yaprak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yaprak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Ekim 2017 Salı



Yine günlerden bir gün ben tirnak icinde bir zararlı ile karsilasmisken.
Biliyorum, insan bunlara müdahale etmeseydi, armut yiyemezdik biz.
Ya da tersi mi?
Insan bu kadar cok müdahale etmeseydi...
Tuhaf tuhaf fikirler düsüyor insanin aklina...

Ama güzel.
Dogada bu güzelim bakir kizilini üretebilen az sayida canli var.
Ve yapragin da zaten bir sonu....
Ve ( teshiste yanlislik yoksa )'memeli pas'ın da zaten bir sonu var.
Ve kaynakta belirtildigine göre deva da bakir sülfat ile bakir oksiklorid.
Göze göz, dise dis, bakira bakir :)




26 Eylül 2017 Salı


Komsum dünyanin en büyük yaprakli adaçaylarını yetistiriyor olabilir mi?

25 Eylül 2017 Pazartesi

"Zararlı"


Bu fotografin bir benzeri bugün BDNG'de yayinlaniyor. Bu aslinda bir zararli. Yapragin altina tutunuyor. Icinde larva var, yapragin özünü emerek büyüyor ve sonunda ucup gidiyor. Ben doganin "zararli"larini bile güzel buluyorum; o yüzden sık sık BDNG'de onlarin da fotografini yayinliyorum.

Doganin "zararli"larina baktikca, onlar hakkinda okudukca bir seyi daha iyi anlamaya basladim ben. Bütüncül bir sistemde "zarar", "zararli", "kötü" diye bir sey yok. Bütüne dilimlere ayirarak baktigimizda bize kötü ve zararli görünüyorlar sadece. Oysa bütünün icinde bir yerleri, bütünün yarari acisindan onlarin da bir islevi, bir görevi var. Bu fotograftaki arkadasin neyin yararina oldugunu, ne islevi oldugunu sorsan yanit veremem; daha ben sivrisineklerin varlik amacini bile cözebilmis degilim. Ama eminim özünde "zararli" olmadiklarina...

Kafani bu bakis acisina "adjust" edersen tüm zararlilara tirnak icinde bakmaya basliyorsun. Sana nerede, ne zaman bir zararlidan bahsetseler "dilimi nerden kesmisler?" diye bakmaya basliyorsun. Cok vakit almiyor, görüyorsun. Bütünü dilimlere ayirmaktan daha büyük kötülük, daha büyük zarar yok, anliyorsun.

Bütün "zararli" tanimiyor;  bütün sağlıklı; en güclü duvari, yani duvarsizligi siper etmis kendine, ondandir ki bağışık, ondandır ki umrunda bile degil. Zararli görülen ise sadece ayrildigi icin zayiflamis olana dokunuyor, sadece zayif olani bitiriyor. Ama bunu dogasina uyarak yapiyor, kötücüllüktendolayi degil.  Agaclarda da böyle bu; larva bir agaca tutundu mu, uzmanlari bunu zararlinin korkunclugundan, kötücüllügünden cok agacin ya da yasadigi ortamin ekolojik acidan zayifladigina isaret sayiyor.

Zararlidan korkuyorsun. Cünkü dilimlere böldün, cünkü sınırlar cizdin, cünkü bütünden ayrildin, cünkü böylece zayifladin. Iste böylece korkuyorsun. Ve zararliyi sucluyorsun. Suç varsa başkasında arama. Onu ne zaman 'başkası' yaptığın, ona ne zaman 'başkası' olduğun üzerine düşün.

9 Ağustos 2017 Çarşamba

Natürvital kompozisyon



Bazen doganin kendine özgü kompozisyonlari var, bizimkini kat kat aşar...
Üstelik natürmort da değil, gayet 'natürvital'...
Öyle zamanlarda kareleyip deklanşöre basmakla yetinirim, haddimi bilirim.
Sağ üst köşedeki arkadaşa annem terlik papuç alacaktı, biraz bekle de büyüsün, ayak numarası kesinleşsin dedim... Böyle de netim. 

