mülkiyet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mülkiyet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Mayıs 2017 Cumartesi

Utopia



Yeni bitenim, bu kez nedense bi güc bitenim...
"Griptendir, o griptendir" diye elimde sürünmesine bahane buldugum, nihayet bitenim :)




Thomas Morus, nami diger Thomas More'dan bir kitap türüne adini vermis olan Utopia... Michael Siefener elinden cikmis yeni Almanca cevirisiyle...

Iki yerde satirlarin fotografini cekmisim. En begendigim kisimlari sadece bunlar degil belki ama örneklemek acisindan....:


"Doga altin ve gümüse onlarsiz yasayamayacagimiz özel bir anlam yüklememistir, sadece insanlarin soytariligi nadir olduklari icin bunlara demirden daha büyük deger atfeder. Tam tersine doga sevgi dolu ve sefkatli bir anne gibi en önemli ve en iyi olanlari acikca/engelsizce önümüze koymustur: Hava, su ve toprak... "

  

"Kimse bir seye sahip olmadigi halde herkes zengin(di)."

(Utopya'yi tarif ederken)

Genel izlenimime gelince kitabin yazildigi dönem düsünülürse (16.yy) gercekten epey ütopik ve öncü oldugu söylenebilir. Yazdigi kimi seylerin simdi bile "ütopik" oldugu ne kadar acik... Schumacher, Gandhi ve Illich gibi "insani ölcü alan bir ekonomi"ye isaret ediyor. Mülkiyetsiz, tüm kaynaklarin esitce herkese acik oldugu bir toplum hayal ediyor, vb.  Öte yandan her ütopi yazari gibi,  icinde bulundugu toplumun en genel gecer kabullerini yine de asamiyor; Ütopya da kadinin erkege, gencin yasliya tabii oldugu bir hiyerarsik toplum olarak tarif ediliyor ve makyajlanmis da olsa bir kölelik sistemi var... 

Cok isterdim Utopia'yi bir okuma grubuyla beraber, bölüm bölüm , sayfa sayfa tartisarak okumayi. Üzerinde düsünülesi ve tartisilasi bir kitap...  

Bu arada ütopya Yunanca'dan türemis olup "olmayan yer" demekmis. Ütopiler ikiye ayriliyormus; Eutopi ve Distopi. Eutopi iyi örneklerine, Distopi kötü ve korkutucu örneklerine verilen isimmis. Yani kitap olarak "Ütopya" bir eutopi, "Cesur Yeni Dünya" ise distopi örnegi... Ama bu kavramlar yine de tartisilabilir. Fikrimce örnegin "Ada" umutsuz bir ütopidir,  "Fahrenheit 451" ise umutlu bir distopidir. Ütopya'ya gelince, ona ne umutlu, ne umutsuz diyebilyirum. Morus Ütopya'yi önümüze birakip gidiyor. Akibeti ve akibetimiz hakkinda hic bir sey söylemiyor. O papaz Ütopya'nin yolunu buldu mu, ve hatta Morus o papazin Ütopya'nin yerini yolunu bulmasina yardim etme cabasi gösterirken ciddi mi? Ironi mi yapiyor? Hic bir sey belli degil ve endiseye gerek yok;  spoiler felan vermedim ;) 

17 Ocak 2015 Cumartesi

Mutlu Yaşam El Kitabı




Handbuch des Glücklichen Lebens
Seneca


Uzun zamandir hicbir kitabi okurken bu kadar sıkılmamıştım. Üniversitede sinavlara calisirken okudugum ders kitaplarindan beri hic bir kitabi okurken "kac sayfa okudum, bu bölümün bitmesine kac sayfa kaldi" diye sayfa numarasi takibine düsmemistim. "Derdin neydi peki?" diye soracak olursan, evdeki kütüphanenin raflarinda okunmadan süs gibi duran kitaplara karsi allerjim var. Alip eve getiren düsünsün diyemiyorum.

O kadar mi kötüydü?
Yok degildi aslinda. Hatta simdi bir sey diyecegim, sasiracaksin. Aslinda gayet iyiydi.
Bir kere Seneca Stoaci. Bir kez daha Stoa'yi bir Stoaci'nin kendi dilinden okudum, biraz daha ögrendim. (Digeri Marcus Aurelius idi)

Ikincisi mülkiyet ve güc iliskileri acisindan bazi sözlerini tutmasam ve hatta kendi icinde celiskili de bulsam (örnegin Nero'ya yazdigi methiyeli satirlar berbatti) , yine de dünyaya, hayata, mülkiyet iliskilerine bakisinda sevdigim, kulaga dogru gelen ve not aldigim pek cok nokta oldu.

Bu ne simdi? Kendi kendimle celisiyor muyum her cümlemde?
Olsun, Seneca da öyleydi :) Bir yerde Roma'nin sokaklar dolusu fakirinden bahsederken diger tarafta "Biriktirebildigin kadar biriktir. Bilge insan yanlis yollardan edinmedigi seyleri tutmaktan neden kacinacakmis" diyordu. Bir baska mektupta bir baska kisiye ise insanlarin sadece ihtiyaclari kadarini ellerinde tuttugu ve herseyi paylastigi eski , altin günlerden bahsediyor, neden cagdaslarinin bu kadar mutsuz oldugunu mal ve mülkle olan iliskileri üzerinden acikliyordu. Ayni arkadasini bir mektubunda kölelerine iyi davrandigi icin övüp, kölesi kacan Diyojen'in tavri üzerinden düsünülesi örnekler verirken, diger mektubunda köleleri kacmis diye teselli etmeye calisiyordu.

Mektup dedim de, evet, kitap Seneca'nin esine dostuna, kardesine, annesine yazdigi mektuplardan olusuyor.

Ve mutluluk dedim de, kitabin adini da "Mutlu Yasam El Kitabi" diye cevirebiliriz. Oysa 1980'li yillarda ayni kitap "Ruh Dinginligi Üzerine" adiyla yayimlanmis. Bu kitaptaki mektuplardan birinin adi.
Peki neden yeni baski bu adla cikmis? Bu kisisel bir gözlem ama Almanya'da kitapcilarda son 5-6 yildir pek cok kitabin, konusundan bagimsiz "Mutlu" ve "Mutluluk" üzerinden pazarlanmaya calistigini gözlüyorum. Sade yasam, Budizm ve Felsefe gibi degisik konularda olmalarina ragmen bu iki sözcügü kapaklarinda tasiyan bir cok kitap gördüm. Icerikle ad bir cok kez (bu kitapta oldugu gibi) "ne ilgisi var?" dedirtti. Acaba bu toplumun  mutluluk arayisiyla aciklanabilir mi diye düsünüyorum.

Son bir not: Bence özellikle felsefe kitaplarinda cevirenin ya da yayima hazirlayanin sözü, önsöz degil son söz olmali. Yani kitabin sonunda yer almali. Bir kere yönlendirici olabiliyor. Ayrica okuyucu son tahlilde ayni yorumlara vardiginda (ic celiskiler, sıkıcılık, buna ragmen altini cizdirten bir dolu satir, vb) en azindan bunlarin etkilenme degil, kendi fikri oldugundan emin oluyor.      

Ve en son not olarak: Her yazar ve kitap alintiladigi en az bir kitap ve yazari tanima istegi yaratir bende. Seneca Vergilius ile tanisma istegi yaratti. Mülkiyetsizligin ve paylasimin altin caglarini tarifi gayet cagdasti.