Uzun zamandir 3sat'taki Scobel programini seyretmiyordum. Scobel (programi yayina hazirlayan ve sunan kisi) hep ilginc konular bulur. Bu kez konu "Muster des Lebens"(Yasamin desenleri, sekilleri) idi.
Programa eslik eden belgeselde (Der Origami-Code) temel konu origamiydi. Origaminin veya genel olarak katlama sanatinin inanilmaz derinlikli bir arastirma alani oldugunu ögrendik. Katladiklari kompleks formlari önce bilgisayarda tasarlayan amatörleri, matematik ve enformatik gibi uzmanlastiklari konularda origaminin kullanim alanlari üzerine calisan iyi üniversitelerden bir takim profesörleri dinledik.
Dogadaki objeleri origami benzeri tekniklerle ve inanilmaz bir gercekcilikle tasarlayip katlayan Fransiz bir sanatciyla tanistik. Normalde origami sanatindan bilinen kimi katlama tekniklerinin icat degil kesif oldugunu, doganin inanilmaz yetenekli ve etkin bir katlama ustasi oldugunu ögrendik. Bitkilerden, hayvanlardan ve galaksilerden verilen örnekleri saskinlikla izledik. Harvard Üniversitesi'nden Hint asilli bir matematik profesörü kayin yapraklarinin kis tomucuklarinin icindeki katli durma tekniginin matematigini arastiriyordu; özel uzmanlik konusu buydu. Bir Alman origami ustasi dogadaki "instant" katlama pattern'lerini arastiriyordu.
Yine Almanya'dan Katalan bir origami ustasinin odalar, duvarlar dolusu kitaptan olusan kisisel kütüphanesi bize katlama sanatinin sadece Japonya'da degil, tüm dünyada öteden beri insani mesgul eden harika hikayesini anlatiyordu.
Biri Avustralyali , bir Japon iki bilim insani mesafelerin aralarina girmesine izin vermeden internet üzerinden birlikte calisiyor, her türlü objenin önce matematik diline dökülüp, oradan katlama teknigine cevrilerek tek parca kagittan katlanmis bir kopyasini üretmenin mümkün oldugunu kanitliyorlardi.
Ucak endüstrisinde mühendisler hafif malzemeleri inanilmaz saglam ve stabil kilan teknikler ararken yaniti origamide buluyor, özel katlanmis pattern'ler sayesinde üzerinden bir tonluk otomobil gectiginde zarar görmeyen son derece hafif ve esnek objeler üretebiliyorlardi. Ileri dönemde ucaklarin agirliginda %20-%30'luk azalma olabileceginden ve bunun cevre zararlisi ucak yakiti tüketimine de olumlu yansiyacagindan bahsediyorlardi.
Hokkaido Üniversitesi'nden genc bir Japon bilim insani insan bedenine katli sekilde sokulan ve damardaki daralma noktasina geldiginde acilan "origami" stendler üzerindeki calismalarindan bahsediyordu. Deprem bölgelerinde girilmeyecek noktalara katli seklinde girip orada kendi kendine acilabilecek ve canli arayacak mini robotlar üzerine calisan bir Ingiliz bilim adami bile vardi.
Icimde günlerdir uykuda olan bir yerin yeniden uyandigini hissettim. Darbe üstüne darbe almaktan hissizlesmis ve artik hicbir seye saglikli ve dogal tepki veremeyen bir yerde hislenme isaretleri farkettim. Kabuk üstüne kabuk baglayan bir yarada yasam izleri gördüm.
Bana iyi geldi.
Almanca bilmiyorsan bile izle, sana da iyi gelecek bence.
Bir de o soru ve o keske olmasaydi...
O soru: "Bir insan ömrünü neye vermeli?"
O keske: Herkesi kendi dogrumuzun hizasina cekme , gerekirse ölümüne hizaya cekme takintisi yerine, bu tür meraklar, takintilar gelistirseydik, ah keske okul cocuklari gibi olsaydik, ah keske origaminin dibine vursaydik, ah keske koni seklinde kivrilmis bir kagidin üzerine üc kilo kitap biraktigimizda kendiliginden olusan katlama formunun, derin, hayranlik verici basitligiyle sarsilabilen yanimiz diri olsaydi. Bütün bu insanlarin zamanlarini gecirdikleri, akillarini, fikirlerini ve yasam enerjilerini verdikleri konulari görmek kuvvetli bir aglama istegi yaratiyor bende. Origami belgeselleri sanirim sadece bazi cografyalardan gelenler üzerinde iste böyle tuhaf, duygusal etkiler yaratiyor.
