mezopotamya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mezopotamya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Eylül 2016 Cumartesi

Kur'an, Incil ve Tevrat'in Sümer'deki Kökeni



Kur'an, Incil ve Tevrat'in Sümer'deki Kökeni
Muazzez Ilmiye Çığ

Ilginc bir konuda büyük bir hayalkirikligi. Oysa ki ne cok sey yazilabilirdi, ne cok sey ögrenebilirdik. Son tahlilde insanin Sümerliler'e "En uzaga sen gittin, en cabuk da sen döndün. Sen neymissin be abi" diyesi geliyor. Peki örnegin kadim Hint eserlerinde kaydedilmis Pisagor teoremini ne yapacagiz? Benim yarim aklim ve yarim bilgimle bile kolay cürütülebilir olmasin isterim okudugum kitabin fikirleri... Bi de mümkünse referans olarak Stern veya Spiegel dergisini vermesin isterim. Himpf.... Bi daha mi yazsa acaba Muazzez Ilmiye Çığ bu kitabi?

19 Haziran 2016 Pazar

Gılgamış, bir kez daha...



Gilgamesch, Der Urmythos des Königs von Uruk und seines Weges der Selbsfindung,
Goldmann Arkana, Stephen Mitchell, 2004

Yine okurum demistim, bir kez daha okudum. Bu kez yayina hazirlayan Amerikali bir yazar, Stephen Mitchell. Okudugu hicbir Gilgamis Destani cevirisini begenmedigi icin kendisi ise el atmaya karar vermis. Eski Mezopotamya dillerini bildiginden degil. Eldeki Ingilizce cevirileri birlestirip, bilinen bulunan bütün tabletlerdeki hikayeleri akici ve bütünsel bir hikayeye cevirmeyi denemis. Bunu yaparken de oldukca serbest bir ceviri teknigi kullanmis. Acikcasi bu asiri serbestlik, kimi yerlerde düstügü "burada Enkidu son derece sacma bir konusma yapiyor, o yüzden metinden cikardim" türü notlar beni biraz rahatsiz etti. Gercege / orjinallige baglilik öncelik ise bu kitap Gilgamis'la tanismak icin secilmemeli. Yok eger, sadece hikayeyi okumak istiyorum, gercekle bagi o kadar da önemli degil, akici olsun ama deniyorsa bu kitap tercih edilebilir.

Mitchell'in destani yorumlayisi ise ilginc. Onu her iki türden okuyucu da okumali derim. Hikayeyi sadece kendi tarihi ve cografi cercevesi icinde yorumlamakla kalmiyor. Degisik kültürlerden bilgelik gelenekleri ve efsanelerle de karsilastiriyor. Gilgamis ve Enkidu'nun sedir ormaninin korkunc ve koruyucu ruhu Humbaba ile karsilasmadan önce duyduklari korku ve bunu acikca ifade etmelerini Germen efsanelerinin hic korku duymayan kahramanlariyla karsilastiriyor. Gilgamis'in Enkidu'nun ölümünden sonra yola düsüsünü, kendisinden iki bin yil sonra Asya'nin derinliklerinde bir baska kral/prensin insanin kirilganlik ve yaralanmaya acikligini kesfederek yollara düsüsü ile karsilastiriyor: Buddha. Mitchell kitabi yaklasik Körfez Savasi döneminde yazmis. Savasin gectigi cografyaya, o cografyanin tarihi dinamiklerine de ufak ufak dokunmadan gecmiyor. Ek olarak daha önce okudugum ceviride cok net olmayan kimi konulari da acikliga kavusturuyor.

Bir kez daha tekrarlamadan gecemeyecegim. Gilgamis'in yasadigi dünya bugün yasadigimiz dünyayi bicimlendirdi. Bugünü anlamak icin Gilgamis'i ve onun yasadigi dünyayi daha yakindan tanimanin önemli olduguna inaniyorum.

Orijinal Ingilizce kitabin adi Gilgamesh: A new English Version. Türkce cevirisi de Gilgamis Destani adiyla yayinlanmis sanirim ama hala piyasada var mi bilmiyorum.


19 Mart 2016 Cumartesi

Gılgamış Destanı



2014 yazında Sedlacek'in Economics of Good and Evil'ini okudugumdan beri Gilgamis Destani'ni bastan sona okumamis olmak bir eksiklik gibi geliyordu. Bu hafta ancak sira geldi de okudum. Denk geldigini düsünüyorum. Ama öyle zamanlar ki bunlar, hangi hafta okusam denk gelirdi aslinda. Icinde yasadigimiz dünyayi daha iyi anlamak icin bin yillar öncesinin ortadogu/mezopotamya'sini anlamamiz gerektigine inananlardanim. Gilgamis Destani iste onun icin.

Hikaye de üzerine yazildigi tabletler gibi kirik dökük, bölük pörcük. "Giris-gelisme-sonuc"a alismis zihinlerimizi zorlayabilir. Oldugu gibi alinca ise güzel, etkileyici, sasirtici, bilgilendirici.

