23 Nisan 2017 Pazar

Adım adım tığ işi


Häkeln Schritt für Schritt
Sally Harding, DK

Bu kitabi kütüphaneden almistim, yakinda tekrar iade etmem gerekecek. Suraya not edeyim geri vermeden önce. Orijinali sanirim Ingilizce, yayinevi DK olduguna göre. Bütün DK kitaplari gibi iyi fotograflanmis ve hazirlanmis. Hic bilmeyene bile adim adim tığ işi tekniklerini ögretir :) Tüm temel teknikler ve onlarla üretilen desenler ve bu desenlere dayanan 20 proje. Ben sevdim, bir kac projeyi de denedim hatta. Tek bir eksisi var; verdigi tarifler hobitler icin :) Biraz büyütmek gerekiyor :) O kadar kusur kadi kizinda da olur, ayrica satin almak belki gerekmez ama bir yerlerde rastlarsaniz bir göz atmadan gecmeyin diyorum :)

22 Nisan 2017 Cumartesi

Şekilleri dünyanın

Eskiden bloglar da evler gibiydi. Bir eve tasindin mi ilk misafirleri davet etmeden önce eve bir iyice yerlesip ceki düzen vermen gerekirdi. Bir bloga ilk misafirleri davet etmeden önce iyice tasarlamak, layout'u bir iyice oturtmak, afilli bir giris yazisi yazmak, üc bes post yapmak gerekirdi. Simdi öyle degil. En azindan benim icin :)

Orda bir yeni blog var uzakta :) Acmamak icin direndim, baska mecralar denedim, eldeki bloglarda bu konuyu halletmek istedim ama olmayacagini farkettim. BDNG'de bununla ilgili bir etiket vardi ama etiketlere sigmayacagini farkettim. Henüz bu eve tam yerlesmedim, kutular orada burada, daha duvarlar boyanmadi...Henüz sekli semali tam oturmadi. Henüz ben konuyu kafamda tam calismadim. Zaten calisamazdim da, bu blog calisma deffterim olacak benim. Bir kitap okudum, bir kitap, bir kitap daha...Sekillere taktim. Dünyanin sekillerine... Beklemedigimiz yerlerde, beklemedigimiz zamanlarda ortaya cikan; doganin elinde de, insanin elinde de kendini tekrarlayan ve bir amaci ve  bir türküsü varmis gibi görünen sekillere... Anlatacak fazla bir sey yok, gösterecek bir kac sey var; ilgilenen olursa... Surada...

14 Nisan 2017 Cuma

kendin yap ve kendi kitabini yaninda taşı


Böyle bir dergi var; "Selber Machen" yani kendi kendine yapabilmek hakkinda. Adini cok ilham verici buluyorum da, maalesef genelde sadece marangozluk ve tesisat islerinden felan bahseder. O kismi bana cok uymuyor. Yine de rastladigim yerde bakarim ne var diye. Almanlar fazlasiyla marangoz bir ulus zaten, bu dergide de müthis seyler anlatiliyor. Biraz ilgi duyup ugrasan biri evinin tüm mobilyalarini kendi yapabilir nerdeyse. Uygulamada dahil olamasam da fikrini seviyorum :)

Haa bir de :) Ben sosyolog olsam hastalarin doktor muayenehanelerinin bekleme odalarindaki dergilerden hangilerini secip okuduklari hakkinda tez yazardim :) Tabii doktorlarin yönlendirmelerini de hesaba katmak gerek. Örnegin benim gittigim doktorlarin cogu erkeklerin otomobil ve marangozluk dergisi, kadinlarin da magazin ve moda dergisi okudugunu varsayiyor. Derdi mevzusu Primses Catherine'yle Primses Victoria bi de bunlarin bebeleri olan dergiler var, bak ciddiyim. Bu yüzden iste ben doktor muayenehanelerinde eline aldigi dergileri hoflaya puflaya birakan o tipim. Neyse ki yanimda hep kendi kitabimi tasiyorum.

Dinler Tarihi

Ali Seriati
Dinler Tarihi

Dinlerin tarihini bir de Ali Seriati'den okuyayim dedim :)
Henüz giris kisminda söyledikleri...


yaklasimi hakkinda umut vadediciydi. Sanki yine de azicik tarafli miydi tarzi? Sanirim dönemine göre yine de tarafsiz sayabiliriz. Bir de tüm hikayeye sosyolog gözüyle bakisi ilginc tabii ki...

Dili, ifade tarzi  biraz alismayi gerektiriyor ama bunu normal görüyorum. Bir kere cok asina olmadigim bir kültürden (Iran - Sii) , ikincisi bize artik uzak sayilacak bir dönemden (yetmisli yillar) sesleniyor. Tartistigi bazi konular bu yüzden bizim derdimiz, bizim konumuz degil. Her söyledigine de katilamiyorum. Yine de sabirla okuyunca önemli bir seyler anlatiyor. Icerikten biraz bahsedecek olursak tarihsel diyebilecegimiz bir sirayla ilkel kabile dinlerinden basliyor, Cin dinleri, Hint dinleri, Iran'in Islam öncesi dinleri... diye gidiyor. Semavi dinleri ayrica incelemiyor, bunlara paralel tartisiyor. Arada Avrupa felsefesi ve Avrupa'da aydinlanma dönemine dair de dogulu bakisla üc bes söylüyor. Konuyla ilgilenenlerin herhalde ilgisini cekecektir...

9 Nisan 2017 Pazar

tirinim


Tirinim tirinim. Komsum yeni yapraklar icin bahceye cagirmadan önce eskileri bitirme aksiyonu baslasin. Koca bir torba veya sepeti doldurup "bu kadar yeter" dedigim her seferinde amcanin "kalanlar benim isime yaramaz, ben nasilsa komposta atacagim, biz bunlari yemiyoruz " deyisine ve bunu otuz kez tekrarlamasina ve teyzenin "Michaaa! Frau Hindiba'yi rahat birak, o bilir" diyerek gözlerini devirmesine cok gülüyorum. Allahim komsularimi da ilginc yaptigin icin sükür.. .

(Instagram'dan arsive)

Korku Vadisi




Tal des Grauens
Arthur Conan Doyle

Elimdeki e-okuyucuya ücretsiz olarak indirebildigim ve uzun zamandir okumami bekleyen bir kitapti bu. Bir Sherlock Holmes Klasigi... Oglumun severek okudugu ??? Üc soru Isareti serisinde de bu kitaba ve bazi Sherlock Holmes karakterlerine gönderme vardi, ayrica merak ediyordum.  Almancasini okudum; Ingilizce orijinali "The Valley of Fear" adiyla yayinlanmis. Türkcesi ise "Korku Vadisi" sanirim. Aslinda iki ayri hikayeden olusuyor denebilir. Bir simdiki zaman olayi ve bunun gecmisteki kaynagi seklinde. Her iki hikayede de kritik gercegi aciklanmadan anlayabildigim icin kendimle pek gururlandim :) Kitap e-okuyucu icin optime edildiginden okumasi pek keyifliydi; ayrica asagiya bir iki örnegini ekleyecegim gayet hos da cizimler vardi; cizimlerde karakterler kitapta tarif edildikleri sekilde canlanip karsimiza cikiyordu. Pek sevdim, giriste bir tek-adam-yayinevi islettigini belirten yayincinin eline saglik...



2 Nisan 2017 Pazar

kendine ait bir kafa

Bazen kendime bakiyorum, bi gülme tutuyor; "Ne kendine ait bi oda'si Virginia'cigim; kendine ait bi koltuk, kendine ait bi kafa" diyesim geliyor.

Almanca'da büyük koltuk, kanapenin adi "Sofa", öyle deyince daha da komik oluyor: "...kendine ait bir sofa, kendine ait bir kafa"

Hakketen komiksin Virginia'cigim.

Mavi Tüy / Illusions



Ilk kez 1991'de okudugum, sonra döne döne kimbilir ne cok okudugum Mavi Tüy'ü bir kez de Ingilizce aslindan okuyayim demis, bulamamistim. Sonra Sule Seda bana nereden bulabilecegimi gösterdi. Bu bahar bir kez daha Ingilizce'sinden okumus oldum :) Richard Bach'i tarif etmek  icin hep "Marti'nin yazari" derler, bütün kitaplarinin ve bu arada Mavi Tüy/ Illusions'un kapaginda da "Marti'nin yazarindan" yazar. Benim icin Richard Bach Mavi Tüy'ün yazaridir ve bütün diger kitaplari -Marti dahil- "Mavi Tüy'ün yazarindan"dir :) Donald Shimoda'nin gönülsüzlügü de, hikayenin

"Bu 
kitaptaki 
hersey 
yanlis 
olabilir"

diye bitisi de hosuma gider. Bir gün bir yerlerde kendisiyle karsilasmayi umuyorum. Bach'la degil, hayir, Shimoda'yla :)

19 Mart 2017 Pazar

Sürü zekası


Die Intelligenz des Schwarms - Was wir von Tieren für Unser leben in einer komplexen Welt lernen können, Peter Miller, 2010

Kendini hayvan sürülerinin (karincalar, arilar, termitler, baliklar, cekirgeler, geyikler, vb.) inanilmaz koordineli ve etkin davranislarini aciklamaya adamis bir bilim dali var. Son derece akillara zarar yöntemlerle calisiyorlar; örnegin 4000 ariyi tek tek sogutup numaralandiriyorlar ya da binlerce sigircik veya sercenin cekilmis videolarda tek tek koordinatlarini tespit edip bunlari analiz ederek sürü davranislarini aciklamaya calisiyorlar.  Uzun süredir bu konuda bir kitap okumak istiyordum. Kütüphane raflarinda tesadüfen rastlayinca alt basligina bakmadan ("Komplex bir dünyada yasamayi ögrenmek adina hayvanlardan neler ögrenebiliriz?") hemen almis, kendimi bir doga kitabi okumaya hazirlamistim. Önsözündeki "human kapital", "is dünyasi", "sirketler", "günümüz ekonomisi" bidi bidilari bu yüzden basta irkilmeme yol acti. Neyse ki, vazgecmeyip devam edince ilginclesti kitap. Her bir bölüm belli bir hayvan sürüsüne ve ona dair yapilmis arastirmalara dayaniyor. Devaminda da bu hayvanlardan ögrenebilecegimiz seyler ve hangi alanlarda bu bilgilerin simdiden uygulanmaya baslandigi anlatiliyor.

Karincalardan elde edilen dagitik is organizasyonu bilgilerini kullanan Air Liquid diye bir sirketten bahsedilyior örnegin. Boeing test departmani ari demokrasisini baz alan bir yapi kurarak karmasik ortamlarda bütünün yararina kararlar almaya calisiyormus. Kus ve balik sürülerinin analizi ayni sekilde merkeziyetci olmayan , az bilgiyle yerel karar alan yapilarla, bütünün nasil  senkronize ve verimli hareket edebildigini gösteriyormus. Ayrica Yüzüklerin Efendisi ve benzer filmlerdeki büyük, kalabalik ordularin oldugu sahneler, dijital animasyon yöntemleriyle ama gayet dogal cekilebiliyorsa sebebi de yine bu bilim daliymis. Cekirge sürülerinin davranisi ile insan kalabaliklarinin dar alanlarda panige kapildigi durumlarda yasadiklari (Filipinler'de bir stadyumda yasanan felaket ve 2006 yilinda Hac'da  yasanan felaket analiz ediliyor bu bölümde; benim aklima 2010'da Almanya'da yasanan Love Parade felaketi geliyor ek olarak) arasinda paralellikler kuruluyor. Hatta Izlanda'da 2009 yilinda devletin iflasina sebep olan ekonomik krizin aciklanmasinda bile cekirge davranislari yol gösteriyor. Hangi durumlarda sürünün bir avantaj, hangi durumlarda dezavantaj haline dönüstügü irdeleniyor.

Özetle, oldukca ilgi cekici bir konuda, gayet anlasilir bir dille yazilmis iyi bir kitap. Sadece doga ve hayvanlar alemiyle ilgilenenler icin degil, kitle davranislari, karmasik yapilarda etkin karar alma mekanizmalari, grup dinamikleri ve bu dinamiklerin zararinin önlenip yarara cevrilmesi gibi konulara ilgi duyan herkese tavsiye...

Ingilizce orijinali The Smart Swarm - How to Work Efficiently, Communicate Effectively, and Make Better Decisions Using the Secrets of Flocks, Schools, and Colonies adiyla yayimlanmis.

14 Mart 2017 Salı


Kücük isler, büyük hayaller...

(Instagram'dan arsive)