ortak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ortak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Aralık 2017 Pazar

Bir çerağ ve eine Kerze


Birinci fotograf 2015 Nisani'ndan, Mevlana Türbesi'nden...



Ikinci fotograf oglanin bu yilki okul yilliginin son sayfasindan... Siddharta Gautama, -bilmeyen icin- Buddha adiyla bildigimiz kisinin tarihi ismi... Buna bir ceviri gerek: "Bir mumun isigiyla, onun isigini hic zayiflatmadan binlerce mum yakilabilir." 

Bu iki fotografi buraya birakip gidiyorum. Yedi iklim, yetmis iki kültürde ortak söylenmis sözler koleksiyonumun bu kısmına dahil olsun.

12 Aralık 2015 Cumartesi

Kandil

Aksam aksam döne döne dinledigimden olacak, bunca yil sonra ve an itibariyle candela-candle-kandil baglantisini kesfettiren eser. 71 yasinda ölmez de sag olursam ben de öyle siren sesi cikarabilmek isterim .smile ifade simgesi Bi de "yok birbirimizden farkimiz" dedirten yüz milyon elli sekiz örnek daha biriktirmis olmayi...


2 Kasım 2015 Pazartesi

Ortak

Çok uzun süre önce bir kez bahsetmiştim. Birbirine uzak gibi görünen dillerde aynı deyimlere, atasözlerine rastlamak bana ilginç gelir. Koleksiyonunu yapiyorum bu ortakliklarin. Cünkü cok uzak, cok eski bir kültürel yol ayrimina veya cakismaya isaretmis gibiler.

Ada'yi okurken bir örnegine daha rastladim, gülümsedim: "Die Hunde bellen, die Karavane ziehen weiter".

Kelimesi kelimesine su demek:
"It ürür, kervan yürür."

Ada'nin orijinali Ingilizce olunca merak ettim, gittim bir de oradan baktim:
"The dogs bark, the Caravan passes."

Bu kez "karavan"a,  coook eski ve günlük konusma dilinde baska kullanim örnegi neredeyse kalmamis fiile ve güzeller güzeli kafiyeye bakarak, kaynaginin Dogu kültürü ve Türkce oldugunu varsayabiliriz sanirim.

Önemli mi? Yani kaynagi önemli mi, bu ortaklik önemli mi? Bana önemli geliyor.
Hepsinden de önemlisi, bu köpeklerin ne demeye "ürüyüp" durduklari sorusu...
Karavanin bu kendinden memnuniyeti, bu kendinden ve gittigi yerden eminligi...
Beni düsündürüyor.

3 Eylül 2015 Perşembe

Dün:

"Bana iyi gelen seyler" ve "güzellikle gelen mevsimi karsilama" kontenjanindan elmali pasta yedim. Icindeki tarcin ve üzümle beraber bana asure tadi verdi, iki kez mutlu oldum. Oglan mevsimleri sasirmisti, Krapfen yedi. Sesimi cikarmadim.

Bahar yesili ile sonbahar morunu bulusturdum. Cünkü petrol mavisi yoktu.

Bi arkadasa mektup attim. Postanedeki kadinin zarfi otomatik makineden gecirmeyip eliyle pul yapistirmasini yine hayranlikla seyrettim.

Seyretmek demisken... Dün yine sosyal medyada insanlarin kendi elleriyle üretmis olduklari seylerden duyduklari mutlulugu seyrettim. Benimkine kattim, büyüttüm. Üretmenin mutlulukla bi ilgisi var. Marks gelip yabancilasmayi tanimlayip hayatimiza sokmadan önce ürettigimiz türden üretimden bahsediyorum. Kendi sabununu yapmanin, kendi bostanini büyütmenin, kendi ekmegini pisirmenin, kendi eksi mayani, kefirini, yogurdunu mayalamanin, arkadasina kendi ördügün atkiyi armagan etmenin, cocuguna kendi diktigin oyuncagi vermenin, kendi kendine kutular örmenin.... o türden üretmenin diyorum...mutlulukla bi ilgisi var. Insanin kodlarina islediler bunu...

Son iki yildir okudugum kitaplardan tuttugum notlari acip bir kerede okumaya kalkistim. Beynim döndü. Hepsi ayri bir sey anlatiyordu. Ama ortak noktalar da pek coktu. Ortak noktalari biriktirmeyi seviyorum. Bi ara onlari da not edecegim burada. Delirmekte olan bir dünyada, elimizde ortak noktalara sarilmaktan baska bir sey yok.

Biraz Kurtlarla Kosan Kadinlar'i okudum (Bu blogda bu noktadan sonra KKK olarak anilacaktir). Su ara önümde yari acik duran kitaplardan biri. Bir süredir mehter marsi ritmiyle iki ileri bir geri okumustum. Artik bitiririm sanirim.

Simdilik bu kadar, bugün yapacak cok is var.
Bugünün melodisi, bugünün tinisi ne, emin degilim. Su olabilir gibi geldi ama sanki enerjisi eksik. Biraz da enerji gerek. Bakalim gün neler getirecek...

12 Mart 2009 Perşembe

Günah keçisi

Bazen İngilizce-Almanca ve Türkçe'de bire  bir aynı olan deyimlere, atasözlerine rastlayınca kültürel geçişmenin derecesine şaşıp kalıyorum. Mesela Sündenbock. Bire bir "günah keçisi" demek...