hayvan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hayvan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Şubat 2026 Cumartesi

Sür Pulluğunu Ölülerin Kemikleri Üzerinde

 




Olga Tokarczuk'a ilk kez David Damrosh'un "Around the World in 80 Books" adlı kitabında rastlamıştım. Damrosh özellikle "Flights"tan (Koşucular) ve "Anna In"den övgüyle bahsediyordu. Tokarczuk anlaşılan "Anna In"i Canongate Yayınevi'nin "The Myths" adlı mitoloji uyarlamaları serisi için yazmıştı. Böylece hem Olga Tokarczuk'a hem de The Myths serisine "Anna In" ile giriş yaptım. İlginç olan şey, kitabın Canongate veya başka bir yayınevi tarafından İngilizce'de yayımlanmamış, pek çok Tokarczuk kitabının çevrildiği Türkçe'de de bilinmiyor oluşuydu. Ben Almanca çevirisini bulup okumuştum ve 2024'te okuduğum "dünya seyahati" kitapları arasında en sevdiklerimden biri olmuştu. Bence mitoloji uyarlaması denen şey "Anna In" gibi olmalı. Olga Tokarczuk'un kalbime taht kurması ve tüm kitaplarını okumaya heveslenmem işte böyle oldu.

Dönelim "Sür Pulluğunu Ölülerin Kemikleri Üzerinde"ye... Nihayet fırsat bularak okuduğum ikinci Tokarczuk kitabı. Spoiler sevmeyenlerin okumadan önce hakkındaki tanıtım yazılarına dikkatli yaklaşmasını gerektiren detayları var (bu yazıda spoiler yok). Ben öyle yaptım ve kitaba başladığımda konusuna, nerede, hangi zamanda geçtiğine dair en ufak bir fikrim yoktu. 

Olaylar günümüz Polonya'sında, Çekya sınırında, özellikle kışın çok az kişinin yaşadığı ücra bir yaylada geçiyor. Hikayenin anlatıcısı Janina Duszejko yaşlı, egzantrik bir kadın; eski bir mühendis. Uzun kış gecelerinde tanıdığı insanların astroloji haritalarını çıkarıyor. Genç arkadaşı ile William Blake şiirlerini Lehçe'ye çeviriyor. Köydeki çocuklara İngilizce dersi veriyor ve kışın her gün komşularının ona emanet ettikleri evlerini kontrol etmek bahanesiyle yaylada uzun turlar atıyor. Çevresindeki insanlara fiziksel özellikleri ve huylarına göre adlar takıyor. En yakın komşularından Garip'in bir akşam diğer komşuları Koca Ayak'ın öldüğünü haber vermesiyle olaylar gelişiyor. Ardından gelen dört ölümle (köyün polis komiseri, zengin bir çiftlik sahibi, mantar toplama derneği başkanı ve köy papazı) öykü karanlık, gerilimli bir hal alıyor. Polisiye sevenlerin daha kitabın çok başlarında çözümünü tahmin edebileceği bir düğüm içermesine rağmen kitap bir polisiye değil. Karanlık atmosferine, dehşetli ölüm tasvirleri ve kahramanımızın kabuslarına rağmen bir gerilim romanı da değil. Bana kalırsa daha çok ekolojik ve toplumsal bir eleştiri. İnsanın doğa ve özellikle hayvanlar üzerinde tahakküm kuran, zorba ve zalim tarafının eleştirisi, güç sahiplerinin yaptıklarına göz yumup susan sıradan insanın eleştirisi,  ikiyüzlü, eğilip bükülen bir etik anlayışının eleştirisi... Yazarın satır aralarına yerleştirdiği kimi fikirleri sert gelebilir,  okuyanın suratına tokat gibi çarpabilir. Fakat hep aklımıza yatan şeyler söyleyen, okurun suyuna giden yazarlarla da nereye kadar?

Kitaptaki insana küskün, hatta cezalandırıcı doğa motifi bana Amos Oz'un "Suddenly in the Depths of Forest"ını anımsattı. Bu kitabı okuyan onu da okuyabilir veya o kitabı seven bu kitabı da sevebilir. Tüm karanlık, şiddet ve ölüm içeren atmosferine rağmen kitabın mizahi bir tarafı var. Yazar kitabın satırları arasından bize muzipçe gülümseyerek bakıyor gibi. Bu muzipçe gülüşü "Anna In"de de hissetmiştim. Olga Tokarczuk muzip bir yazar bana kalırsa. 

Son olarak kitabın adı, bölüm başlarındaki küçük alıntılar gibi William Blake'den.

19 Mart 2017 Pazar

Sürü zekası


Die Intelligenz des Schwarms - Was wir von Tieren für Unser leben in einer komplexen Welt lernen können, Peter Miller, 2010

Kendini hayvan sürülerinin (karincalar, arilar, termitler, baliklar, cekirgeler, geyikler, vb.) inanilmaz koordineli ve etkin davranislarini aciklamaya adamis bir bilim dali var. Son derece akillara zarar yöntemlerle calisiyorlar; örnegin 4000 ariyi tek tek sogutup numaralandiriyorlar ya da binlerce sigircik veya sercenin cekilmis videolarda tek tek koordinatlarini tespit edip bunlari analiz ederek sürü davranislarini aciklamaya calisiyorlar.  Uzun süredir bu konuda bir kitap okumak istiyordum. Kütüphane raflarinda tesadüfen rastlayinca alt basligina bakmadan ("Komplex bir dünyada yasamayi ögrenmek adina hayvanlardan neler ögrenebiliriz?") hemen almis, kendimi bir doga kitabi okumaya hazirlamistim. Önsözündeki "human kapital", "is dünyasi", "sirketler", "günümüz ekonomisi" bidi bidilari bu yüzden basta irkilmeme yol acti. Neyse ki, vazgecmeyip devam edince ilginclesti kitap. Her bir bölüm belli bir hayvan sürüsüne ve ona dair yapilmis arastirmalara dayaniyor. Devaminda da bu hayvanlardan ögrenebilecegimiz seyler ve hangi alanlarda bu bilgilerin simdiden uygulanmaya baslandigi anlatiliyor.

Karincalardan elde edilen dagitik is organizasyonu bilgilerini kullanan Air Liquid diye bir sirketten bahsedilyior örnegin. Boeing test departmani ari demokrasisini baz alan bir yapi kurarak karmasik ortamlarda bütünün yararina kararlar almaya calisiyormus. Kus ve balik sürülerinin analizi ayni sekilde merkeziyetci olmayan , az bilgiyle yerel karar alan yapilarla, bütünün nasil  senkronize ve verimli hareket edebildigini gösteriyormus. Ayrica Yüzüklerin Efendisi ve benzer filmlerdeki büyük, kalabalik ordularin oldugu sahneler, dijital animasyon yöntemleriyle ama gayet dogal cekilebiliyorsa sebebi de yine bu bilim daliymis. Cekirge sürülerinin davranisi ile insan kalabaliklarinin dar alanlarda panige kapildigi durumlarda yasadiklari (Filipinler'de bir stadyumda yasanan felaket ve 2006 yilinda Hac'da  yasanan felaket analiz ediliyor bu bölümde; benim aklima 2010'da Almanya'da yasanan Love Parade felaketi geliyor ek olarak) arasinda paralellikler kuruluyor. Hatta Izlanda'da 2009 yilinda devletin iflasina sebep olan ekonomik krizin aciklanmasinda bile cekirge davranislari yol gösteriyor. Hangi durumlarda sürünün bir avantaj, hangi durumlarda dezavantaj haline dönüstügü irdeleniyor.

Özetle, oldukca ilgi cekici bir konuda, gayet anlasilir bir dille yazilmis iyi bir kitap. Sadece doga ve hayvanlar alemiyle ilgilenenler icin degil, kitle davranislari, karmasik yapilarda etkin karar alma mekanizmalari, grup dinamikleri ve bu dinamiklerin zararinin önlenip yarara cevrilmesi gibi konulara ilgi duyan herkese tavsiye...

Ingilizce orijinali The Smart Swarm - How to Work Efficiently, Communicate Effectively, and Make Better Decisions Using the Secrets of Flocks, Schools, and Colonies adiyla yayimlanmis.

19 Kasım 2014 Çarşamba

Bu aralar maymunlar üzerine epey okudum. Saldiriya ugrayan kizkardesine sarilip teselli eden maymunu okudum. Agac kovugundan su ve karinca cikarmak icin alet yapan maymunu okudum. Kendi cocuklarini iktidara getirmek icin alfa disinin yavrularini öldüren maymunu okudum, 1000'den fazla ingilizce sözcügü taniyan, o sözcüklerden kafiyeler kurabilen, zebra icin "kaplan-at", pinokyo icin "fil bebek" diyecek kadar allegoriden anlayan, ölüm soruldugunda "rahatlik-magara-hoscakal" diye yanitlayan maymunu okudum, iki yasinda cocuk zekasina sahip maymunu okudum. Girtlak yapisi farkli olsaydi konusabilecek olan, beyinde iki konusma merkezi insaninki gibi yerli yerinde maymunu okudum. "Sen insansin, Koko goril" diyecek kadar senlik-benlik duygusuna sahip maymunu okudum. Insanla maymun arasindaki cizgi muglaklasti. Insani insan yapan, insani hayvandan ayiran nedir süpheye düstüm. Nedir insani insan yapan?

FB - 24.06.2014