sincapla okuduklarimiz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sincapla okuduklarimiz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
4 Kasım 2015 Çarşamba
Afacan Beşler
Cocukken en severek okudugum kitaplardandi: Afacan Besler - Enid Blyton
Rüzgarli tepeler, acik hava, kayaliklar, okyanus kiyilari, yagmur botlari ve yagmurluklar, yürüyüsler, zencefilli kurabiye. Aklimda bunlar kalmis.
Uzun zaman önce kütüphanede gördüm, uzun zaman önce gözüme kestirip oglanin yasinin gelmesini bekledim.
Bir süre önce zamanidir deyip bir kütüphaneciye serinin neresinden baslayabilecegimizi sordum. Bir numara hala var miydi? "Maalesef en en eskiler artik yok. Ama surada derleme ciltleri var bir kac tane, eldeki en eskileri bunlardir sanirim" dedi. Onlarin da altincisi vardi bir tek o anda, onu aldim. Yanimda oglanin anaokulundan tanidigim bir anne vardi tesadüfen; "Aaa, Afacan Besler! Ben bunlarla büyüdüm" dedi heyecanla. Ortak bir heyecanla gülümsedik birbirimize. Anlasilan epey bir ülkede epey bir cocuk "bunlarla" büyümüstü :)
Bizim oglan da bunlarla büyümeye hevesli miydi? Sanirim derleme cildinin kalinligi biraz cekinmesine yol acti. Epey bir süre kitaba yaklasmadi. Gectigimiz günlerde hastalaninca oturup birlikte okuduk. Atesi varsa, keyifsizse, kendini nasil oyalayacagini bilemiyorsa, özellikle gecenin bir yarisiysa birlikte kitap okumak hem ona hem bana iyi gelir. Onun bagisiklik sistemine, benim de sinirlerime kendi kendilerini iyilestirmek icin biraz firsat tanir.
Okudugumuz ilk hikaye, tesadüf eseri cocuklugumda da okudugum hikayelerden biriydi. Ikimiz de okuyup bitirdigimizde, kizkardesim deniz fenerinden kayaliklardaki labirentli magaralara bir baglanti oldugunu kitabin o kismina gelmeden önce anladigini söylemisti de, kiskanclikla karisik bir hayranlik duymustum kendisine hatta. Bunca yil sonra bunu animsamak ne ilgincti. Yukaridaki gri hücrelerde galiba bütün cocuklugum hala kayitliydi.
Cocuklugumdan animsamadigim yeni izlenimlerim de vardi tabii.
Yetiskin gözüyle Profesör Kirrin tam sopalik bir adamdi bana kalirsa. Durmadan evi terörize eden profesör arkadasiyla kendisiydi. Sessizlik istiyorsa kalkip kendine sessiz bir ortam bulsundu. Gören de bu ikisini atom fiziginin derin mekanizmalarini aciklamakla mesgul sanirdi. Büyük olasilikla ugrastiklari konu incir cekirdegini doldurmazdi. Bayan Kirrin bence cok taviz veriyordu.
Johanna kitabin asil kahramaniydi. Görünüste bütün gün mutfakta birseyler pisirip tasirmakla mesgulse de; ne calisma odasinda büyük icatlarin, ne rüzgarli kayaliklarda büyük maceralarin pesinde olsa da, evet, asil kahraman oydu. Bütün ögünleri, krapfenli ve kurabiyeli ara ögünleri hazirladigi bir yana, afacan beslerin "Proviant"larini hazirlayip sepet sepet kutu kutu ellerine tutusturan da oydu. Bütün hikayelerde -evden ve Johanna'dan uzak da gecseler- onun karakterine karsilik gelen birisi mutlaka vardi. Bi ciftlik sahibinin karisi veya yatili bir binicilik kursunun sahibi olan kadin... Onlarin hepsine genel olarak Johanna diyoruz.
Georg bütün erkek gibi görünme ve davranma cabasina karsilik mizmizin tekiydi, Anne'den daha fazla kiz kaprisi yapiyordu.
