afedersin arkadaşım
seni uğurlarken valili, başkanlı, büyükelçili... bir tören yapılıp bol bol türk-japon halklarının kardeşliğinden, iki coğrafyanın depreme yatkınlığından... bahsedilmiş. isminden gayrı sana dair bir şeye değinilmemiş. tam da senken oradaki, tam da kendinken. adalet duygun düsturunmuş öğrendiğim; kalkıp buralara geldiğine göre tüm milliyetlerden bağımsız, vatansız. yerin ve göğün yüzünü "herkesin" kabul edenlerdenmişsin.
sahi ne severdin, ne hayallerdin, aşkın var mıydı mesela, neleri kotarıp geldin ya da nelere celallenirdin... bilmiyorsam da hiçbirini, insanlığın için, sen olduğun için, güzel kalbin için, hayallediğin dünya için... çoook teşekkür ederim.
ışıklar içinde yat arkadaşım.
Kaynak: Eksi sözlük , Atsuşi Miyazaki basligi, 151 nolu giris (16.sayfa)
13 Kasım 2011 Pazar
9 Eylül 2011 Cuma
...Özbek bakicilardan, ithal catlak...
Ogluma hamileligimde eski usulde (yani bir deftere bir kalemle yazarak) tuttugum günlügümü dört yil sonra bir arkadasimin sorusunu yanitlamak icin actim. Sorunun yanitini ararken o günlerde yazdigim ve coktan unuttugum bir sürü seyi tekrar okudum.
Su kisima gelince kendimi yüksek sesle gülmekten alamadim:
"Bu arada Almanca bir forum buldum. Hamilelik haftasina göre bölümlere ayrilmis. Her bölümde kendi hamilelik haftanda olan diger aday annelerin yazdiklarini ve sorunlarini okuyabiliyorsun. Böylesi daha iyi. Bu haftalarda herkesin ultrasonsuz muayene yüzünden hayal kirikligina ugradigini (Almanya'da gebelik boyunca sigortanin ödedigi ve doktorlarin önerdigi toplam ultrason sayisi 3), iki saatligine sehre gitti diye ayni benim gibi yorgunluktan yikildigini, hatta bazilarinda bulantilarin hala devam ettigini (benimki gecti artik) ögreniyorsun böylece. Bende bir anormallik mi var psikolojisinden kurtuluyorsun.
Bir de Türkce forum var takip ettigim. Orada daha cok hirsizlik yapip evden kacan Özbek bakicilardan, ithal catlak kremlerinden, Avrupa yakasindaki su herkesin önerdigi doktor bilmem kim beyin telefon numarasindan bahsediyorlar"
Kimse kirilip darilmasin.
Bizim oglan dört yasinda. Degisen bir sey yok.
Su kisima gelince kendimi yüksek sesle gülmekten alamadim:
"Bu arada Almanca bir forum buldum. Hamilelik haftasina göre bölümlere ayrilmis. Her bölümde kendi hamilelik haftanda olan diger aday annelerin yazdiklarini ve sorunlarini okuyabiliyorsun. Böylesi daha iyi. Bu haftalarda herkesin ultrasonsuz muayene yüzünden hayal kirikligina ugradigini (Almanya'da gebelik boyunca sigortanin ödedigi ve doktorlarin önerdigi toplam ultrason sayisi 3), iki saatligine sehre gitti diye ayni benim gibi yorgunluktan yikildigini, hatta bazilarinda bulantilarin hala devam ettigini (benimki gecti artik) ögreniyorsun böylece. Bende bir anormallik mi var psikolojisinden kurtuluyorsun.
Bir de Türkce forum var takip ettigim. Orada daha cok hirsizlik yapip evden kacan Özbek bakicilardan, ithal catlak kremlerinden, Avrupa yakasindaki su herkesin önerdigi doktor bilmem kim beyin telefon numarasindan bahsediyorlar"
Kimse kirilip darilmasin.
Bizim oglan dört yasinda. Degisen bir sey yok.
17 Ağustos 2011 Çarşamba
Kirpi ile Kestane
Yazan - Cizen: Feridun Oral
Yapi Kredi Yayinlari
Tecrübeli annelerin tavsiyelerine dayanarak bu yil Türkiye'den aldik. Iyi ki de almisiz :)
Iki dikenlinin öyküsü :)
Sincap hikayeye bayildi, ben ayrica cakalerigi, porsuk agaci, bögürtlen vb. cizimlerine...
