thoreau etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
thoreau etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Kasım 2017 Perşembe

Suraya tek tek son zamanlarda okudugum kitaplarin isimlerini not edeyim, sonra detayina girerim, vakit olursa. Olmazsa da kayida gecmis olurlar en azindan.

Thoreau, Günlükler, 1. Cilt




Tagebuch I, Henry D. Thoreau

Thoreau'un hep okumak istedigim, hep ertelenen günlüklerinin yeni Almanca basimina kitapcida rastladim, ilk cildini de kütüphanede buldum. Ilk kitabin sonsözünde de sadece 3 degil, 12 ciltlik bir seri olarak planlandigi muştulu haberini okudum.

Bu kitabi okuyunca Thoreau'u ve Walden'i bu kadar sevmemin bir tesadüf olmadigini bir kez daha anladim. Bir dolu doga gözlemi ama sadece o degil. Bir dolu düsünsel malzeme. Üstelik 20-24 yaslari arasinda yazdiklarindan olusuyor bu ilk cilt. Cok katmanli, bol ironili. Günlük yasamina fazla dokunmadan gecip gidiyor günlük sayfalari. Oysa ki daha önce okudugum biyografisinden biliyorum ki, bu dönemde sevdigi kizi "cok liberalsin" diyerek vermemisler ve bir de abisi ölmüs. Bunlarin hic birinden bahsetmiyor. Ya da bu basim bir derleme oldugu icin es geciyor oralari. Tam anlayamadim o kismini.  Cümleleri öylesine okuyup , "ah ne güzell!" deyip gecmemeli,  bazilarinda baska imalar, bazi derin katmanlara ince göndermeler var. Bir kac alinti da yazmistim suraya ama kaydetmeden cikmisim tüm yaziyi, bu özetle yetinecegiz artik. Hem o alintilarla cesitli mecralarda biktiririm ben sizi zaten... Sonraki ciltleri sabirsizlikla bekliyorum :) 

18 Kasım 2015 Çarşamba

Uyanık



Of of of, yine geldi o buldu beni.

Demek ki bu Aralik, demek ki yine o trenlerde, demek ki "bizi terk etmeyen safaga kavusma umuduyla"... 

ZORUNDAYIZ!



5 Mart 2015 Perşembe

Gülistan




Gülistan
Şirazlı Sadi
Kapı Yayınları, 2015

Gülistan'i okumama bir sebep Thoreau ise, diger sebep Zülfü Livaneli'dir. Thoreau Walden'in Ekonomi adli ilk bölümünün hemen sonunda Gülistan'dan azat servi hikayesini alintilar; Zülfü Livaneli de sanirim bir kac yazisinda bahseder Gülistan'dan.

Sirazli Sadi (dogumu 1209) Mogollar döneminde yasamis, Bagdat'ta egitim görmüs, egitiminden sonra "otuz yillik bir seyahate cikarak Cin'den Misir'a, Anadolu, Suriye ve Arabistan'a kadar pek cok ülkede dolasmis ve bir dönem Haclilar'a esir düsmüs". 1256 yilinda dogum yeri Siraz'a geri dönmüs, 1257'i de Bostan'i , bir yil sonra ise Gülistan'i yazmis. Kitap bir ahlak ve adetler kitabi olarak yazilmis, kendinden sonraki dönemlerde, örnegin Osmanli medreselerinde de ders kitabi olarak okutulmus. Sadi kitaba yazdigi önsözün sonunda "Muradim ögüt vermekti verdim. Hakk'a emanet eyleyerek gittim." diyerek aciklamis amacini.

Gülistan Padisahlarin Tabiatina Dair, Dervislerin Ahlakina Dair, Kanaatin Faziletine Dair, Sükutun Faydalarina Dair, Aska ve Genclige Dair, Zayiflik ve Ihtiyarliga Dair, Terbiyenin Tesirine Dair , Sohbet Edeplerine Dair adinda 8 bölümden olusuyor. Genel olarak düzyazi formunda yazilmissa da , kisa hikayelerin sonuna kisa manzum bölümler eklemeyi de ihmal etmemis Sadi. "Gecmislerin siirlerinden ödünc yoluyla bir seyler alip sözleri"ne katmamayi tercih etmis; "Kendi hirkan eski püskü de olsa baskasindan egreti olarak aldigin giysiden iyidir" diye de aciklamis sebebini.

