avrupa etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
avrupa etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Kasım 2025 Salı

Ricardo Reis'in Öldüğü Yıl


 2019'un son aylarında Jose Saramago'nun 6-7 kitabını ardarda okuduktan sonra "Bal yiyen baldan bıkar" korkusuna kapılıp bir ara verme kararı almıştım. O ara işte bu kadar uzun sürdü. "Ricardo Reis'in Öldüğü Yıl" yazarın ikinci kitabı. 1984'de yayımlanmış. Saramago henüz noktalama işaretlerini toptan çöpe atmamış, sadece diyalogları ardarda akan cümleler halinde yazıyor. Yeterince dikkatli bir okuyuşta hangi cümle hangi karaktere ait anlaşılır. Bir de henüz karakterlerine birer isim verme zahmetine girdiği dönem olmalı.  Oteldeki bavul taşıyan çocuktan, gizli polis memuruna dek hemen herkesin bir adı var.

Kitap bir Saramago klasiği olarak eşine bir ithaf ve bir kaç alıntı ile başlıyor. Hikaye 1935 yılının son günlerinde Brezilya'daki 16 yıllık gönüllü sürgününden Lizbon'a dönen doktor ve şair Ricardo Reis'in gemiden inip bir otele yerleşmesiyle açılıyor. Bir ay kadar önce, 30 Kasım'da, Portekiz edebiyatının önde gelen isimlerinden Fernando Pessao vefat etmiştir. Ricardo Reis'in dönüş sebebi budur. Reis gerçi iyice tarif edilmesine rağmen Pessao'nun mezarını bulamaz; fakat hayalet mi desek, iki dünya arasında kalakalmış mı desek, müteveffa Pessao tarafından ziyaret edilmeye başlar. Bu arada romanın birbirine adeta zıt konumlanmış iki karakteri Lidia ve Marcenda da Reis'in yaşamına girer. Sayın Saramago kitabın adında büyük spoiler'ı patlattığı için söylemekte sakınca yok; böylece 1936 yılının çeşitli olayları arkaplanda akarken Ricardo Reis'e ömrünün son aylarında eşlik ederiz.

Kitabı ortalama bir Türk okurdan bekleneceği üzere Portekiz edebiyatından ve tarihinden habersiz, internette sağımıza solumuza bakmadan, bu minval üzerine okuyup bitirmek mümkün. Saramago'nun dili hep olduğu gibi akıcı, yer yer ironik, insan kendini kaptırıp gidiyor. Böyle de anlamlı,  böyle de lezzetli. Ben okumaktan büyük zevk aldım. Fakat roman aslında Jose Saramago'nun Fernando Pessao'nun anısına bir saygı duruşu. Pessao sadece Portekiz değil, dünya edebiyatında az rastlanan bir yöntemle kendi isminden başka en az üç ayrı isimle eser veriyor. Bunlara basitçe mahlas ya da takma ad denemez; çünkü her ada karşılık bir biyografi, bir karakter oluşturuyor  (buna heteronim deniyormuş) ve her heteronim altında farklı bir tarzda yazıyor. Ricardo Reis bu heteronimlerden biri, yani Pessao'nun alter-egosu. Kitapta yer yer diğer heteronimlere ve Ricardo Reis biyografisine göndermeler var. Lidia ismi, Reis'in Pessao'dan bir yaş büyük olması, Pessao'nun açılmaya başlayan alnı ve kimbilir, benim herhalde farkedemediğim pek çok başka detay bu gerçek hikayeye gönderme. Saramago ayrıca Avrupa tarihinde kritik bir yıl olarak 1936'yı da tüm gerçekliği ile (gazete haberleri dahil) önümüze getiriyor. Portekiz'den İspanya'ya, İtalya'dan Almanya'ya adeta bir diktatörler resmi geçidi. Saf tarih okumayı sevmeyenler için bu dönemi ve bu coğrafyayı edebiyat sayesinde öğrenme fırsatı. Ricardo Reis'in tüm bu olup bitenler karşısındaki rolü bir tür pasif seyircilik. Bilinçli bir seçim mi, yoksa elden bir şey gelmediği için mi, çok belli değil. Kendi yaşamındaki pasifliği, eylemsizliği, seyirciliği de yer yer kızdırıyor okurken. Ricardo Reis Lizbon'a arkadaşı öldüğü için döndüğünü söylese de, Pessao ona şöyle diyor: "Sevgili Reis, devrimlerden kaçmak sizin kaderiniz, bin dokuz yüz on dokuzda başarısızlıkla sonuçlanan bir devrim yüzünden Brezilya'ya gittiniz ve şimdi gene büyük olasılıkla çuvallamış olan bir başka devrim yüzünden Brezilya'dan kaçıyorsunuz". Ve bir alıntı daha kahramanımızı daha iyi anlamak adına: "Ve iște Ricardo Reis, dünyanın seyircisi, sorun bilgelikse o da onda var, aldığı eğitim ve yaptığı seçimler nedeniyle dünyaya yabancı ve kayıtsız, titreyip duruyor altı üstü bir bulut geçti diye,..."

Saramago'ya bir kez daha sevgi ve saygılarımı sunuyor; dizinin dibinde hikayelerini dinlemeye bunca ara verdiğim için üzüntülerimi bildiriyor; kendisini "Körlük"e kısıtlayanları esefle kınıyorum.

Dipnot: "Labirent Tanrısı"nı çok merak ettim. Okuyamayacağım için çok üzgünüm.

28 Ekim 2017 Cumartesi

Dünyayi Tani / Felsefe Tarihi - I






Erkenne die Welt - Eine Geschichte Der Philosophie / I
Richard David Precht 


Epey sürdü bitirmem ama bitti  Oldukca uzun bir konunun sadece birinci cildiymis üstelik  Aslinda bu konudaki görüsüne güvendigim biri " felsefe tarihi kitaplari okuyacagina, bizzat felsefecilerin kendi kitaplarini okumali" der. Ben yine de duramiyorum; bu okudugum 3. veya 4. felsefe tarihi kitabi Her kitapta baska bir felsefeci daha cok ilgi alanima giriyor, her yazar felsefecilere bi baska acidan bakiyor. Kiminin yerlere göklere sigdiramadigini, bir digeri yerden yere vuruyor. Precht'in anlattiklariyla da bu kez Heraklit ve Boethius ilgi alanima girdi. Bir de Ortacag'daki felsefe/akil - din/kilise cekismesinin kökenlerini daha iyi anladim. Precht bir sürü baska kitabi da olan verimli bir yazar. Daha anlasilir bir dille popüler bilim ve felsefe kitaplari yaziyor. Almanca ama galiba Ingilizce'ye cevrilmisleri de var. Rastlarsaniz es gecmeyin. Kitabi "Köln'ün görmüs gecirmis ve egitimli Iranli taksicileri"ne adamis. Bir de kitabin basinda antik cag ve ortacagin felsefecileri birer tabloda kronolojik olarak gösterilmis. Ben hep karistiririm kim kimden önce, kim kimden sonraydi; cok yararli buldum. Sayfalarca not aldim, ders calisir gibi okudum, bitirirken icimde mükellef ve bol sohbetli bir sofradan hafif kalkildigindaki o keyif hissi vardi.

19 Temmuz 2015 Pazar


Sanirim Avrupa icin 2015 yilini anlat deseler su fotograf yeterli olacak.
Ne bileyim, daha yarisini ancak gectik ama yine de icimde öyle bir his...

14 Temmuz 2015 Salı

Sanki ekonomik analistim...

Süddeutsche'ye bakarsan Yunan Basbakani Avrupa ülkeleri önünde egilmis:
Emeklilik maaslarinda kesinti, kamu kurumlarinda özellestirme, vergiler...

Gecen hafta "hayir" mi demislerdi? Bazi "hayir"lar dagdan yankilanip dönünce kulaga "evet" gibi carpiyor.

Bild gazetesine bakarsan Frau Merkel "bizim paralarimiz"la Yunanistan'i kurtariyor. ("Bizim" derken panige mahal yok Türk okuyucu, ekonomik analist Bild'in agzindan bildiriyor)

Isin dönüp dolasip emeklilik maaslarina dayanacagi belliydi. Dünyanin her yerinde öyledir, bir ülkeyi batiranlar bos bos oturan, har vurup harman savuran emeklilerdir. Tamam, Yunanistan'in da genc emeklisi tahminen bizde oldugu gibi coktur, Almanya'dan bakinca feci göze batiyor olmali. Ancak bu kurtarma paketleriyle emekli maaslari arasindaki derin askin evrenselligi kuralini zedelemez.

Isvicre ve Lichtenstein bankalarina yan gözle bakan ekonomik paket hayatimda görmedim.

Evet, Isa'nin dedigi dogru galiba: Olana daha cok verilecek, olmayandan alinacak. "Iki cihanda" da gecerli kural bu olsa gerek.

28 Haziran 2015 Pazar

Tamam, yeni çocuklar yakışıklı, cool, alternatif filan ama olmayınca olmuyor iste...
Ne olacak bu komşunun hali?

5 Kasım 2014 Çarşamba