görmek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
görmek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Eylül 2017 Cumartesi

Stereogramm ve Anamorphosis

Bu iki sözcügü de o siralar (2017 basi) okudugum ??? Soru Isareti kitaplarindan not etmisim.

Ikinci sözcük Victor Hugenay'in sirrinin konu edildigi bölümdendi  kesin, birinci de bir bilgisayar oyunu ve onu gelistiren adamla ilgili bölümdendi yanlis aklimda kalmadiysa. Insan bu ergen kitaplarindan ne cok sey ögreniyor :) Ve bir kötü karakter olarak Victor Hugenay'i seviyorum. Ve ??? Soru Isareti filme de cekilmis ama kitaptaki orijinal Hugenay karakterinin tamamen tersi bir Hugenay yaratmislar. Bu kadar da olmaz ki! Kınıyorum!

Neyse, notlar:

3D-Resim,Magic Eye, Stereogramm, Silberner Blick : Iki boyutlu ama icinde üc boyutlu figürler saklayan resimler. Bir ara cok ünlüydü, internette Stereogramm diye aratinca geliyor. Silberner Blick, üc boyutlu resmi görebilmek icin gerekli bakis teknigi. Hani böyle dalgın dalgın, şaşı bakış.  Türkce'ye sözcügü sözcügüne cevrilirse "gümüşi bakış" demek. Bazen cangılın kuytusunda saklı gerçeği görmek icin de dik dik değil, böyle şaşı şaşı bakmak gerektirdigini düsündürmüstü bana. Ondan not etmiştim.

Anamorphosis (Hernandez'in teknigi): Bir resme ancak belli bir acidan ya da belli bir yansıtıcı araçla bakildiginda görünebilir olan anlamli sekil. Ressaminin baska türden bir bakis açısıyla çalışmasını gerektiriyor, şaşırtıcı. Bazen bu dünya da anamorphosis calisilmis gibi geliyor mu sana? Bana öyle geliyor. Bakıp bakıp "aa, neg'zel!!" filan diyoruz ama asıl resim o değil ki! Asıl resmi, gerçeği görmek icin özel bir araç gerekiyor: Kalp. Aynı hikaye yine.


29 Mayıs 2017 Pazartesi

Görmek ve İşitmek Üzerine


Koleksiyon yapmayi seviyorum; özellikle elle tutulmaz seyler biriktirmeyi. Biriktirdigim seylerden biri "söz"lerdir. Cesitli kaynaklarda belli bir konu üzerinde söylenmis sözleri biriktiririm. Örnegin görmek ve isitmek üzerine sadece yasadigimiz cagin eserlerinde degil, insanligin en eski ve en degerli eserlerinde de tekrarlanan bir tema var. Bir süredir özenle takibindeyim ve pamuklara sararak koleksiyonunu yapiyorum. Simdilik bulduklarim bunlar (Sen de bulursan haber ver) : 


Kisi ancak yüregiyle görür, göz hicbir seyin özünü göremez.
(Kücük Prens, Antoine de Saint-Exupery)

§

Yaşadığım yüzyıl her şeyi eğip büken bir gözlük yerleştirmiş gözüme, gerçeği göremediğimi sezinliyorum. Ama kahretsin, seviyorum da gördüklerimi" 

(Sessiz Ev, Orhan Pamuk)

§

Bakarız ama göremeyiz, görülmezdir.

Dinleriz ama duyamayiz, duyulmazdir
 (Tao Te Ching - 14)

§

Baktığınız zaman, görecek bir şey yoktur.

Dinlediğiniz zaman, duyacak bir şey yoktur.
Oysa kullandığınız zaman tükenmek bilmez. 
 (Tao Te Ching - 35)


§
...`Gördükleri halde görmezler.
Duydukları halde duymaz ve anlamazlar.'
(Matta 13-13)

§

...  'Duyacak duyacak, ama anlamayacaksınız,
Bakacak bakacak, ama görmeyeceksiniz!'
 (Yesaya 6-9 , Matta 13-14)

§
... "kalbleri var, fakat onlarla anlamazlar; gözleri var, fakat onlarla görmezler; kulakları var, fakat onlarla işitmezler" 
(Araf -179)

§ You have conceived a little gap between illusions and the truth to be the place where all your safety lies, and where your Self is safely hidden by what you have made. Here is a world established that is sick, and this the world the body's eyes perceive. Here are the sounds it hears; the voices that its ears were made to hear. Yet sights and sounds the body can perceive are meaningless. It cannot see nor hear. It does not know what seeing is; what listening is for. It is as little able to perceive as it can judge or understand or know. Its eyes are blind; its ears are deaf. It can not think, and so it cannot have effects. 
(A Course in Miracles - Ünite 28, Bölüm 5, Paragraf 4)


§

...
en çok bağıran en doğru sayılır 
insanlar işitmeyince
... bahar gelir, farkedilmez olur
insanlar görmeyince 

(Bülent Ortaçgil, Bu İş Çok Zor Yonca)

§

29 Mayıs 2016 Pazar

Bayan Saat

Bu da biriktirmek istemeyip cok biriktirdiklerimden. Dökülsün dilden...

