çiçek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
çiçek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Haziran 2017 Cumartesi

Çoktan seçmeli



a) Bir konu ilgi alanima girdi ya, artik her yerde karsima cikar.
b) Bir takim Marketing insanlariyla ayni sosyal medya trendlerini takip ediyoruz...
c) Tamam tamam, Avrupalilar da basina cicekten tac yapmayi biliyor.
d) Öyleyse Rolex saat ile dolasmak niye bu kadar revacta?
e) Bak, reklamları kritik konusu etmeden de konusabiliyorum ben haklarında...
f) Fotografta ışık camdan çok feci yansımış yalnız...
g) Bi gitsem ya!...

2 Mayıs 2017 Salı



Was blüht denn da?
Der Fotoband - Sicher nach Farbe bestimmen
Kosmos
Margot Spohn, Dietmar Aichele

"Bak, dünyamiz ne güzel!" deki bitki teshisleri icin kullandigim kaynaklardan biri bu kitap. Doga teshis kitaplarinin kendi içinde epey uzmanlasmislari var. Kimi yapraklara, kimi sadece agaclara veya calilara, kimi de böyle sadece acma döneminde ciceklere yogunlasiyor. Bu kitap yabani bitkileri ciceklerinin renk ve sekillerine göre kolayca arayip bulma amacina hizmet ediyor. Söyle bir mantikla tasarlanmis:


Oku oku bitmez. O yüzden "biten" diye etiketlemem komik aslinda. Döne döne kütüphaneden ödünc alirim :) Pek cok bitki teshis kitabi gibi... Buraya not düsmüs olayim :) Bir dahaki sefere bulmam kolay olsun...



28 Eylül 2015 Pazartesi

Sınırlarını tartış



Bu, yola düsmüs bir yerlere gitmekteyken, kendisinden bahsetmek istedigim kart. Yaparken hemen her asamada sürekli ayni cümleleri animsatti bana :

Sınırlarını tartış,
Çünkü onlar kesinlikle senindir. *

Ilk okumamin üzerinden en azindan 20 yil gecmis.
Fakat iyi haber su ki; kitap hala bende :)


(*Richard Bach, Mavi Tüy)

17 Eylül 2015 Perşembe

Hayyamlı müzik, tarçınlı çay, çiçekli kart, akdikenli kaldırım

Ben sözde oraya buraya -bana iyi gelen seyler- birakacaktim degil mi?
Islere daldim, pek birakamadim.

Simdi gelsin...
Biraz sarki, biraz  siir, biraz renk, biraz fikir.


  • Tarcinli cay demlikte demini alirken...
  • Biz simdi sunu dinleyiverelim :

Sözler de cok güzel ve bir Hayyam siirinden devsirme; o da hemen suracikta dursun:

"seher yeli eser yirtar etegini gülün
güle baktikca cirpinir yüreği bülbülün
sen şarap içmene bak, çünkü nice gül yüzler
kopup dallarindan toprak olmadalar her gün"

"bu yildizli gökler ne zaman basladi dönmeye
ne zaman yikilip gidecek bu güzelim kubbe
aklin yollariyla ölçüp biçemezsin bunu sen
mantiklarin, kiyaslarin sökmez senin bu işte"

"bulut gecti, gözyaşlari kaldi cimende
gül rengi şarap içilmez mi boyle günde?
bugün bu çimen bizim, yarin kim bilir kim
gezecek, bizim topragin yeşilligince"


  • Bizim burada henüz bulut gecmedi, cimen gözyaslarini beklemede. Agac dallari sonsuz askin dansinda, gömleklerini yirtmakla mesgul yel. Yağmur az sonra, tahminen ben cayimi yudumlarken...
  • Evvelsi günün "akıl koruyan"ı ; kagitla ipi kumasi eninde sonunda bulusturacagimi biliyordum:

  • Bugünün "kaldırımda karşıma çıkan"ı


  • 'proce'de son durumlar: Komsularla ortak kullandigimiz cati katina en cok bizim yayildigimizi farkettigimden oraya bir el atmam gerekiyordu. Bugün bir kac büyük kavanozu atarak basladim. Insanlik icin kücük, benim icin büyük bir adim. Bu artık mevsimlik degil, yillik proce :)  Biraz da dosya, klasör isleriyle ugrastim. Daha da önemlisi kafamin bazi klasörlerini de düzene koydum bu arada :) 

25 Ağustos 2015 Salı

Önce peynir vardi...


Önce peynir vardi.
Feta.. Yunan...



Sonra peynir... yoktu.
Yok oldu birden...
Nasil oldu bilmiyorum.
Kutu bana , ben kutuya bakiyorduk.
Ben "bu kutudan iyi bir seyler cikar" diyordum.
Kutu bana "mavi bi seyler olmali, beyaz bi seyer olmali, Akdeniz bi seyler olmali" diyordu.
Ben aslinda toprak tonlarinin etrafinda dolasiyordum. Aborijin takiliyordum, cünkü en iyi onu yapabiliyordum :)

Ama kutu hakliydi. Toprak rengi olmazdi. Mavi gerekti, beyaz gerekti, deniz gerekti, turkuaz, bulut, balik, gece mavisi, gök mavisi. Ne bileyim iste, öyle bi seyler gerekti.

Kafaya biraz serinlik gerekti, ellere biraz mavilesmek gerekti...


Sulu boya olmazdi, galiba biraz akrilik boya gerekti. Biraz koyu, biraz kobalt mavi gerekti, hi hi , evet biraz da beyaz. Turkuaz icin koyu maviyle beyazi karistirmak gerekti. "Sen baskasin, benden uzak ol" diyen saskinin tekiydi, yeni renkler icin hep ötekine dogru bir adim atmak, eger cesaretin varsa baska renklerde kaybolmak gerekti.

Sonrasi da böyle iste...


Nasil oldu bilmiyorum, hava serindi, ögleden sonraydi.
Dünya bir an icin güzel bi dünyaydi, mavi bir dünyaydi, parlak ve temiz ve dünyaydi, cicek bir dünyaydi.



Dünya hatalara acik, hatalari kaldirir bir dünyaydi. Ne bileyim, hatalara ragmen güzel bir dünyaydi. Kutu icini acinca ne cikacagi belli olmayan bi kutuydu. Pandora'nin kutusu muydu? Kimbilir. Sanmiyorum. Hakkinda böyle iyi hisler tasidigim bir kutuydu.


Kutu gerci herseye acik bir kutuydu. Aborijin sanatini mavi Akdeniz tonlarinda tasiyan, bir Türk'ün elinden cikma, Almanya'da yasayan bir kutu olabilirdi olmasina, ama sanirim herseye ragmen özüne bagli, hikayesi bilinir olmak isteyen bir kutuydu.  Kenarlari güzel olsun diye yapistirdigim boyaci bantini sökerken isin sonunda, bir kisim boyanin da sökülmesi, hem de tam o kisimda, baska nasil aciklanabilirdi?



Ben kutu sözü dinler biriyim. Kutunun sözünü dinledim, aynen öyle biraktim, düzeltmedim.
Iste bugün de böyle bir gün, dünya da böyle bir dünya, masal da böyle bir masaldi...
Cicek de böyle bi cicek, mavi de böyle bi maviydi.
Acaba senle ben, ikimiz de, böyle cicek, böyle mavi olabilir miydik?
Olabilirdik.
En azindan deneyebilirdik sanirim.

11 Ağustos 2015 Salı

Baskılar devam edecek!

Patatesten başka baskı bilmeyen bi çocuktum ben.
Ne iyi ettim de...
Oglani bahane ettim de...
Renklere, boyalara, dokulara bogdum kendimi.
Ne iyi ettim de...
Her seye ama her seye bir baski araci olarak baktim.
Taslar, midyeler, yapraklar, ipler, bulasik süngerleri, kavanoz dipleri, genis fircalar, kivrilmis karton kenarlari, daha iki gün önce kendi ördügüm bardak altligi...

Oh, cok iyi ettim!
Nokta nokta vurguladım, çiçek üstüne çiçek açtırdım, turuncu güneşler, mor yapraklar, püskürtme renkler... Daha neler, neler.... Bitmedi, devam edecek!