pembe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
pembe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Ağustos 2017 Pazartesi

Bunların hepsi tek bir günde oldu sevgili günlükcüm

Bazı şeyler var ki, benim bunlarin hepsinin tek bir günde oldugunu animsamaya ihtiyacim var. Bu kadar cok güzel sey tek bir günde... diye düsünmeye ihtiyacim var. Daha sonra... Herhangi bir günde... Örnegin kış ortasinda... örnegin hava cok soguk ve cok gri iken...  Cok ters bütün seyler ayni gün olmusken ve kirk carsamba bir pabuca sigmisken (öyle miydi o?) Adı 'bütün bunlar bir günde oldu sevgili günlükcüm' olan bir yaziya ihtiyacim var benim sevgili günlükcüm. Adi 'her şey bugün oldu/olur'  (Alles geschieht heute / Everything happens today) olan bir kitap var, biliyor musun? "Gercek bir kuyudur, derindir, dipsizdir" diyen bir adam yazdi. Ben hala okumadim. Orada, kütüphanenin bir rafinda...duruyor. Dur bakalim, onu da okuyacagim. Bir gün. Ama asil konu bu degil. Ya da tam olarak bu. Yani demem o ki, her sey bugün oluyor, bütün bu güzel seyler. Farkinda misin günlükcüm?


12 yil sonra bir Agustos günü ben yine bir cayir turnagagasina rastliyorum. Her Agustos oldugu gibi. Ne olaganüstü degil mi?


Bu ates böcekleri, annesi, babasi , genci yaslisi, dedesi bebesi yine bir ihlamur agacinda toplasiyorlar. Ne tuhaf degil mi?

O ihlamur agacinin bazi meyvesi ve bazi yapragi "artik geç yaz, artik sicak cok" deyip kendini birakmis yere, orada onlarin toprak olmaya dönüstügü yerde betondan bu sinir otu cikmis. Hiç adı gibi degil (Zaten adı da o demek degil). Ne kadar cool, ne kadar calm.. 
Ne kadar sakin degil mi? 


Evet, Agustos'un yarisi sonbahar oldugu icin, simdi artik orada burada mantarlar cikmaya basladi yine karsimiza. 
Ne kadar kamufle, ne kadar pıtrak, degil mi?


Bazen yürüdügümüz yollar ne kadar gölge, ne kadar günes degil mi? Dondurmacinin tatile cikmasi gerçi bize kötü oldu ama bi memleketini görüp gelecek, 
onun icin ne güzel degil mi?


Ihlamur agacinin bağrında büyümeye kalkışan şu porsuk agacı gözümüze ne saşkın degil mi? Belki de o bizi saşırtır, ıhlamur göçer, yol göçer, biz zaten göçeriz, o yüz yaşına basar. 
Bazen ne kadar şaşkınız, değil mi?


Arnavut kaldırımında karşımıza çıkan 'Çiçeğinden (gülünden?) sen sorumlusun' ne kadar da tanıdık değil mi? 


'Lütfen... bana bir koyun çiz' diyen arnavut kaldırımı.... 

... ve 'Evcilleştirmek ne demektir?' diye soran arnavut kaldırımları ne hoş ve onları gölgeleyen ve onların ne olduğunu bilen İtalyan gezi rehberim ne birlikte gezilesi, değil mi?

Kütüphanede ona bulduğumuz kitaplar ve kitapçıda bana bulamadığımız 'Der Analog' varlıkları ve yokluklarıyla nasıl da yüreklerimizi pir pir ettiriyor degil mi? 

Sonunda
En sonunda
 hep eve dönmek ne güzel degil mi?


Evde yeni fikirler olmasi... 
kimisi parlak
 ve pembe
 ve uzaklara gitmeli...


Kimisi soluk 
ve sütlü kahve
 (ve ip yetecek mi?)
ve evde kalmali 

Ve bu günes
ve bu gölge
ve bu patlican ve bu pilav 
ve bu karamelli bonbon agzimda
ve bu bazen karamelli bonbon gibi olabilen dünya cebimde...
ne güzel
degil mi?

13 Ekim 2016 Perşembe

Ilk adim


Bunun altina "“En uzun yolculuklar bile, tek bir adımla başlar.” yazalim ve baslayalim...

16 Kasım 2015 Pazartesi

Dilek Nr.2

Yetmis küsur yasindaki komsumun bazi kalp sorunlari var. Bir kac yil önce iyice ciddilestiginde kalp pili taktilar. Arada bir, bir torunun dogumgünü, mevsimlik temizlik veya buna benzer bir sebeple kendini fazla yordugunda, kalp ve pili kendilerini belli ederler. O zaman mümkün oldugunca sessiz sedasiz ve tiyatrosuz hastaneye gider. Tetkikler, kontroller yapilir, kendini iyi hisseder, geri döner. Gecenlerde yine böyle bir sebeple hastaneye gitti, tahminimizden fazla sürdü dönmesi, merak ettik. Esi "sorun yokmus, rutin kontrolleri yapiyorlar yine" dese de merak ettik. Hastaneden döndügünü tahmin ettigim, ögleye dogru kapisini calmayi düsündügüm bir sabah, camdan oglani yolcu ederken bahce kapisinin önünde dikilirken gördüm. Pembe, hos bir bluz, yakin tonlarda hos bir ceket giymis , sirtinda sirt cantasi, bir an durup gülümseyerek sokaga bakti kisaca. Sanki bütün sokagi selamlar gibi. Sonra yürüyüp gitti. Hastaneden geldiginin ertesi günü nereye gidiyor olabilir? Doktor veya eczaneden baska hicbir yer gelmedi aklima. Yine de ucuk pembe, yine de gülümseme, yine de sirt cantasi ve enerjik durus.

Bir iki gün sonra ögle saatlerinde kapisini caldim bir sebeple. "Tam ögle yemegi saati... rahatsiz ediyorsam kusura bakmayin ama..." dedim. "Ah, bosversene" dercesine elini salladi gülümseyerek ve her bir sözcügün üzerine basarak su anlama gelecek bir sey söyledi: "Kendimi rahatsiz ettirmiyorum"

Kendimi rahatsiz ettirmiyorum.
Rahatsiz olmama izin vermiyorum.
Secim hakkim var, rahatsiz olup olmamam dis bir etkene degil, bana bagli ve ben rahatsiz olmamayi seciyorum.

Komsumu rahatsiz eden, üzen seyler hic mi yok? Var. Biliyorum.
Ama bu durusu, bu tercihi hosuma gidiyor :)

Aynisindan kendime diliyorum.
Mümkünse simdi.
Onun yasina geldigimde de.
Ucuk pembe bluz ve ceket de bonusu olsun lütfen :)

7 Mayıs 2015 Perşembe

Tutumsuz Japon Kirazi




Bir kac gün önce kaldirimda Japon kirazinin sactigi tac yapraklarindan olusan konfeti yiginini gördügümde bi sey düsünmüstüm, bi sey düsünmüstüm ben. Ne düsünmüstüm tam? Biz bosa harcamayalim diye kili kirk yararcasina özen gösterirken doga ananin böyle saci sacivermesi cok absürd gelmisti. Nasil anlatacagimi bilememistim. Bosuna caba.... Halil Cibran anlativermis zaten...Kum ve Köpük'ten: