oyun etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
oyun etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Ekim 2017 Salı


Andre Stern. Hic okula gitmemis. Süddeutsche'de dünden beri hakkinda bir yazi var. Tek etkili ögrenme yöntemi oyundur diyo. Sadece istek duydugu seyleri ögrenerek egitmis kendi kendini... 

Foto:  Dibine kadar klasik tedrisattan gecip kirk yasindan sonra Sophie'ye aşık olan ben. 

Çünkü hicbir zaman geç değil, 
çünkü beyin plastik, 
çünkü snapslerinden sen sorumlusun, 
çünkü yaşasın oto-didaktik öğrenme!

20 Mayıs 2017 Cumartesi

21. yüzyıl annesi

Kapiyi calip cocugunu "sokakta oynamaya" cagiran arkadaslari var diye sevinen kisiye 21. yüzyil annesi denir.

Ben de gidip kendime bir kahve yapayim bari, bilgisayar bana kaldi :)

14 Mayıs 2017 Pazar

Böyle bir gün...

Bugün bogazim agriyor, kendime grip cayi yaptim, ictim.

Bugün oglan bir dogum gününe davetli ve gitmek icin sabirsizlaniyorken, onu oyalamak icin oyun uydurdum. Bir ülkenin baskentini soruyoruz birbirimize; sonra da o ismin nereden geldigine dair tamamen uydurmaca bi seyler anlatiyoruz. Örnegin 'Uruguay'in baskenti Montevideo; orada eskiden video filmleri oynatilan bir dag vardi, adi oradan geliyor' dedim. Sonra Wikipedia'dan baktim; en cok ismin "Orada bir dag görüyorum" diyen adi bilinmeyen bir gemiciden kaynaklandigina dair olan hikayeyi sevdim.

Bugün annemi aradim. Ondan Ikea'da düsürdügünü sandigi ve manevi degeri oldugu icin cok üzüldügü saatini evde buldugunu ögrendim, onunla beraber sevindim. Allah'in sevdigi kuluyla ilgili o lafi bilirsin.

Bugün giysi dolabina daldim, aklimca biraz ceki düzen verdim. Uzun zaman önce armagan olarak gelmis, kapüsonundaki yapay kürk gibi süsler ve abartili deri dügmeleri yüzünden giyemedigim bir yün yelegin o süslerini sökebilecegimi farkettim, söktüm, simdi üstümde. Dügmeleri de sökecegim, tam olacak.

Bugün oglanin itfaiye ve sövalye giysilerinin kücüldügünü farkettim, onlari da verilmek üzere bir torbaya tıktım.

Bugün mısır cipsi yedim. İcinde sadece mısır, yağ ve tuz var, bi yanlislik olmaz derken galiba cok abarttim.

Bugün oglumdan okulda yaptigi ve gazete kagidina sarilmis bir anneler günü armagani aldim. Ögretmene oglumu elisinden soguttugu icin kizgin olmakla beraber, bize el yapimi bir armaganin yeterince mükemmel oldugu ve özel bir takim kagitlara sarilip sarmalanmasi gerekmedigi mesajini verdigi icin takdir ettim. Sagol ögretmen.

Bugün (simdilik) Pinhani'den Haftanin Sonu'nu, Banu'nun Unutursun'unu, Cesaria Evora'nin Sodade'ini ve  Leonard Cohen'in Steer Your Way'ini dinledim. Oradaki keman hosuma gidiyor, "past the ruins of altar and mall" deyince bi hüzünleniyorum çağım adına. Cohen'in sarki sözlerinden kendime özel siir kitabi basacagim, bahsetmis miydim? Bugün o konuda bir sey yapmadim.

Bugün oglanin o dogumgünü kutlamasina "spor konseptli oldugu icin" yesil bir esofman alti ve bir Messi tisörtüyle gitmesine göz yumdum. Güc bela bir ögle yemegi yedirebildim. Sacini tararken pofladi. Artik cok az konuda söz dinliyor. Uzun zaman önce bir arkadasimda "Bir Kaktüse Sarilmak" adinda bir kitap görmüstüm; ne hakkinda oldugunu sorunca "ergenlik dönemindeki cocuklar hakkinda" demisti. Sanirim o kitabi bulup okuma zamanim yaklasiyor. 