Ayrica hikayelerin ikisinde daha erkek gibi olma - görünme cabasinda kizlar vardi. Ortalik asil adi Henrietta olan Henry'lerden, Harriet olan Harry'lerden gecilmiyordu. Acaba bunu o dönemin Ingiltere'sinde cinsiyetci sosyal rollere karsi bir direnisin baslangici gibi mi görmek gerekirdi?
Anne aslında bayağı sıkı bir kizdi. Haydutlarin elindeyken, magarada oturdugu yerde uyuyabilmesini ve deniz fenerinde mahpusken delirmeyip hala cay demlemeyi falan düsünebilmesini baska nasil aciklayabiliriz?
Cay demisken... Evet, her firsatta deli gibi cay iciyorlardi. Deniz fenerinde islerin en karistigi anlarin birinde Julius "kendime gelmem icin bi cay icmem gerek" diyordu. Sonra olay cözülüp dertler bittikten sonra olay mahaline gelen polise de hemen cay demleyip ikram ediyorlardi. Ingiliz olmak herhalde böyle bir seydi :)
Sicak yaz günlerinde hem dondurma, hem limonatayla serinlemeye kalkmalari belki biraz züppeceydi ve üstelik Cola da iciyorlardi. Neyse ki o kismi ben okudugum icin hemen filtrelemeyi basarmistim. Ne de sansürcü bir anneydim böyle :)
Ve haklisin Handancim, Afacan Besler odanin ortasina kendi piknik düzenini kurmadan cekilmiyordu. Bizim oglan her yemekten sonra karin agrisi cektiginden odasinda azar azar ama sürekli zarar vermeyecek seyler yiyip icme moduna girmistik. Su, elma suyu, muz, elma, cubuk kraker, etimek ve pirinc patlagindan olusan menüyle bir piknik ortami Afacan Besler'e eslik etmekteydi.
Kitabin sonuna dogru oglan kitabi elimden kapmis, bir kösede kendi kendine okuyarak demlenmekteydi :)
Bi de bunlarin gizli yedi olani mi vardi? ;)
30 Mayıs 2012 Çarşamba
Güney Kutbu'nda görüsürüz
"Neden özellikle benim icin?" diye sordu bürosuna gitmek icin acele eden Bay Summ.
"Herkes sadece kendisine degil, bir baskasina da bakmasi gerektigi icin" dedi ulak.
*
"Hosgeldin" dedi Bay Summ. Bu bir penguen yavrusuydu.
"Baba?" dedi penguen.
"Himm, denebilir" dedi Bay Summ ve kücüge Pingi adini vermeye karar verdi.
"Güney Kutbu burasi?" diye sordu Pingi.
"Güney Kutbu baska yer" dedi Bay Summ. Cünkü kücük Pingi'nin nerede oldugunu bilmesini istiyordu. Büronun kapisina bir plaka asti: "Hemen dönecegim"
Telefonla ucak bileti ayirtti, Pingi'yi aldi ve ikisi hemen o gün Güney Kutbu'na uctular.
Israil'li yazar Nurit Zarchi'nin beklenmedik dönemeclerle dolu hikayesini Batia Kolton resimlemis. Ingilizcesi "See You at the South Pole", Almancasi "Auf Wiedersehen am Südpol" adini tasiyor. Sehir kitapliginda karsimiza cikiyor. Sincap da, annesi de cok seviyor.
29 Mart 2012 Perşembe
In den Wald hinein / Into the Forest
Bu kitap bugüne dek sincapla okudugumuz en "korkunc" kitaplardan biriydi. Kütüphanedeki varligini uzun zamandir biliyordum, kitabin sona eris seklini seviyordum fakat genel olarak hikayedeki ve cizimlerdeki detaylarin sincap icin henüz uygun olmadigini düsünüyordum. Iki hafta önceki kütüphane ziyaretimizde bazi kitaplari resimlerine bakarak kendisi secti. "In den Wald hinein" onlardan biriydi. Son zamanlarda anaokulundaki arkadaslarindan yeterince "korkunc" sey ögrendiginden ve bu tür seylerin onu büyülü bir sekilde kendine cektigini bildigimden sesimi cikarmadim. Nihayetinde bir cocuk kitabindan bahsediyoruz burada.
Kitap bir erkek cocugu hakkinda. Bir gece büyük bir gürültüye uyaniyor korkuyla. Ertesi gün babasinin gitmis oldugunu farkediyor. Annesi babasinin ne zaman gelecegini bilmiyor. Oldukca da üzgün duruyor resimde. Bir sonraki gün ogluna bir sepete koydugu pastayi verip cok hasta olan büyükannesine götürmesini söylüyor. "Ormanin etrafindan dolas, sakin icinden gitme" diyor. Tanidik geliyor, degil mi :) Cocuk, ormandaki kisa yoldan gidiyor yine de. Bir an önce gidip dönmek istiyor, cünkü, ola ki babasi o gün gelirse eve, evde olmak istiyor.
Ormanda bildigimiz baska masallardan baska karakterlere ve detaylara rastliyoruz. Ilk karsilastigi cocugun "Mutlu Hans" masalindaki Hans oldugunu düsünmüstüm ilkin. Fakat resimdeki ince detaylara dikkatle bakinca arkada göge dogru yükselmekte olan bir fasulye sirigi görülüyor :) Sanirim bu fasulye sirikli masalin Jack'i. Sonraki resimde "altin sacli" diye tarif edilen bir kiza rastliyor. Onun hangi masaldan oldugunu cikaramadim. Ve son olarak atesin basinda geciken anne ve babalarini bekleyen "Hansel ve Gretel"le karsilasiyor. Resimlerde bunlarin disinda Rapunzel, Külkedisi gibi masallardan da detaylar görülüyor.
Ormanin icinde ilerledikce üsümeye basliyor ve tam da yanina bir palto almis olmayi dilemisken, bir agac dalina asili kirmizi, kapüsonlu bir paltoya rastliyor. Onu da üzerine giyip yola devam ediyor. Epey yürüyüp, neredeyse kayboldugunu düsünmek üzereyken buluyor büyükannenin evini. Kapiyi caldiginda "iceri gel, tatlim" diyen sesi biraz tuhaf buluyor. Biliyorum, biliyorum, her sey cok tanidik geliyor :) Büyük annesinin yataginda kimin yattigini söylememe gerek var mi?
Elbette büyükannesi!
Arkasinda duydugu bir ses üzerine dönüp baktiginda ne gördügünü söylememe gerek var mi?
Hayir söylemeyecegim :) Ama emin ol, düsündügün sey degil.
Ve hikaye cok cok hos ve aydinlik bir sekilde bitiyor :)
Cocukken korkulu bir rüyadan uyanip da annenin kollarini acmis sana uzandigini gördügünde "ah, neyse, rüyaymis hepsi, korkacak bir sey yokmus" dediginde hissettigin o hafiflik duygusu vardir ya, ayni o sekilde :)
Gelelim cizimlere... Anthony Browne inanilmaz ince detaylarla bezedigi resimlerle harika bir is cikarmis. Hikayedeki gerginligi resimlerde de hissetmemek mümkün degil. Hatta bu resimler olmasa, bu hikaye olmazdi diyesi geliyor insanin. Ormandaki bütün detaylar cocugun kendisi haric tamamen siyah beyaz cizilmis. Ormanin gizemli ve melankolik siyah-beyazligi ile cocugun capcanli renkleri tuhaf bir zitlik olusturuyor. Cizer, ormanin tabanindaki bütün yapraklari teker teker, ince ince cizmis. Yapraklarin arasindan bazen mini mini basini uzatmis kuslar gözüküyor. Ya da sinek mantarlari :)
