yaz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yaz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Ağustos 2017 Cumartesi

...erik de çok oldu...



Erik de çok oldu. Hem de nasıl çok. Bu cinse burada 'Mirabelle' deniyor. Pastası, marmelatı yapılıyor. Asıl merak ettiğim ağaç meyvelerini yere saçarken aşağıda toprak değil, beton olduğunu biliyor mu? Çekirdeklerin çok büyük kısmının asla toprakla buluşamayacağını biliyor mu? Biliyor da çaresiz mi? Biliyor da aldırmıyor mu? Biliyor da benimkinden daha derin bir hesabı mı var? Biliyor da benim bilmediğim bir şeyi mi biliyor?

Aklıma bir Turgay Fişekçi şiiri, bir Yeni Türkü şarkısı geliyor. Ne bileyim, belki de yitik değildir.

16 Ağustos 2017 Çarşamba

Çok bol oldu kızılcık


Çok güneşli oldu o yıl.
Olsa olsa ev yapımı pratik limonata (maden suyunun içine misket limonu sıkmaca) içilmiştir. Çok.
Ve çok bol oldu kızılcık.
Şair kusurumuza bakmazsa...


12 Ağustos 2017 Cumartesi

Aralık'a örüyorum



Sökmedim, hala örüyorum :)
Ağustos'un sıcağında, Ağustos'un sıcağını,  Aralık'a örüyorum.
İçimde renkler...

Yalniz bugünden itibaren hava da iyice sogudu. Annem "Eylül'ün yarısı kış" der her zaman; buradaki yaşıtı teyzeler ise "Ağustos'un yarısı kış" diyorlar. Bundan sonra belki de sadece bir Golden Oktober umabiliriz. Daha perdeleri yıkayacaktım ama ben ya.... :(

10 Ağustos 2017 Perşembe

Her sabahin 06:56'si


Tarlalarda hasat,
ray kenarlarinda esekotu zamani...

Bu arkadaslar 17. yüzyıla dek Eski Dünya topragi görmemisken, bu tarihten sonra Kücük Asya eşekleriyle hangi türden bir tanisikligi olustugunu merak ediyorum.

Bitkilere belli coğrafya ve kültürlerde verilen isimlerden o kültürlere iliskin cikarimlarda bulunabilmenin ihtimali, teorisi, bilimi üzerine hic arastirma, calisma, doktora tezi vb. var midir, eger yoksa bu neyin isaretidir diye merak ediyorum.

Cocuklugumun bazi yazlarinda en büyük eglencelerimden biri, aksam yemeklerini cala kasik bitirip tam günes batmaya yüz tutmusken bahceye kosup, iste bu arkadas veya bir kuzeninin gözle görülebilir acilisini izlemekti; cünkü esekotu falan degil, "aksam sefa"mizdi o bizim. Bu fotografi bir sabahin 06:56'sinda nasil cekebildigimi merak ediyorum.

Her sabahin 06:56'sinda bunca merak edilecek konuyu bize sunabilen bir dünyadan böylesine kapali gözlerle nasil gecip gidebildigimizi ayrica merak ediyorum.


17 Mayıs 2017 Çarşamba

Çatı katına astığım çamaşırların aynı gün içinde kuruduğu günler geldi. Ne güzel...

28 Şubat 2016 Pazar

Ağustos böceği

...her sabah duragin önünden geciyor. Ya da ben duraga yürürken yanimdan. Hangimizin erkenci olduguna bagli. Baslarda yüzünü göremiyordum karanlikta. Günün daha aydinlik saatlerinde yolda karsilassak taniyamam galiba diyordum; komik geliyordu. Ögrenci oldugunu saniyordum. Ama bisikletini taniyor(d)um. Dislilerinden birinde, zincirinde, ne bileyim bir yerinde bir sorun var. Tamir edilmemis. Belki edilememis. Pedala her basisinda belli bir ses cikariyor. Iste o sesi agustos böcegine benzetiyorum. Pedala bastikca...bastikca...bastikca.. sanki yakinlarda bir yerlerde bir agustosböcegi ötüyor. Sanki kis ortasinda degiliz gibi geliyor. Sanki yaz ortasinda ılık bir aksam gibi oluyor. Sanki ısı birden bir kac derece yükseliyor. Kisacik bir süre icin.... Sonra agustos böcegi uzaklasip gidiyor. Kis geri geliyor.

Thoreau iyilikten ve iyi insandan bahsederken "...kendisine hicbir seye mal olmayan, farkinda bile olmadigi bir özelligi olmali" diyor ya, agustosböcegi yanimdan gecerken hep bunu animsiyorum. Bana yaptigi iyiligin farkinda mi merak ediyorum. Dünyaya bu türden bir iyiligim dokunsun cok istiyorum.

Günler uzadigindan beri yüzünü de biliyorum. Galiba ögrenci degil...

--biriktirmeden--

2 Eylül 2015 Çarşamba

Önceki gün...

Bir saat önce cati katina astigim gömlekleri coktan kurutmus olan yaz, sen ne güzelsin.
Ben büyük perdeleri yikayip kurutuncaya kadar da burada kalir, beni bekler misin?

demistim.
Olmadi, dün yagmur yagdi.
Ben de perde yikamayi erteledim, yagmuru seyrettim. Camdan degil, oturdugum yerden, icimde...

"Bana iyi gelen seyler" kontenjanindan Tao Te Ching okudum. Su satirlar örnegin ne güzel:

"Camurun dibe cöküp suyun temizlenmesini bekleyebilecek sabriniz var mi?
Dogru eylem kendiliginden ortaya cikana kadar hareketsiz kalabilir misiniz?"

Sunu okumak da gülümsetti beni, Lao Tzu 2500 yil öteden bana sesleniyor :)

"Varlıkların hengamesini izleyin,
ama dönüşlerini tefekkür edin."

Ben de öyle yaptim zaten. Dün epey bir dönüs tefekkür ettim. Yok, saka yapiyorum. Bu dönüsle, o dönüsün farkinin farkindayim elbet. Dün bütün gün büyük kutuda taban karesini ördükten sonra yukari dogru kivrilip yükselmenin nasil olacagini deneyip durdum. Bütün gün tekrar tekrar söküp ördüm, sonunda köseyi dönüp, yukari dogru yükselmeyi basardim :) Ama iste tam bu sirada ipim bitti. Sen su kösede dur azicik büyük kutu.




Ayrica dün mutfakta calistim biraz. Ortaya cikmasi gerekenleri ortaya cikardim, kenara kaldirilmasi gerekenleri kenara kaldirdim. Bitmesi gerekenlerin bitisini planladim. Vazgecilesi seylerden vazgectim.

Haa bir de, bazi eski notlari temizleyip ayikladim. Oradan okunacak kitaplar listesine pek cok aday adayi cikti.