Elmer Saklambac Oynuyor
Elmer serisinden henüz okumadigimiz bu kitabi kütüphanede kesfettik. Rengarenk fil Elmer kücük mavi kusla saklambac oynuyor. Kitap her sayfada tekrarlanan basit bir soru-yanit ikilisinden olusuyor.
"Kücük kus? Pembe renkli kayanin arkasina mi saklandin?"
"Hayir, Elmer, o benim, aslan"
gibi...
Renkleri, nesneleri, hayvanlari ögrenen en kücükler icin özellikle uygun bir kitap. Elmer serisiyle tanismak icin ilk kitap da olabilir. Bir kücük sorunu var, henüz Türkce'ye cevrilmemis. Fakat okurken kolayca cevrilebilir, hatta ana fikrini anlayinca resimlere bakarak okumak bile mümkün. Ingilizce aslinin adi Elmer Plays Hide-and-Seek.
3 Ağustos 2011 Çarşamba
25 Temmuz 2011 Pazartesi
Donatı
Oslo'dan Utøya'ya ulasmak icin karayolunu kullanan polislerin sefi "uzun yillardir bir ulasim helikopteri talep edip duruyorduk, vermediler" demis. Özel timin adaya yeterince hizli ulasamama sebebi imis bu.
Yeterince hizla ulasilamayan bir baska yer var bence. Bütün bunlar o yüzden oldu.
Yasananlardan ders almayi seven insan aklinin bundan sonraki adimi, bütün dünyanin polis örgütlerini helikopterlerle mi donatmak olur, yoksa zihinleri ve kalpleri insan sevgisi, farkliligin kabulü, herkesi kendi göz hizasinda görebilme becerisi vb ile donatmak mi?
Merak eder dururum.
Birinci can kurtarir(di), dogru. Ikinci hem can kurtarir, hem kendini kaybedenleri...
Yeterince hizla ulasilamayan bir baska yer var bence. Bütün bunlar o yüzden oldu.
Yasananlardan ders almayi seven insan aklinin bundan sonraki adimi, bütün dünyanin polis örgütlerini helikopterlerle mi donatmak olur, yoksa zihinleri ve kalpleri insan sevgisi, farkliligin kabulü, herkesi kendi göz hizasinda görebilme becerisi vb ile donatmak mi?
Merak eder dururum.
Birinci can kurtarir(di), dogru. Ikinci hem can kurtarir, hem kendini kaybedenleri...
4 Temmuz 2011 Pazartesi
Sögütlerdeki Rüzgar ( The wind in the Willows )
Der Wind in den Weiden.
Ingilizce orijinalinin adi The Wind in the Willows.
Ilk kez 1908 yilinda yayinlanan kitap Ingilizce cocuk edebiyatinin önde gelen kitaplarindan biri sayiliyormus. Ben cocukken okumamistim. Belki de henüz Türkce'ye cevrilmemisti o yillarda. Simdi bakinca internette Sögütlükte Rüzgar, Sögütlerdeki Rüzgar, Sögüt Agaclarindaki Rüzgar gibi isimlerle cesitli yayinevleri tarafindan yayinlandigini gördüm.
Her neyse,
bu kitabi ve özellikle yukarida kapak resmi görülen baskisini bir gün sincapla okuyabilmeyi istiyorum. Kitabin yazari Kenneth Grahame hikayenin ilk seklini ogluna anlattiginda, oglu dört yasindaymis. Belki bizim de ilgiyle okuyup dinleyecegimiz günler cok uzak degildir :)
22 Haziran 2011 Çarşamba
Ghost Dog: The Way of the Samurai
Bu da etkileyici bir filmdir. Öyle aklima gelmisken yazayim dedim.
Dondurmaciyla Ghost Dog'un diyaloglarini özellikle severim.
Bu da etkileyici bir filmdir. Öyle aklima gelmisken yazayim dedim.
Dondurmaciyla Ghost Dog'un diyaloglarini özellikle severim.
19 Haziran 2011 Pazar
Köstebek Kuki
Köstebek Kuki'yi ilk okudugumuzda sincap henüz 3 yasini bile doldurmamisti. Bir yili askin zamandir severek okudugumuz kitaplardan biri. Yazmayi neden bu kadar geciktirdim, bilmiyorum. Baslarda metin cok uzun geliyordu ve ben yasina uygun bir özet olusturmustum hizla, onu okuyordum. Simdilerde sincap daha sabirli ve dikkatini verebiliyor tüm hikayeye. Dolayisiyla 4 yas sonrasi icin daha tavsiye edilir bir kitap oldugu söylenebilir.