Baska...?

Bugün benim özel olarak Türk Kahvesi icme günüm. Biraz sonra bogazima ragmen bi Türk kahvesi icerim tahminen. Az sekerli, duble. Grip cayinin devamini sonra da icebilirim.

Okumam gereken onca kitap beni beklerken caktirmadan oglanin "Üc Soru Isareti" kitaplarina el atar, oradan kisaca okuyabilecegim bir sey cikar mi diye bakarim. Kafami toplayamamamin sucunu gripe atarim. Biraz mandala boyarim belki, son zamanlarda hep ayni mandalayi tekrar tekrar boyuyorum. Ama onun hikayesi bir baska zaman, bir baska bloga. O cantanin sapini bitirmek icin bi havaya girerim belki, birazcik örerim. Birazcik daha müzik dinlerim. 

Kisisel tarihime iste böyle bir günü de not düserim. 

1 Ocak 2016 Cuma

Denedim



Denedim, ayni anda hem kitap okuyup, hem örgü örüp, hem oyun oynayip, hem de kahve icebiliyorum. Yapabiliyorum. Yapmasam daha iyi tabii... Ne demis degerli büyüklerimiz: "Multitasking is a moral weakness"

18 Kasım 2015 Çarşamba

Oyun



Bu oyunu oglan kütüphanede bulmus. Klasik oyunlardan farkli olarak oyuncular birbirine karsi degil, birlikte bir amaca ulasmak icin oynuyorlar. Ya birlikte kazaniyor, ya birlikte kaybediyorlar. Oyuncularin sürekli birbirine karsi mücadele ettigi ve bir tek kazananin oldugu oyunlar modern pedagojik yaklasimda bazen elestiriliyor ya, hani takim ruhu da önemli ya, sinerji parlayan sözcüklerden ya, piyasada bu türden oyunlar cogaliyor o yüzden.

Aldik, oynadik. Evet, biz birlikte oynuyoruz ama yine de oyunda bir öteki, bir kötü, bir karşı taraf var. Biz korsanlara karsi oynuyoruz. Biz korsanlardan kacip güvenli limana geri dönmeye calisiyoruz. Icimizden biri bile yakalansa kaybediyoruz. Anca beraber, kanca beraber-iz. Ve fakat sonunda ya korsanlar kazaniyor, ya biz kazaniyoruz.

I ıh, icime sinmiyor benim. Neden insan zihni, eglenmek icin ille de bir karsi taraf ihtiyaci icinde? Biz o adaya gezmeye gitmistik ama oyun korsanlar karsimiza ciktiginda basliyor. Korsan yoksa, oyun yok, heyecan yok, eglence yok.

Insan oyunlarda degil sadece, yasarken de bunu hep yapiyor. Kendine -aslinda yoksa bile- bir öteki yaratiyor. Yaratmazsa ici rahat etmiyor. Sıkılıyor. Öteki yok, eglence yok.

Belki bir gün biraz daha büyüdügümüzde, amaci bütün "ötekiler"le birlikte; ama "bizbize" degil,mutlaka onlarla birlikte bir adaya gezmeye gitmek ve o adayi temiz ve derli toplu ve güzel ve huzurlu tutmak olan oyunlar tasarlanir. Cocuklar da öyle oyunlari pek eglenceli bulur. Belki bir gün biz biraz daha büyüdügümüzde...

Hatta daha sonra belki...

24 Ekim 2014 Cuma

Aradim aradim buldum yeniden:

Bir kuş uçar, gökyüzünde süzülür 
Bir çocuk bütün oyunlara yazılır 
Bir gül kokar, tüm çiçekler ezilir 
“Bir tel kopar, âhenk ebediyyen kesilir”