-§-

Bayan Saat'ten daha önce bahsetmistim. O zamanlar Bay Saat oldugunu saniyordum :) Kisa saclarinin üzerine kisin kulaklarini korumak icin yün bantlar geciriyordu; banti gözleri görmedigi icin gözlerinin üzerine dek indiriyordu. Derken dikkat etmemisim iste...

Bir süre sonra anladim Bayan Saat oldugunu :)
Her gün benden bir durak sonra tramvaya biner. Bir durak sonra da iner. Daima en ön kapidan biner. Durakta tramvayin nerede duracagi ve ilk kapinin yaklasik nereye denk gelecegi özel, tirtikli bir tasla isaretlidir görmeyenler icin. Orada bekler. Biner binmez kapinin yanindaki metal cubuga tutunur. Hani inecegimizde bastigimiz dügmeler var ya, o dügmelerden biri monte edilmistir cubuga. Cubugu birakmak istemeyisi biraz da bu yüzdendir. Bayan Saat'e Bayan Saat diyorum; cünkü kendisiyle yaptigimiz bir duraklik yolculuk boyunca her adimi, her hareketi bir saatin dislileri gibi hesapli, önceden planlanip calisilmis ve tıkır tıkırdır. Tramvaya ön kapidan bin, cubuga tutun, elinle "inecek var" dügmesini bul, tramvay hareket edip biraz ilerleyince dügmeye bas, tramvay bir sonraki durakta dursun, kapi acilirken görmeyenlere özgü uzun ince bastonu ac, tutunarak in, bastonu ustalikla kullanarak durak boyunca geriye dogru yürü... Bundan sonrasini bilmem; tramvay hareket ettigi icin Bayan Saat görüs alanimdan cikar. Hareketleri olabildigince sakin, güvenli ve ölcülüdür. Bayan Saat'i izlemek hosuma gider. Tramvaya binince onu görebilecegim, ön kapiyi gören bir koltuk bulmaya calismam bu yüzdendir. Bana günün de sakin ve ölcülü gececegine dair bir isaret verir sanki.

Bir tek kez kontrolü kaybettigine sahit oldum. Benim de kontrolü kaybetmek üzere oldugum, seyretmeyi birakip eyleme itildigim bir andi :) O gün tramvaya bindigimde en ön kapinin girisindeki daracik alanda dikilmis, tramvay sürücüsüyle konusan genc bir kadin vardi. Bilet veya yolla ilgili bir sey sordugunu sanmistim önce. Orada dikilmis sürücüyle sohbet ettigini farkedince sasirdim. Cünkü burada nadiren gördügüm bir seydi ve üstelik Bayan Saat'in duragina yaklasiyorduk yahu! Ve kapinin önünde sadece tek bir kisinin dikilecegi kadar yer vardi. E, simdi ne olacakti?

Tramvay duraga girdi, durdu. Ön kapi acildi. Genc kadin gözleri görmeyen, elinde amalara özel bastonuyla Bayan Saat'i görünce bir an geri cekilip yer verdi. Suratinda sevimli ve yardimsever bir güzel insan maskesiyle :) (Ne cok maskemiz var bizim, farkediyor musun? Farkinda bile olmadan birini cikarip digerini takiveriyoruz. Yüz kaslarimizin bile hakimi degiliz derin uykumuzda.) Cünkü onun tramvayin icine dogru ilerleyip gidecegini sanmisti. Fakat, hayir, Bayan Saat her zamanki gibi ön kapinin önünde malum metal cubuga tutunup dikildi. Bu noktada genc kadina karsi Almanca'dan yola cikip pek cok dile de gecmis  deyisle "Schadensfreude" hissiyle doldugumu itiraf ediyorum :) Kapinin önünde pervasizca dikilip, sürücüyle sohbet etmek, bi de Bayan Saat'in yerini kapmak ha! Fakat genc kadin anlasilan vazgececek degildi. Bayan Saat'in yerinden kipirdamadigini farkedince o daracik alana dogru tekrar bir hamle yaparak sürücüyle konusabilecegi aciyi tekrar kazanabilmek icin Bayan Saat'e de hafifce bir omuz atti. Bayan Saat'in o cubugu birakip bir adimcik da olsa geri cekilemeyecegini anlamiyor,  gayet yamuk bir pozisyonda zorlukla dikildigini görmüyor muydu? Bu da ne saygisizlik, ne bencillikti canim!

