almanca etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
almanca etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
27 Ağustos 2017 Pazar
LTI: Nasyonel Sosyalizmin Dili
Almanca : LTI : Notizbuch eines Philologen
Ingilizce : LTI : The Language of the Third Reich
Türkce: LTI: Nasyonel Sosyalizmin Dili
Victor Klemperer'in alaninda klasik haline gelmis bu kitabini okumayi aklima koydugumda bizim oglan 2 yasindaydi, simdi 10 yasinda. Ne kadar disiplinli bir okuyucuyum buradan anlasiliyordur. Ama bir kez listeme ekledim mi, okurum arkadas, on sene sonra bile olsa!
Kitabi okumakta biraz gecikmissem sebebi kendisine erismemin biraz(cik) uzun sürmesidir. Azimle Almanca'sindan okumayi aklima koymustum, ama baktim ki bulmasi uzuyor, internette buldugum bir Ingilizce cevirisinden okudum. Evet, zor oldu. Iki sebeple zorlandim kitabi okurken. Birincisi Ingilizce'sinden okudugum icin. En akici Türkce okuyabiliyorum, hayatta ikinci ögrendigim dil Ingilizce olmasina ragmen ikinci akici okuyabildigim dil ise Almanca. Ki bu kitabi biliyorsa insan yazarin ana dilinden ve kitabin konusu olan dilden, Almanca'dan okumali. Ikinci zorlanma sebebim ise Nazi dönemini az bilmem. Bu konunun canlı sevimsizligi sebebiyle kacinildigi bir ruh halinde yasiyorum. Son on , on bes yildir Dürr'ün spritüel ve Heisenberg'in bilimsel günlükleriyle , Etty Hillesum'un günlüklerini saymazsak (ki o da dönem Hollanda'sini anlatiyor daha cok) bu konuya direk deginen herhangi bir sey okudugumu animsamiyorum. Benim icin sıkı bir giris kitabi oldugu söylenebilir.
Klemperer bir dilbilimci. Kitap daha öncesine de deginerek, özellikle 1939-1945 yillari arasinda tuttugu notlara dayaniyor. Asil uzmanlik alani Fransizca imis. Fakat Nazi Almanya'sinda önce mesleki yasami, ardindan da günlük yasami Musevi olmasi sebebiyle asama asama kisitlaninca Klemperer'e dönemin dili hakkinda gözlemlerini yazdigi bir günlük tutmaktan baska bir sey kalmiyor. Nazi döneminin dilini, sadece bu rejimin düsünsel cercevesini cizen kitaplardan (örnegin Rosenbergin ünlü Mythus'u, ki onu suradan taniyoruz zaten) konusmalardan veya Goebbels'in propaganda yazilarindan degil, gazetelere verilmis ölüm ve dogum ilanlarindan, marslardan, duvarlara veya dükkan vitrinlerine asilmis duyurulardan, sokaktaki insanlarin konusmalarindan, eski tanidiklarinin dilindeki dönüsümden, hatta savasin ilerleyen yillarinda kaldigi "Judenhaus" (Yahudilerin toplandigi evler) veya zorunlu olarak calistigi fabrikadaki Musevilerin dilindeki dönüsümden takip ediyor Klemperer.
Kitabin adindaki kisaltma LTI ( Lingua Tertii Imperii - Latince Ücüncü Imparatorlugun Dili demek) de bir kara mizah örnegi. Nazi Almanyasi kendisine Dritte Reich (Ücüncü Imparatorluk) adini veriyor ve "Nazi", SS, vb. pek cok örnekten bilindigi gibi bu dilin en sevdigi seylerden biri kisaltmalar. Bunun disinda
Nazi döneminde cocuklara verilen isimlerde ne tür dönüsümler oldu?
En sevilen imla isareti ne idi?
En sevilen, en yaygin kullanilan sözcükler nelerdi?
En sevilen metaforlar hangi alanlardan secilirdi? gibi pek cok ilginc soruya da yanit veriyor yazar.
Bahsettigim sebeplerle okumakta zorlansam da aslinda tüm trajediye ragmen sık sık mizahilesen diliyle kitap kendini okutuyor. Dilin özellikle totaliter rejimlerde nasil sekillendigine ve gelisen olaylara göre nasil dönüstügüne (kitabin son bölümlerinden birinde verilen gehören/hören örnegi!) dair ilginc bir calisma LTI.