9 Nisan 2017 Pazar

tirinim


Tirinim tirinim. Komsum yeni yapraklar icin bahceye cagirmadan önce eskileri bitirme aksiyonu baslasin. Koca bir torba veya sepeti doldurup "bu kadar yeter" dedigim her seferinde amcanin "kalanlar benim isime yaramaz, ben nasilsa komposta atacagim, biz bunlari yemiyoruz " deyisine ve bunu otuz kez tekrarlamasina ve teyzenin "Michaaa! Frau Hindiba'yi rahat birak, o bilir" diyerek gözlerini devirmesine cok gülüyorum. Allahim komsularimi da ilginc yaptigin icin sükür.. .

(Instagram'dan arsive)

7 Kasım 2015 Cumartesi

Şenlik


Yaşamın yollarımıza konfetiler serpmeyi unuttuğu tek bir mevsim bile yok.
Gözünü aç. Şenliğe katıl.

11 Ağustos 2015 Salı

Baskılar devam edecek!

Patatesten başka baskı bilmeyen bi çocuktum ben.
Ne iyi ettim de...
Oglani bahane ettim de...
Renklere, boyalara, dokulara bogdum kendimi.
Ne iyi ettim de...
Her seye ama her seye bir baski araci olarak baktim.
Taslar, midyeler, yapraklar, ipler, bulasik süngerleri, kavanoz dipleri, genis fircalar, kivrilmis karton kenarlari, daha iki gün önce kendi ördügüm bardak altligi...

Oh, cok iyi ettim!
Nokta nokta vurguladım, çiçek üstüne çiçek açtırdım, turuncu güneşler, mor yapraklar, püskürtme renkler... Daha neler, neler.... Bitmedi, devam edecek!









2 Haziran 2015 Salı

Yaprak sarma(k)

Yaprak sariyorum. Mecburiyetten yalniz sariyorum. Aslina bakilirsa yaprak sarmak akillara zarar bir istir. Ve mutlaka komsuyla, arkadasla sarilmalidir. Evrensel kizkardeslik muhabbetlerine biraz mesafeliyim aslinda. Ama yaprak sarmak bir kizkardeslik bildirgesidir smile ifade simgesi Gecen yil Kemeralti'nda Girit Lokantasi'nda yaprak saran kadinlar gördüm. Hem de üstüste bir kac gün. Kabak cicegi de doldurdular tepsi tepsi. Hep bir arada. Hep sohbet ederek. Sarma öyle sarilir.
Bi sey daha... Bu dolma Türk'tür veya Yunan'dir cekismesini de sevmem ben. Bana kalirsa yaprak sarmasi biri Yunanli, digeri Türk iki komsu kadinin icadidir. Biri evinden pirinc getirmistir. Digerinin bahcesinde asma vardir. Zeytinyagi dereler gibi akmaktadir zaten. Illa ki birlikte sarmislardir. Dünya ahvalinden, cocuklardan, bahcelerden konusmuslardir. Belki is biraz büyümüstür de Musevi, Ermeni komsu kadinlar da yetismistir yardima. Kimse senin benim dememistir. Herkes biraz götürmüstür kendi evine, kendi mutfagina. Evet böyle olmustur. Ben böyle oldugunu hayal etmeyi severim.
Simdi ama mola sonu, yaprak sarmaya devam.... Vaktin varsa sen de gel, bitiriverelim su isi bir avazda. Sonra cay yaparim ben sana. Cocuklardan, bahcelerden, dünyadan bahsederiz.

(Yapragi 23.Nisan'da sarmis, bu yaziyi ayni gün iki yaprak arasinda FB'da yayinlamistim.)

7 Mayıs 2015 Perşembe

Tutumsuz Japon Kirazi




Bir kac gün önce kaldirimda Japon kirazinin sactigi tac yapraklarindan olusan konfeti yiginini gördügümde bi sey düsünmüstüm, bi sey düsünmüstüm ben. Ne düsünmüstüm tam? Biz bosa harcamayalim diye kili kirk yararcasina özen gösterirken doga ananin böyle saci sacivermesi cok absürd gelmisti. Nasil anlatacagimi bilememistim. Bosuna caba.... Halil Cibran anlativermis zaten...Kum ve Köpük'ten: