Bu iki sözcügü de o siralar (2017 basi) okudugum ??? Soru Isareti kitaplarindan not etmisim.
Ikinci sözcük Victor Hugenay'in sirrinin konu edildigi bölümdendi kesin, birinci de bir bilgisayar oyunu ve onu gelistiren adamla ilgili bölümdendi yanlis aklimda kalmadiysa. Insan bu ergen kitaplarindan ne cok sey ögreniyor :) Ve bir kötü karakter olarak Victor Hugenay'i seviyorum. Ve ??? Soru Isareti filme de cekilmis ama kitaptaki orijinal Hugenay karakterinin tamamen tersi bir Hugenay yaratmislar. Bu kadar da olmaz ki! Kınıyorum!
Neyse, notlar:
3D-Resim,Magic Eye, Stereogramm, Silberner Blick : Iki boyutlu ama icinde üc boyutlu figürler saklayan resimler. Bir ara cok ünlüydü, internette Stereogramm diye aratinca geliyor. Silberner Blick, üc boyutlu resmi görebilmek icin gerekli bakis teknigi. Hani böyle dalgın dalgın, şaşı bakış. Türkce'ye sözcügü sözcügüne cevrilirse "gümüşi bakış" demek. Bazen cangılın kuytusunda saklı gerçeği görmek icin de dik dik değil, böyle şaşı şaşı bakmak gerektirdigini düsündürmüstü bana. Ondan not etmiştim.
Anamorphosis (Hernandez'in teknigi): Bir resme ancak belli bir acidan ya da belli bir yansıtıcı araçla bakildiginda görünebilir olan anlamli sekil. Ressaminin baska türden bir bakis açısıyla çalışmasını gerektiriyor, şaşırtıcı. Bazen bu dünya da anamorphosis calisilmis gibi geliyor mu sana? Bana öyle geliyor. Bakıp bakıp "aa, neg'zel!!" filan diyoruz ama asıl resim o değil ki! Asıl resmi, gerçeği görmek icin özel bir araç gerekiyor: Kalp. Aynı hikaye yine.
kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
23 Eylül 2017 Cumartesi
21 Ağustos 2017 Pazartesi
Bunların hepsi tek bir günde oldu sevgili günlükcüm
Bazı şeyler var ki, benim bunlarin hepsinin tek bir günde oldugunu animsamaya ihtiyacim var. Bu kadar cok güzel sey tek bir günde... diye düsünmeye ihtiyacim var. Daha sonra... Herhangi bir günde... Örnegin kış ortasinda... örnegin hava cok soguk ve cok gri iken... Cok ters bütün seyler ayni gün olmusken ve kirk carsamba bir pabuca sigmisken (öyle miydi o?) Adı 'bütün bunlar bir günde oldu sevgili günlükcüm' olan bir yaziya ihtiyacim var benim sevgili günlükcüm. Adi 'her şey bugün oldu/olur' (Alles geschieht heute / Everything happens today) olan bir kitap var, biliyor musun? "Gercek bir kuyudur, derindir, dipsizdir" diyen bir adam yazdi. Ben hala okumadim. Orada, kütüphanenin bir rafinda...duruyor. Dur bakalim, onu da okuyacagim. Bir gün. Ama asil konu bu degil. Ya da tam olarak bu. Yani demem o ki, her sey bugün oluyor, bütün bu güzel seyler. Farkinda misin günlükcüm?
12 yil sonra bir Agustos günü ben yine bir cayir turnagagasina rastliyorum. Her Agustos oldugu gibi. Ne olaganüstü degil mi?
Bu ates böcekleri, annesi, babasi , genci yaslisi, dedesi bebesi yine bir ihlamur agacinda toplasiyorlar. Ne tuhaf degil mi?