Sincabin kitabi nasil bulduguna gelince... Bir kere iki noktada ne olur ne olmaz diye hikayeden bazi kisimlari okumamayi tercih ettim. Birincisi cocugun yoluna devam edip giderken ardindan gelen "Gretel'in korkunc hickiriklarini" duydugu kisim ki gercekten bir dört bucuk yas cocugu icin gereksizce huzursuz edici bir detay. Özellikle de masalin kendisini bilmezken. Ikincisi de, kirmizi paltoyu üzerine gecirdiginde birden üzerine cöken korku ve birinin kendisini takip ettigi hissinden bahsettigi kisim. Bunlari filtreleyerek okudugum hikayeyi sincap cok sevdi. Her aksam mutlaka bir kez okutuyor. Haftasonlari bazen iki kez :) "Büyükannenin yataginda kim varmis?" "Omaaaaaa!" ("Büyükanneeeee!" ) dedigimiz kismi cok seviyor :) Üstelik cok dikkatle dinliyor olmali ki, cok yorgun oldugum bir gün "Hadi, ben yorgunum sen bana anlat, neler olmus bu hikayede" dedigimde metnin pek cok cümlesini birebir kitaptaki sekliyle tekrarlayarak Almanca anlatti bana hikayeyi :)
Özetle, yetiskin filtrelemesinden gecirmek sartiyla, 4-5 yasindan itibaren okunabilecek ve yüksek olasilikla sevilecek bir kitap. Tuhaf ama gercek :))
24 Mart 2012 Cumartesi
Ein Apfel für alle / Kırmızı Elma
Feridun Oral'in Türkiye'ye gidince alsak diye düsündügüm "Kirmizi Elma"sini kütüphanede Almanca olarak görünce cok sevindim :) Birazcik gurur da duymadim degil hani :) Almanca adi "Ein Apfel für alle" , "Hepsi icin bir elma" demek. Türkce orijinalini Yapi Kredi Kültür Sanat Yayincilik'in yayinladigi kitabin Almanca baskisi minedition'a ait.
Harika bir kis masali :)
Tavsan karni acikarak sicak yuvasindan cikip yiyecek aramaya koyuluyor. Yapraklarini dökmüs, ciplak bir agacin üzerinde tek bir elmayi görünce mutlulugunu anlatmaya sözcükler yetmez. Ama tek basina elmaya erismesi imkansiz. Acaba fare, tilki ve ayi ona yardim edebilecekleri mi?
Türkce'sini okumamis olmama ragmen, cevirinin oldukca iyi oldugunu tahmin ediyorum. Almanca cümlelerin arkaplaninda Türkce'lerini görür gibi oldum. Isin ilginc tarafi cevirmen kitabi Ingilizce cevirisini baz alarak cevirmis.
Tilkinin hapsurdugu yer sincabin en sevdigi bölüm. Bu kismi kahkahalar esliginde defalarca okuyoruz. Laf aramızda, ben de hapsuran tilki taklidini iyi yapiyorum galiba ;)
Kurbaga asik oluyor!
Was ist los, Frosch?
Hollandaca orijinalinin adi Kikker is verliefd.
Ingilizce adi Frog In Love.
Türkce'ye henüz cevrilmemis.Max Velthuijs'in sevimli bir kurbaganin maceralarini anlattigi ünlü serisinden daha önce iki kitap okumustuk. Biri "Kurbaga ve Yabanci" idi, digerinin adini unuttum. Animsayinca not edecegim. Kütüphanede bir Max Velthuijs kitabi daha görünce hemen ödünc aldim haliyle.
Pembe kapagindan anlamaliydim. Kurbaga bu kez asik oluyor :)
Kitaptan kücük bir alinti:
"Simdi buldum!" diye seslendi kurbaga. "Güzel, hos ve beyaz ördege asik oldum ben!"
"Mümkün degil" dedi domuzcuk.
"Bir kurbaga bir ördege asik olamaz.
Sen yesilsin, o da beyaz."
Fakat bu kurbaganin umrunda bile degildi.
Bu kitap sincabin ask kavramiyla ilk kez karsilastigi kitap ayrica. Yas itibariyle zamanidir diye düsünüyorum :)
Bugün bana "Anne Tom (Tom ve Jerry'nin Tom'u) da kizlari öpüyor, ben de" dedi.
