16 Ekim 2016 Pazar
B. Traven'den üc roman
B. Traven
Der Schatz der Sierra Madre (Altina Hücum)
Die Baumwollpflücker (Pamuk Iscileri)
Die Brücke im Dschungel (Köprü)
Bir kitapta üc roman...
Uzunca bir yazi yazacaktim, vazgectim. B. Traven okunmali, o kadar. Altina Hücum'un özellikle sonlara dogru her sayfada yaptigi keskin virajlar ve trajikomik sonu... Pamuk Iscileri'nde Gonzales'in o gülsem mi aglasam mi bilemedigim ölümü; tarladan pastaneye, kumarhaneden geneleve insan manzaralari... Köprü'deki 21 saat, beyaz yabancinin gözünden anne olmak, isigi cagiran ölü, yanitlanmamis ve hatta sorulmamis pek cok soru.... B. Traven inanilmaz bir hikaye anlatici...
13 Ekim 2016 Perşembe
2 Ekim 2016 Pazar
Endiseye mahal yok.
Su güzel tabaklara, su güzel mevsim meyveleriyle su güzel natürmortlari cizen su güzel komsu teyzelere keske anlatabilsek. Endiseye mahal yok; daldan da düsseler, kuslar da yeseler, esek arilari da didikleseler, insan kursagina da girmese bu güzeller, endiseye mahal yok. Insanlarla kurtlar ve kuslar arasinda biz ve onlar yok, yarisma yok, catisma yok. Onlar yediginde de biz yemis gibi, biz yedigimizde de onlar yemis gibi. Iste öyle teyzeler... Hepsi nefisti, tesekkürler...
Ve bi de... Instagram'da söylemedigim bir sey daha söyleyecegim. Ayva sari, nar kirmizi, evet hepimiz biliyorduk. Ama bundan o harika siir ortasi hauki'sini cikarmak icin birinin gelip arkalarina tek bi sözcük, "sonbahar" eklemesi gerekti. Sanat öyle bi sey iste, sair öyle biri iste. Herkes bilir, belki herkes hisseder ama bilmez hissettigini. Sonra biri gelir hissettigini bilmekle kalmaz, söze de döker.
Ve asil... Bazen sairler de unutabilir, veya ne bileyim belki de dizede şık durmaz. Ama sonbahar biraz da mordur, mavidir, iste su tabaktir. Onu da bazi teyzeler bilir. Alzheimer'in kiyisinda dolasan kimi teyzeler, tabagi ne zaman nerede kime verdigini unutacagini bilir, o yüzden verirken bize tembih eder, geri istedigini :) Hepimiz herseyi bilemeyiz, hepimiz herseyi animsamayabiliriz. Endiseye mahal yok.
Dünkü calismanin sonuclari... Ben resimde iyi olmadigim icin geometrik sekillere kaciyorum. Bi de yuvarlak, kutudaki marka ismini saklamaya iyi gidiyor.... Oglan daha cesur, bir basketbol sahasi cizdi. Top yesillerde, gözden kacmayacakmis. Ve o örgü top da fotografta cikmaliymis; özel istek. Vaktiyle armagan edilmisti ama artik benzerlerini ben de örebiliyorum. Bu yil annanesinin evinde bi tane örüp biraktik. Gittiginde evin icinde top oynarken annanenin kafasini sisirmesin diye :) Her eve lazim ;)
1 Ekim 2016 Cumartesi
Öyleyse renkti...
Amaan beee! Yilin belki de son günesli haftasonu diye bu da ne kosusturmacaydi! Perde yikamalardi, cam silmelerdi. Fakat Hindiba da pek cabuk yorulan bir nazenindi. Arada mola gerekti. Su ayakkabi kutularini oyuncak kutusu olarak kullanmak da iyi fikirdi de böyle karton karton biraz sıkıcı değil miydi? Amaan beee! Öyleyse renkti!
Yol yürümekle yapılır
Caminante, son tus huellas
el camino y nada más;
caminante, no hay camino,
se hace camino al andar.
Al andar se hace camino,
y al volver la vista atrás
se ve la senda que nunca
se ha de volver a pisar.
Caminante, no hay camino,
sino estelas en la mar.
|
Wanderer, your footsteps are
the road and nothing more;
wanderer, there is no road,
the road is made by walking.
Walking makes the road,
and turning to look behind
you see the path that you
will never tread again.
