macera etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
macera etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Mayıs 2017 Cumartesi

Huckleberry Finn'in Maceralari



Tom Sawyer'in Maceralarini nasil tekrar tekrar okudugumdan eminsem, Huckleberry Finn'i okumadigimdan da öyle emindim kitaba baslarken. Fakat sonra tuhaf bir sey oldu; kitabin kimin detaylarini animsadigimi farkettim. Huck'in maceralarini galiba okumusum ben :) En azindan kisaltilmis bir cevirisini... Ne zaman , nerede hic bilmiyorum ama okumusum :) Huckleberry Finn Mark Twain'in cocukluk arkadasi Tom Blankenship'ten ilham alarak yarattigi bir roman kahramaniymis. Kitabi 1884'deki ilk basiminin Gutenberg Projesi'ndeki e-kitap versiyonundan okudum.

Huckleberry Finn'in Maceralari Tom Sawyer'inkileri kat kat asiyordu bana kalirsa... Finn maceradan maceraya kosuyordu adeta :) Fakat sonunda maceranin uzmani yine Tom oluyordu. Bence haksizlikti bu. Finn'e kalsa Tim'i tereyagindan kil ceker gibi kurtarirdi, ama yine bir cok macerayla. Acikcasi Tom'un zaten özgür olan Tim'i özgürlügüne kavusturmak icin cektigi bütün o pervasiz numaralar bir cocuk icin eglenceli olabilirdi ama yetiskin Hindiba icin biraz kizginlik vericiydi. Belki de fazla yetiskindi Hindiba bu kitaplar icin artik. Bilmiyorum... Fakat iki yüzyil öncesinin Missisippi insanlar gecidi olarak okundugunda ilgincti tabii ki kitap. Kimsesizler, fakirler, zenginler, siyahlar, beyazlar, kasaba sakinleri, gezgin ückagitcilar, iyi adamlar, kötü adamlar, fazlasiyla gururlular, geveze kadinlar.... Özellikle Jim'in ve diger siyahlarin Ingilizce'sini cözebilmek zordu, Huck'un bir siyahi özgürlüge kacirirken beyaz ahlakı cercevesinde duydugu sucluluk duygusunu anlamak zordu, Huck'in babasini anlamak da zordu. Ama yine de hostu kitap...Özellikle resimler... Handan'cigim, bu kez biraz da senin icin, bol bol fotografladim resimleri :)


Hikayede kölesi Jim'in önemli rolü bulunan Miss Watson


Jim :)


Huck evden kaciyor


Okul piknigini yagmalayan yaramazlara ögretmen ceza veriyor. Arkada gülerek sahneyi izleyen "uslu" ögrencilere dikkat :)


Huck'in bir derdi var. Yargic Thatcher'a gidiyor. Bu Tom'un Maceralarinda Becky'in babasi olarak bildigimiz kisi ayni zamanda...


Huck'in babasi uslanmiyor.


Huck'in büyük plani...


Jim'in yilanla imtihani

Yasli Hunker. Cok yanlis bir sey yapiyordu, simdi neydi unuttum, dolunayda sol omzunun üzerinden arkasina mi bakiyordu, öyle bir sey... Sonra iflah olmuyordu...


Jim Huck'i kiz kiligina sokup bilgi almaya gönderiyor. Burada Huck'in kiz olmadiginin nasil anlasildigina dair cok komik bir bölüm var. Cocukken bir filmde böyle bir sahne seyrettigime eminim. Belki de kitabin filme cekilmis haliydi. 


Huck kabul edildigi evin kücük kizina bir konuda yardimci oluyor. Bu daha sonra büyük bir soruna yol acacak.


Huck'la Jim baslarina dert aliyorlar.


Kral ve Dük. Al birini, vur ötekine...


Kral ve Dük ückagit pesinde...


Huck "kitaba" el basarak yemin ediyor. Ama okuma bildigi (ve bunu gizledigi icin) kitabin Incil olmadigini bilmenin rahatligiyla yalan söylüyor aslinda :)


Huck hala Jim'i kurtarma derdindeyken Sally Teyze'yle karsilasiyor. Teyze Huck'i "bir baskasi" saniyor :))


Vee....adamimiz Tom sahneye cikiyor!



