilgilenenler icin zaten okunmasi gerekenlerden. Öncesinde bir Yeni Ahit okumasi anlasilmasini kolaylastirir mi kolaylastirir. veya tersi, bunu okumak, onu okumaya bir giris olabilir.
7 Mayıs 2015 Perşembe
Tutumsuz Japon Kirazi
Bir kac gün önce kaldirimda Japon kirazinin sactigi tac yapraklarindan olusan konfeti yiginini gördügümde bi sey düsünmüstüm, bi sey düsünmüstüm ben. Ne düsünmüstüm tam? Biz bosa harcamayalim diye kili kirk yararcasina özen gösterirken doga ananin böyle saci sacivermesi cok absürd gelmisti. Nasil anlatacagimi bilememistim. Bosuna caba.... Halil Cibran anlativermis zaten...Kum ve Köpük'ten:
3 Nisan 2015 Cuma
Kırık Kanatlar
Halil Cibran'ın Kırık Kanatlar'ını bitirdim. Öncekilerden farklı bir kitap. Kısa cümlelerden veya mesellerden oluşmuyor, başlı başına bir hikaye. Bir çok soru bıraktı ben de...
Hikaye otobiyografik mi? Gerçek mi? Olabilir mi?
'Pek romantik bir aşk öyküsü' deyip geçecek miyiz?
'Artık böyle aşklar yok ki!' mi diyeceğiz?
Yasemin kokulu Beyrut akşamlarını nereye koyacağız?
Doğu toplumlarında kadına yönelik tutum eleştirisini nereye sığdıracağız?
Dini çıkarına alet eden din adamıyla, çıkarcı yeğeni klişesinin başka şekilde karşımıza çıkışının yarattığı ters köşe etkisini ne halt edeceğiz?
Selma'nın babasının ölürken söylediklerini okuyup geçebilecek miyiz?
...
gibi gibi.
Almancasından okudum, Türkçe'de de bir çok basımı var sanırım. Anlaşılan Halil Cibran kitapları telif hakkı korumasından çıkmış, basan basana. En son Dost kitabevi'nde Mezcup'u alırken de bir kaç yayınevinden birden çıktığını farketmiştim. İyi çeviri bulmak önemli..
'Pek romantik bir aşk öyküsü' deyip geçecek miyiz?
'Artık böyle aşklar yok ki!' mi diyeceğiz?
Yasemin kokulu Beyrut akşamlarını nereye koyacağız?
Doğu toplumlarında kadına yönelik tutum eleştirisini nereye sığdıracağız?
Dini çıkarına alet eden din adamıyla, çıkarcı yeğeni klişesinin başka şekilde karşımıza çıkışının yarattığı ters köşe etkisini ne halt edeceğiz?
Selma'nın babasının ölürken söylediklerini okuyup geçebilecek miyiz?
...
gibi gibi.
Almancasından okudum, Türkçe'de de bir çok basımı var sanırım. Anlaşılan Halil Cibran kitapları telif hakkı korumasından çıkmış, basan basana. En son Dost kitabevi'nde Mezcup'u alırken de bir kaç yayınevinden birden çıktığını farketmiştim. İyi çeviri bulmak önemli..
20 Mart 2015 Cuma
Gezgin
Der Wanderer
yani
Gezgin
Bu seferki Halil Cibran kitabi bi kac numara büyük geldi.
Mesellerin özüne pek bi dokunamadim.
Ölmezsem on sene sonra bi daha okusam diyorum...
belki o zaman anlarim.
Giris meselinin son paragrafi icin bile okuduguma degdi ama:
"Ve üc günün sonunda bizi birakip gittiginde, bu konugun bizi hic terketmedigini hissettik. Daha cok sanki aramizdan biri disarida bahcedeymis de, henüz iceri girmemis gibiydi. "
Okuyunca biraz agladigimi itiraf ediyorum.
24 Şubat 2015 Salı
Kum ve Köpük ile Meczup - Sözler ile Meseller
Hem hafif, hem derin...
Hem bir kac saatte biter, hem döne döne bi ömür boyu okunur ...
25 Ocak 2015 Pazar
Çirkin
...
Hizli adimlarla aralarindan ayrildi ve tekrar bahceye döndü. Ama Sarkis, cogunlukla süpheler icinde olan, dedi ki:
"Peki ya cirkinlik Usta? Hic bir zaman cirkinlikten konusmuyorsun."
Hizli adimlarla aralarindan ayrildi ve tekrar bahceye döndü. Ama Sarkis, cogunlukla süpheler icinde olan, dedi ki:
"Peki ya cirkinlik Usta? Hic bir zaman cirkinlikten konusmuyorsun."
Ve Almustafa ona yanit verdi ve sözcükleri kirbac gibiydi:
"Arkadasim, evine gelen ama kapini calmayan biri senin konuksever olmadigini söyleyebilir mi?
Ve anlamadigin yabanci bir dille konusan kisi sagir oldugunu ve kendisini dikkate almadigini iddia edebilir mi?
Ve anlamadigin yabanci bir dille konusan kisi sagir oldugunu ve kendisini dikkate almadigini iddia edebilir mi?
Cirkin saydigin sey, erismek icin hic caba harcamadigin ve gercek anlamini anlamayi hic dilemedigin sey degil midir?
Cirkin bir sey varsa gözümüzdeki capak, kulaklarimizi tikayan kirdir.
Kendi anilari karsisinda ruhun duydugu korku disinda, arkadasim, hicbir seye cirkin deme. "
Cirkin bir sey varsa gözümüzdeki capak, kulaklarimizi tikayan kirdir.
Kendi anilari karsisinda ruhun duydugu korku disinda, arkadasim, hicbir seye cirkin deme. "
"Ermisin Bahcesi"nden, Halil Cibran
FB - 26.04.2014
24 Kasım 2014 Pazartesi
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)