dantel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
dantel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Haziran 2017 Pazar

Deli Kızın Battaniyesi - Dikkat! Sökülme riski taşır!

Ücüncü kezdir söküp bastan basladigim icin bu kez bitirirsem bitmis halinin fotografini paylasayim diyordum. Ama bir yandan da fotografini cekmeden duramiyordum :)

Sonra düsündüm de, bunu da söksem bile ben...
örerken düsündüklerim bana kalacak...


...örerken ögrendiklerim bana kalacak...


...örerken okuduklarim bana kalacak...


Öyleyse hic örmemisim gibi olmayacak ben bunu sökersem bile....

Öyleyse söz etmeye deger.

Su köseleri dönerken Allahim her seferinde nasil da heyecanlaniyorum örnegin. 
Degme köse döner benim kadar heyecanlanmiyordur :)


Su renkleri secerken her seferinde nasil uzun uzun düsünüyorum. Degme stratejist bu kadar düsünmüyordur belki... Bazi stratejistlerin bu kadar düsünmedigi kesin :)


Sonra renk renk büyürken o...


 ... dedim ya cok sey düsünüyorum, cok sey ögreniyorum ben. Neler düsündügümü tek tek yazamam.



Bunu bitirebilirsem bir sonraki battaniye bir "deli kizin battaniyesi" olmaz galiba. Bir tek onu söyleyebilirim belki. Deli kizin battaniyesi hos bir deneyim, bir sey söylüyor bana. Ayni anda bazen en fazla üc rengi tasiyabildigimi... 

Deli kizin battaniyesine bir kitap arkaplan oldugunda bu "örgü ördügüme bakmayin, ben cok entellektüelim ayni zamanda" demek olmuyor. Hayir. Bu maalesef örerken ayni zamanda okumak gibi pis bir huyum oldugu anlamina geliyor.



 Bu desenin Türkce'deki adini sevmiyorum bir de ben. Benim icin bu büyükannenin deseni. Büyükannenin akli basinda islerinden biri. O kadar. Nokta.


Ha, bir dakika,  virgül aslinda. Bir de sunu diyecektim: Üc kez bastan baslayip, bir türlü bitiremedigi battaniye icin iki blog postu yayinlamayi basarmis kisiyim. Kisi kendini bilmek gibi irfan olmazmis...

23 Nisan 2017 Pazar

Adım adım tığ işi


Häkeln Schritt für Schritt
Sally Harding, DK

Bu kitabi kütüphaneden almistim, yakinda tekrar iade etmem gerekecek. Suraya not edeyim geri vermeden önce. Orijinali sanirim Ingilizce, yayinevi DK olduguna göre. Bütün DK kitaplari gibi iyi fotograflanmis ve hazirlanmis. Hic bilmeyene bile adim adim tığ işi tekniklerini ögretir :) Tüm temel teknikler ve onlarla üretilen desenler ve bu desenlere dayanan 20 proje. Ben sevdim, bir kac projeyi de denedim hatta. Tek bir eksisi var; verdigi tarifler hobitler icin :) Biraz büyütmek gerekiyor :) O kadar kusur kadi kizinda da olur, ayrica satin almak belki gerekmez ama bir yerlerde rastlarsaniz bir göz atmadan gecmeyin diyorum :)

5 Haziran 2016 Pazar

Granny


Önce nasil yapilacagini bir türlü cözemiyordum.
Sonra birbirinden habersiz bir kac arkadasa sordum, biraz ilerledim.
Sonunda kütüphaneden buldugum bir kitapla anladim :)
Niye bu kadar zorlandigimi sonradan anlayamadim :)



Sonra bazi fikirler gelismeye basladi. Tirinim tirinim, neler oluyordu, neler oluyordu? Hindiba basindan büyük islere kalkisiyordu!!


Evet evet! Bir seyler oluyordu. Oglan da renk kombinasyonu konusunda bana fikirler veriyordu :)


O sepeti iyi ki örmüsüm diyordum. Yoksa motifleri nerede birikterecektim?


Sonra motiflerin hangi renk kombinasyonuyla ve hangi teknikle birlestirilecegine epey bir kafa yordum ve ilk denemelere giristim. 



Granny eylemleri devam ediyor. Örerken epey bir düsündüm; granny neden bu motifi özellikle tercih ediyordu diye. Cünkü pis huyumdur, ille yaptigim sey üzerine uzun uzun kafa yorarim.

Sonunda sunlari buldum: Granny bu motifi tercih ediyordu cünkü....

- Granny is güc sahibi kadindir. Bir sürü seyi ayni anda düsünüp, organize edip, kotarmasi gerekir. Ince ince zincir sayamaz, saymali motiflere kayamaz. Bu motif sayma gerektirmiyor. Her yerde her sart altinda saymadan, uzun uzadiya düsünmeden sadece bakarak nerede kaldigini anlarsin, ordan devam edersin. Sık sık ara vermeye, sonra kaldigin yerden devam etmeye uygundur.

-Granny sosyal kadindir. Uzun uzadiya motif, zincir, adim sayarsa hem örüp hem konusamaz ki yahu!

- Granny züppe degildir, kendi halinde kadindir. Elindeki imkanlardan bir sey cikarmasi gerekir. Bu motif klasik örneklerinde görülecegi üzere artmis iplerden harika seyler cikarmaya uygundur.

- Ayrica delikli dokusu hem hizli ilerlemeyi saglar hem de az ip gerektirir. Dedik ya granny kendi halinde kadindir. Felegin cemberinden ve kisitli kaynaklarla optimizasyon dersinden üstün basariyla gecmistir.

- Ayriyeten granny sanildiginin aksine en azindan giris seviyesinde matematik ve geometri bilir. Bilmiyorsa dahi bu motifi ve degisik türevlerini ögrenirken Introduction to Geometry 101'i de tamamlamistir.

- Granny'nin en azindan giris seviyesinde Renk Teoris bildigi de malumdur. Dersini almamistir, kitabini okumamistir. Ama  bilir. Intuitiv denen cinsten... Veya Doga anasinin kitabini bir iyi bellemistir.

Granny deyip gecme. Granny özel bi kadindir...

diyecektim ki aklima Arne ve Carlos abiler geldi:



Diyecegim o ki, Granny özel bir insandir.



12 Kasım 2015 Perşembe

Kutu kutu pense

24 kücük neselik ve onlara 24 paket procesinde....

Varan 1:
Kendisi yapti.

Varan 2:
Ben ördüm :)

Varan 3:
Eski bir kesekagidini yazin yaptigimiz ip baskisiyla birlestirdim :)
Bu türden baski calismasi yaptigimiz kagitlardan daha o sira agac, kus, kalp vb sekillerini kesmistim. Cok pratik oldu zarfi hazirlamak :)

Varan 4:
Kutuyu renkli kare kagitlardan katladim, kalp ve yildiz dedigim gibi, yaz calismalarindan...

Varan 5:
Daha önce yapmistim bunu. Icine "Schnitzeljagd" usulü bir bilmece sakladim. Bilmeceyi cözünce armagana ulasacak :) 


Varan 6:
Bu da gecmiste bir tangrami kitabinda görüp yaptigimiz bir süs. Icine bir bilmece sakladim yine :)

Varan 7:
 Bu karti da yazin yaptigimiz püskürtme islerden devsirdim :)
Onun cikartmalarindan caldim üzerini biraz daha da hareketlendirmek icin. Umarim görünce kizmaz :)


Varan 8:
Bunu burada postanelerde satilan dogal paket iplerinden ördüm. Ama saglam bir tig gerektiriyor.  Önce kutu gibi bir sey tasarlamistim. Sonra baktim kus yuvaina benzer bir sey cikti. Daha da sonra onu icine altindan inciler yerlestirerek istiridye/midye yapiverdim ben . Agzini da ördüm fotograftan sonra :)


 Varan 9:
Icinde de beyaz, yesil, kirmizi cizgili bir sey var. Konsept uydu :)

Varan 10:
Bunu görünce icinde ne oldugunu tahmin edecek büyük olasilikla. Olsun....


