annelik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
annelik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Eylül 2017 Pazar

Ben bu oğlanı şair mi etsem?


Bana not yazmış, tam anımsamıyorum hangi vesileyle; "Bir gökkuşağından daha güzelsin" diyor. Vallahi o kadar güzel degilim, iste kuzguna annesi de anka görünüyor.

Bi keresinde de ben mutfakta ugraşıp dururken ve ortada hiç bir sebep de yokken gelip "Seni görünce içimde çiçeklar açıyor. Hatta sen bana kızdığında bile" demisti :)

Ben bu oğlanı şair mi etsem? Yoksa çoktan olmuş mu?


6 Ağustos 2017 Pazar

Hindibanin ebeveynlik halleri - no. 127453



Temmuz sonu itibariyle ilkokulu bitirmis bir cocuga sahibim :) Ve gecen dört seneye, üc yillik anaokulu deneyimini de eklersek, kendimi Almanya'da (en azindan belli bir eyaletinde) (ilk)okul sistemi üzerine üc bes laf etmeye yeterli gördügümü söyleyebilirim :) Türkiye'nin seksenlerinde ilkokul okumus biri olarak da birazcik karsilastirma yapabiliyorum.

Bazi seyler cok farkli. Örnegin elisi derslerinde cinsiyet ayrimi yok. Erkekler ve kizlar bir arada kille calismakla kalmadilar, kizlar ve erkekler bir arada cekic kullanip marangozluk yaptilar ve bir arada tığ kullanmayı öğrenip sıkı iğne teknigiyle fotografta görülen eseri calistilar. Yani? Simdi hem cekic, hem de tığ kullanmayı biliyorlar, yetişkin yaşamlarında hangisini kullanmaya devam edecekleri kişisel tercihlerine bırakılmış.

Bazi seyler ise ayni :) Örnegin eli isi ögretmeni sinifta üc bes sıra örmelerinden sonra eseri eve gönderdi, bir hafta sonra 8 cm. örülmüs olarak geri getirmelerini istedi ve acikca söylemese de 8 cm.yi kimin ördügünü önemsemedigini, ebeveynin de yardim edebilecegini ima etti. Ev Ekonomisi dersinde ördügü dantel isini bitirmesi icin annesine götürmüs bir cocuk olarak hic garipsemedim, hic yabancilamadim... Yalniz bu ögretmen "ebeveyn"in yardimini ima etti dikkat, "anneniz örsün" demedi :) Anneniz önümüzdeki hafta parçacık teorisiyle ilgili çok önemli bir uluslararasi kongreye katilacagindan azicik mesgul olabilir, degil mi? Babaniz ilkokuldayken sinifin en iyi tığ kullanılanı seçilmiş olabilir, değil mi? Neyse ki yillardir kullanmaya kullanmaya unuttugum tığı son bir kac yildir tekrar kullanmaya baslamistim da, ögretmen eve elisi ödevi gönderince alnimin akiyla ciktim bu 8 cm. meselesinin icinden :)

Fotograf ayni zamanda bir itiraftir :)

Aslinda Almanya'da ilkokul sistemi üzerine edilecek daha bir araba dolusu lafim var, ama onlar da baska fotograflarin altina kalsin bakalim :)


7 Haziran 2017 Çarşamba

bizim televizyonda ARD var mı?

Gecenlerde bir gün "Baba, bizim televizyonda ARD var mi?" diye sormustu. Bir hafta sonraydi galiba, bu kez bana "ZDF var mi ki acaba bizim televizyonda?" diye sordu. Hey komsulaaar :) Evdeki televizyonda hangi kanallarin oldugunu bilmeyen cocuk yetistirmisim :)))

Son zamanlarda artan bu kanal sorularinin sebebi ise futbol. Bir takim maclarin bir takim kanallarda yayinlandigini ve bunun internette bir takim sayfalarda önceden bildirildigini kesfetti :)

5 Haziran 2017 Pazartesi

Love is...

Eger on yaşındaysa aşk...

