elişi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
elişi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Mart 2026 Salı

2026/6 - Yünlü soket çorap

 


Bu çorabın izini geriye dönüp fotoğraflarda sürdüm; Kasım 2024'te başlamışım. Hızlıca biten bir çorap planlamışım, ama belli ki o işler öyle olmuyor. Bir Alman atasözünün de buyurduğu üzere "Ende gut, alles gut".

72/2




İki sıra düz ters; iki sıra ters düz. Moss stitch mi oluyor onun adı?

24 Şubat 2026 Salı

2026/5 - Pamuklu soket çorap

 Son zamanlarda yaklaşık aynı zamanda (çoğunlukla aynı gün) bir kitap ve bir çorap bitirdiğimi farkettim. Bu kez de öyle oldu :) 


Ben çorap insanıyım ( "Sen giyersin, giymezsin, baldırı çıplak gezersin, beni ilgilendirmez." 🤣 ). Eh, yaşadığım iklimde de kışlar uzuuuun ve soğuk, yazlar kısa ve serin olduğundan ben yılın büyük kısmını çorap giyerek geçiriyorum. Dedim ki kendime bahar ve yazda giyilebilecek pamuklu ipten bir çorap öreyim, hazırlık olsun. Yazlık olacağından soket çorap olsun. Gerekirse ayakkabı içinde bile giyilebilsin. İşte böyle.


Hızlıca örüldü, bitti. Pamuklu iple örmenin de demek ayrı bir keyfi var. Yalnız 50 gr. kadar tutarsa, aynı yumaktan bir çorap daha çıkarabilirim diye düşünmüştüm. 53 gr. tuttu. Kalan 47 gr. ile ne yapabilirim, bilmiyorum. Fikri olan beri gelsin pls. Ayakkabıyla dışarıda ayrıca test edeceğim.


Dipnot: Yaralı çorap kalıplarını geçmişte açıklamıştım, o da işte böyle, dünya da işte böyle (:

26 Eylül 2025 Cuma


1. Haftasonu aklımı başımda tutacak şeyin ne olduğunu biliyorum galiba 




2. - 4. Introduction to autumn

 

15 Ağustos 2017 Salı

Deli kızın battaniyesinde mutlu son


Eli tığ tutanların 15 Ağustos Granny Square Günü kutlu olsun  Bu vesileyle içimdeki granny'i uyandıranlara , başta Funda, Yaban Elma ve canım harunlar olmak üzere teşekkürü bir borç bilirim. Kare olmasa da granny olan "deli kizin battaniyesi"ni de yine bir delilik ederek sökmeyip sonunda dün aksam bitirmem ayrica bir hos tesadüf oldu. Geçmiş vakalarım malum olduğundan, son ana dek sökerim diye kendimden korktum doğrusu. Nihayet aferin bana 

Her ne kadar battaniyede 'deli kız' ekolünü takip etsem de, battaniye kenarında favorim @mrsssnufflebean'dir. Ördüğü battaniyelerin o derli toplu bitişlerine bayılıyorum :)  Kare kafama fazlasıyla hitap ediyor. Instagram'daki hesabına bir göz atın derim. 


12 Ağustos 2017 Cumartesi

Aralık'a örüyorum



Sökmedim, hala örüyorum :)
Ağustos'un sıcağında, Ağustos'un sıcağını,  Aralık'a örüyorum.
İçimde renkler...

Yalniz bugünden itibaren hava da iyice sogudu. Annem "Eylül'ün yarısı kış" der her zaman; buradaki yaşıtı teyzeler ise "Ağustos'un yarısı kış" diyorlar. Bundan sonra belki de sadece bir Golden Oktober umabiliriz. Daha perdeleri yıkayacaktım ama ben ya.... :(

6 Ağustos 2017 Pazar

Hindibanin ebeveynlik halleri - no. 127453



Temmuz sonu itibariyle ilkokulu bitirmis bir cocuga sahibim :) Ve gecen dört seneye, üc yillik anaokulu deneyimini de eklersek, kendimi Almanya'da (en azindan belli bir eyaletinde) (ilk)okul sistemi üzerine üc bes laf etmeye yeterli gördügümü söyleyebilirim :) Türkiye'nin seksenlerinde ilkokul okumus biri olarak da birazcik karsilastirma yapabiliyorum.

