3 Ağustos 2016 Çarşamba

Daha dün huzur ariyordum,
Bugün birdenbire buldum.
Yarin veda günü olsun.
Evvelsi gün bulusuruz.
Sapiens

19 Haziran 2016 Pazar

Gılgamış, bir kez daha...



Gilgamesch, Der Urmythos des Königs von Uruk und seines Weges der Selbsfindung,
Goldmann Arkana, Stephen Mitchell, 2004

Yine okurum demistim, bir kez daha okudum. Bu kez yayina hazirlayan Amerikali bir yazar, Stephen Mitchell. Okudugu hicbir Gilgamis Destani cevirisini begenmedigi icin kendisi ise el atmaya karar vermis. Eski Mezopotamya dillerini bildiginden degil. Eldeki Ingilizce cevirileri birlestirip, bilinen bulunan bütün tabletlerdeki hikayeleri akici ve bütünsel bir hikayeye cevirmeyi denemis. Bunu yaparken de oldukca serbest bir ceviri teknigi kullanmis. Acikcasi bu asiri serbestlik, kimi yerlerde düstügü "burada Enkidu son derece sacma bir konusma yapiyor, o yüzden metinden cikardim" türü notlar beni biraz rahatsiz etti. Gercege / orjinallige baglilik öncelik ise bu kitap Gilgamis'la tanismak icin secilmemeli. Yok eger, sadece hikayeyi okumak istiyorum, gercekle bagi o kadar da önemli degil, akici olsun ama deniyorsa bu kitap tercih edilebilir.

Mitchell'in destani yorumlayisi ise ilginc. Onu her iki türden okuyucu da okumali derim. Hikayeyi sadece kendi tarihi ve cografi cercevesi icinde yorumlamakla kalmiyor. Degisik kültürlerden bilgelik gelenekleri ve efsanelerle de karsilastiriyor. Gilgamis ve Enkidu'nun sedir ormaninin korkunc ve koruyucu ruhu Humbaba ile karsilasmadan önce duyduklari korku ve bunu acikca ifade etmelerini Germen efsanelerinin hic korku duymayan kahramanlariyla karsilastiriyor. Gilgamis'in Enkidu'nun ölümünden sonra yola düsüsünü, kendisinden iki bin yil sonra Asya'nin derinliklerinde bir baska kral/prensin insanin kirilganlik ve yaralanmaya acikligini kesfederek yollara düsüsü ile karsilastiriyor: Buddha. Mitchell kitabi yaklasik Körfez Savasi döneminde yazmis. Savasin gectigi cografyaya, o cografyanin tarihi dinamiklerine de ufak ufak dokunmadan gecmiyor. Ek olarak daha önce okudugum ceviride cok net olmayan kimi konulari da acikliga kavusturuyor.

Bir kez daha tekrarlamadan gecemeyecegim. Gilgamis'in yasadigi dünya bugün yasadigimiz dünyayi bicimlendirdi. Bugünü anlamak icin Gilgamis'i ve onun yasadigi dünyayi daha yakindan tanimanin önemli olduguna inaniyorum.

Orijinal Ingilizce kitabin adi Gilgamesh: A new English Version. Türkce cevirisi de Gilgamis Destani adiyla yayinlanmis sanirim ama hala piyasada var mi bilmiyorum.


17 Haziran 2016 Cuma

Bitmeyecek Öykü




Die unendliche Geschichte
Michael Ende, 1974,2004 Thienemann Verlag

Cook cok eski bir zamanda, o kitapcida yanindan gecip durdugum kitapti. Sayfalarini acip bakmama, orasindan burasindan biraz okumama ragmen bir türlü ona sira gelmiyordu. Bitmeyecek diye korkuyordum herhalde... :)

20 yil sonra nihayet sira Bitmeyecek Öykü'ye gelebildi. Ilk sayfa, su baslangic bana göz kirpti,  icim iyi bir hisle doldu kitaba dair...