Bizi ekmek, bira ve kadinla bastan cikarilip "medenilestirilen" ve eskilerden tanidigi ormanin ruhunu medeniyetin eline teslim eden "Hos bir yerin efendisi"nin;  uzak diyarlarda yasayan, nedense kendisi de uzak "Yasami buldum"un; tüm gücüne, iktidarina ve tanrisalligina ragmen endiseli Gilgamis'in  dünyasina götürüyor. Ölümü, yasami, geciciligi, kaliciligi, insan olmayi anlatiyor.

Kimi endiseler, kimi yanilgilar, kimi bilge laflar ne kadar da evrensel, ne kadar da caglardan bagimsiz geliyor. Kimi yerlerde kelime oyunlari üzerinden kurulan ironik vurgular var. Bilince bugünün okuyucusunu bile gülümsetiyor veya sarsiyor. Kimi yerlerdeki benzetmeler Mezopotamya'nin iklim, cografya ve dogasina dayaniyor. Bu kisimlarda cevirmenin veya yayina hazirlayanin yorumlari, dipnotlari iyi geliyor. Bir kez kendi basima, bir kez dipnotlari ve aciklamalari da takip ederek okudum. Ayrica bu baskida ayni hikayenin bulunmus baska tabletlerdeki degisik versiyonlari da vardi. Eksikleri tamamliyordu. Asil metin 12 Tablet adiyla bilinen eski Ninova versiyonuydu. Ama Lübnan'dan Anadolu'ya genis bir cografyada Gilgamis destanini veya onun parcalarini anlatan tabletler bulunmus. Tahminen eski dünyanin yazicilik ögrenen ögrencilerine alistirma olsun diye verilirmis destandan parcalar yazmak görevi. Yani destanin tek ve bütünsel bir metni yok. Ortadogu'nun orasina burasina dagilmis, "12 Tablet"i tamamlayan pek cok baska metin var. Degisik yayinevleri degisik derlemeler yapabiliyor. Bu yüzden baska basimlardan da okumayi düsünüyorum.    

Haber bültenlerinden uzaklasmak ama haber bültenlerini daha iyi anlamak isteyenlere tavsiye ediyorum.

21 Haziran 2015 Pazar

Yazının tarihi



Geschichte der Schrift
Harald Haarman
C.H.Beck, 2002

Bu kitabı gecen ay mı ne okumuştum,  arada kaynamis... :) Bize daha önce sayilarin tarihini anlatan Haarman, bu kitapta da yazinin tarihini anlatiyor. O kitapta oldugu gibi bu kitapta da Tuna Medeniyeti diye bir seyden bahsediyor. Mezopotamya'dan da önce sehir benzeri yerleskeler kuran, esitlikci, demokratik, tarim yapan, yetistirdiginin fazlasini depolamak üzerine ilk ekonomik hareketleri baslatmis gül gibi bir Avrupa medeniyeti koyuyor önümüze. "Işık doğudan yükselir demiştiniz, ama bak galiba Batı'dan yükselmis" derken, icinden kikirdiyor mu hafiften? Sanki öyle geliyor kulaga...  Yaklasik M.Ö. 5000'lerden bahsediyor. Pek güzel, pek ilginc... Ama biraz arastirinca internette bu teoriden bahseden Haarman'dan baska kimseyi de bulamiyoruz. Daha tarafsiz kaynaklardan belki bir kez daha okumak üzere Tuna medeniyetini simdilik aklimizin kuytu bi rafina kaldiriyoruz. Onun disinda ilgiyle ve merakla okuyoruz. Bol bol not aliyoruz. Dünyanin üc bes bin yil önce ne kadar "networked" olduguna pek bi sasiyoruz. Nehir kenarlarinda yasayip sistematik tarim yapan bazi insan topluluklari, yetistirdiklerinden artani almaya, satmaya baslamasaydi ve alip sattigini sıkı sıkıya akli disinda bir yerlere not etmek ihtiyaci duymasaydi bugün yazi diye bir teknolojimiz olur muydu, süpheye düsüyoruz. Kuslardan, ilkbahar dallarindan, insanin yüzünü isitan günesten bahseden bi sair medeniyet örnegin, ugrasir miydi yazi diye bi seyi kesfetmekle. Neyse, ne kadar kizsak da iste bu biriktirici, toplayici, istifci, alici , satici medeniyetin de ise yarar bi kac icadi var. Diye düsünüyoruz. Veya gercekten öyle mi diye yazidan da, yararliligindan da  süpheye düsüyoruz. Mesela yazi olmasa internet olur muydu? veya sadece begen tusu olan bir instagramdan mi ibaret olurdu. Diye düsünüyoruz... Düsünüyor oglu düsünüyoruz...  Bu da böyle bi kitap iste...Diyor, huzurlarinizdan saygilarla ayriliyoruz.