türkçe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
türkçe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
2 Eylül 2017 Cumartesi
Kendini Savunan İnsan
Kendini Savunan Insan (Man for Himself)
Erich Fromm
Ilk Basim Yili: 1947
Erich Fromm'u ilk kez üniversitede bir hocamin tavsiyesiyle tanimis, o ara sanirim Türkce'ye cevrilmis, ele gecirebildigim tüm kitaplarini okumustum. Nasil ki Richard Bach'in "Marti'nin yazari" olarak tanitilmasini anlayamiyorsam (Mavi Tüy varken?) Erich Fromm'un da "Sevme Sanati'nin yazari" diye tanitilmasini bugün bile anlayamiyorum. Bi Sahip Olmak ya da Olmak; bi Özgürlükten Kaçış, bi Sevgi ve Şiddetin Kaynağı, ay ne bileyim bi Rüyalar, Masallar ve Mitoslar varken? I ıh, hala anlayamıyorum...
Her neyse, bu kitap da o günlerden kalma. Giriş sayfasına "Şubat 94" diye not düşmüsüm. Demek ki okumuşum. Cünkü o zaman da kitaplari aldigimda degil, okudugumda ilk sayfalarina tarihi not düsüyordum. Simdi blogda yaptigim gibi. Ama tek bir cümlesini bile animsayamadim. Yarim bırakmış olabilir miyim? Çünkü bu kez de okurken cok zorlandım. Hatta Fromm'un tarzını, fikrini temelden çatıya sözcük sözcük örüşünü, okuyucuya ve onun anlama kapasitesine duydugu saygıyı cok sever, cok takdir ederim ama bu kitap en zor okudugum Fromm kitabıydı. Kismen cevirinin beni zorladığını sanıyorum. Hayır, kötü bir çeviri degildi. Elimde e-book formunda kitabin Ingilizce'si de vardi, yer yer açıp anlamak icin Ingilizcesi'nden de okudum :) Ve diyebilirim ki cevirmen Necla Arat cok özenli çalışmış. Asıl sorun inanilmaz "Öztürkce" çevirmiş olması. O yıllarda özellikle felsefe kitaplarinda güclü bir akimdi bu ve o zamanki Hindiba'nin felsefe kitaplarindan kacinmasinin bir sebebiydi sanirim bu. Simdiki Hindiba daha azimli bi tip, hemen vazgecmiyor. Sonuna dek, dikkatle okudum, yeri gelince Ingilizce orijinalinden yardim alarak :) Hay bin kunduz, niye Ingilizce'sinden okumadim öyleyse? Bilmiyorum, elim ikisi arasinda gidip geldiyse de sonunda sararmis eski sayfalardan, kursun kalemle altini cizerek okumak tüm Öztürkce güclügüne ragmen daha cazip geldi.
Simdi bu emeğin sonucu olarak o zamanin Hindiba'sina ve bugünün belki okurlarina bir Öztürkce'den bugünün Türkce'sine "mini" felsefe/psikoloji sözlügü sunacagim :)
ahlak felsefesi = etik
insanci = hümanist
dirimbilimsel = biyolojik
saltık = mutlak
yetke = otorite
yetkeci = otoriter
ussal yetke = rasyonel otorite
ansal = mental, zihinsel
özdek = madde
özdeksel = maddi
yeğin = yoğun
özyapı = karakter
devimsel = dinamik
törelbilinc = vicdan
ağızcıl = oral
dışkıl = anal
imgelem = düşgücü
istem = talep
sunu = arz
düzeneksel = mekanik
uyutum = hipnoz
vb..vb..vb..
Bu konu aklima bir kac yil önce "Türkce felsefe yapilabilir mi? yapilamaz mi? " tartismasi sirasinda Türkiye Felsefe Kurumu Baskani Ionna Kucuradi'nin Türkce felsefe yapilabilecegini ve yapildigini ve Türkce'nin felsefeye elverisli bir dil oldugunu acikladığını getirdi. Bilmiyorum, Türkce felsefe yapma konusunda, ya da Türkce bilim yapmak konusunda yeterince caba harcamadik, emek vermedik gibi geliyor bana. Öztürkce sözcükleri tuhaf, ayrıksı, ne bileyim alışılması zor bulanlar var. Ama sözcüklerin kendilerine ait , özlerinden gelen (bak bunun da felsefe Öztürkcesinde bir karsiligi vardi ama unuttum simdi) güzellikleri ya da cirkinlikleri olduklarindan süphe duyuyorum ben. Internet üzerinde takip ettigim tartismalarda "kıymetli" sözcügünü "değerli" den daha cok seven ve tercihen kullananlara da rastladim; "yaa, 'anımsamak' ne güzel değil mi? 'Hatırlamak'ta onun güzelligi yok" diyene de... Ama bütün bunların ögrenilmis ve sonradan edinilmis tercihler oldugunu sanıyorum. Annemiz bizimle "Bu kadar düzeneksel düsünme, biraz esnek ol. Törelbilincine kulak kabart. Özyapının geliştiği yaşlardasın, arkadaşlarına dikkat et, salt görünüşlerine bakarak secme, ay bu corba da ne kadar yeğin oldu bu arada, bak seninle konuşacağım derken, huuu kime diyorum çocuğum??!!! " felan diye konuşsaydı, bugün bu sözcükleri garipser miydik?
Neyse, kitabin konusuna dönelim. Özetle söyle bi sey diyor Fromm. O yüzden arada törelbilinci pat diye bir sey söyleyip giden bugünkü Hindiba'nin, Fromm'u o zamanki Hindiba'dan daha iyi anladigini saniyorum :) Kendini savun diyo, bireyselligini savun diyo, topluma karsi, cogunluga karsi, otoriteye karsi, sisteme karsi kendini savun, cünkü böylece insanligini savunmus olacaksin. Böylesi bir savunma egoistce bir savunma degil diyo. Özetle. Tamam, anladim ben onu.
Haa, bi de dip not: Kendini Savunan Insan, Özgürlükten Kaçış'ın devami gibi okunabilirmis. Dolayisiyla bir Fromm okumalari kisisel procesi söz konusuysa, önce onu sonra bunu okumak daha iyi olabilir. Sart degilse de...
17 Temmuz 2017 Pazartesi
'Oğul'dil
Son zamanlarda yine birimizin Türkce sorup, digerimizin Almanca yanitladigi (veya tersi) bir dönemden geciyoruz. Neden? Cünkü en son Türkiye ziyaretinin üzerinden epeyce gecti.
Simdilerde ben onu Türkce'de düzeltirken ( "yüra degil, rüya; dört futbolcular degil dört futbolcu, Türkce'de sayi cok bile olsa yanindaki isim tekildir") o da beni Almanca'da düzeltiyor ("DAS Datum demek istiyorsun sanirim; Absatz mi? Ne Absatz'i? Ansatz mi diyorsun?")
Yine de son zamanlarda bir degisiklik dikkatimi cekti. O anneannesiyle telefonda futbol üzerine konusabilmek icin futbol terimlerinin Türkce'lerini ögrenmeye calisirken; bana da Almanca eskisi kadar "Deutsch als Fremdsprache" degil. Nasil ki Türkce oglumun anadiliyse, Almanca da benim 'oğul'dilim :)
Simdilerde ben onu Türkce'de düzeltirken ( "yüra degil, rüya; dört futbolcular degil dört futbolcu, Türkce'de sayi cok bile olsa yanindaki isim tekildir") o da beni Almanca'da düzeltiyor ("DAS Datum demek istiyorsun sanirim; Absatz mi? Ne Absatz'i? Ansatz mi diyorsun?")
Yine de son zamanlarda bir degisiklik dikkatimi cekti. O anneannesiyle telefonda futbol üzerine konusabilmek icin futbol terimlerinin Türkce'lerini ögrenmeye calisirken; bana da Almanca eskisi kadar "Deutsch als Fremdsprache" degil. Nasil ki Türkce oglumun anadiliyse, Almanca da benim 'oğul'dilim :)
21 Ekim 2016 Cuma
Maydonozdan büyücüye TGIF
Bu hafta oglanin beni benden alan fıkrası. Hafta boyunca hatırladıkca ay, ne güldüm :)
Nüfus görevlisi kadina sorar:
"Cocugunuza gercekten de Peter adini vermek istediginizden emin misiniz bayan Silie?"
Espriyi anlamak icin dip not: Petersilie Almanca maydanoz demek! Cocugu her ise maydanoz edecek bu kadin!
Bu arada maydanozun Latince adi da bi havali: Petroselinum. Yunanca petro "kaya", selinum "kereviz" demek. Kaya kerevizi. Yunanlilar'a göre maydanoz bi tür kerevizmis. Peki o zaman Türkce'deki maydanoz sözcügünü nasil anlamali? Cünkü o da Rumca'dan...dersen, onun yaniti da su: Maydanoz sözcügü yine eski Yunanca'da bu bitkinin kaynagi ve asil yetisme alani görülen "Makedonya"dan geliyor. Gercekten. Vikipedi'nin yalancisiyim.
Ay ay konu bunlardan acilmisken ,bi de Ottfried Preußler'in harika cocuk kitabi Haydut Hotzenplotz'da büyücünün adidir Petrosilius Zwackelmann. Kahramanlarimiz caktirmadan dalgasini da gecer hatta bu isimle...
Neyse, cross check tamamdir. Cuma aksami hala bunlardan konusacak kadar gücüm var :) TGIF
Nüfus görevlisi kadina sorar:
"Cocugunuza gercekten de Peter adini vermek istediginizden emin misiniz bayan Silie?"
Espriyi anlamak icin dip not: Petersilie Almanca maydanoz demek! Cocugu her ise maydanoz edecek bu kadin!
Bu arada maydanozun Latince adi da bi havali: Petroselinum. Yunanca petro "kaya", selinum "kereviz" demek. Kaya kerevizi. Yunanlilar'a göre maydanoz bi tür kerevizmis. Peki o zaman Türkce'deki maydanoz sözcügünü nasil anlamali? Cünkü o da Rumca'dan...dersen, onun yaniti da su: Maydanoz sözcügü yine eski Yunanca'da bu bitkinin kaynagi ve asil yetisme alani görülen "Makedonya"dan geliyor. Gercekten. Vikipedi'nin yalancisiyim.
Ay ay konu bunlardan acilmisken ,bi de Ottfried Preußler'in harika cocuk kitabi Haydut Hotzenplotz'da büyücünün adidir Petrosilius Zwackelmann. Kahramanlarimiz caktirmadan dalgasini da gecer hatta bu isimle...
Neyse, cross check tamamdir. Cuma aksami hala bunlardan konusacak kadar gücüm var :) TGIF
2 Kasım 2015 Pazartesi
Ortak
Çok uzun süre önce bir kez bahsetmiştim. Birbirine uzak gibi görünen dillerde aynı deyimlere, atasözlerine rastlamak bana ilginç gelir. Koleksiyonunu yapiyorum bu ortakliklarin. Cünkü cok uzak, cok eski bir kültürel yol ayrimina veya cakismaya isaretmis gibiler.
Ada'yi okurken bir örnegine daha rastladim, gülümsedim: "Die Hunde bellen, die Karavane ziehen weiter".
Kelimesi kelimesine su demek:
"It ürür, kervan yürür."
Ada'nin orijinali Ingilizce olunca merak ettim, gittim bir de oradan baktim:
"The dogs bark, the Caravan passes."
Bu kez "karavan"a, coook eski ve günlük konusma dilinde baska kullanim örnegi neredeyse kalmamis fiile ve güzeller güzeli kafiyeye bakarak, kaynaginin Dogu kültürü ve Türkce oldugunu varsayabiliriz sanirim.
Önemli mi? Yani kaynagi önemli mi, bu ortaklik önemli mi? Bana önemli geliyor.
Hepsinden de önemlisi, bu köpeklerin ne demeye "ürüyüp" durduklari sorusu...
Karavanin bu kendinden memnuniyeti, bu kendinden ve gittigi yerden eminligi...
Beni düsündürüyor.
Kelimesi kelimesine su demek:
"It ürür, kervan yürür."
Ada'nin orijinali Ingilizce olunca merak ettim, gittim bir de oradan baktim:
"The dogs bark, the Caravan passes."
Bu kez "karavan"a, coook eski ve günlük konusma dilinde baska kullanim örnegi neredeyse kalmamis fiile ve güzeller güzeli kafiyeye bakarak, kaynaginin Dogu kültürü ve Türkce oldugunu varsayabiliriz sanirim.
Önemli mi? Yani kaynagi önemli mi, bu ortaklik önemli mi? Bana önemli geliyor.
Hepsinden de önemlisi, bu köpeklerin ne demeye "ürüyüp" durduklari sorusu...
Karavanin bu kendinden memnuniyeti, bu kendinden ve gittigi yerden eminligi...
Beni düsündürüyor.
5 Ekim 2015 Pazartesi
da
uyku tutmadi, sosyal medyanin anlattigi pazar hikayeleri yetmedi, kendi eski hikayelerime daldim azicik...
...da farkettim.
ayri yazilmasi gerekirken dalginlikla bitisik yazdigim
ve
bitisik yazilmasi gerekirken ne akla hizmetse ayirdigim
bütün de/da'lar icin
Türkce konusan dünyadan özür dilerim.
...da farkettim.
ayri yazilmasi gerekirken dalginlikla bitisik yazdigim
ve
bitisik yazilmasi gerekirken ne akla hizmetse ayirdigim
bütün de/da'lar icin
Türkce konusan dünyadan özür dilerim.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