O ihlamur agacinin bazi meyvesi ve bazi yapragi "artik geç yaz, artik sicak cok" deyip kendini birakmis yere, orada onlarin toprak olmaya dönüstügü yerde betondan bu sinir otu cikmis. Hiç adı gibi degil (Zaten adı da o demek degil). Ne kadar cool, ne kadar calm..
Ne kadar sakin degil mi?
Evet, Agustos'un yarisi sonbahar oldugu icin, simdi artik orada burada mantarlar cikmaya basladi yine karsimiza.
Ne kadar kamufle, ne kadar pıtrak, degil mi?
Bazen yürüdügümüz yollar ne kadar gölge, ne kadar günes degil mi? Dondurmacinin tatile cikmasi gerçi bize kötü oldu ama bi memleketini görüp gelecek,
onun icin ne güzel degil mi?
Ihlamur agacinin bağrında büyümeye kalkışan şu porsuk agacı gözümüze ne saşkın degil mi? Belki de o bizi saşırtır, ıhlamur göçer, yol göçer, biz zaten göçeriz, o yüz yaşına basar.
Bazen ne kadar şaşkınız, değil mi?
Arnavut kaldırımında karşımıza çıkan 'Çiçeğinden (gülünden?) sen sorumlusun' ne kadar da tanıdık değil mi?
'Lütfen... bana bir koyun çiz' diyen arnavut kaldırımı....
... ve 'Evcilleştirmek ne demektir?' diye soran arnavut kaldırımları ne hoş ve onları gölgeleyen ve onların ne olduğunu bilen İtalyan gezi rehberim ne birlikte gezilesi, değil mi?
Kütüphanede ona bulduğumuz kitaplar ve kitapçıda bana bulamadığımız 'Der Analog' varlıkları ve yokluklarıyla nasıl da yüreklerimizi pir pir ettiriyor degil mi?
Sonunda
En sonunda
hep eve dönmek ne güzel degil mi?
Evde yeni fikirler olmasi...
kimisi parlak
ve pembe
ve uzaklara gitmeli...
Kimisi soluk
ve sütlü kahve
(ve ip yetecek mi?)
ve evde kalmali
Ve bu günes
ve bu gölge
ve bu patlican ve bu pilav
ve bu karamelli bonbon agzimda
ve bu bazen karamelli bonbon gibi olabilen dünya cebimde...
ne güzel
degil mi?
Etiketler:
arnavut kaldırımı,
ateşböceği,
bonbon,
bugün,
IGR,
ıhlamur,
karamel,
kitap,
küçük prens,
mantar,
parlak,
patlıcan,
pembe,
pilav,
sinirotu,
soluk,
sütlü kahve,
turnagagası,
yol,
yuva
18 Temmuz 2017 Salı
Açık hava kitaplığı
Köylerin birinde gördük.
Acik hava kitapligi...
Sanirim önce belediye baslatmis aksiyonu. Ama aldigini verdigini takip eden yok. Zaten nasil etsin? Istersen geri verme, vicdanina kalmis. El koyma yani :)
Ya da cok sevdiysen kitabi sende kalsin, yerine bir baska kitap yerlestir raflara. Takas yani.
Ya da ödünc almasan bile, evde artik okumadigin kitaplar varsa getir, birak. Bağış yani.
Biz yolumuzun fazla düsmedigi bir köy oldugu icin oglumun begenip aldigi kitabi acaba tekrar iade edebilir miyiz diye biraz endise etmistik. Bosuna endise ettigimizi eve gelince anladik. Meger o kitap da yakinlardaki bir baska köyün acik hava kitapligina aitmis; oradan alinip buradakine iade edilmis :)
4 Haziran 2016 Cumartesi
Mümkünse kücük seyler...
Bu haftasonu güzel bir haftasonu olsun. Gazetelere az bakalim, haberleri az okuyalim. Biliyorum zor gözünü bazi seylere kapamak. Ben cok zorlaniyorum sahsen. Ama yine de bize iyi gelen seyleri paylasalim, büyütelim.
Güzel, naif bi sey görmek ve dinlemek istersen örnegin, suna bak; bak bakalim bu amatör müsamere havasi, bu altmislar, senin icinde de bir yeri titretiyor mu? :
Amerika'da genc bi kadin cesitli sehirlerde dokuma kurslari veriyor. Gitmesek de, katilmasak da fikirler edinebiliriz dersen, instagram hesabina bi ugra.
Cok uzun yillar boyunca erteledigim bi kitabi okuyorum su ara. Daha sonra detayiyla yazarim ama sen de cok ertelemek istemezsen bi bak bakalim nereden bulursun Bitmeyecek Öykü'yü...
Veya onu bulamazsan baska bi cocuk kitabini oku. Arada bir mutlaka icindeki cocuga kitaplar oku.
Acayip, pek biriktirilmeyen seylerin koleksiyonunu yap. Ben örnegin birbiriyle itistigi kapistigi iddia edilen kitaplardaki ortak cümlelerin koleksiyonunu yapiyorum. Kücük, gündelik, iyi haberlerin koleksiyonunu yapiyorum. Bi de cevremde gördügüm yüreklerin koleksiyonunu...:
Yaninda kücük bi defter tasi. Ne zaman gününü aydinlatan, sana iyi gelen bi sey görür veya duyarsan, hemen not et onu. Ne kadar kücükse o kadar iyi. Ne kadar kücükse o kadar önemli not düsmen, kayit altina alman:
Bi kusun sesini dinle. Varsa etrafindaki bi kusun, yoksa ac Youtube'dan dinle...
Cocuklugundan beri bildigin, hep kullandigin bir sözcügün kökenini arastir. Hangi dilden geliyor, hangi fiil kökünden? Cok zihin acicidir, yok düsündürücüdür. Cok rahatsiz edicidir bazen. Ama o rahatsizligi astiginda cok büyütücü, cok huzur vericidir. Inan.
Uzun zamandir tanidigin ama haber almadigin birinin ne yaptigini arastir. Ünlü biri olabilir, interneti kullan. Ilkokul arkadasin olabilir. Interneti kullan veya ortak arkadaslarina sor.
Kaliteli bi seyler kesfet. Duru, sade olsun; ama mutlaka özen gösterilmis, emek verilmis olsun. Bagirmasin, dikkat cekmeye calismasin ama dikkatini cektiginde "iste bu" dedirtsin. Biliyorum kolay degil. aramak bazen bosuna. Bu konuda güvenebilecegin tek sey belki de tesadüflerdir. Tesadüflere güven. Onlarin seni ona götürecegine inan. Inan ki bulabilesin. Örnegin >>
Sen de bana fikirler versene. Günü ışıtan, anlam veren, yeni bir heyecana bulayan, büyüten seyler... Yikmayan seyler, bölmeyen seyler... Mümkünse kücük seyler...
Güzel, naif bi sey görmek ve dinlemek istersen örnegin, suna bak; bak bakalim bu amatör müsamere havasi, bu altmislar, senin icinde de bir yeri titretiyor mu? :
Amerika'da genc bi kadin cesitli sehirlerde dokuma kurslari veriyor. Gitmesek de, katilmasak da fikirler edinebiliriz dersen, instagram hesabina bi ugra.
Cok uzun yillar boyunca erteledigim bi kitabi okuyorum su ara. Daha sonra detayiyla yazarim ama sen de cok ertelemek istemezsen bi bak bakalim nereden bulursun Bitmeyecek Öykü'yü...
Veya onu bulamazsan baska bi cocuk kitabini oku. Arada bir mutlaka icindeki cocuga kitaplar oku.
Acayip, pek biriktirilmeyen seylerin koleksiyonunu yap. Ben örnegin birbiriyle itistigi kapistigi iddia edilen kitaplardaki ortak cümlelerin koleksiyonunu yapiyorum. Kücük, gündelik, iyi haberlerin koleksiyonunu yapiyorum. Bi de cevremde gördügüm yüreklerin koleksiyonunu...:
Yaninda kücük bi defter tasi. Ne zaman gününü aydinlatan, sana iyi gelen bi sey görür veya duyarsan, hemen not et onu. Ne kadar kücükse o kadar iyi. Ne kadar kücükse o kadar önemli not düsmen, kayit altina alman:
Bi kusun sesini dinle. Varsa etrafindaki bi kusun, yoksa ac Youtube'dan dinle...
Cocuklugundan beri bildigin, hep kullandigin bir sözcügün kökenini arastir. Hangi dilden geliyor, hangi fiil kökünden? Cok zihin acicidir, yok düsündürücüdür. Cok rahatsiz edicidir bazen. Ama o rahatsizligi astiginda cok büyütücü, cok huzur vericidir. Inan.
Uzun zamandir tanidigin ama haber almadigin birinin ne yaptigini arastir. Ünlü biri olabilir, interneti kullan. Ilkokul arkadasin olabilir. Interneti kullan veya ortak arkadaslarina sor.
Kaliteli bi seyler kesfet. Duru, sade olsun; ama mutlaka özen gösterilmis, emek verilmis olsun. Bagirmasin, dikkat cekmeye calismasin ama dikkatini cektiginde "iste bu" dedirtsin. Biliyorum kolay degil. aramak bazen bosuna. Bu konuda güvenebilecegin tek sey belki de tesadüflerdir. Tesadüflere güven. Onlarin seni ona götürecegine inan. Inan ki bulabilesin. Örnegin >>
Sen de bana fikirler versene. Günü ışıtan, anlam veren, yeni bir heyecana bulayan, büyüten seyler... Yikmayan seyler, bölmeyen seyler... Mümkünse kücük seyler...
10 Nisan 2016 Pazar
Fahrenheit 451
Fahrenheit 451
Ray Bradbury
Üzerine cok sey söylenmis bi kitap. "Ben de okudum" demek disinda diyebilecegim fazla bir sey yok. Kitaplardan yana olan Faber ve Granger gibi iki karakterin agzindan "Asil mesele kitaplar degil Montag, bunu böyle bil..." denmesini not ettim. Kitapsiz toplumun sadece baskiyla yaratilmadigini, toplumun da böylesini tercih ettigini anlatan satirlari not ettim. Cogunlugun korkunc tiranligina dikkat ceken satiri not ettim. Daha önce hic u/mutlu biten distopi okumamistim. Bu sonu da bir güzelce not ettim.
1 Ocak 2016 Cuma
Denedim
Denedim, ayni anda hem kitap okuyup, hem örgü örüp, hem oyun oynayip, hem de kahve icebiliyorum. Yapabiliyorum. Yapmasam daha iyi tabii... Ne demis degerli büyüklerimiz: "Multitasking is a moral weakness"
15 Eylül 2015 Salı
Kitaplardan bahsedelim biraz.
Listeler listesini, okunacak kitaplar listesini temize cektim.
Aslinda bu isi "proce"den bagimsiz yilda bir kac kez yapiyorum.
En sevdigim, ruhuma en iyi gelen islerden biri.
Ne zaman cok bunalsam, cok sıkılsam, beni neselendirip ruhumu aydinlatacak bir is arasam, hemen okunacak kitaplar listesini güncelliyorum!
Okunup listeden cikan kitaplar ayri iyi geliyor,
okunmasi fikri heyecanlandiran kitaplar ayri iyi geliyor,
listeye eklenen kitaplar bi ayri iyi geliyor.
Üstelik o listenin sifirlanmayacagini ve gittikce büyüyecegini de coktan anladim. Bazi kitaplar en azindan 3 yildir o listede duruyor. Sürekli yenileri ekleniyor.
Deli miyim?
Galiba.
Senin okunacak kitaplar listende neler var? Veya benimkine eklenmesini tavsiye edebilecegin hangi kitaplar? Asla okumam dedigin kitaplar? (Ben belki okurum)
Kitaplardan bahsedelim biraz.
Delilige iyi geliyor diye duydum.
10 Eylül 2015 Perşembe
Gördüm / I saw you / Ich habe gesehen
Dün ögleden sonra ben kesip bicerken yaptigim islere vuran sonbahar günesi. Seni gördüm.
Herbstsonne auf meiner Bastelarbeit. Ich hab dich gesehen.
The lovely sun of autumn over my papier work. I saw you.
Fromm ve Platon. Sizi gördüm.
Fromm und Platon. Ich habe euch gesehen.
Fromm and Platon. I saw you.
Dünyanin bin derdini kendi derdi gibi yüklenen, sonra aklini kaybetmemek icin careyi ellerini topraga sokmakta, hamura bulamakta, yüne yumaga kumaşa dolamakta, gökkusagi kusanmakta bulan kadinlar, kadim ananin türlü tezahürleri. Sizi gördüm.
Die Frauen, die tausende Sorgen der Welt auf dem eigenen Rücken tragen und um damit umzugehen und um nicht den Verstand zu verloren, sich mit der Erde, mit dem Teig, mit Wolle und Knäul, ja sogar mit dem Regenbogen beschäftigen. Viele verschiedene Manifestationen der Urmutter. Ich habe euch alle gesehen.
The women who carry thousands worries of the world on their own back and spend time with dirth or dough, with wool and fabric, even with rainbow in order not to loose their mind. Diverse manifestations of Mother Earth. I saw you.
* Bir arkadasim fazla Türkce düsünmektense Almanca ve Ingilizce düsünmenin bana iyi gelecegini söyledi. Hakliydi. Baska seyler de söyledi ama onlar icin simdilik erken. Simdilik arada bir Ingilizce veya Almanca da yazmaya karar verdim. Bir tür alistirma olarak. Hatalar düzeltilmeye acik :)
A friend of mine told me that it's better for me to think more in English or German and less in Turkish. She has right. She told actually more than that. But it's early for puting all of them to practice. So I decided to write sometimes in German or English, too. I'm open to corrections and improvement recommendations :)
Eine Freundin von mir hat mir gesagt dass ich lieber mehr auf Englisch oder Deutsch denke, als auf Türkisch. Sie hat Recht. Sie hat noch andere Empfehlungen aber es ist noch früh alles umzusetzen. So habe ich mir gedacht manchmal auch auf Deutsch oder Englisch zu schreiben. Als eine Sprachübung. Jede Korrektur und jeder Verbesserungsvorschlag ist Willkommen :)
31 Temmuz 2015 Cuma
Ölmeden önce okunacak bin besyüz seksen yedi kitap!
Sosyal medyada paylasilan okunasi kitap listelerini gören de okuya okuya bi hal oluyoruz, elimizdekiler öyle cabuk tükeniyor ki, ne okuyacagimizi bilemiyoruz sanir. Birlikte ne sevinip göge, ne üzülüp yere bakabiliyorsak bari birlikte dizdize oturup kitap okusak diyecegim geliyor ya, okumuyoruz, okuyamayiz, ondan oluyor ya zaten bütün bunlar. Töööbe Allaam yaa.
21 Mayıs 2015 Perşembe
Bu da kitabıma kapak olsun!
