Rus ajani bazen sinirlerimi bozuyor. Bugün tren istasyona yanasirken ben de arka vagonlardan en öndekine dogru yanasmaktaydim. Yanindan gectigim koltuklarin birinde Rus ajanini gördüm. Ellerini Budist, Katolik kesisler veya Jedi sövalyeleri gibi (insanin 8-9 yasinda cocugu olunca benzetme haliyle Star Wars'tan da geliyor) montunun kollari icinden birbirine gecirmis, gözleri kapali "uyuyordu".
Az sonra trenin ilk kapisindan inerken onu görmedim, metro istasyonuna dogru yürürken de görmedim. Istasyona vardigimda peronda sanki dakikalardir oradaymis gibi bir durusla dikiliyordu yine!
Bazen tren-metro arasi yürüyüsünü görüyorum. Bir el cepte, pek sakin ve havali. Ama deri cantayi sıkıca tutan öbür elde dikkatli bakinca okunabilen bir telas var. Insan o eldeki telasi görmemis olsa tren istasyonunun üzerinde havada süzülerek metroya dogru uctugunu düsünebilir. Sadece trendeki kesis oturusunu ve metro peronundaki "ben coktan geldim, takiliyorum buralarda" durusunu görmüsse düsünebilir bunu.
Yine de bir sey farketmiyor. Yine de her gün ben ondan önceki metroya binip gidiyorum. Ister hizli yürüsün, ister havada süzülsün? Ne geregi var?
Iste bunu düsündürüp durdugu icin bana, kiziyorum.
Daha "Bayan Deri Sort"u, "Pürüzsüz"ü, "Bayan ve Golden Retriever"i, "Saat"i, "Stand insanlari"ni , "Cift"i anlatacagim. Bir türlü sira gelmiyor.
gözlemlemek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
gözlemlemek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
24 Mart 2016 Perşembe
27 Şubat 2016 Cumartesi
Biriktirmeden
Seyrediyorum seyretmesine ama galiba olmasi gerektigi gibi seyredemiyorum.
Yargiya varmadan, etiketlemeden seyredemiyorum her zaman.
Ve bazen seyretmenin beni basbayagi bir eyleme dogru ittigini, bir türden harekete gecmemek icin kendimi güc tuttugumu farkediyorum.
Herhalde bu seyretmek degil.
Ama yine de seyretmeyi seviyorum.
Bi de seyrettigimi anlatmak gereksinimi hissediyorum.
Birikiyor, birikiyorum, yoruluyorum.
Firsat buldukca kisa kisa yazmak niyetindeyim.
Baglamindan, yerinden, zamanindan bagimsiz anlatiyorsam bil ki ben de tam bilmiyorumdur.
Kimbilir nerde, kimbilir ne zaman.
Bil ki seyrederken görmüsümdür.
Ve anlatmam gerektigine karar vermisimdir.
Biriktirmeden.
Yargiya varmadan, etiketlemeden seyredemiyorum her zaman.
Ve bazen seyretmenin beni basbayagi bir eyleme dogru ittigini, bir türden harekete gecmemek icin kendimi güc tuttugumu farkediyorum.
Herhalde bu seyretmek degil.
Ama yine de seyretmeyi seviyorum.
Bi de seyrettigimi anlatmak gereksinimi hissediyorum.
Birikiyor, birikiyorum, yoruluyorum.
Firsat buldukca kisa kisa yazmak niyetindeyim.
Baglamindan, yerinden, zamanindan bagimsiz anlatiyorsam bil ki ben de tam bilmiyorumdur.
Kimbilir nerde, kimbilir ne zaman.
Bil ki seyrederken görmüsümdür.
Ve anlatmam gerektigine karar vermisimdir.
Biriktirmeden.
9 Ocak 2016 Cumartesi
Yürüyen merdivenler
Her ne kadar mümkün oldugunca durmanin ve seyretmenin erdemine inansam da, yürüyen merdivenlerde durum baska. Yürüyen merdivenler dogal duruma dahil degil. N.Ş.A. o merdivenleri yürüyerek inmemiz/çıkmamız beklenirdi. Tabii iyi ki var yürüyen merdivenler. Özellikle sol dizim cok agridiginda. Neyse, demek istiyorum ki, yürüyen merdivenlerde yürümeye devam etmek isteyen o gıcık kişi benim. Evet, alisveris merkezinde de. Evet, metronun gelmesine daha 3 dakika varken de. Lütfen sol tarafi benim icin bos tutun smile ifade simgesi
31 Ağustos 2015 Pazartesi
--Hindibanin sonbahar manifestosu--
Yine dellendim, yine evde ve zihinde temizlige girisecegim. Listelerimi temize cekecegim, dolaplarimi, cekmecelerimi temize cekecegim, hafiza kartlarimi, hard diskimi, klasörlerimi temize cekecegim, dünyayla hesabimi temize cekecegim. Sonbahar temizligine girisecegim. Bir mevsimin güzellikle gidisini seyredecegim, bir mevsimin güzellikle gelisini seyredecegim. Seyir üstüne seyir edecegim. Renklere dalacagim, iplere bulanacagim, kagitlara katlanacagim. Yasamakta olani daha da yasam dolu kilma deneyimine girisecegim. Vasalisa'nin bebegi nasil besleniyormus, ögrenmeye girisecegim. Gecen yildan eksik kalan Eylül günlerim var, belki onlari tamamlayacagim. Eylülecegim.
7 Ağustos 2015 Cuma
Salyangozun sırtı
Bu biraz anlasilmaz olabilir,
tam nasil anlatabilecegimi bilemiyorum.
Bir süre önce icimde herseyden sikayet eden bi taraf uyandi.
Böyle seytanin avukati, böyle herseye muhalif, böyle herseye bidir bidir etmeye merakli bi taraf...
Ilginc bi tipti, susmaya pek merakli degildi, en hosgörülü, en yumusak tarafim degildi.
Ben biraz yorgunum itiraf edeyim, üst üste binen kafa yorgunluklari var, bazi birikmislikler var, cok savasamadim kendisiyle, saldim orta yere... Her sey gözüne batiyordu, ona satasti, buna söylendi, ötekiyle tam mutabik degildi zaten, berikine de karsi cikti.
Hepimizin icinde öyle bir yer var sanirim. Birbirini tetikleyen, birbirini görünce ortaya sacilan, birbirinin uzlasmaz enerjisinden beslenen. O tetiklene tetiklene büyüyen enerjiyi sevmedim fakat, bir yere varmayacagini da anladim. Haddim bildirildi, haddimi bildim, oturdum.
Simdi icimde baska bir yer uyaniyor. Bu seferki gözlemci tabiatli, sessizce oturup seyretmeye egilimli, su meshur "observer" olabilir, ve hatta olsa iyi olur. Bakacak, izleyecek, döngüleri farketmeye calisacak. Hicbir seyin yeni olmadigini söylüyor ötekine, "hersey tekrarliyor, neye itirazin, neyin elestirisindesin, neyi begenmiyorsun?" diyor. "Otur izle". "Icimde bir yara var" diyecek belki öteki. Bu yenisi de ona "icindeki yarayla otur ve izle" diyecek.
Bir iki hafta önce icimde bir yer susanlara kiziyordu. Her yere, herkese söyleyecek bir seyi vardi.
Simdi zerafetle susabilenlerle beraber ben de susabilmeyi ögrenecegim.
Bana felaketlerden bahsetmeyiniz."Aaa, bak kelebek" diyecegim.
Bana kötülüklerden bahsetmeyiniz. "Hah, yaprak miydi o düsen?" diyecegim.
Cok cok eskiler bi kaplumbaganin sirtinda yasadigimizi söylediklerinde yanilmislardi. Hayir, kaplumbaga nereden cikti, bir salyangozun sirtinda yasiyoruz biz. Kötülükler ve felaketler, iyilikler ve güzellikler salyangoz kabugunun cizgilerine yerlesmis. Döner döner dururlar.
Anladim ben. Bana bildirdiniz. Size tesekkür ederim.
Icimde bir yarayla, cok cok eski ve oldukca yeni bir gözle, susmayi talim eden bir dille, bütün olup biteni izleyecegim.
Cok anlatamadim sanirim. Aksi gibi böyle üstü kapali yazilari baskalarinda okuyunca da hic sevmem.
Pardon? Kus mu dediniz?
Evet, az önce şu daldan havalandi.
8 Şubat 2015 Pazar
eve dönecegiz.
Hepimiz bu zamanin ve bu yerin ziyaretcileriyiz. Buradan gecip gitmekteyiz. Amacimiz gözlemlemek, ögrenmek, büyümek ve sevmek. Ve sonunda tekrar eve dönecegiz.
Avustralya yerlilerinin bilgelik ögretisinden...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)