Tom ve Huck Sally Teyze'yi cildirtiyorlar


 Neyse ki Polly Teyze uzaklardan yetisip olaya el koyuyor :)

30 Nisan 2017 Pazar

Tom Sawyer'in Maceralari



Cocukken en sevdigim kitaplardan biriydi Tom Sawyer. Döne döne defalarca okudugumu animsiyorum. En sevdigim bölümlerinden biri Tom'un Polly Teyzesinin verdigi cezayi (bahce citlerini boyamak) diger cocuklara "pazarladigi" kisimdi.(Bkz. Foto 1 :)

Gutenberg Projesi'nin sayfalarinda Tom Sawyer'in oldukca eski bir baskisindan alinmis bir .epub'a rastlayinca tekrar ve Ingilizce'sinden okumak pek cazip göründü gözüme. Okudum, pek iyi ettim. Tom, Huckleberry, Becky, iyi cocuk Sid, Mary... hepsini özlemisim :)


Resimler de cok güzeldi. Yalniz Polly Teyze'yi böyle hayal etmemistim ben... Olsun :)

Sirada Huckleberry Finn'in Maceralari var...

9 Ocak 2016 Cumartesi

Dejavu

Bazen cok kuvvetli bir dejavu yaşıyorum. 'Dejavu hissi yaşıyorum' demiyorum bak. Sabah köprünün üzerindeki durakta ayni anne anaokulu yaslarindaki ayni iki kizla tramvaya bindiginde... Kizlar bastan asagi pembe, bastan asagi cocukluk, bastan asagi nese formunda yan koltukta bittiklerinde... Tam bu sirada basimi cevirip camdan bakinca  durakta tramvaydan yeni inmis görme özürlü adami farkettigimde... Elinde sopasi, son derece güvenli adimlarla nasil yürüyüp gittigini izledigimde... Zaten on dakika önce tramvaya ilk bindigim durakta yine o okul cocuguyla benden baska kimse olmadigini farkettigimde... Soföre günaydin dedigimde...Tramvaydan ayni kapidan inerek ayni islak taslarin üzerinde ayni hizla yürüdügümde... Buna dejavu hissi denmez. Bu dejavunun bizzat kendisidir.

Trenlere gelince...Sanirim trenlerde her yolculuk baska bir macera...Asla bilemezsin.

4 Kasım 2015 Çarşamba

Afacan Beşler



Cocukken en severek okudugum kitaplardandi: Afacan Besler - Enid Blyton
Rüzgarli tepeler, acik hava, kayaliklar,  okyanus kiyilari, yagmur botlari ve yagmurluklar, yürüyüsler, zencefilli kurabiye. Aklimda bunlar kalmis.

Uzun zaman önce kütüphanede gördüm, uzun zaman önce gözüme kestirip oglanin yasinin gelmesini bekledim.

Bir süre önce zamanidir deyip  bir kütüphaneciye serinin neresinden baslayabilecegimizi sordum. Bir numara hala var miydi? "Maalesef en en eskiler artik yok. Ama surada derleme ciltleri var bir kac tane, eldeki en eskileri bunlardir sanirim" dedi. Onlarin da altincisi vardi bir tek o anda, onu aldim. Yanimda oglanin anaokulundan tanidigim bir anne vardi tesadüfen; "Aaa, Afacan Besler! Ben bunlarla büyüdüm" dedi heyecanla. Ortak bir heyecanla gülümsedik birbirimize. Anlasilan epey bir ülkede epey bir cocuk "bunlarla" büyümüstü :)

Bizim oglan da bunlarla büyümeye hevesli miydi? Sanirim derleme cildinin kalinligi biraz cekinmesine yol acti. Epey bir süre kitaba yaklasmadi. Gectigimiz günlerde hastalaninca oturup birlikte okuduk. Atesi varsa, keyifsizse, kendini nasil oyalayacagini bilemiyorsa, özellikle gecenin bir yarisiysa birlikte kitap okumak hem ona hem bana iyi gelir. Onun bagisiklik sistemine, benim de sinirlerime kendi kendilerini iyilestirmek icin biraz firsat tanir.

