özlü söz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
özlü söz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Aralık 2017 Pazar

Bir çerağ ve eine Kerze


Birinci fotograf 2015 Nisani'ndan, Mevlana Türbesi'nden...



Ikinci fotograf oglanin bu yilki okul yilliginin son sayfasindan... Siddharta Gautama, -bilmeyen icin- Buddha adiyla bildigimiz kisinin tarihi ismi... Buna bir ceviri gerek: "Bir mumun isigiyla, onun isigini hic zayiflatmadan binlerce mum yakilabilir." 

Bu iki fotografi buraya birakip gidiyorum. Yedi iklim, yetmis iki kültürde ortak söylenmis sözler koleksiyonumun bu kısmına dahil olsun.

6 Ekim 2015 Salı

Perdede yeni renk trendleri


We share the same biology, 
regardless of ideology

Son ikibin yilin en cok tartisilan cümlelerinden biridir herhalde: "Düsmaninizi sevin."
Kulaga biraz oksimoron gelmiyor mu? "Ha, anladim, evet" deyip gecilecek cümlelerden degil.

Haber bültenlerini arada bir bu cümleyi anlayisimi kontrol etmek icin kullanirim. Cümleyi olayin üzerine yatiririm. Bi alttan bakarim, bi üstten bakarim. Bakalim simdi anlayabiliyor muyum diye sorarim kendime. Bakalim simdi cümleyi haberin camuruna, cirkefine  ve kanina bulayip somutlastirdigimda hala parlamaya devam ettigini düsünüyor muyum?  Anlamak da degil, icimde hissedebiliyor muyum hala?

Son zamanlarda anlar ve hisseder gibi oldugumu saniyorum.
Insan varolussal bir güdünün sonucu olarak belki, hayatta kalmak sansini arttirabilmek icin galiba, kendi gibi olani, kendine benzeyeni, kendinden olani daha kolay ve daha cok seviyor. Bunu normal sart kabul edip, su kenara koyalim.

Ama son tahlilde düsmanimizla bile (en az) bir ortak yanimiz vardir: Insan olusumuz.

(Bi kaplan bize saldirabilir ama bunu kendi varolussal icgüdülerinden dolayi yapar, düsmanlik duygusundan degil, cizgi filmler bu konuda yaniltir, Shir Khan'in Mogli ile özel bir derdi yoktur. Dolayisiyla düsmanimiz daima bir insandir.)

Simdi, takip edebiliyor musun mantik cizgisini? Düsmanin en azindan insan olmasi acisindan seninle ortak bir paydayi paylasir, sana benzer, senin gibidir, sendendir. Insanligindan cikmis olabilir. Cok feci seyler yapiyor olabilir. O zaman bile öyledir. Özümüz fecilik degil, insan olmaktir cünkü. Sahip oldugumuz herseyden silkelendigimizde (feciligimiz dahil) geriye bi tek insan olusumuz kalir cünkü.

En azindan bunu yapabilir miyiz? "Düsman"in icindeki "uyuyan güzeli", insani sevebilir miyiz? Onun icin üzülebilir miyiz? Secimlerinden dolayi? Onun icin endiseye kapilabilir miyiz? Varacagi noktadan dolayi? Kendimize üzülür gibi, kendimiz icin endiselenir gibi?  Sevmek dedigin nedir ki sonucta? Yürek cirpintisi mi? Birak, "düsman"ini görünce kelebekler ucusmayiversin karninda. Gözlerin zaten parlayacak degil. Oksitoksin de salgilamazsin.  Bunlari beklemek cok fazla olur. Ikibin yillik cümlenin kastettigi de bu degildi sanirim. Yoksa devami "Size zulmedenler icin dua edin" diye gelmezdi.  Bize kötülük edenler icin, ortak insanligimiz icin,  üzülebilir miyiz, endise edebilir miyiz, dertlenebilir miyiz? Insan gibi davranabilir miyiz? Düsmanligimizi, "düsman"imizin insan olusundan dolayi hakki olan herseyi, her sart altinda korumak üzere, adabiyla yasabilir miyiz? Cünkü, evet, düsmanligin bile bir adabi vardir.

Cocugu öldügünde, örnegin, kendi cocugumuz ölmüs kadar üzülemeyiz sanirim. Ama onun, bizim cocugumuz ölse ne kadar üzüleceksek, en az onun kadar , en az o kadar üzüldügünü tahmin edebilir miyiz? Hissedebilir miyiz bunu? Cünkü, derler ki  Ruslar da sever cocuklarini ve zaten - insan olusa dahildir-  herkes sever cocugunu.

Bunu yapabilecegimi saniyorum.
En azindan bunu yapabilmemiz gerektigini saniyorum.
Bir tek bunu yapabilsek bile büyük fark yaratacagina inaniyorum.

Dipnot 1: Bu yazi, bir kavram olarak düsmanin ne oldugunu ve gercekligini  tartismaz; yazidaki bütün "düsman"lar, ben eklesem de , eklemesem de, tirnak icindedir.

Dipnot 2: Basligin yaziyla bir ilgisi yok. Bi sey deniyorum.


28 Eylül 2015 Pazartesi

Sınırlarını tartış



Bu, yola düsmüs bir yerlere gitmekteyken, kendisinden bahsetmek istedigim kart. Yaparken hemen her asamada sürekli ayni cümleleri animsatti bana :

Sınırlarını tartış,
Çünkü onlar kesinlikle senindir. *

Ilk okumamin üzerinden en azindan 20 yil gecmis.
Fakat iyi haber su ki; kitap hala bende :)


(*Richard Bach, Mavi Tüy)

26 Nisan 2015 Pazar



 'Yikilmakta olan bir agac, büyümekte olan bir ormandan daha büyük gürültü cikarir' der bir Tibet bilgelik deyisi. Algimiz "yikilan agaclar"in hükmü altinda; siddet dolu olan, hizla gelisen ve bizi tehdit eden seylerin...
Fakat yine de saskinlikla farkediyoruz ki, bütün bu yikima ragmen yeryüzünde hala yasam ve cesitlilik var. Anliyoruz ki sonunda (hedefe) ulasan "büyüyen orman"dir. Yasami ileri götüren odur; yavasca ve cesitlilikle, hic dikkat cekmeden ama direncle.

28 Kasım 2014 Cuma

13 Ocak 2011 Perşembe

Ictigim caylar bana bir sey söyler gibi...

Bugünkü birinci cayimin bana söyledigi: "Sadece hedefi bilen kisi yolu bulabilir." ("Nur wer das Ziel kennt, findet den Weg.")

Bugünkü ikinci cayimin söyledigi:: "Hafif yasa." ("Lebe leicht")

Bir cay daha icsem dogru yolu bulacagim galiba...