evde okul etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
evde okul etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Nisan 2015 Salı

Tuz kristalleri deneyinde son durum

Söyle bir deney yapmistik, animsar misiniz?
Sözde atacin ucunda kristal olusacakti. Oglan zengin olacagim diye seviniyordu. Epey bir bekledik, kristal olusacagina, kavanozun kenarinda harika tuz birikimleri gözledik. Atacta bir sey olmadi.


 Oglan uzun zamandir, cikaralim bakalim diyordu. Ben "oglum, bi sey olmadi iste, bakariz bir ara" diyordum. Sonra bir sabah erken kalkmis cocuk, benden habersiz cikarmis kaleme iple bagli ataci. Sonuc? Ben dogada kare belki , küp hic bulunmaz sanirdim. Küp insan aklinin icadi sanirdim. Megerse lise kimyasi hikayeymis. Deftere kare kare cizmistik bunlari, formüllerini de ezberlemistik, hatta altigen altigeni bile vardi. Bol tuzlu suya atac sallandirip üc aycik bekleseymisiz etkisi bi daha iyi olacakmis.





Dün tamamen söküp inceledik kavanozdaki tuz katmanlarini. Meger kavanozun dibinde de, sarkittigimiz ipin üzerinde de küp küp , kare kare , kristal seklinde birikmis tuzlar. Aciklamasini bilmiyorum, arkasindaki fiziksel kimyasal gercegi cok aciklayamiyorum. Ama saskinim, hayranim, mutluyum, meraktayim, ögrenmek istiyorum. Doganin bende bu duyguyu uyandirmasina bayiliyorum :)





24 Ocak 2015 Cumartesi

Çocuklar Neden Başarısız Olur?



Aus schlauen Kindern werden Schüler
-Von dem, was in der Schule verlernt wird-
John Holt
1964, 1982

Oglum okula gitse de, okulsuz egitimle ilgileniyorum. Okulun gül bahcesi olmadiginin farkindayim. Cocugumu ne kadar az yarayla oradan cikarabilirsem kardir diye düsünüyorum. Üyesi oldugum okulsuz egitim grubunda John Holt'un kitaplari bu konunun kutsal kitaplari gibi anlatilinca, ben de okumak istedim. Neyse ki kütüphanedeki yegane John Holt kitabi ayni zamanda onun bu konuda yazdigi ilk kitapmis. Cünkü bir yazarin kitaplarini kronolojik sirayla okumak konusunda hafifce takintiliyim. Orijinali 1964'de ABD'nde How Children Fail adiyla yayimlanmis.Ayni kitap Türkce'ye de "Cocuklar Neden Basarisiz Olur?"  adiyla cevrilmis.

Acikcasi en basinda kitabin beni cok icine almadigini hissettim. Kendimi birden cok uzak bir yerde, cok uzak bir zamanda, belirsiz bir okulda süregiden bir deneyin ortasinda buluverdim sanki. John Holt meslektasi Bill Hull'la ayni sinifa ögretmenlik yapiyordu ve ilginc gözlemlerini bir günlükte not ediyordu; ve fakat burasi neresiydi ve biz kimdik pardon? Sanirim Holt'un belli bir kronolojik düzende tuttugu günlügü daha sonra kitaplastirirken dört ana temasal baslik altina dagitmasi da kafami karistirmisti. Önceki yil, sonraki yil bahar, Bill Hull'in sinifini gözleyisim, Bill Hull'in sinifinin benim olusu... bitip tükenmez sekilde tekrarlaniyor gibiydi (Dikkat; yine kronoloji takintisi!) Üstüne kitaba sonraki yillar boyunca da bazi ekler yapilmis. Bir paragraf sonra yazarin belli bir durumla ilgili 21 yil sonraki görüsünü ya da  sözkonusu cocugun yetiskinlik hallerine dair gözlemleri de okumak mümkün. 

Fakat yapacak bir sey yok. John Holt'u kaybedeli 30 yil olmus. Elimizdekinden en iyisini cikarmak gerek. Dedigim gibi yazar kitabi dört temasal basliga bölmüs:

1) Cocuksu Stratejiler: Cocuklar okulla ve okuldaki otoriteyle basa cikabilmek icin hangi stratejileri gelistirir?: Bu bölümde aslinda basarili bir ögrenci olmama ragmen kendi cocuklugumun stratejilerini animsadim ve gülümsedim. Thinker (Düsünen) ve Answer-giver ( Cevap verici) (Sanirim Holt'un kullandigi orijinal terimler bunlar) ayirimi ilgincti; oglumu bu acidan gözleyecegim.

2) Korku ve Basarisizlik: Bu bölümde cocuksu stratejilerin sebebi, ana kaynagi tartisiliyor: Korku, hep korku. Basarisizlik korkusu, otoriteden korku, ceza korkusu, siddet korkusu, diger cocuklardan ve onlarin tepkilerinden korku. Bu bölüme bakilirsa okullarda aleni olmasa da gayet subliminal, gayet örtülü sekilde korku kol geziyor. VE bu korku gercek ögrenmenin önüne geciyor. Sanirim onaylayabilirim. Ve okuldaki örtük korkuya dikaktimi cektigi icin mütesekkirim. Evde bunu hafifletecek cözümler bulmaliyim. 

3) Cocuklar aslinda nasil ögrenir? Baslik kendini acikliyor. Bu bölümde kendi cocuguma nasil yardimci olabilecegim üzerine bir cok bilgiyle karsilasiyorum. Ya da ögrenmis gibi göründügü bazi durumlarda aslinda  ögrenip ögrenmemis oldugunu tekrar test etmenin gerekliligine bi kez daha ikna oluyorum. Okulun neden cocugun gercekten ögrenmesine köstek oldugunu da tartisiyor bu bölüm.      

4) Okullar neden basarisiz oluyor? Fakat okullarin cocuklarin ögrenmesine neden engel olduguna dair asil tartisma bu bölümde. Holt kafamda bir soru olusmasina sebep oluyor. Okul bastan sona mi bir basarisizlik sebebi? Yoksa sadece yanlis organize edilmis olmasi mi bir sorun? Yani "baska türlü bir okul" ile her sey farkli mi olurdu? Bazen ögrencilerinde yarattigi farka bakinca, cocugun konvansiyonel bakisli bir ana-babayla evde egitilmesindense, Holt gibi cocuklari seven, cok iyi gözleyen ve fark yaratabilen bir ögretmenle okulda egitilmesinin daha iyi olacagini düsünüyorum. Fakat sonraki paragraflarda (herhalde bi 20 yil var yine iki paragraf arasinda) Holt okulun kökten, kurum olarak bir sorun oldugu tezini ortaya atiyor. 

Demek ki neymis? Tüm tezini daha iyi anlayabilmek icin diger kitaplari da okunacakmis ;)  
Keyifli ve korkusuz okumalar dilerim :)

1 Ocak 2015 Perşembe

Bekliyoruz...

Elimde,
  • Noel tatilini evde gecirmekten dolayi asiri sıkılmıs ve oyalanmak isteyen bir çocuk
  • Vaktiyle komsumun verdigi ama hic kullanmak adetinde olmadigim gida boyalari
  • Kütüphaneden alinmis mineraller ve taslar üzerine bir kitap
  • Bir yil önce bir baska deney yapmak icin alinmis ama sonra unutulmus, düsük kalite tuz 
  • Bol miktarda kavanoz ve atac vardi :)
Biz de söyle yapmaya karar verdik sıkılmış cocukla:

  • Önce kavanozun icine sicak su doldurduk. Ardindan boyalardan birini (Türk'ün gözü aldaymis, al secildi) suya ekledik. 

  • Yetmedi daha da ekledik :)



  • Sonra boyali suyun icine kasik kasik tuz ekledik. Tuzu her eklemeden sonra iyice karistirarak suda eritiyoruz. Ta ki tuz erimez olana, yani su tuza doyana dek tuz eklemeye devam ediyoruz.



  • Ardindan bir ataci bir ipe bagliyoruz. Ipin diger ucunu da bir tahta parcasi (varsa dondurmalardan cikan) veya onun gibi düz bir seye bagliyoruz. 

  • Ataci bu düzenekle suya sarkitiyoruz. 


  • Kavanozun üzerine yerlestirdigimiz tahta parcasinin ucunda asili atac suyun icinde "yüzüyor" 

  • Ne kadar kalacak böyle? En azindan bir hafta. Iki haftada daha da iyi sonuc alacagiz. Gelip gidip sallamayacagiz, kipirdatmayacagiz. Ataci uykuya yatiracagiz :)
  • Ne olacak sonunda? Neler neler olacak :) Simdilik bekliyoruz :)

21 Kasım 2014 Cuma

Okyanuslara, deniz hayvanlarina, balinalara merak saldik. Bu filmleri seyrettik. Gözümüze heryer mavi gözüküyor :) Tavsiye ederiz. Özellikle ilk iki filmde irkiltici sahneler var. Bir katil balina birden fok baliklarinin arasina dalip birini yakaliyor, öldürmek icin defalarca havaya firlatiyor, suya kavusmak icin kosturan bebek kaplumbagalari birden yengecler ve kuslar kapiyor vb gibi. Siddet sahnesi degil, ama irkiltici. O yüzden cocuk seyrederken yaninda bulunup aciklayici olmali.

Fransiz doga belgeseli - Jasques Perrin
Az konusma, bol görüntü, harika :)

Okyanuslarda yasam üzerine BBC belgesel filmi. Oceans filmine cok benzer. 

Tortuga
Bir deniz kaplumbagasinin yumurtadan cikisindan itibaren hayat hikayesi

13 Kasım 2014 Perşembe

Illustris Simulation of the Universe (w/ music)


Bi gün "Anne Big-Bang'den bu yana tam olarak ne oldu?" diye sorarsa (cünkü, sorar kesin, biliyorum) elimin altinda olsun.
Philae icin kücük, bizim icin büyük bir inis :)
Daha gecen hafta ogluma "kuyruklu yildiz mi? yok, daha ona inebilecek babayigit cikmadi" demistim.
Dün yanima cagirip, "su haberi oku bak, cikmis simdi o babayigit" dedim :)
Zamane annelerinin verdigi enformasyonu haftada bir güncellemesi gerekiyor.