zihin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
zihin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
29 Ağustos 2017 Salı
One Mind
One Mind
How our individual mind is part of a greater consciousness and why it matters
Larry Dossey, 2013
Ilginc ve hakkinda uzun zamandir okumak istedigim bir konuda, konunun icini nispeten daha az dolduran bir kitap. Aslinda cok iyi basliyor. Yalniz ortalarda paranormal fenomenlere paranormal aciklamalar gibi bir havaya bürünüyor. Hayvanlarda sürü davranisindan, ölüme yakin deneyimlere (near death experience), ikizlerin gizemli davranislarindan, uzaklardan evine geri dönebilen kayip köpeklere kadar bir cok konuyu "One Mind" konsepti ile aciklamaya girisiyor. Madem öyle neden aile dizimini de buraya baglamadi yazar, merak ediyorum. Saka bir yana, keske o harika girisi devam ettirseydi. Keske Eisenstein'in "Kutsal Ekonomi"sinin tellerine baglasaydi, keske komsumuzu neden sevmemiz gerektigine baglasaydi sayin yazar. "Zaman ve mekandan bagimsiz tek bilinc" mevzusuna nörobilim ne diyor? Kıyısından köşesinden olsun hicbir sey demiyor mu? Tamamen muhalif mi? Bunlardan bahsetseydi keske biraz da... Fakat sonlara dogru tekrar toparliyor. Konu ilgi alaninda olanlar yine de okuyabilir,
ya da okusa iyi olabilir,
ya da okusa bilir,
ya da öyle bi sey iste...
Dur ben yine de o baslangictaki harika Carl Friedrich von Weizsäcker alintisini yazayim buraya. Konunun girisi buradan:
" ...[herhangi bir büyük buluşta] sıklıkla su rahatsız edici ve mutluluk verici deneyimle karşılaşırız: 'O ben degilim, bunu ben yapmadim'. Yine de belli bir sekilde o benim - ego degil- ... fakat daha genis kapsamlı bir ben..."
...çıkışı bilmiyorum nereden.
5 Eylül 2015 Cumartesi
Günler gecip gidiyor sevgili günlükcüm
Öglen oglanin epey bir kücülmüsünü ve benim dolaptan cikan bir kac parcayi islerine daha cok yarayacagini sandigim kisilere verilmek üzere teslim etmeye gittim.
Yunan tragedyalarinda felaket tellalligi yapan ve varolan bütün kötü olasiliklari sayip döken karakter kimdir, koro mudur o? Her neyse, iste o karakterden bir numune de bizim komsular arasinda. Yolda görüp niyetimi ögrenince, önce taniyip bildigi bazi yardim kuruluslarini yerin dibine batirdi. Onlara vermeyecegimi duyunca, bu kez direk kullanacak kisilere mi verecegim diye sordu. "Hayir, bunlar aracilar" dedim. Bu kez direk kullanacak kisiye verilmeyen her yardimda kaymagin aracinin cebine, cantasina girdigine dair uzun bir cümleyi tek bir el hareketiyle özetledi bana :) Gülümsedim, göz kirptim, bazen riske girmek gerektigini söyledim. Karisi da benimle ayni fikirdeydi. Koro degil, koronun karisi, ben ve diger "naive risk takers" cogunlukta oldugumuz icin dünya hala kör topal gidiyor galiba diye düsündüm yolda. Emin degilim, kendimi ve koronun karisini cok önemsemis olabilirim.
Dönüste sezonun son dondurmasi olabilir diye düsünerek dondurma aldik ogulla. Sezonun son dondurmasi olabilir diyerek daha epey dondurma yeriz diye düsünüyorum, fakat bunu ona söylemedim.