"Öyle mi, peki öpünce senin kalbin de kurbaganin kalbi gibi "Bump..bump bump..bump" ediyor mu?" diye sordum, ediyormus :)
"Hangi kizi öpünce peki?" dedim. "Seni tabii kiiiii!" dedi, sanki baska birisi olabilirmis(!) gibi :D
23 Mart 2012 Cuma
Merakli Ayicigin Kitabi
Erklär mir die Welt sagt der kleine Bär
Tonny Mitton - Paul Howard
Ingilizce orijinali 2008 yilinda "A Very Curious Bear" adiyla yayinlanmis.
Arka kapaktan:
"Neden rüzgar böyle cilginca eser,
neden yagmur islatir bizi ve
rüya gördügümüzde nereye gideriz?
Kücük ayinin günü uyanmasindan gece uykuya dalisina dek sorularla doludur. Gepegenis dünyayi baska nasil taniyabilir ki? Neyse ki bütün sorularina bir yanit verebilen büyük ayi var yaninda"
Dogru, büyük ayinin bazi yanitlari bilgelik dolu. Büyükler de okumali dolayisiyla bu kitabi :)
17 Ağustos 2011 Çarşamba
Kirpi ile Kestane
Yazan - Cizen: Feridun Oral
Yapi Kredi Yayinlari
Tecrübeli annelerin tavsiyelerine dayanarak bu yil Türkiye'den aldik. Iyi ki de almisiz :)
Iki dikenlinin öyküsü :)
Sincap hikayeye bayildi, ben ayrica cakalerigi, porsuk agaci, bögürtlen vb. cizimlerine...
Elmer Saklambac Oynuyor
Elmer serisinden henüz okumadigimiz bu kitabi kütüphanede kesfettik. Rengarenk fil Elmer kücük mavi kusla saklambac oynuyor. Kitap her sayfada tekrarlanan basit bir soru-yanit ikilisinden olusuyor.
"Kücük kus? Pembe renkli kayanin arkasina mi saklandin?"
"Hayir, Elmer, o benim, aslan"
gibi...
Renkleri, nesneleri, hayvanlari ögrenen en kücükler icin özellikle uygun bir kitap. Elmer serisiyle tanismak icin ilk kitap da olabilir. Bir kücük sorunu var, henüz Türkce'ye cevrilmemis. Fakat okurken kolayca cevrilebilir, hatta ana fikrini anlayinca resimlere bakarak okumak bile mümkün. Ingilizce aslinin adi Elmer Plays Hide-and-Seek.
19 Haziran 2011 Pazar
Köstebek Kuki
Köstebek Kuki'yi ilk okudugumuzda sincap henüz 3 yasini bile doldurmamisti. Bir yili askin zamandir severek okudugumuz kitaplardan biri. Yazmayi neden bu kadar geciktirdim, bilmiyorum. Baslarda metin cok uzun geliyordu ve ben yasina uygun bir özet olusturmustum hizla, onu okuyordum. Simdilerde sincap daha sabirli ve dikkatini verebiliyor tüm hikayeye. Dolayisiyla 4 yas sonrasi icin daha tavsiye edilir bir kitap oldugu söylenebilir.
Kitap can sıkıntısından arkadaslarini üzecek yaramazliklar yapan köstebek Kuki'nin hikayesi. Kuki neyse ki sonunda yaptigi hatanin farkina variyor. Yaramazliklarinin kötü sonuclarini telafi edip özür diliyor arkadaslarindan. Yazar ve cizer Betül Sayin. Günisigi Yayinlari'ndan cikan kitap 2007 yilinda Cocuk ve Genclik Yayinlari Dernegi'nin "Yilin En Iyi Resimli Öykü Kitabi" ödülüne layik görülmüs. Özellikle dogada gecen cocuk kitaplarinda bitkilerin türlerini ayirt edebileceginiz kadar incelikle cizilmesini önemsiyorum. Köstebek Kuki'de bu özen dikkati cekiyor hemen.