Bazi seyler cok farkli. Örnegin elisi derslerinde cinsiyet ayrimi yok. Erkekler ve kizlar bir arada kille calismakla kalmadilar, kizlar ve erkekler bir arada cekic kullanip marangozluk yaptilar ve bir arada tığ kullanmayı öğrenip sıkı iğne teknigiyle fotografta görülen eseri calistilar. Yani? Simdi hem cekic, hem de tığ kullanmayı biliyorlar, yetişkin yaşamlarında hangisini kullanmaya devam edecekleri kişisel tercihlerine bırakılmış.

Bazi seyler ise ayni :) Örnegin eli isi ögretmeni sinifta üc bes sıra örmelerinden sonra eseri eve gönderdi, bir hafta sonra 8 cm. örülmüs olarak geri getirmelerini istedi ve acikca söylemese de 8 cm.yi kimin ördügünü önemsemedigini, ebeveynin de yardim edebilecegini ima etti. Ev Ekonomisi dersinde ördügü dantel isini bitirmesi icin annesine götürmüs bir cocuk olarak hic garipsemedim, hic yabancilamadim... Yalniz bu ögretmen "ebeveyn"in yardimini ima etti dikkat, "anneniz örsün" demedi :) Anneniz önümüzdeki hafta parçacık teorisiyle ilgili çok önemli bir uluslararasi kongreye katilacagindan azicik mesgul olabilir, degil mi? Babaniz ilkokuldayken sinifin en iyi tığ kullanılanı seçilmiş olabilir, değil mi? Neyse ki yillardir kullanmaya kullanmaya unuttugum tığı son bir kac yildir tekrar kullanmaya baslamistim da, ögretmen eve elisi ödevi gönderince alnimin akiyla ciktim bu 8 cm. meselesinin icinden :)

Fotograf ayni zamanda bir itiraftir :)

Aslinda Almanya'da ilkokul sistemi üzerine edilecek daha bir araba dolusu lafim var, ama onlar da baska fotograflarin altina kalsin bakalim :)


3 Ağustos 2017 Perşembe

isteksizim ne yalan söyleyeyim



Birini söküp digerini örmeye devam ediyorum. Bazen hatta tamamen üşengeçliğimden eş zamanlı olarak birinden söküp digerine örüyorum. Ve bu görünüste basit iş beni derin derin düsündürüyor. Evrende hiçbir şey yoktan var olmuyor ve var iken yok olmuyorsa yaşam da şu yukarıdaki fotoğraftan farklı mı? Doğdugumuz andan itibaren neyi 'simültane' söküp yaşadıgımıza örüyoruz ilmek ilmek? Öldügümüzde söktügümüz nedir ve neye 'örüyoruz' devamla?

Neyse ki renk var. Çünkü ışık var neyse ki... Sessizce, kendini çok öne çıkarmadan, kenardan fotoğrafa vuranımız.  Ama o olmazsa olmazımız. Olduğu için olduğumuz. Söke öre dönüşüp dönüştürdüğümüz...

Ve insan ne ve insanın sınırı ne aslında?

Ve muğlak bütün bunlar, biliyorum ve açık net yazmaya isteksizim ne yalan söyleyeyim.

Ve yine de bir şey anlatıyorsa sana ne mutlu bana, ve bir şey söylemiyorsa sana bil ki üşengeçliğimden ve üzgünüm.

18 Haziran 2017 Pazar

Deli Kızın Battaniyesi - Dikkat! Sökülme riski taşır!

Ücüncü kezdir söküp bastan basladigim icin bu kez bitirirsem bitmis halinin fotografini paylasayim diyordum. Ama bir yandan da fotografini cekmeden duramiyordum :)

Sonra düsündüm de, bunu da söksem bile ben...
örerken düsündüklerim bana kalacak...


...örerken ögrendiklerim bana kalacak...


...örerken okuduklarim bana kalacak...


Öyleyse hic örmemisim gibi olmayacak ben bunu sökersem bile....

Öyleyse söz etmeye deger.

Su köseleri dönerken Allahim her seferinde nasil da heyecanlaniyorum örnegin. 
Degme köse döner benim kadar heyecanlanmiyordur :)


Su renkleri secerken her seferinde nasil uzun uzun düsünüyorum. Degme stratejist bu kadar düsünmüyordur belki... Bazi stratejistlerin bu kadar düsünmedigi kesin :)


Sonra renk renk büyürken o...


 ... dedim ya cok sey düsünüyorum, cok sey ögreniyorum ben. Neler düsündügümü tek tek yazamam.