Yari yolda ıssız parka ugradık. Issız parklarin bein ve yürek detoksu yapttirici etkisi var. Birazcik büyük örümcek agina tirmandik. Kimbilir ne zaman bi kitapta okumustum. Vücuttaki her kasi calistirmak gerekirmis. Beyin de bir kasmis. Onu da calistirmak gerekirmis. Hayir, Sudoku sart degilmis, hatta bazen problemmis. Beyni asil calistiran kendisine duyumsal mesajlar göndermekmis: Renk, ses, koku, tat, isi, dokunma, basinc. "Merhaba uzayli, burasi dünya ve sen buradasin" diyen her sey... Bes duyunun calismadigi anlarda bile beyin kendini üc boyutlu mekanda hissederek calisirmis. En iyi beyin egzersizi vücudun kendisini üc boyutlu mekanda hissetmesiymis. Bu da en cok yercekimine karsi hareket ettigimiz etkinliklerle olurmus. Oldu, peki, ben zaten bahaneye bakiyorum sevgili neuroscience, bilimsel aciklama icin mütesekkirim. Bak, nasil hissediyorum kendimi örümcek aginin halatlari üzerinde cambazlik yaparken ben simdi :
Neyse, sonra parkta cocugunu eyleyen klasik bir anne ciddiyetiyle banka oturdum. Fakat yine rahat duramadim, "bana iyi gelen seyler" kontenjanindan göge baktim. Bu kez hatta videoya cektim, hadi hep beraber göge bakalim:
Sonra eve dogru yürürken nehir kenarinda cantamdaki tohumlar geldi aklima. Hani cayir cicekleri karisik tohumlari vardi, hani ben bunlari dünyaya sacacagim evde bekletecegime demistim. Sevgili insan zihni rahat durmuyor, ille saga sola ceki düzen verecek. Bu yaz da nehir kenarina ceki düzen vermekle mesguldü bir takim mühendis abiler. Saga sola yigdiklari toprak yiginlari oradaki yari yabanil düzeni bozmustu. Söyle bir florayla karsi karsiyaydik yaz sonunda:
Emin degilim, belki bu florada bir yanlislik yok, belki de gelecek yaza kadar düzene koyar kendini. Ya da zaten "düzgün" belki. Her neyse, yine de cantamdaki tohumlarin tam yeri ve tam zamani gibi geldi. Hepsini saca saca yürüdük yol boyunca. Oglan " anne acaba hangi ciceklerin tohumuydu bunlar, gelecek sene acinca bilirdik bizimkileri" dedi. Ben de ona "bosver, böylesi daha iyi, gelecek sene acan bütün cicekleri bizden biliriz böylece" dedim ;) Daha cekmecede bir de arisever ciceklerin tohumlari var, bir yürüyüste de onlari serpecek ben :)
Sonra biraz da yakindan baktim floraya ve faunaya. Yok yok, gayet düzgün geldi gözüme...Yakindan bakinca sanki yasamak güzel :)

Bugün biraz dolap, biraz cekmece, biraz zihin, biraz yürek temizledim. Iyilikle doldum, umutla doldum, yasamla doldum sevgili günlükcüm, yeter mi?
Oysa sana daha masayi toplarken buldugum, son zamanlarda yaptigimiz pek cok resmi evin duvarlarina astigimi, duvarlarin epey senlendigini ve bunu da yasam dolu olani kutulayıp kaldırmak yerine duvara asarak daha da yasam dolu kilmak hanesine not ettigimi söylememistim bile...
Biliyorum, bazi günler cenem düsüyor.
Yunan tragedyalarinda felaket tellalligi yapan ve varolan bütün kötü olasiliklari sayip döken karakter kimdir, koro mudur o? Her neyse, iste o karakterden bir numune de bizim komsular arasinda. Yolda görüp niyetimi ögrenince, önce taniyip bildigi bazi yardim kuruluslarini yerin dibine batirdi. Onlara vermeyecegimi duyunca, bu kez direk kullanacak kisilere mi verecegim diye sordu. "Hayir, bunlar aracilar" dedim. Bu kez direk kullanacak kisiye verilmeyen her yardimda kaymagin aracinin cebine, cantasina girdigine dair uzun bir cümleyi tek bir el hareketiyle özetledi bana :) Gülümsedim, göz kirptim, bazen riske girmek gerektigini söyledim. Karisi da benimle ayni fikirdeydi. Koro degil, koronun karisi, ben ve diger "naive risk takers" cogunlukta oldugumuz icin dünya hala kör topal gidiyor galiba diye düsündüm yolda. Emin degilim, kendimi ve koronun karisini cok önemsemis olabilirim.
Dönüste sezonun son dondurmasi olabilir diye düsünerek dondurma aldik ogulla. Sezonun son dondurmasi olabilir diyerek daha epey dondurma yeriz diye düsünüyorum, fakat bunu ona söylemedim.
Yari yolda ıssız parka ugradık. Issız parklarin bein ve yürek detoksu yapttirici etkisi var. Birazcik büyük örümcek agina tirmandik. Kimbilir ne zaman bi kitapta okumustum. Vücuttaki her kasi calistirmak gerekirmis. Beyin de bir kasmis. Onu da calistirmak gerekirmis. Hayir, Sudoku sart degilmis, hatta bazen problemmis. Beyni asil calistiran kendisine duyumsal mesajlar göndermekmis: Renk, ses, koku, tat, isi, dokunma, basinc. "Merhaba uzayli, burasi dünya ve sen buradasin" diyen her sey... Bes duyunun calismadigi anlarda bile beyin kendini üc boyutlu mekanda hissederek calisirmis. En iyi beyin egzersizi vücudun kendisini üc boyutlu mekanda hissetmesiymis. Bu da en cok yercekimine karsi hareket ettigimiz etkinliklerle olurmus. Oldu, peki, ben zaten bahaneye bakiyorum sevgili neuroscience, bilimsel aciklama icin mütesekkirim. Bak, nasil hissediyorum kendimi örümcek aginin halatlari üzerinde cambazlik yaparken ben simdi :
Neyse, sonra parkta cocugunu eyleyen klasik bir anne ciddiyetiyle banka oturdum. Fakat yine rahat duramadim, "bana iyi gelen seyler" kontenjanindan göge baktim. Bu kez hatta videoya cektim, hadi hep beraber göge bakalim:
Sonra eve dogru yürürken nehir kenarinda cantamdaki tohumlar geldi aklima. Hani cayir cicekleri karisik tohumlari vardi, hani ben bunlari dünyaya sacacagim evde bekletecegime demistim. Sevgili insan zihni rahat durmuyor, ille saga sola ceki düzen verecek. Bu yaz da nehir kenarina ceki düzen vermekle mesguldü bir takim mühendis abiler. Saga sola yigdiklari toprak yiginlari oradaki yari yabanil düzeni bozmustu. Söyle bir florayla karsi karsiyaydik yaz sonunda:
Emin degilim, belki bu florada bir yanlislik yok, belki de gelecek yaza kadar düzene koyar kendini. Ya da zaten "düzgün" belki. Her neyse, yine de cantamdaki tohumlarin tam yeri ve tam zamani gibi geldi. Hepsini saca saca yürüdük yol boyunca. Oglan " anne acaba hangi ciceklerin tohumuydu bunlar, gelecek sene acinca bilirdik bizimkileri" dedi. Ben de ona "bosver, böylesi daha iyi, gelecek sene acan bütün cicekleri bizden biliriz böylece" dedim ;) Daha cekmecede bir de arisever ciceklerin tohumlari var, bir yürüyüste de onlari serpecek ben :)
Sonra biraz da yakindan baktim floraya ve faunaya. Yok yok, gayet düzgün geldi gözüme...Yakindan bakinca sanki yasamak güzel :)
Bu da köprünün üzerinde dikkatimi cekti. Önce örnegin "Ben ve Sabriye" diyen bi Türk hayal ettim; sonra "Benjamin ve Sabine" daha olasi geldi :) Her iki olasilikta gülümsetti.
Oysa sana daha masayi toplarken buldugum, son zamanlarda yaptigimiz pek cok resmi evin duvarlarina astigimi, duvarlarin epey senlendigini ve bunu da yasam dolu olani kutulayıp kaldırmak yerine duvara asarak daha da yasam dolu kilmak hanesine not ettigimi söylememistim bile...
Biliyorum, bazi günler cenem düsüyor.
22 Ağustos 2015 Cumartesi
Çayını iç de öyle gel :)
Batili bir bilgin bir Zen ustasindan bütün sorularina yanit almak istegiyle ziyaretine gitmisti. Zen ustasi yabanci adami selamladi ve kücük bir masaya davet etti. Adam yasamin anlamina dair kafasinda bir dolu soruyla sabirsizca ustayi bekliyordu. Usta konugundan özür dileyerek, sorularina yanit vermeden önce cay demlemek istedigini söylemisti. Batili ziyaretci gittikce sabirsizlandi. "Bütün bu yolu, buraya gelip de cay icmek icin asmadim" diye düsünüyordu kizginlikla. "Büyük olasilikla bir usta bile degil" diyordu icinden ve kendini sorularina yanit bulamamis olarak hayal kirikligiyla dönüs yolunda düslüyordu. Henüz bu düsüncelerini bitirmemisti ki, Zen ustasi karsisina dikildi ve elle islenmis bir fincana taze demlenmis cayi dökmeye basladi. Fincan doldugunda demligi kaldirmadi, fincana cay doldurmaya devam etti. Cay tasti, yere dogru dökülmeye basladi. " Durun !!" diye seslendi batili konuk, "fincanin dolu oldugunu görmüyor musunuz?". "Evet, öyle" dedi Zen ustasi, "bu fincan da beklentiler, hayaller ve fikirlerle dolu aklin kadar dolu! Sana nasil bir sey ögretebilirim ki? Simdi git ve fincanin bosaldiginda yine gel!"
Dipnot: Sırf bu çay meselleri yüzünden gidip bir Zen ustasina çırak yazilacagim!
Dipnot: Sırf bu çay meselleri yüzünden gidip bir Zen ustasina çırak yazilacagim!
20 Aralık 2014 Cumartesi
16 Kasım 2014 Pazar
Afrika
Bu fotografı bitki ve meyve kesitlerinde beliren bazi sekillere özellikle bir anlam yüklemek cabasinda olan sevgili insan zihnine adiyorum. Hadi bakalim, kivi kesitinde beliren Afrika icin ne buyuracagiz?
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)