Kurbaga Kurbis'in kitaptaki en sevdigim karakter oldugunu ve Kuki'nin Kaplumbaga Topik'i tepeden asagiya ittigi sahneyi tiyatrolastirarak sincapla defalarca oynadigimizi ekleyerek bitireyim bu yaziyi :)
16 Haziran 2011 Perşembe
Pırtık Tekir, nam-ı diğer Tommi Tatze
Pirtik Kedi'yi ilk kez Işıl önermisti. Gecen yil Türkiye'ye gittigimizde bulamadim, bu yil ise kitapcida hizlica okudugumda emin olamadim. Işıl'in önerdigi diger kitaplardan ise emindim. Onlari aldim :)
Kütüphanede Almanca'sini gördügümde kapak resminden hemen tanidim. Bu kez emindim :)
Pirtik Kedi Türkiye'de Is Bankasi Yayinlari'ndan cikmis. Almanya'da ise Tommi Tatze adiyla Beltz&Geldberg yayinlamis. Axel Scheffler cizmis, Julia Donaldson yazmis. Unutmadan, kitabin asil yayimlandigi dil Ingilizce ve gercek adi "Tabby McTat".Türkce cevirisinde nasil bilmiyorum ama Almancasi siir seklinde. Böyle olmasi da daha cok hosuma gitti.
Bilindigi üzere kitaplarimizin cogunu kütüphaneden aliyoruz. Sincap her seferinde iclerinden bir ikisini cok benimsiyor. Hatta iade ettigimi duyunca bozuluyor. Pirtik Kedi / Tommi Tatze simdiden o kitaplardan olmaya aday. Her aksam "ne okuyalim?" diye sordugumda, "büyük kediyle kücük kediyi" diye yanitliyor. Üstelik gecen aksam uyku saati geldigi halde disariya bisikletle gezmeye cikmak istedi. Ikna icin pek cok seyi denedikten sonra caresiz "Ama Tommi Tatze'yi okuyacagiz simdi, hadi gel" dedim. Sesi aninda kesildi, kafasini sallayip kitabi bulmaya gitti. Sincap tarihinde bir ilktir. Bu yaziyi da hic geciktirmeden yazmama sebeptir. Pirtik Kedi sadece benden degil, bir 4 yas cocugundan tavsiyeli :)
Bir Dolap Kitap'in Calgici Kedisi Pirtik yazisini da okumadan gecmemeli.
Güncelleme / 04.12.2011 : Sincap bu kadar sevince Pirtik Tekir'in Türkce'sini satin almaya karar verdik. Almancasinin tadi akici diliyle damagimizda kalmisti. Nedense Türkce cevirisi ayni tadi vermedi. Bir cocuk kitabini, üstelik siirsel dille yazilmissa baska dillere cevirmek zor is biliyorum. Elestiri degil, durum tespiti olarak not düsmek istedim...
1 Haziran 2011 Çarşamba
Arthur ve Anton
Yazan ve resimleyen: Sibylle Hammer
Yayinevi: Edition bilibri
Almanca/Türkce.
Kendini fare sanan karga yavrusu Arthur ve fare yavrulari cetesinin basi Anton'un eglenceli öyküsü.
Farkliliga övgü.
8 Nisan 2011 Cuma
Greta Gans - Baska bir sey olmak isteyen bir kazin öyküsü
Petr Horácek'in yazip cizdigi bu kitap Greta Gans adli bir kazin hikayesi. Cevresine bakip diger kazlardan hicbir farki olmadigini gören Greta Gans (Gans kaz demek Almanca) bir yarasa gibi basasagi asilip kanat cirpmayi, penguen gibi kayabilmeyi, fok baligi gibi su altinda da yüzebilmeyi, özetle baska hayvanlarin yapabildiklerini yapabilmeyi diliyor. Öfkeli bir aslandan kacarken diger kazlara benzemenin hic de fena bir sey olmadigini farkediyor. En azindan arada bir :) Basit bir hikayesi ve esprili bir dili var kitabin. Okurken beni bile eglendiriyor her seferinde. Bu arada pek cok hayvanin özelliklerini de ögreniyoruz. Aslanin kükremesi, devekusunun yildirim hiziyla kosmasi, kangurunun ziplamasi gibi... Bazi aksamlar ogluma "haydi, bugün sen oku bana bu kitabi" diyorum. Greta Gans'i bana Almanca "okuyor" :) swimmen (yüzmek), schlittern (kaymak) , brüllen (kükremek) gibi pek cok fiili bu kitap sayesinde ögrendi. Kitabin Ingilizce asli Suzy Goose adini tasiyor.
