primat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
primat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Aralık 2025 Pazar

Empati Çağı


Bu ay kurgudışı, bilimsel kitap olarak Frans de Waal'ın 'Empati Çağı'nı (The Age of Emphatie) okudum. Primatolog ve davranış bilimcisi olan De Waal'in bu kitabi 2009 yılında yayınlanmış. İnsanlarda empatik davranışın kökenlerini incelerken, primatlar başta olmak üzere memelilerden zengin örnekler veriyor. De Waal'e göre insan tamamen bencil değildir; empati ve fedakarlık gösterir. Öte yandan empati insana özgü, ayırıcı bir özellik de değildir. Empatinin daha temel düzeydeki bileşenleri (örneğin perspektif değiştirebilme, bir olaya başkasının perspektifinden bakabilme becerisi, kendini ayrı bir varlık olarak hissedebilme, benlik duygusu) memelilerde ve hatta balıklarda bile tespit edilmiş. Empati ise özellikle hem anekdot ve gözlemlerden, hem bilimsel deneylerden insansılarda da (şempanzeler, bonobolar, orangutanlar, ...) olduğu bilinen bir özellik. Yazar evrimsel açıdan bakıldığında bunun tamamen özgecilikle açıklanamayacağını, empatinin bir amaca hizmet ediyor olduğunu kabul ediyor. Yazara göre bu amaç türün devamıdır ancak bireysel düzeyde empati biyolojimizin derinlerine işlemiştir, rasyonel bir çıkar hesaplaması olmaksızın, refleks olarak adeta kendiliğinden gelişir. Dolayısıyla empati insan düşüncesinin, medeniyetinin, örneğin din ve ahlak öğretilerinin bir ürünü de değildir.  Empati ve onun bir sonraki adımı olarak adalet, insan toplumlarında da, çeşitli hayvan türleri ve topluluklarında da biyoloji ve çevresel kimi bileşenlere bağlı olarak farklı şekillde ve derecelerde göze görünür olur.  Örneğin De Waal bir öğrencisinin yaptığı deneylere dayanarak bir iktisat terimi olan 'adaletsizlik tiksintisi'nin sadece insanlarda değil, memelilerde de görüldüğünü iddia ediyor. Adaletsizlik tiksintisinin neye benzediğini merak eden olursa Frans De Waal'in TED konuşmasından şu alıntıya göz atabilir.  

İnsanlarda empati, yardımlaşma, fedakarlık ve adaletin çeşitli yönlerini daha iyi anlayabilmek için okunası bir kitap. De Waal'in insan davranışlarını ve bunların kökenlerini daha iyi anlayabilmek için primat araştırmalarından gelen deneyimlerini paylaştığı başka ilginç kitapları da var. Şempanze Siyaseti bunların en ünlüsü. 

'Öküzü gördün, koyunu görmedin'

Geyik avlayanlardan mısın, tavşan avlayanlardan mı?

24 Haziran 2017 Cumartesi

Japon makaklari



Gecen aksam televizyonda primatlar üzerine bir belgesel vardi (yukardaki degil, bir baskasi). Insanlari saymazsak kuzey yarimkürenin en kuzey ve soguk noktalarinda yasayabilme becerisine sahip tek primat türü olmasi sebebiyle Japon makaklarindan da bahsettiler. "Primatlarin uyum kabiliyeti böyle de yüksektir" anlaminda... Japon makaklarini belki de biliyorsundur. Sosyal medyada buz gibi bir karlar ülkesinde, dumani tüten termal bir suda cekilmis fotograflari ve videolari dolasir (örnegin yukaridaki). Ingilizce'deki adlari snow monkey (kar maymunlari) dir.

Fotograflar carpicidir. Makaklarin suyun icindeki o cok duru, cok sakin, cok dingin, cok bilge bakislari insani sarsar. Nerdeyse insan gibi, cok sey bilir gibi, neredeyse insanlardan bile cok sey bilir gibi bakarlar. Bizim  bilmedigimiz neyi bildiklerini merak ederdim. Hep biraz arastirmak istemistim bu konuyu. Belgeselin o kismina iyice kulak kabarttim o yüzden.

Japon makaklarinin yasadigi bölgede -20 dereceye varan soguklar hakimmis. Fakat iste kiyisi boyunca yasadiklari nehir termal özellikler gösteriyormus. Suyun icinde sicaklik 40 derece civariymis! Cennet resmen!

Öyle degilmis megerse. Japon makaklari popülasyonunda sıkı bir kast sistemi varmis. Dogdugun aileye göre disiysen ya yüksek kasta aitsin, ya alcak kasta. Ara gecislere yer yok, hiyerarsi cok kati. Erkekler hiyerarsinin en dibinden baslayip güc savaslariyla ya da güclü bir erkek veya disi bireye yakin durup hizmetine girerek adim adim yükselebiliyorlarmis. Kisin buz gibi sogukta termal sulara girip isinma hakki da sadece yüksek kasta aitmis. Suyun basinda durup kimin girdigini kontrol eden bi makak abi vardi, belgeselde gösterdiler. Düsük kasttan birisi suya girmeye kalkisirsa kovalayip dövüyormus. En soguk günlerde suyun icindeki yüksek kast üyeleriyle, disarida titresen düsük kast üyeleri arasindaki isi farki 60 dereceyi buluyormus özetle. Sasirdim kaldim dogrusu, uyum kabiliyetinin böylesi hakikaten de... O bilgece, o dingin bakislar da 40 derecelik suda mayışmanın eseri olsa gerek. Zaten cocuk her yer de cocuk. Suyun icinde büyükleri öööle bilgece bakinirken bir anda birbirleriyle cekismeye baslayip ortami birbirine katan yavru makaklar da gördüm. Anne makaklardan birinin bir digerine "Haniiim hanim, bak cocuguna mukayyet ol, yoksa...!" der gibi bakisini da sanki görür gibi oldum.

Doganin bu muglak isleri beni öldürecek. Ben hiyerarsi, kaynak paylasiminda adaletsizlik, kast, sinif gibi islerin hep insan zihninin ürünü oldugunu sanirdim. Böyle kesin, net bir cizgiyle cizilmis gibi. Tamam, aslan ailelerinde de alfa hayvan falan vardir ama o sanki daha baska bir sey. Meğerse sınıfsal adaletsizlik, ortak kaynaklarin adaletsiz paylasimi ve benzerleri gayet primatsal bir fenomenmis.