Okudugumuz ilk hikaye, tesadüf eseri cocuklugumda da okudugum hikayelerden biriydi. Ikimiz de okuyup bitirdigimizde, kizkardesim deniz fenerinden kayaliklardaki labirentli magaralara bir baglanti oldugunu kitabin o kismina gelmeden önce anladigini söylemisti de, kiskanclikla karisik bir hayranlik duymustum kendisine hatta. Bunca yil sonra bunu animsamak ne ilgincti. Yukaridaki gri hücrelerde galiba bütün cocuklugum hala kayitliydi.

Cocuklugumdan animsamadigim yeni izlenimlerim de vardi tabii.

Yetiskin gözüyle Profesör Kirrin tam sopalik bir adamdi bana kalirsa. Durmadan evi terörize eden profesör arkadasiyla kendisiydi. Sessizlik istiyorsa kalkip kendine sessiz bir ortam bulsundu. Gören de bu ikisini atom fiziginin derin mekanizmalarini aciklamakla mesgul sanirdi. Büyük olasilikla ugrastiklari konu incir cekirdegini doldurmazdi. Bayan Kirrin bence cok taviz veriyordu.

Johanna kitabin asil kahramaniydi. Görünüste bütün gün mutfakta birseyler pisirip tasirmakla mesgulse de; ne calisma odasinda büyük icatlarin, ne rüzgarli kayaliklarda büyük maceralarin pesinde olsa da, evet, asil kahraman oydu. Bütün ögünleri, krapfenli ve kurabiyeli ara ögünleri hazirladigi bir yana, afacan beslerin "Proviant"larini hazirlayip sepet sepet kutu kutu ellerine tutusturan da oydu. Bütün hikayelerde -evden ve Johanna'dan uzak da gecseler- onun karakterine karsilik gelen birisi mutlaka vardi. Bi ciftlik sahibinin karisi veya yatili bir binicilik kursunun sahibi olan kadin... Onlarin hepsine genel olarak Johanna diyoruz.

Georg bütün erkek gibi görünme ve davranma cabasina karsilik mizmizin tekiydi, Anne'den daha fazla kiz kaprisi yapiyordu.

Ayrica hikayelerin ikisinde daha erkek gibi olma - görünme cabasinda kizlar vardi. Ortalik asil adi Henrietta olan Henry'lerden, Harriet olan Harry'lerden gecilmiyordu. Acaba bunu o dönemin Ingiltere'sinde cinsiyetci sosyal rollere karsi bir direnisin baslangici gibi mi görmek gerekirdi?

Anne aslında bayağı sıkı bir kizdi. Haydutlarin elindeyken, magarada oturdugu yerde uyuyabilmesini ve deniz fenerinde mahpusken delirmeyip hala cay demlemeyi falan düsünebilmesini baska nasil aciklayabiliriz?

Cay demisken... Evet, her firsatta deli gibi cay iciyorlardi. Deniz fenerinde islerin en karistigi anlarin birinde Julius "kendime gelmem icin bi cay icmem gerek" diyordu. Sonra olay cözülüp dertler bittikten sonra olay mahaline gelen polise de hemen cay demleyip ikram ediyorlardi. Ingiliz olmak herhalde böyle bir seydi :)

Sicak yaz günlerinde hem dondurma, hem limonatayla serinlemeye kalkmalari belki biraz züppeceydi ve üstelik Cola da iciyorlardi. Neyse ki o kismi ben okudugum icin hemen filtrelemeyi basarmistim. Ne de sansürcü bir anneydim böyle :)

Ve haklisin Handancim, Afacan Besler odanin ortasina kendi piknik düzenini kurmadan cekilmiyordu. Bizim oglan her yemekten sonra karin agrisi cektiginden odasinda azar azar ama sürekli zarar vermeyecek seyler yiyip icme moduna girmistik. Su, elma suyu, muz, elma, cubuk kraker, etimek ve pirinc patlagindan olusan menüyle bir piknik ortami Afacan Besler'e eslik etmekteydi.

Kitabin sonuna dogru oglan kitabi elimden kapmis, bir kösede kendi kendine okuyarak demlenmekteydi :)

Bi de bunlarin gizli yedi olani mi vardi? ;)