mizah etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mizah etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Mart 2026 Pazar

Portekizce Düzensiz Fiiller

 Uzun ve sert bir Alman dramından sonra hafif ve mizahi bir şey okumak istedim; "Portekizce Düzensiz Fiiller'i (Portugese Irregular Verbs) seçtim.

Bir Botswana polisiye serisi olan "The No. 1 Ladies' Detective Agency"i okuduğumdan beri Alexander McCall Smith'in diğer kitaplarını da okumak istiyordum. Portekizce Düzensiz Fiiller başta Prof. Dr. Moritz-Maria von Igelfeld olmak üzere üç Alman filoloğun çevresinde dönen, akademik dünyanın gerçeklikten kopukluğuyla inceden inceye dalgasını geçen bir kitap. Roman diye tanıtılıyor ama konu ve karakterler açısından birbirine bağlı öyküler olarak okumak da mümkün. 

Kitap adını Romanistik ve özellikle Portekizce konusunda uzmanlaşmış olan Prof. Dr. von Igelfeld'in akademik çalışmalarının bir sonucu olan dev eserinden alıyor (1200 sayfa). 

Hafif  dedim ama hafife alınacak bir kitap değil "Portekizce Düzensiz Fiiller". Şu bölümü not almışım:

"Von Igelfeld pencereden dışarı baktı. Küçük yağmur damlaları camın üzerinden akıp kırsalı titretiyordu. Manzaranın bir dili nasıl şekillendirdiğini düşünüyordu. Bu tepelerin İrlandaca'nın yumuşak hecelerinden başka bir şey çıkarabileceğini hayal etmek imkansızdı; tıpkı Avrupa'nın yüksek kayalıklarında Almanca'nın sadece belirli biçimlerinin konuşulabileceği gibi; ya da çamurlu, boğuk, balgamlı ovalarda sadece Hollandaca konuşulabileceği gibi. Dilin bu kadar büyük ölçüde kaybolmuş olması, sadece kırsal kesimin bu küçük bölgelerinde hayatta kalabilmesi ne kadar üzücüydü. Bu her yerde oluyordu. Modern dünyanın kabalıkları, dilsel incelikleri basitleştiriyor, hatta yok ediyordu. Düzensiz fiiller düzenli hale geliyor, geçmiş zaman dilek kipi şimdiki zaman dilek kipine dönüşüyor veya daha sıklıkla tamamen ortadan kayboluyordu. Daha önce sevilen bir tepeyi, yeni biçilmiş otun kokusunu veya bir dokuma tezgahının çözgüsünü geçirme eylemini tanımlamak için dört sıfat varken, şimdi yalnızca bir tane sıfat kullanılabiliyordu veya hiç. Ve kelimeleri kaybettiğimizde, diye düşündü Von Igelfeld, onlara eşlik eden dünyanın dokusunu da kaybediyoruz."

Seri halinde yazmayı seven McCall Smith bu kitabı izleyen ve yine Prof. Dr. von Igelfeld ve arkadaşlarının maceralarını konu alan devam kitapları da yazmış. Bulabilirsem onları da okumak isterim.




27 Şubat 2026 Cuma

Yunanlı Bir Kız Aranıyor

 


 İlk gençliğimde Ankara Yeni Sahne'de izledigim "Fizikçiler"den tanıdığım ve sevdiğim Friedrich Dürrenmatt'ın romanlarını ve oyunlarını okumayı planlamıştım. 1955de yayımlanan"Grieche sucht Griechin" (Yunanlı Bir Kız Aranıyor) ile başladım. Bir fabrikanın forseps bölümünde sayman yardımcısı(nın yardımcısı) olarak çalışan, eskiyeni presbiteryen kilisesine bağlı, etyemez, sigara kullanmayan, maden suyu ve sütten başka bir şey içmeyen, dürüstlük ve erdemi her seyden cok önemseyen Arnolph Archilochos'un hikayesi. Olayların gelişimi öylesine absürd, öyle inanılmaz ki insan bir süre acaba kahramanımız bir rüya mı görüyor, diye düşünüyor. Kısa ama etktileyici bir kara mizah, bir toplumsal hiciv. 

16 Haziran 2017 Cuma

Katil Anders ve Arkadaşları (Bir İki Düşmanı da Dahil)



Mörder Anders und seine Freunde nebst dem einen oder anderen Feinden
Jonas Jonasson, 2015


"Acaba ücüncüsünü yazar mi?" diye sordugum Isvecli yazar Jonas Jonasson'un ücüncü kitabi. Almanca'ya cevrildigini 2016 basinda haber aldigim, okumak icin sabirsizlanmayip, tam tersine sakince uygun zamani bekledigim kitap... Bu kez hikayenin kahramanlari neredeyse tüm yetiskinlik dönemi hapishanede gecmis olan katil Anders, resepsiyonist Per Persson ve ateist oldugu icin papazliktan kovulan Johanna Kjellander. Resepsiyonistle eski papazin hikayesi biraz bir önceki romandaki Nombeko ve Isvecli sevgilisinin hikayesine benziyor. Bu romanda önceki iki romandakinin aksine politik yan detaylar yok. Kralice'nin basinda yayinlanan bazi yorumlarini saymazsak, bi de kahramanlarimizin bir keresinde sarayin kapisina dayanmasini, olay tamamen kendi halinde Isvecli vatandaslar arasinda geciyor... Jonas Jonasson'un dilinden yine kuzeyli ve serin bir mizah damliyor. Her seyle dalgasini geciyor; inananla, inancsizla, ahlakliyla, ahlaksizla, cevreciyle, Stokholm'un suc cevreleriyle, devletle, bürokrasiyle, hatta Per Persson'un sahsinda kendi adiyla bile... Per Persson'un adi bana Bülent Ortacgil'in "Şık Latife de kişinin teki" dizesini animsatti kitap boyunca :) Üstelik Google'a bakilirsa Isvec'te bu isimde gercek bir kac kisi de varmis :)

Kitap henüz Türkce'ye cevrilmemis. (Henüz "Die Analphabetin..." bile Türkce'ye cevrilmemis.) Cevrilirse adı herhalde baslıktaki gibi bir sey olur. Beklemeli... Görmeli...

4 Mayıs 2015 Pazartesi