Kitabin basindaki sicacik 'ithaf' kismi özellikle dikkatimi cekmisti. Kitaplarin basindaki ithaflara dikkat edenlerden misin? Ben dikkat ederim. Cogu kisa ve klasiktir. "Anneme", "Babama" , "Julia ve cocuklara"... Son okudugum kitaplardan birininki de "Her zamanki gibi Barbara'ya" idi örnegin. Klemperer de kitabı karisina ithaf ediyor. Fakat farkli bir sey var. Sebebini ithafin hemen ardindan gelen Kahramanlik (Önsöz yerine) adli bölümde anliyoruz. Anliyoruz ve bir yandan kahramanlik üzerine uzun uzun düsünüyoruz. "Kahraman" Nazi dilinin en sevdigi sözcüklerden biri.
Kitabin (bana) en darbe vuran bölümü "Ona inaniyorum" basligini tasiyordu. Baslayisi degildi darbe vuran, bitisiydi. Söyle bitiyordu: "Ona hala inaniyorum".
17 Temmuz 2017 Pazartesi
'Oğul'dil
Son zamanlarda yine birimizin Türkce sorup, digerimizin Almanca yanitladigi (veya tersi) bir dönemden geciyoruz. Neden? Cünkü en son Türkiye ziyaretinin üzerinden epeyce gecti.
Simdilerde ben onu Türkce'de düzeltirken ( "yüra degil, rüya; dört futbolcular degil dört futbolcu, Türkce'de sayi cok bile olsa yanindaki isim tekildir") o da beni Almanca'da düzeltiyor ("DAS Datum demek istiyorsun sanirim; Absatz mi? Ne Absatz'i? Ansatz mi diyorsun?")
Yine de son zamanlarda bir degisiklik dikkatimi cekti. O anneannesiyle telefonda futbol üzerine konusabilmek icin futbol terimlerinin Türkce'lerini ögrenmeye calisirken; bana da Almanca eskisi kadar "Deutsch als Fremdsprache" degil. Nasil ki Türkce oglumun anadiliyse, Almanca da benim 'oğul'dilim :)
Simdilerde ben onu Türkce'de düzeltirken ( "yüra degil, rüya; dört futbolcular degil dört futbolcu, Türkce'de sayi cok bile olsa yanindaki isim tekildir") o da beni Almanca'da düzeltiyor ("DAS Datum demek istiyorsun sanirim; Absatz mi? Ne Absatz'i? Ansatz mi diyorsun?")
Yine de son zamanlarda bir degisiklik dikkatimi cekti. O anneannesiyle telefonda futbol üzerine konusabilmek icin futbol terimlerinin Türkce'lerini ögrenmeye calisirken; bana da Almanca eskisi kadar "Deutsch als Fremdsprache" degil. Nasil ki Türkce oglumun anadiliyse, Almanca da benim 'oğul'dilim :)
2 Kasım 2015 Pazartesi
Ortak
Çok uzun süre önce bir kez bahsetmiştim. Birbirine uzak gibi görünen dillerde aynı deyimlere, atasözlerine rastlamak bana ilginç gelir. Koleksiyonunu yapiyorum bu ortakliklarin. Cünkü cok uzak, cok eski bir kültürel yol ayrimina veya cakismaya isaretmis gibiler.
Ada'yi okurken bir örnegine daha rastladim, gülümsedim: "Die Hunde bellen, die Karavane ziehen weiter".
Kelimesi kelimesine su demek:
"It ürür, kervan yürür."
Ada'nin orijinali Ingilizce olunca merak ettim, gittim bir de oradan baktim:
"The dogs bark, the Caravan passes."
Bu kez "karavan"a, coook eski ve günlük konusma dilinde baska kullanim örnegi neredeyse kalmamis fiile ve güzeller güzeli kafiyeye bakarak, kaynaginin Dogu kültürü ve Türkce oldugunu varsayabiliriz sanirim.
Önemli mi? Yani kaynagi önemli mi, bu ortaklik önemli mi? Bana önemli geliyor.
Hepsinden de önemlisi, bu köpeklerin ne demeye "ürüyüp" durduklari sorusu...
Karavanin bu kendinden memnuniyeti, bu kendinden ve gittigi yerden eminligi...
Beni düsündürüyor.
Kelimesi kelimesine su demek:
"It ürür, kervan yürür."
Ada'nin orijinali Ingilizce olunca merak ettim, gittim bir de oradan baktim:
"The dogs bark, the Caravan passes."
Bu kez "karavan"a, coook eski ve günlük konusma dilinde baska kullanim örnegi neredeyse kalmamis fiile ve güzeller güzeli kafiyeye bakarak, kaynaginin Dogu kültürü ve Türkce oldugunu varsayabiliriz sanirim.
Önemli mi? Yani kaynagi önemli mi, bu ortaklik önemli mi? Bana önemli geliyor.
Hepsinden de önemlisi, bu köpeklerin ne demeye "ürüyüp" durduklari sorusu...
Karavanin bu kendinden memnuniyeti, bu kendinden ve gittigi yerden eminligi...
Beni düsündürüyor.
1 Ağustos 2015 Cumartesi
Wilde Türkei - Yabani Türkiye - belgesel
Wilde Türkei - Yabani Türkiye 1 ve 2
Türkiye'de yabani doga üzerine Almanca belgesel, harika cekimler.
Az bilinen hayvan türleri, Istanbul üzerinden gecen göcmen kuslar, Carettalar, yörükler, anemonlar, muscariler, yabani lale ve orkideler...
Türkiye'de yabani doga üzerine Almanca belgesel, harika cekimler.
Az bilinen hayvan türleri, Istanbul üzerinden gecen göcmen kuslar, Carettalar, yörükler, anemonlar, muscariler, yabani lale ve orkideler...
Almanca bilmeyenler de izleyebilir, Ingilizce bilmeden Discovery seyrettiginizi varsayin smile ifade simgesi
23 Aralık 2014 Salı
7 Aralık 2011 Çarşamba
Lasst uns froh und munter sein
Tam da dün, bu sarkidan bahsetmeyi nasil unuttum!
Lasst uns froh und munter sein,
und uns recht von Herzen freun!
Lustig, lustig, traleralera!
Bald ist Nikolaus Abend da,
bald ist Nikolaus Abend da!
Dann stell ich den Teller auf,
Nik'laus legt gewiß was drauf.
Lustig, lustig, traleralera!
Bald ist Nikolaus Abend da,
bald ist Nikolaus Abend da!
Wenn ich schlaf, dann träume ich,
jetzt bringt Nik'laus was für mich.
Lustig, lustig, traleralera!
Bald ist Nikolaus Abend da,
bald ist Nikolaus Abend da!
Wenn ich aufgestanden bin,
lauf ich schnell zu dem Teller hin.
Lustig, lustig, traleralera!
Bald ist Nikolaus Abend da,
bald ist Nikolaus Abend da!
Nik'laus ist ein guter Mann,
dem man nicht genug danken kann!
Lustig, lustig, traleralera!
Bald ist Nikolaus Abend da,
bald ist Nikolaus Abend da!
Lasst uns froh und munter sein,
und uns recht von Herzen freun!
Lustig, lustig, traleralera!
Bald ist Nikolaus Abend da,
bald ist Nikolaus Abend da!
Dann stell ich den Teller auf,
Nik'laus legt gewiß was drauf.
Lustig, lustig, traleralera!
Bald ist Nikolaus Abend da,
bald ist Nikolaus Abend da!
Wenn ich schlaf, dann träume ich,
jetzt bringt Nik'laus was für mich.
Lustig, lustig, traleralera!
Bald ist Nikolaus Abend da,
bald ist Nikolaus Abend da!
Wenn ich aufgestanden bin,
lauf ich schnell zu dem Teller hin.
Lustig, lustig, traleralera!
Bald ist Nikolaus Abend da,
bald ist Nikolaus Abend da!
Nik'laus ist ein guter Mann,
dem man nicht genug danken kann!
Lustig, lustig, traleralera!
Bald ist Nikolaus Abend da,
bald ist Nikolaus Abend da!
6 Aralık 2011 Salı
Ich geh' mit meiner Laterne
Bir baska St.Martin sarkisi: Ich geh' mit meiner Laterne
Ich geh' mit meiner Laterne
Ich geh' mit meiner Laterne
und meine Laterne mit mir.
Dort oben leuchten die Sterne,
und unten, da leuchten wir.
Mein Licht ist aus,
ich geh' nach Haus,
rabimmel, rabammel, rabum.
Mein Licht ist aus,
ich geh' nach Haus,
rabimmel, rabammel, rabum.
Ich geh' mit meiner Laterne
und meine Laterne mit mir.
Da oben leuchten die Sterne,
hier unten leuchten wir.
Ein Lichtermeer
zu Martins Ehr.
Rabimmel, rabammel, rabumm.
Ich geh' mit meiner Laterne
und meine Laterne mit mir.
Da oben leuchten die Sterne,
hier unten leuchten wir.
Der Martinsman,
der zieht voran.
Rabimmel, rabammel, rabumm.
Ich geh' mit meiner Laterne
und meine Laterne mit mir.
Da oben leuchten die Sterne,
hier unten leuchten wir.
Wie schön das klingt,
wenn jeder singt.
Rabimmel, rabammel, rabumm.
Ich geh' mit meiner Laterne
und meine Laterne mit mir.
Da oben leuchten die Sterne,
hier unten leuchten wir.
Ein Kuchenduft
liegt in der Luft.
Rabimmel, rabammel, rabumm.
Ich geh' mit meiner Laterne
und meine Laterne mit mir.
Da oben leuchten die Sterne,
hier unten leuchten wir.
Beschenkt und heut,
ihr lieben Leut.
Rabimmel, rabammel, rabumm.
Ich geh' mit meiner Laterne
und meine Laterne mit mir.
Da oben leuchten die Sterne,
hier unten leuchten wir.
Mein Licht ist aus,
ich geh nach Haus.
Rabimmel, rabammel, rabumm.
Ich geh' mit meiner Laterne
Ich geh' mit meiner Laterne
und meine Laterne mit mir.
Dort oben leuchten die Sterne,
und unten, da leuchten wir.
Mein Licht ist aus,
ich geh' nach Haus,
rabimmel, rabammel, rabum.
Mein Licht ist aus,
ich geh' nach Haus,
rabimmel, rabammel, rabum.
Ich geh' mit meiner Laterne
und meine Laterne mit mir.
Da oben leuchten die Sterne,
hier unten leuchten wir.
Ein Lichtermeer
zu Martins Ehr.
Rabimmel, rabammel, rabumm.
Ich geh' mit meiner Laterne
und meine Laterne mit mir.
Da oben leuchten die Sterne,
hier unten leuchten wir.
Der Martinsman,
der zieht voran.
Rabimmel, rabammel, rabumm.
Ich geh' mit meiner Laterne
und meine Laterne mit mir.
Da oben leuchten die Sterne,
hier unten leuchten wir.
Wie schön das klingt,
wenn jeder singt.
Rabimmel, rabammel, rabumm.
Ich geh' mit meiner Laterne
und meine Laterne mit mir.
Da oben leuchten die Sterne,
hier unten leuchten wir.
Ein Kuchenduft
liegt in der Luft.
Rabimmel, rabammel, rabumm.
Ich geh' mit meiner Laterne
und meine Laterne mit mir.
Da oben leuchten die Sterne,
hier unten leuchten wir.
Beschenkt und heut,
ihr lieben Leut.
Rabimmel, rabammel, rabumm.
Ich geh' mit meiner Laterne
und meine Laterne mit mir.
Da oben leuchten die Sterne,
hier unten leuchten wir.
Mein Licht ist aus,
ich geh nach Haus.
Rabimmel, rabammel, rabumm.
Laterne, Laterne
Almanca - Türkce cift dilli cocuk yetistirmeye calisiyorum. Son 4 yilda edindigim tecrübeye göre Almanya'da üc tür Türk anne var:
Benim gibi Türkiye'de büyümüs ve cocuguyla Almanca cocuk sarkilari da söyleyebilmek isteyen, Almanya'da büyüyüp cocuguyla Türkce cocuk sarkilari da söyleyebilmek isteyen,
Ister orada ister burada dogmus olsun bu türden kaygilari olmayan...
Ilk iki tür anne icin (ve dolayisiyla kendim icin) bildigim sincapla söyledigimiz Türkce sarkilari ve sincaptan ögrendigim Almanca sarkilari daha yogun not etmeye karar verdim.
Sincabin bu sonbahar cok söyledigi, 11. Kasim civari St. Martin kutlamalarinda söylenen bir fener sarkisi: Laterne, Laterne
19 Kasım 2010 Cuma
Aaaaa!
Denglisch ?
"Airbag yerine Prallkissen diyelim."
"No go area yerine Meidezone diyelim."
"Video yerine Begewtbilderaufnahmegerät diyelim"
Bir yerden tanidik geliyor bu :)
Bunlar güzel hos da, ne zamana dek baskalari düsünce, tarz ve teknoloji üretsin de, biz sözcük (t)üretelim?
Denglisch ?
"Airbag yerine Prallkissen diyelim."
"No go area yerine Meidezone diyelim."
"Video yerine Begewtbilderaufnahmegerät diyelim"
Bir yerden tanidik geliyor bu :)
Bunlar güzel hos da, ne zamana dek baskalari düsünce, tarz ve teknoloji üretsin de, biz sözcük (t)üretelim?
12 Mart 2009 Perşembe
Günah keçisi
Bazen İngilizce-Almanca ve Türkçe'de bire bir aynı olan deyimlere, atasözlerine rastlayınca kültürel geçişmenin derecesine şaşıp kalıyorum. Mesela Sündenbock. Bire bir "günah keçisi" demek... |
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)