Kitap can sıkıntısından arkadaslarini üzecek yaramazliklar yapan köstebek Kuki'nin hikayesi. Kuki neyse ki sonunda yaptigi hatanin farkina variyor. Yaramazliklarinin kötü sonuclarini telafi edip özür diliyor arkadaslarindan. Yazar ve cizer Betül Sayin. Günisigi Yayinlari'ndan cikan kitap 2007 yilinda Cocuk ve Genclik Yayinlari Dernegi'nin "Yilin En Iyi Resimli Öykü Kitabi" ödülüne layik görülmüs. Özellikle dogada gecen cocuk kitaplarinda bitkilerin türlerini ayirt edebileceginiz kadar incelikle cizilmesini önemsiyorum. Köstebek Kuki'de bu özen dikkati cekiyor hemen.
Kurbaga Kurbis'in kitaptaki en sevdigim karakter oldugunu ve Kuki'nin Kaplumbaga Topik'i tepeden asagiya ittigi sahneyi tiyatrolastirarak sincapla defalarca oynadigimizi ekleyerek bitireyim bu yaziyi :)
16 Haziran 2011 Perşembe
Pırtık Tekir, nam-ı diğer Tommi Tatze
Pirtik Kedi'yi ilk kez Işıl önermisti. Gecen yil Türkiye'ye gittigimizde bulamadim, bu yil ise kitapcida hizlica okudugumda emin olamadim. Işıl'in önerdigi diger kitaplardan ise emindim. Onlari aldim :)
Kütüphanede Almanca'sini gördügümde kapak resminden hemen tanidim. Bu kez emindim :)
Pirtik Kedi Türkiye'de Is Bankasi Yayinlari'ndan cikmis. Almanya'da ise Tommi Tatze adiyla Beltz&Geldberg yayinlamis. Axel Scheffler cizmis, Julia Donaldson yazmis. Unutmadan, kitabin asil yayimlandigi dil Ingilizce ve gercek adi "Tabby McTat".Türkce cevirisinde nasil bilmiyorum ama Almancasi siir seklinde. Böyle olmasi da daha cok hosuma gitti.
Bilindigi üzere kitaplarimizin cogunu kütüphaneden aliyoruz. Sincap her seferinde iclerinden bir ikisini cok benimsiyor. Hatta iade ettigimi duyunca bozuluyor. Pirtik Kedi / Tommi Tatze simdiden o kitaplardan olmaya aday. Her aksam "ne okuyalim?" diye sordugumda, "büyük kediyle kücük kediyi" diye yanitliyor. Üstelik gecen aksam uyku saati geldigi halde disariya bisikletle gezmeye cikmak istedi. Ikna icin pek cok seyi denedikten sonra caresiz "Ama Tommi Tatze'yi okuyacagiz simdi, hadi gel" dedim. Sesi aninda kesildi, kafasini sallayip kitabi bulmaya gitti. Sincap tarihinde bir ilktir. Bu yaziyi da hic geciktirmeden yazmama sebeptir. Pirtik Kedi sadece benden degil, bir 4 yas cocugundan tavsiyeli :)
Bir Dolap Kitap'in Calgici Kedisi Pirtik yazisini da okumadan gecmemeli.
Güncelleme / 04.12.2011 : Sincap bu kadar sevince Pirtik Tekir'in Türkce'sini satin almaya karar verdik. Almancasinin tadi akici diliyle damagimizda kalmisti. Nedense Türkce cevirisi ayni tadi vermedi. Bir cocuk kitabini, üstelik siirsel dille yazilmissa baska dillere cevirmek zor is biliyorum. Elestiri degil, durum tespiti olarak not düsmek istedim...
15 Haziran 2011 Çarşamba
Ne memleket, ne memleket
Aksam saat 10'a geliyorken yattim. Günes henüz batmamisti.
Sabah 5:45 de kalktim. Günes dogmus da neredeyse tepeye yükselmisti.
Günesle yattim, günesle kalktim.
Bi de sikayet eder dururuz bu memleketin günessizliginden.
Sabah 5:45 de kalktim. Günes dogmus da neredeyse tepeye yükselmisti.
Günesle yattim, günesle kalktim.
Bi de sikayet eder dururuz bu memleketin günessizliginden.
1 Haziran 2011 Çarşamba
Arthur ve Anton
Yazan ve resimleyen: Sibylle Hammer
Yayinevi: Edition bilibri
Almanca/Türkce.
Kendini fare sanan karga yavrusu Arthur ve fare yavrulari cetesinin basi Anton'un eglenceli öyküsü.
Farkliliga övgü.
17 Nisan 2011 Pazar
Sincap icin Türkce cocuk kitabi önerileri
Kisa bir süreligine Türkiye'ye gidecegiz ( ya da okudugunuz yere bagli olarak "gelecegiz" :) Her Türkiye seyahatinde oldugu gibi sincaba Türkce kitap satin alma firsatini kacirmak istemiyorum. Kisitli bir süre icin gidecegimizden uzun uzun kitapci dolasip, inceleyip secme olanagimiz olmayacak. Bu 3-4 yas cocugu icin hangi kitaplari önerirsiniz? Ve mümkünse en kolay hangi kitapcilarda bulabilecegimi de yazar misiniz?
12 Nisan 2011 Salı
Her seyi de bilmeyelim
"Önümüzdek 5-7 yil icinde isteyen herkes kendisine ait tüm gen diziliminin kaydini edinme imkanina sahip olacak. Üstelik 1000 dolardan daha düsük bir ücrete..."
E, bunu da ayni yazinin devaminda okudum. Bu ne simdi? Bir olanak mi? Bir ayricalik mi? Bir zenginlik mi? Ya etik disi, kanun disi kullanimlar? 50 yil sonra fiyati sudan ucuza inerse, is görüsmesinde su ictigim bardaktan gen analizi yaptiracak; genetik olarak burnu büyük, ukala ya da pısırık olusumu basvuruyu red sebebi sayacak firmalar cikar mi?
Sayi bellegimin kötü olmasinin genetik sebepleri oldugunu ve belki de ne kadar ugrassam bu konuda kendimi gelistiremeyecegimi bilmek nasil bir duygu olurdu?
Her seyi de bilmeyelim yahu, her seyi de bilmeyelim!
E, bunu da ayni yazinin devaminda okudum. Bu ne simdi? Bir olanak mi? Bir ayricalik mi? Bir zenginlik mi? Ya etik disi, kanun disi kullanimlar? 50 yil sonra fiyati sudan ucuza inerse, is görüsmesinde su ictigim bardaktan gen analizi yaptiracak; genetik olarak burnu büyük, ukala ya da pısırık olusumu basvuruyu red sebebi sayacak firmalar cikar mi?
Sayi bellegimin kötü olmasinin genetik sebepleri oldugunu ve belki de ne kadar ugrassam bu konuda kendimi gelistiremeyecegimi bilmek nasil bir duygu olurdu?
Her seyi de bilmeyelim yahu, her seyi de bilmeyelim!
Her birimizi benzersiz yapan...
Sahip oldugumuz genlerin %99'undan cogu, yeryüzünde yasayan bütün diger insanlarinkiyle birebir aynidir. Her birimizi digerinden ayri ve benzersiz yapan, geriye kalan az sayidaki gendir.
Bunu az önce okudum. Ne harika, degil mi? Hem benzersiziz, hem de böylesine sıkı baglarla bagli oldugumuz 7 milyar kisilik kocaman bir ailenin üyeleriyiz.
Bunu az önce okudum. Ne harika, degil mi? Hem benzersiziz, hem de böylesine sıkı baglarla bagli oldugumuz 7 milyar kisilik kocaman bir ailenin üyeleriyiz.
8 Nisan 2011 Cuma
Greta Gans - Baska bir sey olmak isteyen bir kazin öyküsü
Petr Horácek'in yazip cizdigi bu kitap Greta Gans adli bir kazin hikayesi. Cevresine bakip diger kazlardan hicbir farki olmadigini gören Greta Gans (Gans kaz demek Almanca) bir yarasa gibi basasagi asilip kanat cirpmayi, penguen gibi kayabilmeyi, fok baligi gibi su altinda da yüzebilmeyi, özetle baska hayvanlarin yapabildiklerini yapabilmeyi diliyor. Öfkeli bir aslandan kacarken diger kazlara benzemenin hic de fena bir sey olmadigini farkediyor. En azindan arada bir :) Basit bir hikayesi ve esprili bir dili var kitabin. Okurken beni bile eglendiriyor her seferinde. Bu arada pek cok hayvanin özelliklerini de ögreniyoruz. Aslanin kükremesi, devekusunun yildirim hiziyla kosmasi, kangurunun ziplamasi gibi... Bazi aksamlar ogluma "haydi, bugün sen oku bana bu kitabi" diyorum. Greta Gans'i bana Almanca "okuyor" :) swimmen (yüzmek), schlittern (kaymak) , brüllen (kükremek) gibi pek cok fiili bu kitap sayesinde ögrendi. Kitabin Ingilizce asli Suzy Goose adini tasiyor.