5 Nisan 2011 Salı
Renkler üzerine üç çocuk kitabı
Son zamanlarda tesadüf eseri renkler, resim ve boyamak üzerine üc kitap okuduk. 3 yas ve üstü cocuklara ana renk - ara renk kavramlarini , renklerin karistirildiginda yeni renkler elde edildigi bilgisini hos, masalsi ve basit bir havada anlatabilme becerilerine hayran oldum. Cocuklara bu konulari anlatmak ama teorik ve sıkıcı olmaktan kaçınmak isteyen herkese tavsiye ederim. Türkce cevirileri olmasa da kitaplardaki fikirlerden faydalanilabilir.
Ilk kitap yakinlarda bir baska kitabina hayran kaldigimiz Leo Lionni'nin. Sanirim meslek yasaminin ilk kitabiymis. Asli Ingilizce. Adi "Little Blue and Little Yellow" (Kücük Mavi ve Kücük Sari). Almanca'si siir seklinde, tahminen Ingilizce'si de öyledir. Hangi dilde olursa olsun sincaba siir formunda yazilmis kitaplar okumayi seviyorum. Günlük konusma dilini zaten cevresinde duyarak ögreniyor. Ama yavas yavas bir dilin yüksek, sanatsal örneklerine de kulagini hazirlamak, dilin farkli ritimleri olabilecegini farkettirmek zamani gibi geliyor bana.
Kitabin konusuna gelince. Kücük mavi diger renklerle birlikte oynamayi cok seviyor. Bir gün annesi evde degilken arkadasi sariyi aramaya gidiyor. Birbirlerini görünce sevincle sariliyorlar ve... yesil oluveriyorlar. Bütün gün sehrin degisik yerlerinde yesil yesil oynuyorlar. Aksam eve döndüklerinde anne ve babalari onlari taniyamiyor. Zavalli sari ve mavi hüngür hüngür aglamaya basliyorlar. Gözyaslarindan ayrisarak tekrar eski renklerine geri dönüyorlar. Anne-babalari onlari taniyinca cok mutlu oluyor ve birbirlerini de sevgiyle kucakliyorlar. Anne-baba kucaklasmasindan ortaya tekrar ne ciktigini tahmin edersiniz: Yesil :)
Ikinci kitap Lars Klinting'in Kasimir malt (Kasimir Boyuyor) kitabi. Ingilizce'sinin adi "Harvey the carpenter". Daha önce de bu seriden baska bir kitap okumustuk ve sincap onu cok sevmisti. Kütüphanede gördügüm anda bu kitabi da cok sevecegini tahmin etmistim. Nitekim bugünlerde aksamlari "hadi, kitap okuma zamani, dört kitap sec bakalim" deyince ilk sectigi kitap bu oluyor.
Hikaye söyle: Kasimir ve kücük arkadasi Frippe bir dolabi boyamaya karar veriyorlar. Önce hazirlik yapiyorlar, sonra dolabin her bir parcasini ayri bir renge boyuyorlar.Sira raflari yesile boyamaya gelince ellerinde yesil boya olmadigini farkediyorlar. Kasimir cözümü mavi ve sari boyalari karistirmakta buluyor. Frippe bu ise cok sasiriyor :) Kitabin sonunda hangi renklerin karisimindan hangi renklerin elde edildigine dair bir de teorik sayfa var.