Kendime kumas kitap örtüsü yaptim :) Mavi kumas eski bir erkek gömlegi, kus eski bir kadin tisörtünden, ic kisimdaki beyaz kaymayan kumasimsi sey kullanilmayan , temiz bir ayakkabi torbasindan, lastik evde vardi. Aslinda lastik serit yerine kumastan bantlar dikmeliydim ama bütün dikisleri de elde yapinca , o noktada isi tembellige vurup, lastik banta döndüm :) Fikir , motivasyon ve tarif yeni1anlam'dan. Bundan böyle, kullanilamayacak ve baskalarina da verilemeyecek kadar eski giysileri atmam ki ben, neler neler yaparim onlarla ;)
9 Mart 2015 Pazartesi
Dedem Bir Kiraz Ağacı

Dedem Bir Kiraz Agaci
Angela Nanetti
Günisigi Kitapligi
Oglumun yasina uygun mu anlamak icin okumaya kalktim. Resimler harika, hikaye sicacik ve biraz dokunakli. Sonunda biraz agladim bile. Cocuklarina doga bilinci vermek isteyen ama bunu "Ekofobiyi Aşmak" kitabinda bahsedilen türden akademiklesmis , soyutlasmis ve uzaklasmis bir ekolojik bilince bulasmadan yapmak isteyenler icin hos bir hikaye.
27 Kasım 2014 Perşembe
Tugla gibi kitap. Kafana düsse, kafan dagilir.
Hos acip icini okuyunca da, kafanin icini dagitiyor :)
Kitaplarla ilgili bi pis huyum daha var üstelik :(
Bitmeyince birakmam.
Önümüzdeki yila kadar bunu okuyor olabilir miyim?
Fakat sunu da söylemeden gecemeyecegim. Cümle icinde sürekli "vor der Trennung" kullaniyor mechul yazar. Her seferinde ayriliktan sikayet eden ney geliyor aklima da, icim ciz ediyor.
Hos acip icini okuyunca da, kafanin icini dagitiyor :)
Kitaplarla ilgili bi pis huyum daha var üstelik :(
Bitmeyince birakmam.
Önümüzdeki yila kadar bunu okuyor olabilir miyim?
Fakat sunu da söylemeden gecemeyecegim. Cümle icinde sürekli "vor der Trennung" kullaniyor mechul yazar. Her seferinde ayriliktan sikayet eden ney geliyor aklima da, icim ciz ediyor.
13 Kasım 2014 Perşembe
28 Ekim 2014 Salı
22 Aralık 2011 Perşembe
Heilpflanzen
Adi: Heilpflanzen (Ingilizce'si büyük olasilikla Herbal Remedies)
Yazar:Andrew Chevallier
Yayinevi.:Dorling Kindersley
Sifali bitkiler üzerine derli toplu. güzel fotografli, iyi bir kitap.
5 Aralık 2011 Pazartesi
Suddenly in the Depths of the Forest
Haftasonu Amos Oz'un "Plötzlich tief im Wald" adli kitabini okudum. Asli Ibranice olan kitap Ingilizce'ye de "Suddenly in the Depths of the Forest" adiyla cevrilmis.
Bir masal tadindaki kitap, uzaklarda, daglar ve karanlik ormanlarla cevrili , adeta terkedilmis bir köyden bahsediyor. "Adeta" demeye gerek yok, köy gercekten de terkedilmis. Sadece atlar, inekler, kediler, köpekler degil, kuslar ve baliklar, hatta ahsap mobilyalarin icinde tikirdayan tahta kurtlari bile terketmisler köyü bir gece. Köyün cocuklari hayvanlari sadece ögretmenleri Emanulela'nin anlattiklarindan ve cizdigi resimlerden, bir de artik ciftcilik yapan balikci Almon'un yaptigi tahta oyuncaklardan taniyorlar. Iki kücük cocuk, Mati ve Maya, bir gün olup bitenleri ögrenmek, büyüklerin yanitlamadigi sorularina bir yanit bulmak icin, gündüzleri dahi gitmeleri kesinlikle yasak olan ormana dalmaya karar veriyorlar.
Kitabin akici ve sade dilini, basit ama derin hikayesini cok sevdim. Doga tasvirlerini cok sevdim. Bence ilkokul cagindaki cocuklar bile okuyabilir. Nitekim kitabi ilk elime aldigimda bir cocuk kitabi oldugunu sanan sincap "anne hadi okusana" dedi. Ben de tepkisini ölcmek icin yüksek sesle okumaya basladim. Bir süre sessizce ve ilgiyle dinledi. Bazi seyler hakkinda sorular sordu: "Neden hüzünlüymüs köy?" Bir gün birlikte daha da uzun okuyabilmeyi, daha da ötesi okumayi ögrendiginde kendi basina okumasini diliyorum.
Kitapla ilgili sevdigim bir baska sey de giris-gelisme-sonuc keskinliginde akan bir kurgusunun olmamasi. Bazi dügümlerin kitabin sonunda cözülmemesi... Kimilerine göre kitaptan Yahudi soykirimina dair bir alegori cikarmak mümkünmüs. Evet, mümkün. Ama kitabi okurken farkedilebilecek direk, net bir iliski yok. Daha cok diger insanlarla ve dogayla iliskilerimizin gayet gündelik detaylarindan bahsediyor kitap...Ve bunlarin ne kadar derin ve acitici sonuclari olabileceginden... Bir alinti yapayim:
Kücük bir balikti, yarim parmak uzunlugunda bir balikcik; gümüsi pullari ve yüzgecleri vardi...Yuvarlak ve iyice acilmis bir balik gözü bir an icin Maya ve Mati'ye bakti, "bu dünya üzerinde yasayan biz bütün canlilar" demek ister gibiydi, ", insanlar ve sigirlar, kuslar ve sürüngenler ve baliklar, biz hepimiz, bütün farkliligimiza ragmen birbirimize akrabayiz"
...
"Böylece" dedi Maya bir süre düsündükten sonra, "böylece diyebiliriz ki hepimiz, istisnasiz hepimiz, ayni gemideyiz: sadece cocuklar degil, sadece köydeki insanlar degil, sadece bütün dünyadaki insanlar degil, bütün canlilar. Hepimiz. Acaba bitkiler de yakinimiz olamaz mi diye düsünüyorum, uzak bir akrabamiz?"
"Ve diger yolcularla alay eden ve onlara aci cektiren" dedi Mati "aslinda bütün gemiye zarar veren bir aptaldir. Cünkü baska bir gemi yok."
Bana kalirsa, ne mutlu, ne de mutsuz bir sonu var "Suddenly in the Depths of the Forest"in. Sadece gercek yasamda oldugu gibi, insanin iradeyi ele almasini gerektiren bir sonu var.
Guardian ve Independent de bahsetmis kitaptan.
Amos Oz'la tanistigima memnunum.
4 Ocak 2011 Salı
Kral ve Deniz
Kral ve Deniz'den beni ilk haberdar eden Kirmizi Sapka'ydi.
Sehir kitapliginin zengin bir cocuk kitaplari bölümü var. Orada arayip buldum.
Acikcasi sincap oglum pek ilgilenmedi. Resimleriyle ilgili bir kac soru sordu, hikayeleri dinlemeden hizla bir sonraki sayfaya gecmek istedi her seferinde. 3,5 yasin bu kitap icin biraz erken olduguna karar verdim. Tadini ben cikardim :) Kütüphaneye hic iade etmek istemedim.
Biz Almanca'sini okuduk ama Türkce'ye de cevrilmis. Bir Dolap Kitap'ta hakkinda yazilanlari burada okuyabilirsiniz.
Kral hakkinda epey düsündüm ve onun bütün o "kral" hallerine ragmen, aslinda bilgeligin (ya da en azindan sagduyunun) kiyilarinda dolasan, durup düsünen bir kral olduguna karar verdim. Deniz onu yanitladiginda duyup, anlayip, "anliyorum" deyip, düsüncelere dalmazdi yoksa. Hosuma gitti böyle bir kral olusu.
Oglum büyüsün de onunla beraber okuyalim yine :)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)