reaktif etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
reaktif etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Ağustos 2015 Pazartesi

Şaşkınlık

Bu da ACIM'dan:

Diyor ki, icindeki o gercek, isik ve sevgi olan ve bunlarla iliskide olan sey, sadece gercegi isigi ve sevgiyi algilar ve ona yanit verir. Bunun disindaki hicbir seyi duymaz ve reaksiyon vermez. Eger reaksiyon veriyorsa(n) reaksiyon veren sey icindeki o öz degil, sen degilsin. Daima ego egoya yanit verir, öz de öze.

Aralık ayinda FB'da paylasmisim. Simdi okuyunca kendime nasil sasiriyorum, nasil sasiriyorum. Icimdeki reaktif tarafi kim / ne uyandirdi?

7 Ağustos 2015 Cuma

Salyangozun sırtı



Bu biraz anlasilmaz olabilir,
tam nasil anlatabilecegimi bilemiyorum.

Bir süre önce icimde herseyden sikayet eden bi taraf uyandi.
Böyle seytanin avukati, böyle herseye muhalif, böyle herseye bidir bidir etmeye merakli bi taraf...
Ilginc bi tipti, susmaya pek merakli degildi, en hosgörülü, en yumusak tarafim degildi.

Ben biraz yorgunum itiraf edeyim, üst üste binen kafa yorgunluklari var, bazi birikmislikler var, cok savasamadim kendisiyle, saldim orta yere... Her sey gözüne batiyordu, ona satasti, buna söylendi, ötekiyle tam mutabik degildi zaten, berikine de karsi cikti.

Hepimizin icinde öyle bir yer var sanirim. Birbirini tetikleyen, birbirini görünce ortaya sacilan, birbirinin  uzlasmaz enerjisinden beslenen. O tetiklene tetiklene büyüyen enerjiyi sevmedim fakat, bir yere varmayacagini da anladim. Haddim bildirildi, haddimi bildim, oturdum. 

Simdi icimde baska bir yer uyaniyor. Bu seferki gözlemci tabiatli, sessizce oturup seyretmeye egilimli, su meshur "observer" olabilir, ve hatta olsa iyi olur. Bakacak, izleyecek, döngüleri farketmeye calisacak. Hicbir seyin yeni olmadigini söylüyor ötekine, "hersey tekrarliyor, neye itirazin, neyin elestirisindesin, neyi begenmiyorsun?" diyor. "Otur izle". "Icimde bir yara var" diyecek belki öteki. Bu yenisi de ona "icindeki yarayla otur ve izle" diyecek.

Bir iki hafta önce icimde bir yer susanlara kiziyordu. Her yere, herkese söyleyecek bir seyi vardi.
Simdi zerafetle susabilenlerle beraber ben de susabilmeyi ögrenecegim.

Bana felaketlerden bahsetmeyiniz."Aaa, bak kelebek" diyecegim.
Bana kötülüklerden bahsetmeyiniz. "Hah, yaprak miydi o düsen?" diyecegim.
Cok cok eskiler bi kaplumbaganin sirtinda yasadigimizi söylediklerinde yanilmislardi. Hayir, kaplumbaga nereden cikti, bir salyangozun sirtinda yasiyoruz biz. Kötülükler ve felaketler, iyilikler ve güzellikler salyangoz kabugunun cizgilerine yerlesmis. Döner döner dururlar.
Anladim ben. Bana bildirdiniz. Size tesekkür ederim.
Icimde bir yarayla, cok cok eski ve oldukca yeni bir gözle, susmayi talim eden bir dille, bütün olup biteni izleyecegim.

Cok anlatamadim sanirim. Aksi gibi böyle üstü kapali yazilari baskalarinda okuyunca da hic sevmem.
Pardon?  Kus mu dediniz?
Evet, az önce şu daldan havalandi.
 

12 Ocak 2015 Pazartesi

Yaşama Sevgisi Üzerine



Über die Liebe zum Leben

Erich Fromm'un 1971 - 1979 yillari arasinda Süddeutscher Rundfunk'ta  (Güney Almanya Radyosu) Hans Jürgen Schultz ile yaptigi sohbetlerin basili hali. Elimdeki kitap 1983 baskisi , daha yeni baskilari da var. Kitabin özelliklerinden biri uzun yillar kitaplarini Ingilizce'de yazmis olan Fromm'un bu metinlerde ana dili Almanca ile karsimiza cikmasi. Üstelik yazili Almanca ile degil, canli bir konusma diliyle.  Bir diger özelligi de konusmalarin ölümünden önceki son 9 yila ait olmasi ve bize diger kitaplarindan da tanidigimiz Erich Fromm dünyasinin bir özetini sunmasi.

Erich Fromm'un bende yarattigi izlenim net bir düsünce dünyasi olmasi. Düsünce zincirini ipin ucunu kacirmadan takipe edebiliyorum. Öte yandan sadece düsünce ile hareket etmiyor. Düsüncelerin beslendigi sevgi dolu bir kaynak var gibi. O yüzden soguk degiller.

Bu kitaptan neler ögrendim?

  • Modern dünyanin aktifmis gibi görünen reaktif insanlarinin pasifligini ( (ki aci aci sosyal medya insanlarinin klavye basi aktifligini animsatti bana) ve klasik felsefenin tanimladigi pasifmis gibi görünen gercek aktif insani, (burada "Sahip olmak ya da Olmak"tan ve "Sahip Olmaktan Olmaya"dan izler var)
  • Psikoloji ile felsefenin (özel olarak etigin) birbirine yakinligini,
  • Neden herkesin bir psikolog oldugunu ve olmasi gerektigini,
  • Insan davranislarinin olasi sebeplerini ve bu arada insanda siddet ve saldirganligin sebeplerini (ki burada da "Insandaki Yikiciligin Kökenleri"ndeki düsüncelerini tekrar görebiliyoruz)
  • Fromm'un Freud'un psikanaliz teorisine nasil baktigini, hangi noktalarda hatali görüp Freud'dan ayrildigini,
  • Yasamimiza yön veren temel bir Biophilie (diri/m sevgisi) ve Nekrophilie (ölü/m sevgisi)  ayirimi olabilecegini,
  • ...


Böylece kitabin adi da kendi kendine aciklaniyor. Türkce'ye cevrilmis olsaydi "Yasama Sevgisi Üzerine" olurdu adi.

Erich Fromm okumayi seviyorum.  Schultz ile sohbetlerin birinde beslendigi kaynaklari, etkilendigi yazarlari konusuyorlar. Eski Ahit'ten Mezmurlari, Marx'i, Meister Eckhart'i, Freud'u ve Zen Budizmi'ni ard arda sayisindan anliyorum neden sevdigimi. Kendini belli bir görüsün, belli bir cercevenin, belli bir cekmecenin icine tıkıştırmaktan itina ile kaçınmış oldugunu farkediyorum. Okumadigim Erich Fromm kitaplari hic tükenmesin istiyorum.


16 Aralık 2014 Salı

Her gün internetteki ilk is olarak bi suna, bi de suna baksam diyorum,
haberler, sosyal medya, o, bu etkileyebilir miydi beni, ve ben bu kadar reaktif olur muydum?