Wanderer, there is no road,
only foam trails on the sea.
|
Gecen gün ormanin insan ayagi degerek yapilmis patikalarinda yürürken esimle "böyle bir siir vardi, bi Ispanyol'a aitti, ama kimdi kimdi?" diye düsündügümüz... Yaniti bugün Instagram'da Kardelen verdi :) Sorunu evrene sal, yanit illa ki gelir : Antonio Machado
28 Eylül 2016 Çarşamba
bu kadar kalabalıkken bu kadar sessiz
Burasi ormanin susup kendisini dinlememizi tavsiye eden kösesi. Nasil yapilacagina dair bir alistirma tarifi bile vermis. Kagit mendil paketinin konuyla bir ilgisi yok, biri birakmis...
Bu, alistirma tarifine uyarak ormani dinleyen cocuk...
Bu, o sirada saga sola bakan annenin gördügü sevdiceklerden biri... Sarmas dolas, sohbet muhabbet...Gizli gizli, sessiz sedasiz...
Bu, ayni sirada iki adim ötedeki yaban elmalarina gözünü diken babanin bakis acisi. Nyam...nyam...
27 Eylül 2016 Salı
Spinoza Problemi
Das Spinoza-Problem
Irvin D.Yalom
btb
Bir tarafta 17. yy, diger tarafta 20. yy'in ilk yarisi.
Bir tarafta Bento Spinoza, kahramanimiz. Diger tarafta Alfred Rosenberg, kitabin anti-kahramani dersek galiba cok yanlis olmaz.
Kitap her bölümde bu iki yer, dönem ve kisi arasinda gidip geliyor. Sadece Spinoza degil Rosenberg de gercek bir kisilik. Ama romandaki herkes gercekten yasamis degil. Bir kismi hayali karakterler. En cok ilgimi ceken iki karakter (Franco ve Friedrich) hayali olanlardanmis. Rosenberg ve ekibinin bir "Spinoza Problemi" oldugu tarihi kayitlara gecmis ama "problem"in tam bir tarifi yapilmamis. Yalom olasi bir teori gelistirip onun üzerine kuruyor romani. Ama acikca söylemedigi baska bir tahmini daha mi var Spinoza Problemi'nin ne olduguna dair?
Friedrich'in Alfred'e söyledigi su sözler öyle düsündürdü bana ve gözümde kitabin en alintilanasi paragrafi olmaya da hak kazandi :)
"Sadece bir tahmin ama, kendi kendime senin herhangi bir yerde kendini "yuvada" hissedip hissedemeyecegini soruyorum, cünkü "yuva" bir yer degil, bir ruh halidir. Gercekten yuvada olmak , insanin kendi derisinin altinda kendini yuvada hissetmesi demektir. Ve bana öyle geliyor ki, Alfred, sen kendini kendi derin altinda yuvada hissetmiyorsun. Belki de hic bir zaman hissetmedin. Belki de tüm ömrün boyunca yuvani yanlis yerde aradin."
Spinoza Problemi Yalom'un kahramanlarini ünlü felsefecilerden sectigi üc kitaptan biri. Digerleri Schopenhauer Tedavisi ve Nietzsche Agladiginda. Her birini kahramanlarindan en az bir kitap okuyarak hak etmem gerektigini düsünmüstüm. Spinoza'yi "hak ettim" :) Simdi sira digerlerinde...
24 Eylül 2016 Cumartesi
17 Eylül 2016 Cumartesi
Kur'an, Incil ve Tevrat'in Sümer'deki Kökeni
Kur'an, Incil ve Tevrat'in Sümer'deki Kökeni
Muazzez Ilmiye Çığ
Ilginc bir konuda büyük bir hayalkirikligi. Oysa ki ne cok sey yazilabilirdi, ne cok sey ögrenebilirdik. Son tahlilde insanin Sümerliler'e "En uzaga sen gittin, en cabuk da sen döndün. Sen neymissin be abi" diyesi geliyor. Peki örnegin kadim Hint eserlerinde kaydedilmis Pisagor teoremini ne yapacagiz? Benim yarim aklim ve yarim bilgimle bile kolay cürütülebilir olmasin isterim okudugum kitabin fikirleri... Bi de mümkünse referans olarak Stern veya Spiegel dergisini vermesin isterim. Himpf.... Bi daha mi yazsa acaba Muazzez Ilmiye Çığ bu kitabi?
15 Eylül 2016 Perşembe
Bazen ben de...
Nih heh heh :) Oglan yapar da ben yapamaz miyim? Bazen hüzünle ardindan bakip, bazen ben de cocuk olamaz miyim?
Güney Çiçek Ülkesinin Gerçek Kitabı
Das wahre Buch vom südlichen Blütenland
Dshuang Dsi veya Chuang Tzu veya Zhuangzi veya öyle bi sey iste...
Bi kez okuyup bitirmelik degil. Bi kez okuyup bitirdikten sonra tekrar tekrar aradan acip okumalik.