Bülent Ortacgil veya Ezginin Günlügü dinleyecegin varken, bastan sona araliksiz, gitar ve bateri sololari dahil bir bucuk saat araliksiz Europe dinlemek....

Ilginc bir kitap alip kösene cekilmek niyetindeyken, onun sana  "Sır Dolu Hayalet Evi" adli bir kitap okumasina -bastan sona, 160 sayfa, 9-12 yas grubu- razi olmak...

Bitirdigin cantanin saplarini dikmek niyetindeyken ve hic ilgini cekmezken oturup Real Madrid- Juventus final macini seyretmek, Ronaldo'nun harika golleri üzerine konusmak ve Real Madrid'in Sampiyonlar Ligi'ndeki tarihcesini dinlemek...

Aksam yemeginde dış politika konuşmak hevesindeyken, kendini Mikronezya'nın baskenti, dünyanin en uzun ve en kisa boylu insanlari, Brunei Barış Ülkesi Sultanı'nın bilmem kaç yüz lüks arabası üzerine bilgilenirken bulmak...

demektir.


20 Mayıs 2017 Cumartesi

21. yüzyıl annesi

Kapiyi calip cocugunu "sokakta oynamaya" cagiran arkadaslari var diye sevinen kisiye 21. yüzyil annesi denir.

Ben de gidip kendime bir kahve yapayim bari, bilgisayar bana kaldi :)

14 Mayıs 2017 Pazar

Böyle bir gün...

Bugün bogazim agriyor, kendime grip cayi yaptim, ictim.

Bugün oglan bir dogum gününe davetli ve gitmek icin sabirsizlaniyorken, onu oyalamak icin oyun uydurdum. Bir ülkenin baskentini soruyoruz birbirimize; sonra da o ismin nereden geldigine dair tamamen uydurmaca bi seyler anlatiyoruz. Örnegin 'Uruguay'in baskenti Montevideo; orada eskiden video filmleri oynatilan bir dag vardi, adi oradan geliyor' dedim. Sonra Wikipedia'dan baktim; en cok ismin "Orada bir dag görüyorum" diyen adi bilinmeyen bir gemiciden kaynaklandigina dair olan hikayeyi sevdim.

Bugün annemi aradim. Ondan Ikea'da düsürdügünü sandigi ve manevi degeri oldugu icin cok üzüldügü saatini evde buldugunu ögrendim, onunla beraber sevindim. Allah'in sevdigi kuluyla ilgili o lafi bilirsin.

Bugün giysi dolabina daldim, aklimca biraz ceki düzen verdim. Uzun zaman önce armagan olarak gelmis, kapüsonundaki yapay kürk gibi süsler ve abartili deri dügmeleri yüzünden giyemedigim bir yün yelegin o süslerini sökebilecegimi farkettim, söktüm, simdi üstümde. Dügmeleri de sökecegim, tam olacak.

Bugün oglanin itfaiye ve sövalye giysilerinin kücüldügünü farkettim, onlari da verilmek üzere bir torbaya tıktım.

Bugün mısır cipsi yedim. İcinde sadece mısır, yağ ve tuz var, bi yanlislik olmaz derken galiba cok abarttim.

Bugün oglumdan okulda yaptigi ve gazete kagidina sarilmis bir anneler günü armagani aldim. Ögretmene oglumu elisinden soguttugu icin kizgin olmakla beraber, bize el yapimi bir armaganin yeterince mükemmel oldugu ve özel bir takim kagitlara sarilip sarmalanmasi gerekmedigi mesajini verdigi icin takdir ettim. Sagol ögretmen.

Bugün (simdilik) Pinhani'den Haftanin Sonu'nu, Banu'nun Unutursun'unu, Cesaria Evora'nin Sodade'ini ve  Leonard Cohen'in Steer Your Way'ini dinledim. Oradaki keman hosuma gidiyor, "past the ruins of altar and mall" deyince bi hüzünleniyorum çağım adına. Cohen'in sarki sözlerinden kendime özel siir kitabi basacagim, bahsetmis miydim? Bugün o konuda bir sey yapmadim.

Bugün oglanin o dogumgünü kutlamasina "spor konseptli oldugu icin" yesil bir esofman alti ve bir Messi tisörtüyle gitmesine göz yumdum. Güc bela bir ögle yemegi yedirebildim. Sacini tararken pofladi. Artik cok az konuda söz dinliyor. Uzun zaman önce bir arkadasimda "Bir Kaktüse Sarilmak" adinda bir kitap görmüstüm; ne hakkinda oldugunu sorunca "ergenlik dönemindeki cocuklar hakkinda" demisti. Sanirim o kitabi bulup okuma zamanim yaklasiyor. 

Baska...?

Bugün benim özel olarak Türk Kahvesi icme günüm. Biraz sonra bogazima ragmen bi Türk kahvesi icerim tahminen. Az sekerli, duble. Grip cayinin devamini sonra da icebilirim.

Okumam gereken onca kitap beni beklerken caktirmadan oglanin "Üc Soru Isareti" kitaplarina el atar, oradan kisaca okuyabilecegim bir sey cikar mi diye bakarim. Kafami toplayamamamin sucunu gripe atarim. Biraz mandala boyarim belki, son zamanlarda hep ayni mandalayi tekrar tekrar boyuyorum. Ama onun hikayesi bir baska zaman, bir baska bloga. O cantanin sapini bitirmek icin bi havaya girerim belki, birazcik örerim. Birazcik daha müzik dinlerim. 

Kisisel tarihime iste böyle bir günü de not düserim. 

15 Eylül 2016 Perşembe

Bazen ben de...



Nih heh heh :) Oglan yapar da ben yapamaz miyim? Bazen hüzünle ardindan bakip, bazen ben de cocuk olamaz miyim?

Sen büyürken



Durdum baktım arkandan sen büyürken...


26 Mayıs 2016 Perşembe

C-3PO


Fotograf makinesinin özenle yedekleyip, temizleyip bosalttigim ve tez zamanda tekrar börtü böcek fotosuyla doldurmayi düsündügüm kartini biri benden önce davranip Star Wars karakterlerinin fotograflariyla doldurmus! Sitripiyo en sevdigim Star Wars kahramani bu arada, Ingiliz usak tavirli protokol droidim benim :)) Efenim? Cocugu popüler kültür nesne ve karakterlerinden uzak mi tutacaktim? Hi hi , evet :) O benim kisisel procemdi. Oglanin kisisel procesi baskaymis fakat.

8 Mayıs 2016 Pazar

Anneler Günü dahil



Sen olmasan örnegin Boba Fett'in Sarlacc'tan kurtuldugunu nereden bilecektim ? Sen olmasan örnegin evin icinde disaridakilerden daha güzel bahar dallari acabildigini nereden bilecektim? Sen olmasan Cim Dügme'yi, Sams'i, Haydut Hotzenplotz'u tanimamis, Afacan Besler'in bu kadar cok bölümünü okumamis, Richard'in o bizi bizden alan ananasli, ispanakli pizza kombinasyonunu kacirmis olacaktim. Etaminin arkasinda dümdüz ve temiz yollar yapmayi bilmiyor olacaktim. Beatles'in bu kadar cok sarkisini bilmiyor olacaktim. "Iyi ki sen..." demek icin her bahaneye varim. Anneler Günü dahil :)

24 Ekim 2015 Cumartesi

Fıkrasever

Bizim gibi ciddi ana babadan fıkrasever bi cocuk cikti. Daha kücükken "Hadi bana bi fikra anlatin" derdi sofrada. Bir iki Nasrettin Hoca fikrasindan öteye gidemeyince biz, bari gidip cocuga fikra kitabi alalim dedik. Cok ciddi, cok prensip sahibi oldugumuzdan onu da satin almadik, kütüphaneden ödünc aldik. Fikra gibi ana-babayiz.