Bunu bitirebilirsem bir sonraki battaniye bir "deli kizin battaniyesi" olmaz galiba. Bir tek onu söyleyebilirim belki. Deli kizin battaniyesi hos bir deneyim, bir sey söylüyor bana. Ayni anda bazen en fazla üc rengi tasiyabildigimi... 

Deli kizin battaniyesine bir kitap arkaplan oldugunda bu "örgü ördügüme bakmayin, ben cok entellektüelim ayni zamanda" demek olmuyor. Hayir. Bu maalesef örerken ayni zamanda okumak gibi pis bir huyum oldugu anlamina geliyor.



 Bu desenin Türkce'deki adini sevmiyorum bir de ben. Benim icin bu büyükannenin deseni. Büyükannenin akli basinda islerinden biri. O kadar. Nokta.


Ha, bir dakika,  virgül aslinda. Bir de sunu diyecektim: Üc kez bastan baslayip, bir türlü bitiremedigi battaniye icin iki blog postu yayinlamayi basarmis kisiyim. Kisi kendini bilmek gibi irfan olmazmis...

11 Haziran 2017 Pazar



Ve ta daaaaa!

Kisisel tarihimde....

gerceklerin:



en cok  yaklastigi an :)))

Cantanin bütün detaylari ve tarifi yukaridaki linkte :) Temel olarak sık iğne ve benim gibi acemilerin bile sorunsuz örebilecegi seashell (deniz kabugu) diye bir motiften olusuyor. Önemli olan uzmanlarin motif Çince'sini sökebilmekte... :


O konuda da uzmanlardan yardim aldim....

Hikaye günlerden bir Mart günü söyle basladi... Oglan yine hastaydi, atesi yüksekti. Geceleyecektim ve bana uykumu ve endisemi dagitacak bir sey gerekliydi:


Ve fakat ben o ovali bir türlü cözemiyordum. Bu noktada telefon üzerinden bir uzmandan  konsültasyon destegi aldim. Hayir ates icin degil, oval icin:


Sonra ben söylemesi ayip o seashell'i de bir türlü cözemiyordum. Bu noktada yine ayni uzmani taciz etmem gerekti (yine telefondan...) :



Fakat sonunda oglan iyilesmis, Cince cözülmüs, geminin duvarlari yükselmeye baslamisti :))) Gemi.. yani canta... artik kendi yükünü/yününü tasimaya baslamisti :)



Sonra biraz elimde süründü, sonra ben azimle örmeye devam ettim. Sonra instagram hesabimi deaktive edince hizlandim ve bitirdim. En son orijinal tarifteki saplara biraz takildim. Nasil yapildigini anlayamadigim gibi öyle saplar istedigimden de emin degildim. Bu noktada bir baska uzman imdadima yetisti. Bana bir takim alternatifler gösterdi ve farkina varmadan bir takim ilhamlar verdi... 

ve ta daaaa.....!



Upps, pardon, bunu söylemistim :))

18 Mayıs 2017 Perşembe

Hobbit filesi

Hani su kitap icin "hobbitlere yazilmis" demistim ya...

Örnegin bu yüzdendi :)

Filenin fotografini görünce ....


...cok sevinip hemen yapmaya girismistim...


Ama tam tarifi uygulayinca böyle kücük bir file cikti ortaya :)


Olsun, disarida degilse bile evde kullaniyorum ben onu :) Alisveriste kullanmak icin daha büyük bir file yapmak niyetim ise devam ediyor...

14 Mayıs 2017 Pazar

Böyle bir gün...

Bugün bogazim agriyor, kendime grip cayi yaptim, ictim.

Bugün oglan bir dogum gününe davetli ve gitmek icin sabirsizlaniyorken, onu oyalamak icin oyun uydurdum. Bir ülkenin baskentini soruyoruz birbirimize; sonra da o ismin nereden geldigine dair tamamen uydurmaca bi seyler anlatiyoruz. Örnegin 'Uruguay'in baskenti Montevideo; orada eskiden video filmleri oynatilan bir dag vardi, adi oradan geliyor' dedim. Sonra Wikipedia'dan baktim; en cok ismin "Orada bir dag görüyorum" diyen adi bilinmeyen bir gemiciden kaynaklandigina dair olan hikayeyi sevdim.

Bugün annemi aradim. Ondan Ikea'da düsürdügünü sandigi ve manevi degeri oldugu icin cok üzüldügü saatini evde buldugunu ögrendim, onunla beraber sevindim. Allah'in sevdigi kuluyla ilgili o lafi bilirsin.

Bugün giysi dolabina daldim, aklimca biraz ceki düzen verdim. Uzun zaman önce armagan olarak gelmis, kapüsonundaki yapay kürk gibi süsler ve abartili deri dügmeleri yüzünden giyemedigim bir yün yelegin o süslerini sökebilecegimi farkettim, söktüm, simdi üstümde. Dügmeleri de sökecegim, tam olacak.

Bugün oglanin itfaiye ve sövalye giysilerinin kücüldügünü farkettim, onlari da verilmek üzere bir torbaya tıktım.

Bugün mısır cipsi yedim. İcinde sadece mısır, yağ ve tuz var, bi yanlislik olmaz derken galiba cok abarttim.

Bugün oglumdan okulda yaptigi ve gazete kagidina sarilmis bir anneler günü armagani aldim. Ögretmene oglumu elisinden soguttugu icin kizgin olmakla beraber, bize el yapimi bir armaganin yeterince mükemmel oldugu ve özel bir takim kagitlara sarilip sarmalanmasi gerekmedigi mesajini verdigi icin takdir ettim. Sagol ögretmen.

Bugün (simdilik) Pinhani'den Haftanin Sonu'nu, Banu'nun Unutursun'unu, Cesaria Evora'nin Sodade'ini ve  Leonard Cohen'in Steer Your Way'ini dinledim. Oradaki keman hosuma gidiyor, "past the ruins of altar and mall" deyince bi hüzünleniyorum çağım adına. Cohen'in sarki sözlerinden kendime özel siir kitabi basacagim, bahsetmis miydim? Bugün o konuda bir sey yapmadim.

Bugün oglanin o dogumgünü kutlamasina "spor konseptli oldugu icin" yesil bir esofman alti ve bir Messi tisörtüyle gitmesine göz yumdum. Güc bela bir ögle yemegi yedirebildim. Sacini tararken pofladi. Artik cok az konuda söz dinliyor. Uzun zaman önce bir arkadasimda "Bir Kaktüse Sarilmak" adinda bir kitap görmüstüm; ne hakkinda oldugunu sorunca "ergenlik dönemindeki cocuklar hakkinda" demisti. Sanirim o kitabi bulup okuma zamanim yaklasiyor. 

Baska...?

Bugün benim özel olarak Türk Kahvesi icme günüm. Biraz sonra bogazima ragmen bi Türk kahvesi icerim tahminen. Az sekerli, duble. Grip cayinin devamini sonra da icebilirim.

Okumam gereken onca kitap beni beklerken caktirmadan oglanin "Üc Soru Isareti" kitaplarina el atar, oradan kisaca okuyabilecegim bir sey cikar mi diye bakarim. Kafami toplayamamamin sucunu gripe atarim. Biraz mandala boyarim belki, son zamanlarda hep ayni mandalayi tekrar tekrar boyuyorum. Ama onun hikayesi bir baska zaman, bir baska bloga. O cantanin sapini bitirmek icin bi havaya girerim belki, birazcik örerim. Birazcik daha müzik dinlerim. 

Kisisel tarihime iste böyle bir günü de not düserim. 

29 Nisan 2017 Cumartesi

Top-i-top




Gecen hafta sonunun büyük etkinligi....
Son dakikada gelen talep üzerine 23 Nisan armagani :)


Schili sabah mahmurlugundayken ben erkenden kalkmis, besgenler örüyordum....


Sonra o besgenleri birbirine dikince , icini de doldurunca top oluyordu :) Oglan da hevese gelip bana yardim ediyordu. Her ne kadar elisi dersini sevmese de, elisi ögretmenleri neredeyse kafalarina vura vura (!) dikis dikmeyi ögretmisti. Dügmesi sökülse dikebilirdi, bi topu mu dikemeyecekti :)
 

Iste sonra böyle bi top olmustu. Ev zaten boy boy top doluydu ve oglan bütün gün evin icinde top oynayarak kafami sisirmekteydi. Ama yine de pisman degildim :) Kahvemi icip günün tadini cikarabilirdim :) Kaldi ki bana her gün Milli Egemenlik ve Cocuk Bayrami'ydi :)

Dipnot: Topun tarifi su kitaptandi :

23 Nisan 2017 Pazar

Adım adım tığ işi


Häkeln Schritt für Schritt
Sally Harding, DK

Bu kitabi kütüphaneden almistim, yakinda tekrar iade etmem gerekecek. Suraya not edeyim geri vermeden önce. Orijinali sanirim Ingilizce, yayinevi DK olduguna göre. Bütün DK kitaplari gibi iyi fotograflanmis ve hazirlanmis. Hic bilmeyene bile adim adim tığ işi tekniklerini ögretir :) Tüm temel teknikler ve onlarla üretilen desenler ve bu desenlere dayanan 20 proje. Ben sevdim, bir kac projeyi de denedim hatta. Tek bir eksisi var; verdigi tarifler hobitler icin :) Biraz büyütmek gerekiyor :) O kadar kusur kadi kizinda da olur, ayrica satin almak belki gerekmez ama bir yerlerde rastlarsaniz bir göz atmadan gecmeyin diyorum :)

14 Mart 2017 Salı


Kücük isler, büyük hayaller...

(Instagram'dan arsive)

6 Ocak 2017 Cuma

Portakal, karatavuk ve kalpler


Bu gece -18'i gördük. Yilin en soguk günü. "Axel" gelip gecerken soguk vuruyor elbet. Fakat dün sabah 06:00'da kapidan kör karanliga ciktigimda burnuma taptaze bir hava carpti. Geceleri sanki dünya yeniden ve tertemiz yaratiliyor. Sonra biz insanlar gün icinde kirletiyoruz dünyayi. Sonra ertesi sabah yeniden... Böyle sabahlarda aciklamasi zor, biliyorum ama hava portakal kokuyor.  Karanlikta duraga dogru yürürken nasil olup da Orta Avrupa'da, kis ortasinda ve sabahin köründe burnuma portakal kokusu carpabildigine sasiyorum, yanit bulamiyorum. Bazi seylere yanit bulamiyorum. Havalar iyice soguyana kadar, yaklasik Aralik basina dek, bana pek cok  sabah duraga yürürken hep ayni bir kac metrede eslik eden bir karatavuk bey vardi. Bu aralar o da görünmüyor. Nerelerde kimbilir , ama mutlaka ümitle, ve hatta ümit de ne kelime, ümite gerek duyurmayan bir güvenle bahari bekliyor. O zaman bulusacagiz :) O zamana dek kalpler örelim...  

17 Ekim 2016 Pazartesi

Birdenbire



Her şey birdenbire oldu.
Birdenbire vurdu gün ışığı yere;
Gökyüzü birdenbire oldu;
Mavi birdenbire.
Her şey birdenbire oldu;
Birdenbire tütmeye başladı duman topraktan;
Filiz birdenbire oldu, tomurcuk birdenbire.
Yemiş birdenbire oldu.

Birdenbire,
Birdenbire;
Her şey birdenbire oldu.
Kız birdenbire, oğlan birdenbire;
Yollar, kırlar, kediler, insanlar...
Aşk birdenbire oldu,
Sevinç birdenbire…

13 Ekim 2016 Perşembe

Ilk adim


Bunun altina "“En uzun yolculuklar bile, tek bir adımla başlar.” yazalim ve baslayalim...

2 Ekim 2016 Pazar



Dünkü calismanin sonuclari... Ben resimde iyi olmadigim icin geometrik sekillere kaciyorum. Bi de yuvarlak, kutudaki marka ismini saklamaya iyi gidiyor.... Oglan daha cesur, bir basketbol sahasi cizdi. Top yesillerde, gözden kacmayacakmis. Ve o örgü top da fotografta cikmaliymis; özel istek. Vaktiyle armagan edilmisti ama artik benzerlerini ben de örebiliyorum. Bu yil annanesinin evinde bi tane örüp biraktik. Gittiginde evin icinde top oynarken annanenin kafasini sisirmesin diye :) Her eve lazim ;)

1 Ekim 2016 Cumartesi

Öyleyse renkti...



  • Amaan beee! Yilin belki de son günesli haftasonu diye bu da ne kosusturmacaydi! Perde yikamalardi, cam silmelerdi. Fakat Hindiba da pek cabuk yorulan bir nazenindi. Arada mola gerekti. Su ayakkabi kutularini oyuncak kutusu olarak kullanmak da iyi fikirdi de böyle karton karton  biraz sıkıcı değil miydi? Amaan beee! Öyleyse renkti!