Türkce'ye cevrilmis olabilir ama hangi isimle emin degilim. Dschuang Dsi'ye geldigi bölgenin adina istinaden 'Güney Çiçek Ülkesinin Gerçek Bilgesi' denirmiş. Bu yüzden kitabına da 'Güney Çiçek Ülkesinin Gerçek Kitabı' denegelmiş. Türkçe'ye bu veya buna benzer bir adla cevrilmis olabilir. Cok da iyi edilmis olabilir. Okunursa cok da iyi edilebilir.
Almanca'sindan ve online/epub/pdf de okurum diyen icin bitte schön.
11 Eylül 2016 Pazar
bir köprüdür belki de...
Esyalarin da bir ruhu olduguna inananlardan misin, yoksa inanmayanlardan misin?
Ben esyalarin insan eli degdikce ruhlandiklarina inananlardanim.
Ne kadar cok insan eli, o kadar cok ruh.
Ben insanlarin da makina "eli" degdikce ruhsuzlandiklarina inananlardanim.
Ne kadar cok makina eli, o kadar az ruh.
Belki de insanin dünyadaki görevidir bu.
Esyaya ruh katmak.
Insan bir ayagini esyaya, diger ayagini ruha uzatmis bir köprüdür belki de...
5 Eylül 2016 Pazartesi
Agustos kitaplari:
- Bütün Siirleri, Sabahattin Ali (Dağlar ve Rüzgar, Kurbağanın Serenadı ve öteki şiirler...)
- Ölümcül Kimlikler, Amin Maalouf (özellikle göcmen gözüyle...)
- Yavaşlık, Milan Kundera
- Candide, Voltaire (Tek bir cümle icin...)
- Ekin Sapi Devrimi, Masanabu Fukuoka (Türkiye'de uygulayan degil ama ilham alanlarin tecrübelerini merakla...)
- Siddharta, Herman Hesse (yillar sonra tekrar, bu kez Almanca'sindan)
- Tao Te Ching , Lao Tse (Yol ve Erdem Kitabi, Söz ve Can Kitabi, Ömer Tulgan cevirisi. Bunu diger ceviriden daha cok sevdim.)
3 Ağustos 2016 Çarşamba
19 Haziran 2016 Pazar
Gılgamış, bir kez daha...
Gilgamesch, Der Urmythos des Königs von Uruk und seines Weges der Selbsfindung,
Goldmann Arkana, Stephen Mitchell, 2004
Yine okurum demistim, bir kez daha okudum. Bu kez yayina hazirlayan Amerikali bir yazar, Stephen Mitchell. Okudugu hicbir Gilgamis Destani cevirisini begenmedigi icin kendisi ise el atmaya karar vermis. Eski Mezopotamya dillerini bildiginden degil. Eldeki Ingilizce cevirileri birlestirip, bilinen bulunan bütün tabletlerdeki hikayeleri akici ve bütünsel bir hikayeye cevirmeyi denemis. Bunu yaparken de oldukca serbest bir ceviri teknigi kullanmis. Acikcasi bu asiri serbestlik, kimi yerlerde düstügü "burada Enkidu son derece sacma bir konusma yapiyor, o yüzden metinden cikardim" türü notlar beni biraz rahatsiz etti. Gercege / orjinallige baglilik öncelik ise bu kitap Gilgamis'la tanismak icin secilmemeli. Yok eger, sadece hikayeyi okumak istiyorum, gercekle bagi o kadar da önemli degil, akici olsun ama deniyorsa bu kitap tercih edilebilir.
Mitchell'in destani yorumlayisi ise ilginc. Onu her iki türden okuyucu da okumali derim. Hikayeyi sadece kendi tarihi ve cografi cercevesi icinde yorumlamakla kalmiyor. Degisik kültürlerden bilgelik gelenekleri ve efsanelerle de karsilastiriyor. Gilgamis ve Enkidu'nun sedir ormaninin korkunc ve koruyucu ruhu Humbaba ile karsilasmadan önce duyduklari korku ve bunu acikca ifade etmelerini Germen efsanelerinin hic korku duymayan kahramanlariyla karsilastiriyor. Gilgamis'in Enkidu'nun ölümünden sonra yola düsüsünü, kendisinden iki bin yil sonra Asya'nin derinliklerinde bir baska kral/prensin insanin kirilganlik ve yaralanmaya acikligini kesfederek yollara düsüsü ile karsilastiriyor: Buddha. Mitchell kitabi yaklasik Körfez Savasi döneminde yazmis. Savasin gectigi cografyaya, o cografyanin tarihi dinamiklerine de ufak ufak dokunmadan gecmiyor. Ek olarak daha önce okudugum ceviride cok net olmayan kimi konulari da acikliga kavusturuyor.