Neyse, diyecegim o ki, benim oglanin fikralari coktur. Su asagidaki onlardan biri. Su kösede dursun. Bana bir sey cagristirdi. Sonra o cagristirdigi sey üzerine konusma zamani geldiginde link veririm, kolay olur :)



Bi apartmanda üc komsu yasiyormus. Orta katta Bay Aptal, cati katinda Bay Hickimse ve giris katinda da Bay Hicbiri. Günlerden bir gün Bay Hickimse -artik kimbilir neden- üst kattan Bay Aptal'in kafasina tükürmüs. Bay Hicbiri de görmüs bunu.
Bay Aptal polise gitmis hemen ve ifade vermis: "Kafama tüküren Hickimse'ydi ve gören de Hicbiri. Polis: "Aptal misiniz, nesiniz?"
Bizimki: "Evet, ama siz nerden biliyorsunuz bunu?"

18 Temmuz 2015 Cumartesi

Yani gercekten...

Oglanin her dogum günüyle beraber yeni bir aydinlanma noktasina erisiyorum.
Gecen sene örnegin bir iyice emin olmustum ki nasil bir cocuk yetistirmek istiyorsan, öyle bir yetiskin olmaktan baska bir sansin yok. Gerisi lüzumsuz bidi bidi...

Bu yil vardigim aydinlanma noktasi anlik bir aydinlanma durumu degil, son 8 yilin birikimi... gecen yillarda fisir fisir söylenirken bu yil gittikce sesini yükselten biri. Icimde... "Ya bi sussana sen, ya yanlis anlayacak okuyanlar" derken...Iste is bu noktaya geldi. Yani gercekten... Susmayacak...Yani gercekten... Yazmasam da olurdu... Yani gercekten...simdi kizabilirsin, yanildigimi düsünebilirsin. Senin kiz veya oglan benimkinin yasina gelince...belki anlayabilirsin.

-/- 

Normal dogum cok güzel, fakat dogal annelik grubunda yarin sezeryana alinmasi karara baglanmis, sadece profil fotosundan tanidigimiz,  40+3'deki saskin ve tecrübesiz anne adayini "Ne sezeryani? Hep paragöz doktorlarin isi bunlar? Sen normal dogurursun!" diye gaza getirmeyelim.

Anne sütü vermek, uzun uzun emzirmek cok güzel, fakat ne yaptiysa sütü yetmemis ve sonunda mamaya ve aile cevresinin "ac bu cocuk, ac!" teranelerine teslim bayragi cekmis ve cocugu 3 veya 5 yasina gelmis annelerde derin vicdan azabi yaratacak tarzda anne sütü propagandasi yapmayalim. 5 yasindan sonra da o anne zaten bizi takmamasi gerektigini anlamistir, kendi kendimizi gerdigimizle kalmayalim.

Doga bilinci asilamak pek güzel, ama isin suyunu cikarip iki yasindaki bebeye "cicekleri koparmayalim annecim, cimlere basmayalim yavru kusum" bidi bidisi yapmayalim. Bunlar 1980 ve 1990'larin "Türkiye'ni temiz tut, yesili koru" kampanyasinin üzerimizde biraktigi derin izler. Cevreyi bitiren cicek toplayip cimene basan yavrular degil global bi takim abiler. Hedefi sasirmayalim. Hedefe yönelik konusurken ise dil aliskanligiyla  "güzel kardesim, yavrucum, annem" gibi sevgi, sicaklik, sefkat ima edecek hitaplar kullanmayalim. Sert olalim, sıkı duralim, kurt gibi hirlayalim.

Cocugu büyütürken mümkün oldugunca az ilac kullanmak, ilac firmalarinin oyununa gelmemek cok akillica, ates de zaten hastalik degil, vücudun savunma araclarindan biri,  fakat adi gecen gruplarda, yüzünü görmedigimiz,  genetik havale yatkinligina dair fikir sahibi olmadigimiz 40 derece atesli cocuklar hakkinda "yok kullanma o paracetamolü, ayak tabanlarina nane yagi sür, alnina sirkeli bez" falan filan demeyelim. Sadece gözünün icine bakarak doktorundan daha iyi saglik raporu yazabilecegimiz kendi cocuklarimiza yapabiliriz fakat.

Evladi saglikli, dogal, organik besleyecegim diye 350 km öteden organik un, dogal zeytin, domates kurusu, nane, bazlama, köy yumurtasi, Avrupa'dan organik bitter cikolata ve o her derde deva yag karisimi var ya hani ondan, bi de calendula kremi, Hindistan'dan (organik pazari dolasarak) hindistan cevizi sütü, hindistan cevizi yagi, himalaya tuzu, Meksika'dan Chia tohumu ... ay daha yazarken icim sisti. Senin cocugunki can da, baskasinin ki patlican mi? Anladin sen onu. Umarim?

Üc yasindaki yavru biz bahcede domates, maydonoz yetistirip, bak bu lavanta, bak bu ihlamur, bak bu tesbih böcegi, kompostta cok yararlidir falan derken ilgiyle dinliyor, sevinc gösterisinde bulunuyor ve bir süre sonra "bu organik domatesler bi harika baba, anne bak bu bi kantaron otu" falan diyorsa iki ihtimal var. Ya her cocuk gibi anne babasini mutlu etmek istiyor ve bunun onlari mutlu eden seylere onay göstermekten gectigini biliyordur. Öyle zekidir bu yavrular. Ya da dogustan derin bir doga sevgisi, ilgisi ve zekasiyla dogmustur. Ona da ayrica bu ekoloji, sürdürülebilirlik, kendine yetebilirlik, botanik, alternatif ekonomi virvirini yapmaya gerek yoktur. Dogal halimize geri dönebiliriz.

Süpermarkette sekerli hazir gidalar reyonunun önünde saglikli dogal beslenme havarisi kesilen yavru icin bkz. önceki paragraf.

Sofrada önüne ne konursa yemekle kalmayip bir de hangisinin ne  icin yararli oldugunu sayip döken yavrucak icin bkz. iki önceki paragraf.

Cocuk yetistirme konusunda pedagog, psikolog, psikiyatrist, tip doktoru tayfasinin her yazdigini uygulamaya, test etmeye kalkmayalim. ADHS hakkinda örnegin birbirinin zittini söyleyen 23 uzman kafa karistirabilir. Bizim cocukta zihin kurami durumu nedir diye örnegin bosu bosuna testlere girismeyelim. Bazi uzmanlar yeni deneylerden bahsediyor, cocuklarin daha dogustan Sally'nin misketi nerede arayacagini bildiklerini ama 'bu annem babam da bi tuhaf, dur ben bi deneyeyim onlari" diyerek bu becerilerini daha sonraki yaslarda göstermeyi tercih ettiklerini söylüyorlar. Bebegi yüzükoyun yatiralim mi, yatirmayalim mi diye sorunca da ve bunun gibi bir dolu mevzuda da bir öyle bir böyle oynatmisti bizi bu amca ve teyzeler. Cocuk 8 yasina gelmeden söylediklerinin aksini iddia edebileceklerini aklimizin bir kösesinde tutalim.

Oglan 9 yasina gelmeden bunun gibi bir kac paragraf daha yazabilecegimi saniyorum. Simdilik burada duralim. Cetin Altan'in cok tekrarladigi cümledir ki, en cok ana babalara gerek: Enseyi karartmayalim.


24 Haziran 2015 Çarşamba

Kainatta bi yerdeydim...

Bazi yazilar var ki yazmaya ya zamanim yok, ya istegim... Ama aklimi mesgul eden konular olarak tarih(im)e izi düssün istedigim de oluyor bazen. Arada bir yazamadigim yazilari mi listelesem?

Bu ara sunlar var örnegin...

  • Lavantali cilek marmeladinin ne kadar da iyi bir fikir oldugu...
  • Komsunun budayip attigi asma dallarinin bizim mutfakta zeytinyagli yaprak sarmasina dönüsmesinden ve bizim mutfaktan çıkan sogan, salatalik, havuc kabuklarinin onun bahcesinde komposta dönüsmesinden yola cikarak "komsu komsunun külüne muhtactir" sözünün literal anlamiyla da dogru oldugu...
  • Günlük sosyal medya dozajimi minimumda tutma cabama ragmen, yine de bazen savundugu seyden cok (cünkü evet, herkes caninin istedigini düsünmekte özgürdür), düsündügü seyi savunma seklini cok ucuz, cok berbat, cok can sıkıcı buldugum yazilara denk gelmem, sosyal medyada aldigi onay ve begeniyi göz önüne alarak, ayni dili konustugum insanlardan yana süpheye, umutsuzluga  düsmem ve "Günesimden kac!" deme istegiyle dolmam... Kainatta bi yerdeydim...la la la... Bir türkü söylemekteydim... la..la..la (Bi dakka, video kaydinin sonlarinda dinleyiciler gercekten "Hülooooggg" diye mi bagiriyor, yoksa bana mi öyle geldi? :)
  • Baska sebeplerle degilse de, en azindan carpim tablosunu ezberletmeden carpma ögretebilme becerisi sebebiyle Alman egitim sistemi karsisinda sapka cikardigim...
  • 5 yasinda okumayi söken oglanin 8 yas itibariyle "Sen okuuu!" deme huyundan vazgecerek, bazi kitaplari artik bastan sona kendi okudugu ve bu konunun da annelerin bosu bosuna endiselendigi konular listesine eklenmesi gerektigini yolda benden geride olan baska annelerle paylasma istegim...
  • Aslinda tek cocuklu analara, özellikle o cocuk 5 yasindan kücükse sosyal medyada annelik üzerine yayin yapma yasagi getirilmesi üzerine bazi anti-demokratik fikirlerim... (Bebegin ilk disini ve mutfak zeminine unu serpip onun üzerine ilk ciziklerini atma fotografini filan yayinlayabilir, onda sorun yok, hepimiz yaptik iyi kötü...) 
  • Kara tavuklarin ne sahane ögretmenler oldugu... (Himm, bunu belki ayrica ve uzunca yazabilirim..) 
  • Bir sürü iyi film önerisi almis olmama ragmen bir filmi basindan sonuna izleme yetenegimi yaklasik 9 yildir yitirmis olmam sebebiyle izleyememem ve üzünc duymam... 
  • ...

Pifff, bu da  Hindiba'nin yaz(a)mayisini anlatan, yine de basli basina, bir yazi oldu be... Herseyi Karabas gibi, bir Hitit aslani gibi sessizce , yorum yapmadan izlemek ne kadar da zor...

22 Haziran 2015 Pazartesi

çünkü dünyadaki bütün insanlarla tanışmak istiyordum.

Yaklasik iki bucuk yasindayken yürüdügümüz sokaklardaki bahce kapilarini acıp içeri girmeye calisirdi. Tanimadigim semtdaslarim, konum komsum yanlis anlamasin, cocugu cok basi bos biraktigimi düsünmesin diye uyarimi Almanca yapardim. Ilk ögrendigi sözcük "Nein!" olduysa , iste o yüzden. Tam büyüdü, akillandi, unuttu derken bu kez üc bucuk-dört yas civari anaokulundan eve dönerken yürüdügümüz sokaklarda bahce kapilarindaki zilleri calma cabasi basladi. Aciklamaya calisiyorum olmuyor, engellmeye calisiyorum, kolumun altindan kayip denemeye devam ediyor. Kiziyorum olmuyor, "ama annecim, bak olmaz" diye cici cici konusuyorum, olmuyor. Zaten üc bes yil sonra ögreniyorum ki "annecim" demem külliyen hata, daha ordan kaybediyorum. Neyse, bir kac kez basardi o zillere basmayi. Bazen zil bozuktu, bazen ilgili sahis evde yoktu, bazen de ben o kadar yorgun ve sinirliydim ki olay mahallinden hizla uzaklastim. Herhangi bir semtdasla bu baglamda yüzyüze geldigimiz olmadi.

Bir kac gün önce bu kez büyümüs ve durulmus bir okul cocuguyla ayni sokaklarda yürürken aklima geldi birden, "cocugum sen kücükken böyleyken böyle yapiyordun, hatirliyor musun? derdin neydi? zile basmak mi ilginc geliyordu? bizim kapinin ziline bastirsaydik sana istedigin kadar, bak simdi aklima geldi" dedim. 

Gülümsedi.
"Animsiyorum" dedi "cünkü dünyadaki bütün insanlarla tanismak istiyordum."

Icim cizz etti. Kötü oldum. Aklimin bir kösesi hep bu ihtimal üzerinde durmus, ben onu hep öteye kovalamistim. Hatta kücük cocuklar zillerine bastiginda kapiya cikip "aa, merhaba, gel tanisalim seninle" diyen yetiskinlerin oldugu bir sehir, bir dünya hayal etmistim oglana cemkirirken.

Dünyadaki bütün insanlarla tanismak  isteyen ufku genis, yüregi genis cocuklar icin biz yetiskinlerin kurup tasarladigi citli, kapili, zilli sehirlerde büyümek ne kadar da zor.

Ve siz oglumla tanisma sansini yitirdiginiz icin ne kadar da eksiksiniz.

4 Mayıs 2015 Pazartesi

Satürn'ün gölgesinde



Under Saturn's Shadow: The Wounding and Healing of Men (Studies in Jungian Psychology By Jungian Analysts)
James Hollis, 1994
Erich Fromm'un Sevme Sanati'nda okuyup aklimi karistiran bir konuyu arkadaslara sormustum. Bir arkadasim bu kitabi tavsiye etmisti. Sorumun tam yanitini hala alamadim ama ilginc bir kitapti. Modern toplumlarda özellikle erkekler icin anne/kadin kültüründen, cocukluktan kopma, inisiasyon ritüellerinin olmayisindan, Jung'un annelik kompleksi dedigi seyden saglikli bir kopusla kopmadan hayata firlatilmis erkeklerden, erkekler dünyasinin 8 sirrindan ve buna karsi 7 cözüm önerisinden bahsediyordu. Sadece erkeklere, babalara degil, annelere ve es olarak kadinlara da bir kac sey söylüyordu smile ifade simgesi Ne kadin, ne erkek olarak degil insan olarak okunasi hos alintilari da vardi.

2 Mayıs 2015 Cumartesi

İşgüzar

Kendi isini kendi görmeyi ve sosyal iliskileri ögrensin diye, yolda ufak tefek bir sey istediginde ekmekciye kendisini gönderiyorum. Ben de dükkanin önünde bekliyorum, camdan takipteyim. Bizimki ufak tefek bir 7 yas cocugu. Hemen her zaman siradaki kalabaligin icinde kayboluyor. Ve hemen her zaman sira ona geldiginde, yüksek tezgahin diger tarafindaki satici kadin onu görmüyor ve gözünü siradaki diger yetiskine dikip ne almak istedigini soruyor. Ve her zaman , ama her zaman bu degerli yetiskin oglumu gösterip "simdi kücük sirada", "sirada bu cocuk var" gibilerden bir sey söylüyor. Bi tanesi bile "aksamin bi saati, yorgunum arginim, anasi nerde zaten bunun, gelsin kendisi alsin, hazir bana sorulmusken aradan siyrilayim dur ben" demiyor! Kendi cocuklugumun bile göre beni cigneyerek "bi dakka bir sey soracaktim" kücük kurnazligiyla öne kaynayan tüm isgüzar teyzeleri... Hepinizi özel bir sekilde aniyorum.

FB-5.12.2014

17 Aralık 2014 Çarşamba

Karışık anne

Gecen aksam mutfaktan kulak misafiri oldugum kadariyla söyle dedi babasina: "Bak, hic sevmedigim bir huyun var, bana yapma diyosun, sonra aynisini sen kendin yapiyosun". Ayni aksam bana da dedi ki: "Sen cok karisik bir annesin." Cünkü kiziyor muyum, gülüyor muyum belli olmuyormus. Dogruydu, kizsam mi, gülsem mi bilememistim.
Nereye baglayacagim bunlari? Anne-babalikla ilgili önemli bir görüse, özlü bir söze? Bilmiyorum. Olabilir, mümkündür, zorlasam illa ki bir yerlere baglayabilirim ama yapmamayi tercih edecegim. Cünkü zaten bilindigi üzere karisik bir anneyim.