güven etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
güven etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Ekim 2017 Pazar


Metro perona girerken sürücü bir an basini camdan cikarip ilerde bir seye bakti. Genc bi adam, saclari kipkirmiziya boyaliydi. Elimde olmadan gülümsedim. Saclarini kizila bile boyatmayan kendi halinde vatandasim ama icimde bir tavus kuşu yasatmaya özen gösteriyorum. Ve bu türden "ayrıksı"lıkları görünce içime bir güven duygusu doluyor. Herkesin yüz gramcik olsun farkli, iki yüz elli gramcik olsun kendi olmasina izin verilen yerde daha az siser, daha az infilak ederiz gibi geliyor. Metroya her zamankinden daha güvenle bindim; icimden "alles klar kaptan, saclar kirmizi, asayis berkemal; sür, gidelim" dedim :) Kaptanin kirmizi saclarinin fotografini cekemedim, metronun kösesiyle yetindim.

28 Ekim 2015 Çarşamba

Tırmanma



5 yasindan beri tirmanma kursuna gidiyor. Gecen 3 yil ciplak elle, aletsiz tirmanma kursuydu. Bouldering diyorlar o türlüsüne. Bu yil aletli, özel kemerli ve ipli tirmanmaya gecti. Bu ikisi birbirinin öncülü ardili degil. Aletsiz tirmanma tamamen ayri bir uzmanlik alani. Bu yöntemle gökdelenlere tirmanan gencler var. Bu türlüsüne Roofing deniyor. Illegal. Dertleri tam ne, bilmiyorum. Deli olduklarini düsünebiliriz ama bir belgeselde gördüm, aksam haberlerinden tanidigim bazi insanlardan daha akli basinda göründüler bana.

Simdi aletli tirmanmada daha yakindan izliyorum oglani ve kursa katilan diger cocuklari. Sadece fiziksel kondisyonu gelistiren bir spor degil. Bütün kaslar calisiyor, hem de müthis calisiyor, o ayri hikaye. Fakat ayni zamanda koordinasyon, dikkat, organizasyon, planlama  gibi beceriler de gelisiyor. Cüsselerine bakarak 5 yasinda oldugunu söyleyebilecegim cocuklar, mini mini cocuklar, ciddi ciddi planlama yapiyor, kendilerini duvarin sartlarina ve cevrelerindeki diger cocuklara göre koordine ediyorlar. Evet tek kisilik spor gibi görünse de bir yandan, aslinda kesinlikle takim oyunu. Futboldan daha fazla takim oyunu. Duvari ortak kullanmalari ve birbirlerine zarar vermemeleri gerekmesi bir yana, bütün cocuklar bir saatlik egitim boyunca üc kisilik gruplar halinde, üc ayri rolü de talim ediyorlar her hafta. Cocuklardan biri tirmanirken diger ikisi asagida onun ipini güvenli sekilde tutuyor, asagiya inis icin kendini saliverdiginde de güvenli inisini sagliyor. "Schutzengel" yani koruyucu melek deniyor asagidaki o iki cocuga. Böylece cocuklar sosyal iliskinin de ötesinde bir örüntüde hem birbirlerine güvenmeyi, hem de baskalarinin güven duyacagi bireyler olma sorumlulugunu almayi ögreniyorlar. Sonra türlü türlü dügüm atmayi ögrenmeleri gerekiyor. Benim oglan hararetle dügüm atma tekniklerini ögrenmeye kafa yoruyor bugünlerde.

Bir yandan icime Cetin Altan'in dedigine benzer seyler doguyor. Her köye tenis kortu hayali kurardi hani. Her köye tirmanma duvari keske diyorum :) Öte yandan absürd geliyor. Ne bileyim...

Daha da öte bir yan var öte yandan. Köyde büyüdügünü bildigim pek cok kisi buna cok benzer dogal deneyimlerden bahseder. Dere kiyisina inip cikma, tepeye, kayaliklara tirmanma, yürüyerek yaylaya cikma... Dereyi aldilar, kayaligi aldilar, yayla yoluna asfalt döktüler, yerine bir tirmanma duvari koysalar cok mu?

Cünkü bunun iyi geldigini hissediyorum. Cünkü bunun önemli oldugunu hissediyorum . Fiziksel, beyinsel ve sosyal cabalamanin bu türden bir aradaliginin, bu fiziksel, zihinsel ve duygusal "challenge"i deneyimlemenin... Her derde deva aspirin oldugunu ilan etmiyorum. Bütün cocuklar tirmanmali demiyorum. Fakat cocuklar ne kadar da tüm bunlari deneyimlemeden büyüyorlar. Bir aradaligini gectim, ayri ayri bile deneyimlemiyorlar neredeyse... Artık tepelere, kayalıklara tırmanarak büyüyen çocuklar değiliz. Ister istemez bir karsilastirma yapiyor zihnim. Ister istemez  sorular uyaniyor aklimda. Oglum duvarin en yüksek kismina henüz cikamiyor. Yukarilarda cikintilarin azaldigini, basacak yer bulamadigini söylüyor ki, disaridan bakan bana göre durum öyle degil. Sanirim yukarilara ciktikca korku da yükselmeye basliyor icinde ve bu da durumu tam degerlendirmesine engel oluyor. Kurs ögretmeni hicbir zaman zorlamiyor. Istedigi zaman asagiya koruyucu meleklere seslenebilir ve onlarin yardimiyla güvenle asagiya inebilir. Ama bir gün en yukariya tirmanmayi basardiginda, bunu  korkusuna ragmen basardiginda ve yukaridan asagiya baktiginda ve orada durup buraya bakmayi deneyimlediginde ve sonunda koruyucu meleklere seslendiginde ve kendini asagi onlara duydugu takimdas güvenle sallandirdiginda ve asagiya indiginde ve bir digerinin yukariya dogru tirmanmasi sirasinda aslinda gayet de sıkıcı bir is gibi görünen koruyucu meleklik rolüne büründügünde ne hissedecek? Ve o duyguyla büyümeyi basarirsa nasil bir yetiskin olacak? Ne kadar absürd gelirse gelsin kulaga, her "köyde" bir "tirmanma duvari" olsaydi, nasil yetiskinler olurduk biz?

Dipnot: Üc gün ugrastim su yaziya. Yazdim, cizdim, sildim, dagittim, toparladim, dagittim. Alt tarafi oglanin fotografinin altina "tirmanmak cok iyi bi sey" minvalinde iki satir yazacaktim. Her günün sonunda yayinlamaktan vazgectim. Bugün ücüncü gün. Sıkıldım, yayinlayacagim. Üstelik bu sabah ilginc bir sey oldu. Elimdeki ütopik kitapta kayaliklara tirmanmanin bir tür ergenlige gecis ritüeli gibi kullanildigina dair bir bölüm okudum. Tesadüfe bak! Sanirim tam olarak böyle bir seyi anlatmaya calisiyordum.  Ya da en azindan "tirmanmak cok iyi bir sey"...


23 Aralık 2014 Salı

Tam şimdi...
"nefes, yaşamın bize doğru aktığı göbek bağıdır"
diye okudum. Bütün dünya ana rahmi gibi şefkatli ve güvenli geldi.
FB-27.05.2014