Bir kez daha tekrarlamadan gecemeyecegim. Gilgamis'in yasadigi dünya bugün yasadigimiz dünyayi bicimlendirdi. Bugünü anlamak icin Gilgamis'i ve onun yasadigi dünyayi daha yakindan tanimanin önemli olduguna inaniyorum.
Orijinal Ingilizce kitabin adi Gilgamesh: A new English Version. Türkce cevirisi de Gilgamis Destani adiyla yayinlanmis sanirim ama hala piyasada var mi bilmiyorum.
17 Haziran 2016 Cuma
Bitmeyecek Öykü
Die unendliche Geschichte
Michael Ende, 1974,2004 Thienemann Verlag
Cook cok eski bir zamanda, o kitapcida yanindan gecip durdugum kitapti. Sayfalarini acip bakmama, orasindan burasindan biraz okumama ragmen bir türlü ona sira gelmiyordu. Bitmeyecek diye korkuyordum herhalde... :)
20 yil sonra nihayet sira Bitmeyecek Öykü'ye gelebildi. Ilk sayfa, su baslangic bana göz kirpti, icim iyi bir hisle doldu kitaba dair...
Her kitabin bir dogru zamani oldugunu düsünür oldum son zamanlarda. Bitmeyecek Öykü'yü o zamanlar okumus olsaydim eksik olurdu. Simdi yeniden okumam gerekirdi. Okumasam bazi seyleri kacirmis olurdum. Iyi ki simdi okudum :)
5 Haziran 2016 Pazar
Granny
Önce nasil yapilacagini bir türlü cözemiyordum.
Sonra birbirinden habersiz bir kac arkadasa sordum, biraz ilerledim.
Sonunda kütüphaneden buldugum bir kitapla anladim :)
Niye bu kadar zorlandigimi sonradan anlayamadim :)
Sonra bazi fikirler gelismeye basladi. Tirinim tirinim, neler oluyordu, neler oluyordu? Hindiba basindan büyük islere kalkisiyordu!!
Evet evet! Bir seyler oluyordu. Oglan da renk kombinasyonu konusunda bana fikirler veriyordu :)
O sepeti iyi ki örmüsüm diyordum. Yoksa motifleri nerede birikterecektim?
Sonra motiflerin hangi renk kombinasyonuyla ve hangi teknikle birlestirilecegine epey bir kafa yordum ve ilk denemelere giristim.
Granny eylemleri devam ediyor. Örerken epey bir düsündüm; granny neden bu motifi özellikle tercih ediyordu diye. Cünkü pis huyumdur, ille yaptigim sey üzerine uzun uzun kafa yorarim.
Sonunda sunlari buldum: Granny bu motifi tercih ediyordu cünkü....
- Granny is güc sahibi kadindir. Bir sürü seyi ayni anda düsünüp, organize edip, kotarmasi gerekir. Ince ince zincir sayamaz, saymali motiflere kayamaz. Bu motif sayma gerektirmiyor. Her yerde her sart altinda saymadan, uzun uzadiya düsünmeden sadece bakarak nerede kaldigini anlarsin, ordan devam edersin. Sık sık ara vermeye, sonra kaldigin yerden devam etmeye uygundur.
-Granny sosyal kadindir. Uzun uzadiya motif, zincir, adim sayarsa hem örüp hem konusamaz ki yahu!
- Granny züppe degildir, kendi halinde kadindir. Elindeki imkanlardan bir sey cikarmasi gerekir. Bu motif klasik örneklerinde görülecegi üzere artmis iplerden harika seyler cikarmaya uygundur.
- Ayrica delikli dokusu hem hizli ilerlemeyi saglar hem de az ip gerektirir. Dedik ya granny kendi halinde kadindir. Felegin cemberinden ve kisitli kaynaklarla optimizasyon dersinden üstün basariyla gecmistir.
- Ayriyeten granny sanildiginin aksine en azindan giris seviyesinde matematik ve geometri bilir. Bilmiyorsa dahi bu motifi ve degisik türevlerini ögrenirken Introduction to Geometry 101'i de tamamlamistir.
- Granny'nin en azindan giris seviyesinde Renk Teoris bildigi de malumdur. Dersini almamistir, kitabini okumamistir. Ama bilir. Intuitiv denen cinsten... Veya Doga anasinin kitabini bir iyi bellemistir.
Granny deyip gecme. Granny özel bi kadindir...
diyecektim ki aklima Arne ve Carlos abiler geldi:
Diyecegim o ki, Granny özel bir insandir.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

