Dipnot: Almanca "entfalten" da ne güzel sözcüktür. ent-falten. Katli olanin acilmasi. En cok da "yasam" sözcügünün yanina gelince güzellesiyor. "Sich enfaltendes Leben" örnegin. Kendi kendini acan, kisitli dar alandayken genisleyip yayilan, son noktasina dek potansiyelini aciga vurabilen yasam demek. Bugünlerde en eksigimiz bu.
Hepimize katmer katmer acilip dalga dalga yayilan bir dirilik, canlilik enerjisi diliyorum. Kalpten. Kalpten; cünkü bir kücücük bedene katlanip sigdigi halde acildiginda evrenlere sigmayan odur.
belgesel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
belgesel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
16 Ekim 2015 Cuma
8 Ekim 2015 Perşembe
Yaşama, insana, gezegene dair
Bunlar bir ara sıkı bir sosyal medya diyeti uyguladigim sira topluca seyrettigim filmler. Hepsinin benim icin ortak bi tarafi var ama adini koyamiyorum. Bu gezegen üzerindeki yasama ve insana dair az/hic konusmali belgeseller/filmler diyelim. Arada sistem elestirisi yapanlar da var. Degisik bir seyler izlemek istediginde ve az konusmadan rahatsiz olmayacagini hissediyorsan tavsiye ederim.

Taniyanlarin bildigi üzere, bazen yazinin girişinde yerinde olmayan aklım, yazinin sonunda gelir başıma. Simdi bendeki ortak yanlarini biliyorum bu filmlerin. Hepsi de yasami kutlamak, yasami daha da yasam dolu kilmak (Dürr) ve yasam dolu olmayan herseyi bozguna ugratmak (Thoreau) cabasini ayakta tutan filmler. Bu kontenjandan proce kapsamina alalim bi zahmet.
- Qatsi üclemesi. (Godfrey Reggio) Qatsi sözcügü Hopi Kizilderilileri'nin dilinde "yasam demekmis. Üclemeye ilham verenlerin arasinda Ivan Illich ve Leopold Kohr'un da oldugunu ise yeni ögrendim.
- Koyaanisqatsi (1982): Bir magara duvarindaki resimle baslayip yine onunla biten medeniyet elestirisi. Philip Glass'a ait müzik cildirtici ama yine de kötü diyemiyor insan. Tuhaf bir etkisi var. Internette bulunabilir. En azindan finali kacirilmamali. "Koyaanisqatsi" cilgin, dengesinden cikmis, cözülmekte olan yasam demek.
- Powaqqatsi (1988): Müzikler yine Philip Glass'a ait. "Powaqqatsi" kimi cevirilere göre dönüsüm icindeki yasam, kimilerine göre ise baska yasamlari kendisi icin sömüren parazit yasam veya canli türü anlamina geliyormus. Bu filmin ana temasi dünya üzerinde yasamin gelenekselden endüstriyele dönüsmesi, endüstri ülkelerinin dünyanin kalan kismini sömürmesi oluyor haliyle. Filmin giris sahneleri Brezilya'daki altin madeni Serra Pelada'dan. Mutlaka, en azindan bu sahneler izlenmeli. Ben kendime ceki düzen vermek icin arada bir dönüp yeniden izlerim. Giristeki düdük sesi, madenci amcalarin bakislari, sonlara dogru cuval yerine sirtta tasinan madenci cok sey anlatiyor.
- Naqoyqatsi (2002). Üclemenin sonuncusu. Naqoyqatsi bir savas olarak yasam demekmis. Filmin stüdyolari World Trade Center'a cok yakinmis ve 11 Eylül saldirilari filmin icerigini etkilemis. Müzik yine Philip Glass'tan. Fakat yillar gectikce ve sinema/müzik teknigi ilerledikce daha harika seyler yapilmasi beklenirken bu ücüncü film sanki ilk ikisinin siirselligini ve etkisini yakalayamamis. Bende bir iz birakmamis örnegin, hic bir sahnesini animsamiyorum.

- Ron Fricke'in yorumsuz konusmasiz üc belgeseli. Ücleme denmiyor acikca ama öyle denebilecegini saniyorum. Bu gezegen üzerinde yasam, kültür, gelenek, endüstri, modernite, ..Ne arasan var.
- Chronos (1985) - Filmin adi Antik Yunanca'da "zaman" demek. Senkronize, kronolojik gibi modern sözcüklerden de taniyoruz kendisini. Film boyunca zamanin degisik ölceklerdeki akisini izliyouz. Tarihsel veya mevsimsel ölceklerde.