Kalkip kadini uyarmak isteyen tarafimi susturdum. Bayan Saat'in durumla bir sekilde basa cikabilecegini biliyordum. Tramvay bir sonraki duraga yaklasip kapi acildiginda kadin hala önünden cekilmedigi icin yamuk durmak zorunda kalan Bayan Saat bir de üstelik tramvaydan inemiyordu. Sesini öfkeyle yükseltip kadini bir sıkı fırçaladığında hem hak vermis, hem de ilk kez sakinligini yitirdigini görerek sasirmistim.

Bayan Saat'in üzerinden dünyanin verdigi dersi anlamam ise daha sonraydi. Hepimiz bir yolculuktayiz. Hepimiz bir cubuga tutunuyoruz. Hepimizin gözleri kör. O cubuga tutundugumuz sürece sakin ve ölcülüyüz. Ne zaman ki cubugu birakmak tehlikesiyle karsilasiyoruz; kontrolü kaybediyoruz, korkuyoruz ve öfkeleniyoruz. Ne cubugu, ne körü, ne korkusu, ne öfkesi? deme. Dikkat et, farkedeceksin. Dikkat et, anlayacaksin. Dikkat et, Bayan Saat sensin. Senin gözlerini acabilme sansin var. Senin bütün kapilari görme sansin var. Senin tramvayin istedigin kapisindan binme, istedigin kapisindan inme olanagin var.  Gercek sakinlik bu, gercek baris bu, gercek güven bu. Istersen...


10 Eylül 2015 Perşembe

Gördüm.

"If you want, you can come with us"

diyen kadin.

Seni gördüm.

"I'm not really this kind of person" diyen adam.

Seni gördüm.

"The good man".

Seni tam göremedim. Ama yüregini gördüm.

"To be or not to be. This is the question. We will BE" diyen adam.

Seni gördüm.

"No tickets! Go, go GO!"

diyen kadin.

Seni gördüm.

"There is no difference between us. So don't be afraid of us, we are human just like you"

diyen adam.

Seni gördüm.


Bazen...
Insan bazen Homo Sapiens'ten yana süpheye düsüyor. Mensubu olmaktan üzüntü duyuyor. Yeni bir insansi kesfedilmis. Insan bazen kendine "milyonlarca yillik bütün bu yolculuk ne icindi?" diye soruyor. Umut tazelediginiz icin tesekkürler.

Gördüm / I saw you / Ich habe gesehen


Dün ögleden sonra ben kesip bicerken yaptigim islere vuran sonbahar günesi. Seni gördüm.
Herbstsonne auf meiner Bastelarbeit. Ich hab dich gesehen.
The lovely sun of autumn over my papier work. I saw you. 



Fromm ve Platon. Sizi gördüm.
Fromm und Platon. Ich habe euch gesehen.
Fromm and Platon. I saw you.


Dünyanin bin derdini kendi derdi gibi yüklenen, sonra aklini kaybetmemek icin careyi ellerini topraga sokmakta, hamura bulamakta, yüne yumaga kumaşa dolamakta, gökkusagi kusanmakta bulan kadinlar, kadim ananin türlü tezahürleri. Sizi gördüm.

Die Frauen, die tausende Sorgen der Welt auf dem eigenen Rücken tragen und um damit umzugehen und um nicht den Verstand zu verloren, sich mit der Erde, mit dem Teig, mit Wolle und Knäul, ja sogar mit dem Regenbogen beschäftigen. Viele verschiedene Manifestationen der Urmutter. Ich habe euch alle gesehen.

The women who carry thousands worries of the world on their own back and spend time with dirth or dough, with wool and fabric, even with rainbow in order not to loose their mind. Diverse manifestations of Mother Earth. I saw you.

* Bir arkadasim fazla Türkce düsünmektense Almanca ve Ingilizce düsünmenin bana iyi gelecegini söyledi. Hakliydi. Baska seyler de söyledi ama onlar icin simdilik erken. Simdilik arada bir Ingilizce veya Almanca da yazmaya karar verdim. Bir tür alistirma olarak. Hatalar düzeltilmeye acik :)

A friend of mine told me that it's better for me to think more in English or German and less in Turkish. She has right. She told actually more than that. But it's early for puting  all of them to practice. So I decided to write sometimes in German or English, too. I'm open to corrections and improvement recommendations :)

Eine Freundin von mir hat mir gesagt dass ich lieber mehr auf Englisch oder Deutsch denke, als auf Türkisch. Sie hat Recht. Sie hat noch andere Empfehlungen aber es ist noch früh alles umzusetzen. So habe ich mir gedacht manchmal auch auf Deutsch oder Englisch zu schreiben. Als eine Sprachübung. Jede Korrektur und jeder Verbesserungsvorschlag ist Willkommen :)




29 Ağustos 2015 Cumartesi

Kötülük mü cogaldi, felaket mi cogaldi? Yalan mi cogaldi, dolan mi cogaldi?
Yoksa hep bu kadar cok felaket, bu kadar cok kötülük vardi da biz mi cok görür olduk?

Zeki Müren'in de bizi görebilmesini gectim,
Zeki Müren'i görebilmek bile yordu canim.