gizem etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
gizem etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Aralık 2025 Pazartesi

Ağaçların Sevdiği Adam


 "Ağaçların Sevdiği Adam"ı kimin tavsiye ettiğini anımsayamadım.  Ya not etmemişim, ya da belki kimse tavsiye etmemiş, bir yerlerde adı sebebiyle dikkatimi çektiği için okumaya karar vermişim.

İlk kez Algernon Blackwood'dan bir öykü okudum. Geçen yüzyılın başında gizem, gerilim alanında sayısız öykü yazmış. Bu öykü İngiltere'nin en az el değmiş ormanlarından birinin kıyısında yaşayan emekli bir adam (David) ile dindar karısı Sophie'yi konu alıyor. Bir diğer kişi ağaçları etkileyici şekilde resmeden Sanderson adında bir ressam. Blackwood bir ezoterik ve teozofistmiş. Kitapta ormanın canlı ve adeta bilinçli tek bir varlık olarak tasvirinde ve öykünün gerçeküstü ve büyülü atmosferinde bunun izleri kolayca görülüyor. Kitap genel olarak bir olaylar silsilesinden çok bir atmosfer tarifi. Bir yaz ve onu takip eden kış boyunca olanları anlatsa da büyük gelişmeler yok, daha çok Sophie'nin bakış açısından ve iç dünyasından olanları seyrediyor gibiyiz. Özetle Sophie'nin Tanrı'sı ve İncil'i, David'in ise ormanı var. Ormanın insanı büyüleyen ve ele geçiren adeta karanlık bir güç olarak resmedilmesi herhalde Blackwood'un bir icadı değil. Şahsen çok küçükken aynı temayı işleyen bir Brezilya masalı okumuştum. Öyküdeki orman karanlık ve hatta kötücül mü, yoksa bize Sophie'nin bakış açısından aktarıldığı için mi öyle sunuluyor, emin olamıyoruz. Bir yerde David ormandan döndüğünde karısına sararmış kayın yaprakları getiriyor armağan olarak. Sonbaharda ormandan kayın yaprakları toplayıp getiren ve genellikle onları değerini anlayabilecek birini bulup armağan edememenin eksikliğini yaşayan biri olarak kendimi bu öyküde David'in ve ormanın tarafında hissediyorum. 

Her şekilde etkileyici ve büyülü bir anlatı. Bulursam başka Blackwood öyküleri de okumak isterim.


12 Haziran 2017 Pazartesi

Çağrışım


Kova'nın slogani icin "evim kalemdir" derler....
Ve ev için de "kapıyı çaldığında seni içeri buyur etmek zorunda oldukları yerdir" diye bir tarif vardir.
Peki "sen" kimsin? 
Oscar Wilde'a bakilirsa, mümkünse "Be yourself; everybody else is already taken."
Taken?
Steven Spielberg'in üc bölümden olusan bu isimde bir filmi vardi. Cok heyecanliydi. Üc Carsamba üst üste yayinlamisti Alman televizyonu. Üst üste üc carsamba bir kocaman kase patlamis misir esliginde izlemistim. Oglan o sirada yoldaydi. "Bu cocuk kesin patlamis misir ve gizemli filmleri sevecek" demistim.

Cağrışıma bak simdi... 
Hosuna gitti mi? 
Sen devam et öyleyse...Ben dinliyorum...

Ben aslinda sadece <bu anı ve bu yeri seviyorum> diyecektim.
Çağrışım lafı ağzımdan aldı.
Böyle anlarim coktur benim. Genellikle "ev"dedir.