Her kitabin bir dogru zamani oldugunu düsünür oldum son zamanlarda. Bitmeyecek Öykü'yü o zamanlar okumus olsaydim eksik olurdu. Simdi yeniden okumam gerekirdi. Okumasam bazi seyleri kacirmis olurdum. Iyi ki simdi okudum :)




5 Haziran 2016 Pazar

Granny


Önce nasil yapilacagini bir türlü cözemiyordum.
Sonra birbirinden habersiz bir kac arkadasa sordum, biraz ilerledim.
Sonunda kütüphaneden buldugum bir kitapla anladim :)
Niye bu kadar zorlandigimi sonradan anlayamadim :)



Sonra bazi fikirler gelismeye basladi. Tirinim tirinim, neler oluyordu, neler oluyordu? Hindiba basindan büyük islere kalkisiyordu!!


Evet evet! Bir seyler oluyordu. Oglan da renk kombinasyonu konusunda bana fikirler veriyordu :)


O sepeti iyi ki örmüsüm diyordum. Yoksa motifleri nerede birikterecektim?


Sonra motiflerin hangi renk kombinasyonuyla ve hangi teknikle birlestirilecegine epey bir kafa yordum ve ilk denemelere giristim. 



Granny eylemleri devam ediyor. Örerken epey bir düsündüm; granny neden bu motifi özellikle tercih ediyordu diye. Cünkü pis huyumdur, ille yaptigim sey üzerine uzun uzun kafa yorarim.

Sonunda sunlari buldum: Granny bu motifi tercih ediyordu cünkü....

- Granny is güc sahibi kadindir. Bir sürü seyi ayni anda düsünüp, organize edip, kotarmasi gerekir. Ince ince zincir sayamaz, saymali motiflere kayamaz. Bu motif sayma gerektirmiyor. Her yerde her sart altinda saymadan, uzun uzadiya düsünmeden sadece bakarak nerede kaldigini anlarsin, ordan devam edersin. Sık sık ara vermeye, sonra kaldigin yerden devam etmeye uygundur.

-Granny sosyal kadindir. Uzun uzadiya motif, zincir, adim sayarsa hem örüp hem konusamaz ki yahu!

- Granny züppe degildir, kendi halinde kadindir. Elindeki imkanlardan bir sey cikarmasi gerekir. Bu motif klasik örneklerinde görülecegi üzere artmis iplerden harika seyler cikarmaya uygundur.

- Ayrica delikli dokusu hem hizli ilerlemeyi saglar hem de az ip gerektirir. Dedik ya granny kendi halinde kadindir. Felegin cemberinden ve kisitli kaynaklarla optimizasyon dersinden üstün basariyla gecmistir.

- Ayriyeten granny sanildiginin aksine en azindan giris seviyesinde matematik ve geometri bilir. Bilmiyorsa dahi bu motifi ve degisik türevlerini ögrenirken Introduction to Geometry 101'i de tamamlamistir.

- Granny'nin en azindan giris seviyesinde Renk Teoris bildigi de malumdur. Dersini almamistir, kitabini okumamistir. Ama  bilir. Intuitiv denen cinsten... Veya Doga anasinin kitabini bir iyi bellemistir.

Granny deyip gecme. Granny özel bi kadindir...

diyecektim ki aklima Arne ve Carlos abiler geldi:



Diyecegim o ki, Granny özel bir insandir.



4 Haziran 2016 Cumartesi

Mümkünse kücük seyler...

Bu haftasonu güzel bir haftasonu olsun. Gazetelere az bakalim, haberleri az okuyalim. Biliyorum zor gözünü bazi seylere kapamak. Ben cok zorlaniyorum sahsen. Ama yine de bize iyi gelen seyleri paylasalim, büyütelim.

Güzel, naif bi sey görmek ve dinlemek istersen örnegin, suna bak; bak bakalim bu amatör müsamere havasi, bu altmislar,  senin icinde de bir yeri titretiyor mu? :



Amerika'da genc bi kadin cesitli sehirlerde dokuma kurslari veriyor. Gitmesek de, katilmasak  da fikirler edinebiliriz dersen, instagram hesabina bi ugra.


Cok uzun yillar boyunca erteledigim bi kitabi okuyorum su ara. Daha sonra detayiyla yazarim ama sen de cok ertelemek istemezsen bi bak bakalim nereden bulursun Bitmeyecek Öykü'yü...



Veya onu bulamazsan baska bi cocuk kitabini oku. Arada bir mutlaka icindeki cocuga kitaplar oku.

Acayip, pek biriktirilmeyen seylerin koleksiyonunu yap. Ben örnegin birbiriyle itistigi kapistigi iddia edilen kitaplardaki ortak cümlelerin koleksiyonunu yapiyorum. Kücük, gündelik, iyi haberlerin koleksiyonunu yapiyorum. Bi de cevremde gördügüm yüreklerin koleksiyonunu...:




Yaninda kücük bi defter tasi. Ne zaman gününü aydinlatan, sana iyi gelen bi sey görür veya duyarsan, hemen not et onu. Ne kadar kücükse o kadar iyi. Ne kadar kücükse o kadar önemli not düsmen, kayit altina alman:

 






Bi kusun sesini dinle. Varsa etrafindaki bi kusun, yoksa ac Youtube'dan dinle...

Cocuklugundan beri bildigin, hep kullandigin bir sözcügün kökenini arastir. Hangi dilden geliyor, hangi fiil kökünden? Cok zihin acicidir, yok düsündürücüdür. Cok rahatsiz edicidir bazen. Ama o rahatsizligi astiginda cok büyütücü, cok huzur vericidir. Inan.

Uzun zamandir tanidigin ama haber almadigin birinin ne yaptigini arastir. Ünlü biri olabilir, interneti kullan. Ilkokul arkadasin olabilir. Interneti kullan veya ortak arkadaslarina sor.

Kaliteli bi seyler kesfet. Duru, sade olsun; ama mutlaka özen gösterilmis, emek verilmis olsun. Bagirmasin, dikkat cekmeye calismasin ama dikkatini cektiginde "iste bu" dedirtsin. Biliyorum kolay degil. aramak bazen bosuna. Bu konuda güvenebilecegin tek sey  belki de tesadüflerdir. Tesadüflere güven. Onlarin seni ona götürecegine inan. Inan ki bulabilesin. Örnegin >>

Sen de bana fikirler versene. Günü ışıtan, anlam veren, yeni bir heyecana bulayan, büyüten seyler... Yikmayan seyler, bölmeyen seyler... Mümkünse kücük seyler...

1 Haziran 2016 Çarşamba

Agustosböcegi var ya, agustosböcegi... Meger hemen her sabah ayni trene biniyormusuz! O bisikletle gidiyormus istasyona, ben otobüsle!

31 Mayıs 2016 Salı

Itiraflar



Bekenntnisse, Die Weisheit des großen Kirchenvaters
Augustinus
anaconda, 2009

Augustinus baska kitaplarda kendisinden okudugum alintilar sebebiyle bir süre önce okuma listeme girmisti. Bir kac ay önce yasamini anlatan bir film izledim tesadüfen, merakim daha da artti. Aurelius Augustinus veya Hippo'lu Augustinus. 354 - 430 yillari arasinda yasamis. Ünlü "kilise babalari"ndan, Hristiyan düsünür, teolog, aziz. Roma Imparatorlugu'nda, pagan inanislardan Hiristiyanlik'a gecis döneminde Kuzey Afrika'da yasamis. Kendi ailesi de bu gecisi yansitir gibi. Babasi eski usul Roma pagan inancina sahipmis, annesi inancli bir Hristiyanmis. Bizim Augustinus epey zaman bu taraklarda bezi olmayan inancsiz ve pek dünyevi islerin pesinde bir adammis. Filme bakilirsa gercegin pesinde, bu yüzden retorik egitimi filan aliyor. O zamanki Roma sisteminde basarili ve ünlü bir avukat , bir "sözle fikir savunucu" oluyor. Ama galiba bazen sözle gercegin bulunamayacagi, hatta basbayagi carpitilabilecegi deneyimini yasiyor. Bir süre o siralarda Roma'da yine pek cok taraftar bulan  Mani dinine katilsa da, 386 yilinda Hristiyan oluyor.  

397-398'de yazdigi en ünlü kitabi "Confessiones" sanirim Türkce'ye de Itiraflar adiyla cevrilmis. Oldukca capli bir kitap aslinda. 13 ciltten olusuyor. 1-9. ciltler arasinda cocuklugundan annesinin ölümüne dek olan dönemde yasamini anlatiyor, 10. cilt kitabin kaleme alindigi sirasindaki duygu-düsünce durumunu yansitiyor, 11-13. ciltlerde Eski Ahit'teki Yaratilis hikayesini yorumluyor. Ben hepsini okumadim tabii :) Kütüphanede buldugum 96 sayfalik kücük bir derlemeydi benimki. Söze gayet hakim biri tarafindan yazilmis olmasi, bir tür otobiyografi olmasi ve kiliseyi sekillendiren önemli bir kisinin fikirlerini yansitmasi gibi sebeplerden önemli bir kaynak sayiliyor Itiraflar. Benim okudugum kadariyla akici, okurken çok sıkmıyor. Bir felsefe kitabi degil, onu belirtmek gerek. Bir inanc adaminin aklindan gecenler daha cok. Kitapta yazari Tanri'yla sürekli bir mono-diya-logda buluyoruz. Vaaz verir gibi degil, basbayagi asik bi adamin ic dökmeleri, siir okur gibi, sarki söyler gibi bazen. Örnegin, buyrun:

Ama ruhumun evi dardir. Oraya nasil tasinacaksin? Onu genislet! Yikilacak gibidir, onu yeniden insa et! Evet, gözlerine asagilayici gelecek olan oradadir. Onu senin icin hazir olsun diye kim temizleyebilir? Senden baska kime seslenebilirim?...Sen ki her seyi gören gercegin ta kendisisin.

Yasamlarin yasamisin sen ve ruhlarin ruhu; sen kendini yasarsin, sen degistirilmez olan, ki benim ruhumun yasami da sensin... Sen ki en icimde olandan daha icimdeydin ve bendeki en yüksek seyden daha yüksektin...ve senin kanunun gercektir, gercek ama bizzat sensin.

 Kitabin (en azindan benim okudugum derlemenin) yüzde doksanini Türkce'ye cevirip biraz da Arapca sözcüklerle soslarsan sokaktaki orta okuma-yazma-düsünme düzeyinden inanana kendi inanc ve kültür dünyasindan bir metin olarak "yutturmak" mümkün geldi bana. Öyle bi amacim oldugundan degil :) Ama ilginc geldi bu bana. "Dört kitabin manasi bellidir bir Elif'te" penceresinden bakarsan iyiye yorumlanabilir bu durum. Öte yandan bakarsan azicik kötüye de yorumlanabilir gibi geldi bana :) Neyse, öyle iste...

Augustinus 430 yilinda Hippo piskoposuyken sehrin kuzeyli Vandallar tarafindan kusatilip yagmalanmasi sirasinda öldürülmüs. Seyrettigim filme bakilirsa Roma'dan gönderilen yardim gemilerine önce kitaplari yüklenmis kurtulsunlar diye. Sonra bakmis ki sehrin yöneticileri Vandallara karsi ilimli davranmiyor ve sehir isgal edilecek; kitaplarini indirtmis gemiden, kurtarabildigi kadar Hippo'lu binmis gemiye. O ise sehirde kalip öldürülenlerden olmus. Kitaplar yagma ve yangindan bir sekilde kurtulmus. Gayet azizce ölmüs yani. Her kültür kendi azizlerini yaratip süsleyip püslüyor, sonra da onlardan besleniyor tabii. Bu hikayeyi ve bütün kültürlerin aziz, üst ve üstün insan hikayelerini öyle okumak gerek ;)  Gibi geliyor bana. Itiraflar'a gelince... Baska derlemelerine rastlarsam onlari da okumak niyetindeyim.