Aradigimi buldum mu peki Gülistan'da? Söylemesi ayiptir, pek bekledigim kadar derin degildi. Bazi konularda Sadi ile ayni fikirde degildim. Zenginler ve fakirler üzerine tartismalarinda dervise hak verdim; daha sonra kadiyi dinleyince, "eh, sen de haklisin" dedim ona da... Ama dervisle tartismalarini tam bir tarafsizlikla yazabilecek kac cagdas yazar ve düsünce insani vardir?  Iki meselde kendini kapali-acik hissettiren anti-semitik egilimden hoslanmadim ama belki de dönemin genel egilimidir. Sonucta 800 yil öncesinden bahsediyoruz, bugünün deger yargilariyla yargilamak cok kolaya kacmak olur. Belki de ben Gülistan'in derinligine inemedim.

Bunun disinda hos bölümler, hos cümleler, hos meseller vardi altini cizdigim. Bir dönemi ve bir kültürü  tanimak, anlamak icin olmazsa olmaz kitaplardan sayilir düsüncesindeyim.

Gülistan'i ve benzer klasik eserleri güncel ve anlasilir bir Türkce ile okuyucuya sunmak cabasini gönülden destekliyorum. Fakat iki ayri hikayede gecen iki sözcük beni düsündürdü: "Otel" ve "benzin". Otel ile kastedilen "han" mi idi? "Han" denseydi cagdas okuyucu da bal gibi anlardi. Atese "benzin" yerine orijinalde ne dökülüyordu, cikaramadim. Ama körükle gidilse bile benzinden iyi dururdu diye düsünmeden edemedim.

Bana "filmin en iyi kisimlarini zaten fragmanda göstermisler" dedirten güzeller güzeli azat servi hikayesini  de Walden'dan alintilayayim, eksik kalmasin :)



 

18 Aralık 2014 Perşembe

Gökkuşağı

Bu sabah hava acikti, yagmur da yagmamıştı ama gökkusagi vardi :) Uzun zamandir ziyaretime gelmeyen sevgili biri, kahvaltima konuktu sabahin köründe. "Ama Hindiba" demisti, "ancak uyanik ve saglikli dogasi olanlar günesin her gün apacik yeniden yükseldigini animsarlar, unuttun mu?

Unutmustum, o öyle deyince animsamistim. Başımı kaldırıp camdan bakınca aralanmakta olan bulutları görmüştüm. Bugün bir seyler olacagini iste o zaman anlamistim.




28 Kasım 2014 Cuma

Gelip gelip bulur beni, ya da kürkcü dükkani gibi dönüp dolasip hep vardigim kitaptir


31 Mayıs 2014 Cumartesi

...diyo

"bireyi gücünün ve otoritesinin kaynagi...olarak kabul edip...." diyo,
"bireye komsusuna gösterdigi saygiyla yaklasan..." diyo,
"olgunlasir olgunlasmaz meyvesini dökmeye razi olan..." diyo,
Böyle hayal gibi, rüya gibi, cennet gibi bi sey diyo.
165 yil önce diyo.
Bu kadar genc ölmesine sasmamak gerek...


20 Aralık 2010 Pazartesi

gurur duyar, elleri ceplerinde

"Kölelik ve savas karsiti binlerce insan vardir, ama henüz bunlara bir son vermek icin hicbir sey yapmamislardir; Washington ve Franklin'in cocuklari olarak kendileriyle gurur duyar, elleri ceplerinde otururlar; ne yapmak gerektigini bilmediklerini söyleyip hicbir sey yapmazlar; özgürlük meselesini bile serbest ticaret meselesine öncelik vermek icin ertelerler;..."

Ilginc degil mi? Thoreau bin sekizyüz bilmem kacta Sivil Itaatsizlik'te (tam metni burada) söylüyor bunlari.
Simdi özellikle kalin yazilmis iki cümleyi tekrar ve "Washington ve Franklin'in" yerine "Atatürk'ün" koyarak okuyun. Bakin, bakin günlük gida geliyor iste...

Bu Homo Sapiens ilginc bir tür. Cag ve cografyadan bagimsiz küresel düzeyde ayni karakteristik özellikleri gösteriyor ama öyle olmadigini iddia etmeyi seviyor.