Çağdaş Alman edebiyatının kadın yazarlarından Julia Franck "Die Mittagsfrau"yu 2007'de yazmış. Yazarın en bilinen romanı olan kitap aynı yıl Deutscher Buchpreis'ı (Alman Kitap Ödülü) kazanmış. "Öğlen Kadını" adıyla 2010'da Türkçe'ye de çevrilmiş. Ancak baskısı var mı; piyasada, sahaflarda bulunabilir mı, bilmiyorum. Ben Almanca'sından okudum.
Kitap 1945'te, Stettin'de yedi yaşındaki Peter'in bakış açısından II. Dünya Savaşı'nın bitimini izleyen günleri izlediğimiz bir prologla açılıyor. Bazı şeyler söze dökülmese de anlaşılıyor. Peter'in anlamadığı veya belki de anlamazlıktan geldiği şeyleri, annesinin söze dökmediklerini okur olarak fark ediyoruz. Prolog Peter'i bir tren istasyonunda bir bankta tek başına, okuru ise yanıt verilmemiş sorularla başbaşa bırakarak kapanıyor.
İzleyen bölümlerde I. Dünya Savaşı ve ardından Weimar Cumhuriyeti dönemine geri dönüyor, iki kızkardeş Martha ve Helene'nin öyküsünü okumaya başlıyoruz. Çünkü roman aslında Peter değil, Helene üzerine. 20.yy Alman tarihinin bu üç önemli dönemini ve her bir dönemin toplumsal atmosferini Helene'nin I. Dünya Savaşı arifesindeki çocukluğu, 1920'lerin parlak ve bohem Berlin'inde geçen gençliği ve Nazi dönemine denk gelen evliliği ve anneliği üzerinden okumak mümkün. Özellikle Berlin'de kuzen Fanny ve çevresindekilerin yaşamı biraz Herman Hesse'in "Bozkırkurdu"nu, biraz da Sabahattin Ali'nin "Kürk Mantolu Madonna"sını çağrıştırıyor.
Çeşitli açılardan sert bir kitap "Öğlen Kadını". Gittikçe suskunlaşan Helene'nin çevresinde diyalogların da azaldığı, yer yer kısa, kesik kesik cümlelerin hakim olduğu bir anlatımı var. Kimi bölümler gereksizce uzatılmış veya detaylandırılmış hissi verebilir. Fakat bu kitabın ne için okunduğuyla da ilgili. Bir toplumu, bir dönemi tarih kitaplarından çok, edebiyat üzerinden anlamak isteyen okuyucu açısından, tam tersine hazine bile sayılabilir bu detaylar. Bazı karakterlerin, örneğin Wilhelm'in oldukça klişe geldiğini söyleyebilirim. Wilhelm'in neden öyle olduğuna biraz girebilseydik, belki de amacına daha yaklaşmış ve daha derinlikli bir kitap olurdu.
Kitaba adını veren Öğlen Kadını (Die Mittsgsfrau / Midday Lady) Slav mitolojisinin tekinsiz bir karakteriymiş. Edebiyatta mitolojik göndermeler ilgimi çeken bir konu. Bu kitapta bu detaya rastlamak hoş bir tesadüf oldu. Meraklısına "Mittagsfrau" inanışını mutlaka araştırmasını tavsiye ederim. Kitapta bu inanışa tek bir yerde doğrudan gönderme yapılıyor. Fakat inanç ve inançsızlık, susma ve konuşma, yüzleşme ve kaçınma gibi tekrarlanan bazı motiflerin de dolaylı olarak Mittagsfrau ile ilgili olduğu söylenebilir.
İlgimi çekti ama okuyamam diyenler için; filmi de varmış.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder