elma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
elma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Eylül 2016 Çarşamba

bu kadar kalabalıkken bu kadar sessiz


Burasi ormanin susup kendisini dinlememizi tavsiye eden kösesi. Nasil yapilacagina dair bir alistirma tarifi bile vermis. Kagit mendil paketinin konuyla bir ilgisi yok, biri birakmis...


Bu, alistirma tarifine uyarak ormani dinleyen cocuk...


Bu, o sirada saga sola bakan annenin gördügü sevdiceklerden biri... Sarmas dolas, sohbet muhabbet...Gizli gizli, sessiz sedasiz...


Bu, ayni sirada iki adim ötedeki yaban elmalarina gözünü diken babanin bakis acisi. Nyam...nyam...


Fakat yine de... yine de... bazen yürüyüs sirasinda sohbeti kesip, durdugumuzda ve susup ormana baktigimizda hep ayni sey geliyor aklima. Nasil oluyor da orman bu kadar kalabalikken bu kadar sessiz olmayi basariyor? Ve biz üc insan nasil basariyoruz bu kadar gürültü yapmayi?

19 Eylül 2015 Cumartesi

Eylülmek

Komsularin bahcesinden "e, artik tatlisini da yapalim bari" dedirtecek kadar cok GERCEK elma,
Yerfistigi
Tarcin

Bunlar bir tencerede tanisip, hallesip, demlenirken...
...bir de baktim ki büyük cam kasede krep malzemeleri de toplasmakla mesgul!

Bak, açık söyleyeyim, olacaklardan ben sorumlu degilim.
Bütün suc Eylül'ün...

Ben sadece "eylülmek"le mesgulüm...

Dipnot: "Bana iyi gelen seyler" kontenjanindan posta kutuma bana iyi gelecek seyler birakan arkadasa ;) ve bana gayet iyi gelmis su yazi icin de Handan'a tesekkür eder, devamini beklerim :)

3 Eylül 2015 Perşembe

Dün:

"Bana iyi gelen seyler" ve "güzellikle gelen mevsimi karsilama" kontenjanindan elmali pasta yedim. Icindeki tarcin ve üzümle beraber bana asure tadi verdi, iki kez mutlu oldum. Oglan mevsimleri sasirmisti, Krapfen yedi. Sesimi cikarmadim.

Bahar yesili ile sonbahar morunu bulusturdum. Cünkü petrol mavisi yoktu.

Bi arkadasa mektup attim. Postanedeki kadinin zarfi otomatik makineden gecirmeyip eliyle pul yapistirmasini yine hayranlikla seyrettim.

Seyretmek demisken... Dün yine sosyal medyada insanlarin kendi elleriyle üretmis olduklari seylerden duyduklari mutlulugu seyrettim. Benimkine kattim, büyüttüm. Üretmenin mutlulukla bi ilgisi var. Marks gelip yabancilasmayi tanimlayip hayatimiza sokmadan önce ürettigimiz türden üretimden bahsediyorum. Kendi sabununu yapmanin, kendi bostanini büyütmenin, kendi ekmegini pisirmenin, kendi eksi mayani, kefirini, yogurdunu mayalamanin, arkadasina kendi ördügün atkiyi armagan etmenin, cocuguna kendi diktigin oyuncagi vermenin, kendi kendine kutular örmenin.... o türden üretmenin diyorum...mutlulukla bi ilgisi var. Insanin kodlarina islediler bunu...

Son iki yildir okudugum kitaplardan tuttugum notlari acip bir kerede okumaya kalkistim. Beynim döndü. Hepsi ayri bir sey anlatiyordu. Ama ortak noktalar da pek coktu. Ortak noktalari biriktirmeyi seviyorum. Bi ara onlari da not edecegim burada. Delirmekte olan bir dünyada, elimizde ortak noktalara sarilmaktan baska bir sey yok.

Biraz Kurtlarla Kosan Kadinlar'i okudum (Bu blogda bu noktadan sonra KKK olarak anilacaktir). Su ara önümde yari acik duran kitaplardan biri. Bir süredir mehter marsi ritmiyle iki ileri bir geri okumustum. Artik bitiririm sanirim.

Simdilik bu kadar, bugün yapacak cok is var.
Bugünün melodisi, bugünün tinisi ne, emin degilim. Su olabilir gibi geldi ama sanki enerjisi eksik. Biraz da enerji gerek. Bakalim gün neler getirecek...

28 Temmuz 2015 Salı

Sorun nerede?

Haftasonu ormana gittik. Hangi orman dersen, ne yanit verecegimi bilemiyorum. Her gidisimde biraz daha emin oluyorum ki, Heraklitos hakliydi: Ayni ormana iki kez gidemezsin.


Alerji sezonu bi gecsin, su sicak dalgasini bi atlatalim derken bu yilki ilk gidisimdi diyebilirim. Hava 
acik ama serindi.


Neredeyse hic bulut yoktu. 


Hindibalar karsiladi yolumu :)



Bi keci gecen sefer bizi kovalamisti :) Bu kez koyunlarla kecilerle samimi bakismalara girisebildik :) 


Gökyüzünde bir agacin altindan bakmak her zaman güzel. Ne agaci oldugunun ne önemi var.



Dallar türlü meyvedeydi.




Toplayip torbamiza doldurdugumuz yabani elmalardan, eriklerden kimse hesap sormadi, ücret istemedi. Yol boyunca topladiklarimizdan yedik, evden getirdiklerimiz icin yine  "ne gerek vardi" dedik.
Orman, insanligin ilk ve kadim cenneti, hesap sormadan, ücret istemeden doyuruyor, hep unutuyoruz.




Floradan bi kuple :)


Bu incecik dali cözemedim :) Gövdeye ve görebildigim kadariyla üstteki dallara bakarak agacin kayin oldugundan emin gibiyim, bu incecik dalsa bir akcaagac dalina benziyor. Güzel ördek yavrusu :) Gitmis baska agaca yerlesmis :) Sanki...



Bazi yerlerde durup ormanin sesini dinledim...



Kayin....


Bir kac yil önce siddetli bir firtinada cok hirpalandi bu orman. Simdilerde toparlaniyor. Üst kismi kesilmis kayin agacinda bir gözeden hayat fiskiriyor. 


Lale agaci. Buranin egzotiklerinden. Cok seviyorum.


Ormanda böcekler, sinekler, arilar cok aktifti bu sefer, sürekli etrafimizdaydilar. isirganlar dersen, her yerde kollarini uzatiyorlar. Ama korkuya gerek yok. Cünkü bütün patikalar böyle :) Ilk yardim kutumuz ormanin kendisi :) Sinir otlari hemen egilip elimizi uzatma mesafesinde... 


Sinir otu...


Agacta yosunlar...


Dag tas bögürtlen dolu, ama daha olmadilar...



Orman hep baska olsa da, mola yerimiz hep ayni gölün kiyisi :)



Emektar sirt cantasi, konu mankeni olarak...



Dönüs yolunda bugday tarlalari....

Bitirirken ormanda degil ama bugün sehirde okudugum bir cümleyi paylasayim: 

Ama nefes aldığımız gibi yaşarsak, alıp vererek, gelmesine ve gitmesine izin vererek, sorun nerede?* 

Yine ormana gittim, yine bir baska ormana...
Orman yine ayni ormandi bir yandan.
Yine doyuran ana, 
yine yaralara sifa,
yine sorulara cevap olsun diye sorular soran orman:
Sahi sorun nerede? 


*Kurtlarla Kosan Kadinlar, Clarissa P. Estes