Geriye kalmis 14. Hadi bakalim...
Iclerine yerlestirecek minik armaganlar bulmak da zorluyor ama daha zaman var, herhalde yetisir :)

6 Ekim 2015 Salı

"Magic Loop"

Yep, I understood it at the end: Magic Loop.
I agree with others in Pinterest.
It's really the best instruction I've ever found.

Ja, I habe es verstanden! Sogenante "Magic Loop".
Ich stimme anderen in Pinterest zu.
Das ist wirklich die beste Anleitung, die ich je gefunden habe.

Evet, sonunda anladim :) "Magic Loop", büyülü halka.
Pinterest'teki diger yorumcularla ayni fikirdeyim.
Gercekten buldugum en iyi magic loop tarifi.

28 Eylül 2015 Pazartesi

Sınırlarını tartış



Bu, yola düsmüs bir yerlere gitmekteyken, kendisinden bahsetmek istedigim kart. Yaparken hemen her asamada sürekli ayni cümleleri animsatti bana :

Sınırlarını tartış,
Çünkü onlar kesinlikle senindir. *

Ilk okumamin üzerinden en azindan 20 yil gecmis.
Fakat iyi haber su ki; kitap hala bende :)


(*Richard Bach, Mavi Tüy)

24 Eylül 2015 Perşembe

Bazen insan


Bazen insan
 sadece kendisi icin, 
tekrarliyorum: 
sadece kendisi icin 
bir seyler yapmali.

Oksijen maskesi coktandir basimizin üzerinde sallanmaktadir. 
Ve farketmeyeli epey tık nefes olmusuzdur. 
Öyle zamanlarda maskeyi hic gecikmeden kendine dogru cekmeli. 

Kendisi icin, 
sirf kendisi icin 
kücük kalpler örmeli örnegin.

Cümle alemin selameti icin gereklidir bu.

21 Eylül 2015 Pazartesi

Acilen renk!


Acilen renk gerekiyordu. Haftasonunun büyük kismini bununla gecirdim. Bilmiyorum sonu nereye varacak. Niyetim yastik degildi, yastik olurmus. Atki degildi, atki olurmus.

Ayrica bütün fotograf kartlarini ve USB kartlarini ve bilumum kartlari ve yedekleri ortaya döküp tüm fotograflarin yedegini tazeledim. O is biraz cetrefilli ama zor kismi bitti, oyalayici kismi kaldi.

Özetle "proce" tam gaz!

17 Eylül 2015 Perşembe

Hayyamlı müzik, tarçınlı çay, çiçekli kart, akdikenli kaldırım

Ben sözde oraya buraya -bana iyi gelen seyler- birakacaktim degil mi?
Islere daldim, pek birakamadim.

Simdi gelsin...
Biraz sarki, biraz  siir, biraz renk, biraz fikir.


  • Tarcinli cay demlikte demini alirken...
  • Biz simdi sunu dinleyiverelim :

Sözler de cok güzel ve bir Hayyam siirinden devsirme; o da hemen suracikta dursun:

"seher yeli eser yirtar etegini gülün
güle baktikca cirpinir yüreği bülbülün
sen şarap içmene bak, çünkü nice gül yüzler
kopup dallarindan toprak olmadalar her gün"

"bu yildizli gökler ne zaman basladi dönmeye
ne zaman yikilip gidecek bu güzelim kubbe
aklin yollariyla ölçüp biçemezsin bunu sen
mantiklarin, kiyaslarin sökmez senin bu işte"

"bulut gecti, gözyaşlari kaldi cimende
gül rengi şarap içilmez mi boyle günde?
bugün bu çimen bizim, yarin kim bilir kim
gezecek, bizim topragin yeşilligince"


  • Bizim burada henüz bulut gecmedi, cimen gözyaslarini beklemede. Agac dallari sonsuz askin dansinda, gömleklerini yirtmakla mesgul yel. Yağmur az sonra, tahminen ben cayimi yudumlarken...
  • Evvelsi günün "akıl koruyan"ı ; kagitla ipi kumasi eninde sonunda bulusturacagimi biliyordum:

  • Bugünün "kaldırımda karşıma çıkan"ı


  • 'proce'de son durumlar: Komsularla ortak kullandigimiz cati katina en cok bizim yayildigimizi farkettigimden oraya bir el atmam gerekiyordu. Bugün bir kac büyük kavanozu atarak basladim. Insanlik icin kücük, benim icin büyük bir adim. Bu artık mevsimlik degil, yillik proce :)  Biraz da dosya, klasör isleriyle ugrastim. Daha da önemlisi kafamin bazi klasörlerini de düzene koydum bu arada :) 

4 Eylül 2015 Cuma



Büyüdü de ise bile yariyor...
Neredeyse bi isim takacagim buna da...

Bugün oglanin odasinda mesguldüm.
Onu da dahil ederek legoları sıkı bir düzene sokmak tüm ögleden öncemi aldi.
Aci hakikat; Evet, bazi setleri tekrar yapamayacagimiz kadar kayip parca var...
Bunlari bir yerden tedarik etmenin yolunu arastirmaliyim simdi... Ya da iki set birbirini tamamlayip en azindan birbirini kurtarir mi diye bakmali. Lego son yüzyilin en "parents-unfriendly" icadi bence.

2 Eylül 2015 Çarşamba

Önceki gün...

Bir saat önce cati katina astigim gömlekleri coktan kurutmus olan yaz, sen ne güzelsin.
Ben büyük perdeleri yikayip kurutuncaya kadar da burada kalir, beni bekler misin?

demistim.
Olmadi, dün yagmur yagdi.
Ben de perde yikamayi erteledim, yagmuru seyrettim. Camdan degil, oturdugum yerden, icimde...

"Bana iyi gelen seyler" kontenjanindan Tao Te Ching okudum. Su satirlar örnegin ne güzel:

"Camurun dibe cöküp suyun temizlenmesini bekleyebilecek sabriniz var mi?
Dogru eylem kendiliginden ortaya cikana kadar hareketsiz kalabilir misiniz?"

Sunu okumak da gülümsetti beni, Lao Tzu 2500 yil öteden bana sesleniyor :)

"Varlıkların hengamesini izleyin,
ama dönüşlerini tefekkür edin."

Ben de öyle yaptim zaten. Dün epey bir dönüs tefekkür ettim. Yok, saka yapiyorum. Bu dönüsle, o dönüsün farkinin farkindayim elbet. Dün bütün gün büyük kutuda taban karesini ördükten sonra yukari dogru kivrilip yükselmenin nasil olacagini deneyip durdum. Bütün gün tekrar tekrar söküp ördüm, sonunda köseyi dönüp, yukari dogru yükselmeyi basardim :) Ama iste tam bu sirada ipim bitti. Sen su kösede dur azicik büyük kutu.




Ayrica dün mutfakta calistim biraz. Ortaya cikmasi gerekenleri ortaya cikardim, kenara kaldirilmasi gerekenleri kenara kaldirdim. Bitmesi gerekenlerin bitisini planladim. Vazgecilesi seylerden vazgectim.

Haa bir de, bazi eski notlari temizleyip ayikladim. Oradan okunacak kitaplar listesine pek cok aday adayi cikti.

31 Ağustos 2015 Pazartesi

Ivır zıvır kutusu


Böyle bi kutu ördüm. 
Kare kafanin biriyim ben :) Kare bir kutum olsun istiyordum. O yüzden tabanini özellikle kare örüp, sonra da yükselttim. Ilk fotograftaki kadar da kalabilirdi, o zaman da bir canak olurdu :)



Ama masanin üzerinde biriken ivir ziviri toplasin istiyordum ben. O yüzden daha yüksek yaptim. Yükseltince kare olmadi tabii :) Kare kendi kafasina göre takildi :)

Evdeki her masanin, her kücük sehpanin üzerine bir tane örüp koysam, sonra belli zamanlarda elime alip onlarla evin icinde dolassam,  iclerindeki ivir ziviri asil yerlerine yerlestirsem diyorum...



O yüzden daha büyük bi tanesine daha basladim :D

Sonbahar procesi acisindan:
+ Askla ürettim.
+ Renklerle, yünle, dokularla hasir nesirdim.
+ Döngüler üzerine düsündüm.
+ Renklerin bir araya gelince ayri ayriyken olduklarindan farkli tonlara dönüsmesini izlemek ilgincti.
+ Organize etmek, derlemek , toplamak üzerine bana özgü bir arac gelistirdim sanirim :)
+ Bakip bakip mutlu oluyorum, örmeyi yeniden animsadigim icin sükrediyorum :) Sandalyeden ziplayabilenler icin de :)

21 Ağustos 2015 Cuma

Tony'i takdimimdir


Tetikleyici fikir şuydu: 



Fakat evde bir çift şiş bile yoktu! Üstelik blog sahibi bu ara aklını sık iğneyle bozmustu.



Bu adamcegizler sık iğneyle de olur muydu? 
Bence olurdu.



Hem evdeki bölük pörcük yünler de kullanilmis olurdu.



Örüldü, dikildi, cevrildi, pamuk dolduruldu.



 Boyun, kol ve bacaklara o naif, dertsiz, tasasiz durusu veren dokunuslar yine dikisle verildi.
 


Gözler konusunda biraz kararsiz kalindi. Sosyal medya da oylamaya sunuldu.



Sonunda hem büyük gözlere daha sonra geri dönüs daha kolay diye, hem de bu gailesiz durusu daha iyi vurguluyor diye kücük gözlerde karar kilindi.



Oglan adini Tony koydu. Cünkü bütün oyuncak hayvanlarinin adi "i" ile bitiyormus . Öyleyse bu da Tony/Toni olmaliymis. Kaplumbaga Schili biraz garipsedi Gailesiz Tony'i . Neymis efendim, onlarin takimi, grubu hep hayvanlardan olusuyormus, bi insan acaba olabilir miymis?! Ona "Faşistligin alemi yok Schili, o da bi oyuncak, tabii ki olabilir!" diye rest cekildi; (Hımm, bu cümle galiba tam böyle degildi).Tony gruba dahil edildi.

Tony'i Thames kiyisinda elleri cebinde gezen bi balikci olarak hayal ediyorum. Sanirim yine bere sebebiyle bu balikci cagrisimi... Bi de boynuna atki örsem mi diye düsünmeden edemiyorum.

Fakat onu da post konusu yapmasam iyi olur galiba. Yakinda "görmemisin bir tığı olmus" minvalinde anonim yorumlar gelebilir yoksa :)

20 Ağustos 2015 Perşembe

Bütün eksigim buydu...


"Evet, tek eksigim buydu..."
Kitapta görünce aynen bunu düsündüm :)
Adini "igne defteri" koymuslar :)


Asil fikirde tamamen kece kullanilmis. Dis kapak önlü arkali ve "sayfalar", yani hepsi keceden. Ön kapagi biraz aplikeyle süslemisler. Benim elimde uygun renklerde kece yoktu, ayrica aklimi sık iğneyle bozmuşum :) O yüzden ön kapagi ördüm, ic kisim ve sayfalar icin kece kullandim. Mükemmel olmadi, görüldügü gibi hatalar var, ayrica örerken "komsuyla" lafa da daldim, kahveyi de fazla kaynattim, hem eksildi, hem köpügü kacti. Zaten ben dalgin insanim, dedigim gibi, tek eksigim buydu. Igneleri unuturum sagda solda, evde cocuk var, neme lazim, kahveyi tasiririm, kabul ediyorum, I am not perfect. Ignelere defter yaptim, kahveye de bi cözüm bulurum. Is beser ve sasar oldugunu kabul edebilmekte. Gerisi kolay... Hem de nasil.

 

Cagrisim yapti, sen simdi nereden diyeceksin uzun hikaye... Hic Patricia Highsmith  okudun mu? Evet Becerikli Bay Ripley :) Ama sadece o degil. Pek cok baska romani daha var. Bütün romanlarinda tekrarlayan bi motif vardir. Roman kahramani kitabin basinda kücük bi hata yapar. Kücücük bi hatadir. Misal ben kirmizi parcayi örerken birinci siradan ikinciye dönüsümde ilmek sayisini sasirdim, galiba bir arttirdim orada. Misal kahveyi yaparken laflayacagimi hesaba katip altini o kadar acmasaydim iyiydi bastan. O tür bi sey... Masal kahramani...sey pardon roman kahramani o hatayi yapinca üstünü örtmeye calisir hemen. Sen okurken "hiii, ay yapma, git özür dile komsudan, polise söyle ne gördügünü, aslinda hic bir kötü niyetin olmadigini söyle patrona" dersin. Yok, kahraman dinlemez seni. Kahraman yola devam eder. Ben de mesela kendi ic sesimi dinlemedim. "Yok, ondan bi sey olmaz devam et örmeye" dedim kendime... Sonra isler sarpa sarar ama. Isler büyür. Islerin huyudur bu. Sen her adimda kahramana dersin ki, "Gel, yol yakinken itiraf et hatani, gel vazgec, gel dön su sevdadan, yoksa cok kötü seyler olacak". Patricia Highmith'in kahramanlari seni dinlemez, senin icin icini yer. Bi noktadan sonra sen de birakirsin kahramani uyarip durmayi. Anlarsin, sen ve kahraman baska gercekliklerde, baska boyutlardasiniz. Senin Hilde'nin babasi gibi kahramana mektuplar yazma sansin bile yok. Sen okuyacaksin sadece, sen seyredeceksin, sen okursun, gözlersin, işin ne? Sen romanin sonunda "ben biliyordum, ben demistim" dersin. Ama gülümseyemezsin, agzinda bozuk bi tad birakir o cümle. Kahve tasmistir,  kirmizi parcayi belki sökersin, ama cogunlukla sökmezsin. Bazen de sökemezsin. Eğer yazarı sen degilsen bir romani kahramani söz dinlemiyor diye cöpe atip bastan yazamazsin. Patricia Highsmith kitaplari cok pis tat bırakır insanın ağzında. Istersen yine de okuyabilirsin, sen bilirsin. 

Ne diyordum ben? Ha evet, sag tarafta kecenin markasi da cikmis. Ama fotografla ugrastirma beni simdi. Reklam olsun diye degil inan. Mahalle tuhafiyecisinde ne bulduysam onu aliyorum.  

Bi igne defterin bile olmayabilir. Her seyin tam, bi tek eksigin o olabilir hayatta. Bilirim o duyguyu. Selam ederim.








Dipnot: Ama Sophie'nin babasi degildi ki o, Hilde'nin babasiydi! Sonradan aklima geldi. Neyse...

19 Ağustos 2015 Çarşamba

N'aber Euli?


Tigi gecen sene Funda armagan etmisti, ama ben ilk kez bu yil elime alabilmistim.
Üc aksam öncesine dek nasil zincir cekildigini bile animsamiyordum. Üc aksam sonra Türkce'de karsiliginin hep duydugum 'sık iğne' oldugunu bilmeden 'feste Masche" uzmaniydim :) Döngüler, döngüleeer üzerine düsünürken, dön baba dönmeye baslamistik tigla ikimiz :)



Haa, dibini biraz daha sabitlersek bundan iyi kalem kutusu olur demistim ben.



Sonra domates konservesinden kalem kutusu gelmisti aklima. Cuk diye oturmustu dogrusu :) Ama yoook. Oglan ve pelüs arkadaslari sabirsizlikla bu yesili bekliyorlardi. Adi bile konmustu : Euli



Gözler keceden, icine pamuk...



Burnuna sari ipten  gaga... Pek olmadi, sari keceden mi olsaydi o da? Dün aksam takima yeni arkadas katilmasinin serefine parti verdi oglan ve pelüs oyuncaklari.


Fikir buradan.