5 Nisan 2011 Salı
Renkler üzerine üç çocuk kitabı
Son zamanlarda tesadüf eseri renkler, resim ve boyamak üzerine üc kitap okuduk. 3 yas ve üstü cocuklara ana renk - ara renk kavramlarini , renklerin karistirildiginda yeni renkler elde edildigi bilgisini hos, masalsi ve basit bir havada anlatabilme becerilerine hayran oldum. Cocuklara bu konulari anlatmak ama teorik ve sıkıcı olmaktan kaçınmak isteyen herkese tavsiye ederim. Türkce cevirileri olmasa da kitaplardaki fikirlerden faydalanilabilir.
Ilk kitap yakinlarda bir baska kitabina hayran kaldigimiz Leo Lionni'nin. Sanirim meslek yasaminin ilk kitabiymis. Asli Ingilizce. Adi "Little Blue and Little Yellow" (Kücük Mavi ve Kücük Sari). Almanca'si siir seklinde, tahminen Ingilizce'si de öyledir. Hangi dilde olursa olsun sincaba siir formunda yazilmis kitaplar okumayi seviyorum. Günlük konusma dilini zaten cevresinde duyarak ögreniyor. Ama yavas yavas bir dilin yüksek, sanatsal örneklerine de kulagini hazirlamak, dilin farkli ritimleri olabilecegini farkettirmek zamani gibi geliyor bana.
Kitabin konusuna gelince. Kücük mavi diger renklerle birlikte oynamayi cok seviyor. Bir gün annesi evde degilken arkadasi sariyi aramaya gidiyor. Birbirlerini görünce sevincle sariliyorlar ve... yesil oluveriyorlar. Bütün gün sehrin degisik yerlerinde yesil yesil oynuyorlar. Aksam eve döndüklerinde anne ve babalari onlari taniyamiyor. Zavalli sari ve mavi hüngür hüngür aglamaya basliyorlar. Gözyaslarindan ayrisarak tekrar eski renklerine geri dönüyorlar. Anne-babalari onlari taniyinca cok mutlu oluyor ve birbirlerini de sevgiyle kucakliyorlar. Anne-baba kucaklasmasindan ortaya tekrar ne ciktigini tahmin edersiniz: Yesil :)
Ikinci kitap Lars Klinting'in Kasimir malt (Kasimir Boyuyor) kitabi. Ingilizce'sinin adi "Harvey the carpenter". Daha önce de bu seriden baska bir kitap okumustuk ve sincap onu cok sevmisti. Kütüphanede gördügüm anda bu kitabi da cok sevecegini tahmin etmistim. Nitekim bugünlerde aksamlari "hadi, kitap okuma zamani, dört kitap sec bakalim" deyince ilk sectigi kitap bu oluyor.
Hikaye söyle: Kasimir ve kücük arkadasi Frippe bir dolabi boyamaya karar veriyorlar. Önce hazirlik yapiyorlar, sonra dolabin her bir parcasini ayri bir renge boyuyorlar.Sira raflari yesile boyamaya gelince ellerinde yesil boya olmadigini farkediyorlar. Kasimir cözümü mavi ve sari boyalari karistirmakta buluyor. Frippe bu ise cok sasiriyor :) Kitabin sonunda hangi renklerin karisimindan hangi renklerin elde edildigine dair bir de teorik sayfa var.
Iste Türkce cevirisinin olmasini (hatta yoksa cevirmeyi) gönülden diledigim kitap. Eva Heller'in Die wahre Geschichte von allen Farben - Für Kinder, die gern malen (Renklerin Gercek Hikayesi - resim yapmayi seven cocuklar icin) adli hikayesi. Kitap aslinda sincaptan biraz daha büyük cocuklar icin. Cünkü her sayfada metinler sincabin sabredemeyecegi kadar uzun. Ama bir kac okumadan sonra onun ilgisini cekecek bir özet cikarmayi basardim. Sincabin sinifindan gelecek yil ilkokula baslayacak 4-5 cocuk gecen ay bu kitap cercevesinde inalnilmaz güzel seyler yaptilar. Onlarin cizip boyadiklari türden renk cemberlerini ben ilk kez lisede boyadigimi hatirliyorum. Ilkokulda kurbagalarin sindirim sistemi yerine bunu ögrenmis olmayi tercih ederdim. Böylesi temel bir seyi böyle erken ve böyle hos bir masal icinde ögrenmek ne güzel.
Eva Heller her renge bir kisilik vermis. Beyaz sessiz ve cekingen. Kirmizi gürültücü, sabirsiz ve dikkat cekmeyi seviyor. Mavi huzurlu ve dostca. Yesil sakin. Sari sirlardan hoslanmiyor ve biraz sivri. Turuncu dikkat secmek cabasinda kirmizidan asagi kalmiyor ve enerjik. Mor sarinin tersine fikirlerini kendine saklamayi seviyor. Biraz gizemli, ayrica kararsiz. Kimi renkler birlesince baska renkler olusuyor. Bunlar ara renkler. Kimi renkler birbirinden hic hazzetmiyor ve birbirlerine carptiklarinda daima kahverengi cikiyor ortaya. Bunlar da zit renkler. Bütün renkler birbirine girdiginde ortalik karanlik, bulanik, tuhaf renklerle kaplaniyor. Kirmizidan maviye bütün renkler yardim cagiriyor. Imdatlarina beyaz yetisiyor. Hicbir renk digerinin yerinden calmasin ve birbirine satasmasin diye kendini 6 esit parcaya bölüyor beyaz ve hepsini uygun yerlere yerlestiriyor. Böylece resim derslerinden hatırladıgımız renk cemberi ortaya cikiyor. Bu kitabin sonunda da temel renk bilgisi üzerine bir sayfalik teorik bölüm ve bir okuma listesi var. Morun ilginc sirrini ögreniyoruz orada da.
Bu kitaplari okudugumuzdan beri sincap oglumla resim yaparken renkler üzerine daha cok konusur, birbirimize kitaplardan bölümler anlatir ve daha cok eglenir olduk :)
20 Mart 2011 Pazar
Frederick
Frederick 1967 yilinda Italyan asilli cizer Leo Lionni tarafindan cizilmis. Kitabi ilk kez sincabin anaokulunda gördüm. Grupta okumakla kalmayip kapak resmini de cizmisler. Kütüphanede rastlayinca iyidir mutlaka deyip aldim o yüzden. Hikayenin kahramani Frederik kis icin hazirlik yapan bir fare ailesinin üyesi. Diger fareler tahillar, meyveler ve yemisler toplarken, Frederick oturdugu yerde dalginca cayiri seyrediyor. Ne yaptigini, neden calismadigini sorduklarinda günes isinlari, renkler ve sözcükler topladigini söylüyor. Kis basladiginda fareler yuvalarina cekiliyorlar. Yiyecek ve konusacak herseyin tükendigi, soguk bir gün Frederick'in topladiklari geliyor akillarina. Frederick onlari ilik, parlak günes isigini anlatarak isitiyor, yaz günlerinin renkli cayirlarini anlatarak kis gününün griliginden uzaklastiriyor, mevsimler üzerine okudugu bir siirle umut veriyor.
Sözcüklerin gücü ve sanatin yasamimiza nasil anlam kattigina dair cok hos bir hikaye bu. Kitabin tüm cizimlerini görmek ve Almanca'sini dinlemek isterseniz suraya bir ugrayabilirsiniz. "Agustos böcegi ve Karinca" hikayesinin pabucunu dama attiriyor. 3 yas ve sonrasi icin. Orijinali Ingilizce. Bulunuz, okuyunuz, okutturunuz.
17 Mart 2011 Perşembe
Elmars grosser Tag (Büyük Elmer günü)
Elmars grosser Tag
David McKee
Yayinevi: Thinemann
Elmer serisinin ilk kitabinin sonunda fil sürüsü yilin bir gününü "Elmer günü" olarak kutlamaya karar vermisti. Bu kitapta ormanda bir Elmer gününün nasil kutlandigina sahit oluyoruz. Diger orman hayvanlari baslangicta fillerin hazirlik sirasinda cikardigi gürültüden rahatsiz oluyor. Elmer careyi diger hayvanlari da büyük yürüyüse davet etmekte buluyor. Tek bir sarti var, onlar da kendilerini rengarenk boyamali.
Birbirinin kutlamalarini paylasmak üzerine hos bir kitap. Biz tam da zamaninda, Alman Fasching kutlamalarinin öncesinde okuduk bu kitabi. Sincaba Fasching'in ne oldugunu anlatmak hic zor olmadi bu yüzden...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)