- Baraka (1992) - 6 kitada , 24 ülkede 14 ay boyunca cekilen materyalin bir araya getirilmesiyle olusmus. teknik acidan bir ilke imza atiyormus ama ben anlamiyorum tabii neyin nesi oldugunu. Filmin adi, "Baraka", Ibranice ve Arapca'daki tanrisal kutsayici güce isaret eden ortak sözcükten geliyor. Yanlis bilmiyorsam, Türkce'deki "bereket".
- Samsara (2011) - 5 yilda 25 ülkede cekilmis. Samsara Sanskritce'de yasam/ölüm/yasam döngüsüne isaret eden sözcükmüs. Film belirgin bir mesaj vermiyor olusu sebebiyle elestirilmis. Pardon? Su sahneler bir mesaj vermiyor mu yani?


- Home (2209) neredeyse tamamen yukaridan, havadan cekilmis yeryüzü görüntüleri. Evimize dair 120 dakikalik bir belgesel :) Yann Arthus Bertrand tarafindan 50'den fazla ülkede cekilmis. TED'de yaptigi bir konusmada filmin copyright korumasi altinda olmadigini söylemis. Ben Wikipedia'nin yalancisiyim :) Öyleyse buyurun :)
- Life in a day: 192 ülkeden 80.000 kisi yapilan cagriya uyarak youtube'da yasamlarindan belli bir günün (24 Temmuz 2010) cekimlerini paylasmis. Film bu paylasimlarin birlesiminden olusuyor. Gezegenimizde normal bir gün :) Insan olmak üzerine bir film diyebiliriz ya da... Ilginc deneme, hos film. Tamami burada...
- The Tree of Life. Bilenler diyecek ki "ama The Tree of Life belgesel degil ki?" Biliyorum ama hem yaklasik ayni dönemde ve ayni ruh haliyle izledigimden, hem de sessiz derinliginin verdigi mesaj yüzünden yukaridaki diger filmlerle bir arada düsünürüm ben bu filmi hep. Ve ne zaman haberlerde cocugunun cenazesine gitmek zorunda birakilan bir anneye rastlasam, filmden su kisim gelir aklima ve anne rolündeki Jessica Chastain'in "Neredeydin? Neden?" diye sormasi.
Dipnot: Bana seyredilecek kiymetli ama az bilinen filmler bilip bilmedigimi sorarak bu listeyi üc yil sonra aklima düsürene tesekkürler.
Dipnot 2: Basligin yaziyla kesinlikle bir ilgisi var. Bi sey deniyorum da...
1 Ağustos 2015 Cumartesi
Wilde Türkei - Yabani Türkiye - belgesel
Wilde Türkei - Yabani Türkiye 1 ve 2
Türkiye'de yabani doga üzerine Almanca belgesel, harika cekimler.
Az bilinen hayvan türleri, Istanbul üzerinden gecen göcmen kuslar, Carettalar, yörükler, anemonlar, muscariler, yabani lale ve orkideler...
Türkiye'de yabani doga üzerine Almanca belgesel, harika cekimler.
Az bilinen hayvan türleri, Istanbul üzerinden gecen göcmen kuslar, Carettalar, yörükler, anemonlar, muscariler, yabani lale ve orkideler...
Almanca bilmeyenler de izleyebilir, Ingilizce bilmeden Discovery seyrettiginizi varsayin smile ifade simgesi
21 Kasım 2014 Cuma
Okyanuslara, deniz hayvanlarina, balinalara merak saldik. Bu filmleri seyrettik. Gözümüze heryer mavi gözüküyor :) Tavsiye ederiz. Özellikle ilk iki filmde irkiltici sahneler var. Bir katil balina birden fok baliklarinin arasina dalip birini yakaliyor, öldürmek icin defalarca havaya firlatiyor, suya kavusmak icin kosturan bebek kaplumbagalari birden yengecler ve kuslar kapiyor vb gibi. Siddet sahnesi degil, ama irkiltici. O yüzden cocuk seyrederken yaninda bulunup aciklayici olmali.
Fransiz doga belgeseli - Jasques Perrin
Az konusma, bol görüntü, harika :)
Okyanuslarda yasam üzerine BBC belgesel filmi. Oceans filmine cok benzer.
Tortuga
Bir deniz kaplumbagasinin yumurtadan cikisindan itibaren hayat hikayesi
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)