Iste Türkce cevirisinin olmasini (hatta yoksa cevirmeyi) gönülden diledigim kitap. Eva Heller'in Die wahre Geschichte von allen Farben - Für Kinder, die gern malen (Renklerin Gercek Hikayesi - resim yapmayi seven cocuklar icin) adli hikayesi. Kitap aslinda sincaptan biraz daha büyük cocuklar icin. Cünkü her sayfada metinler sincabin sabredemeyecegi kadar uzun. Ama bir kac okumadan sonra onun ilgisini cekecek bir özet cikarmayi basardim. Sincabin sinifindan gelecek yil ilkokula baslayacak 4-5 cocuk gecen ay bu kitap cercevesinde inalnilmaz güzel seyler yaptilar. Onlarin cizip boyadiklari türden renk cemberlerini ben ilk kez lisede boyadigimi hatirliyorum. Ilkokulda kurbagalarin sindirim sistemi yerine bunu ögrenmis olmayi tercih ederdim. Böylesi temel bir seyi böyle erken ve böyle hos bir masal icinde ögrenmek ne güzel.
Eva Heller her renge bir kisilik vermis. Beyaz sessiz ve cekingen. Kirmizi gürültücü, sabirsiz ve dikkat cekmeyi seviyor. Mavi huzurlu ve dostca. Yesil sakin. Sari sirlardan hoslanmiyor ve biraz sivri. Turuncu dikkat secmek cabasinda kirmizidan asagi kalmiyor ve enerjik. Mor sarinin tersine fikirlerini kendine saklamayi seviyor. Biraz gizemli, ayrica kararsiz. Kimi renkler birlesince baska renkler olusuyor. Bunlar ara renkler. Kimi renkler birbirinden hic hazzetmiyor ve birbirlerine carptiklarinda daima kahverengi cikiyor ortaya. Bunlar da zit renkler. Bütün renkler birbirine girdiginde ortalik karanlik, bulanik, tuhaf renklerle kaplaniyor. Kirmizidan maviye bütün renkler yardim cagiriyor. Imdatlarina beyaz yetisiyor. Hicbir renk digerinin yerinden calmasin ve birbirine satasmasin diye kendini 6 esit parcaya bölüyor beyaz ve hepsini uygun yerlere yerlestiriyor. Böylece resim derslerinden hatırladıgımız renk cemberi ortaya cikiyor. Bu kitabin sonunda da temel renk bilgisi üzerine bir sayfalik teorik bölüm ve bir okuma listesi var. Morun ilginc sirrini ögreniyoruz orada da.
Bu kitaplari okudugumuzdan beri sincap oglumla resim yaparken renkler üzerine daha cok konusur, birbirimize kitaplardan bölümler anlatir ve daha cok eglenir olduk :)
20 Mart 2011 Pazar
Frederick
Frederick 1967 yilinda Italyan asilli cizer Leo Lionni tarafindan cizilmis. Kitabi ilk kez sincabin anaokulunda gördüm. Grupta okumakla kalmayip kapak resmini de cizmisler. Kütüphanede rastlayinca iyidir mutlaka deyip aldim o yüzden. Hikayenin kahramani Frederik kis icin hazirlik yapan bir fare ailesinin üyesi. Diger fareler tahillar, meyveler ve yemisler toplarken, Frederick oturdugu yerde dalginca cayiri seyrediyor. Ne yaptigini, neden calismadigini sorduklarinda günes isinlari, renkler ve sözcükler topladigini söylüyor. Kis basladiginda fareler yuvalarina cekiliyorlar. Yiyecek ve konusacak herseyin tükendigi, soguk bir gün Frederick'in topladiklari geliyor akillarina. Frederick onlari ilik, parlak günes isigini anlatarak isitiyor, yaz günlerinin renkli cayirlarini anlatarak kis gününün griliginden uzaklastiriyor, mevsimler üzerine okudugu bir siirle umut veriyor.
Sözcüklerin gücü ve sanatin yasamimiza nasil anlam kattigina dair cok hos bir hikaye bu. Kitabin tüm cizimlerini görmek ve Almanca'sini dinlemek isterseniz suraya bir ugrayabilirsiniz. "Agustos böcegi ve Karinca" hikayesinin pabucunu dama attiriyor. 3 yas ve sonrasi icin. Orijinali Ingilizce. Bulunuz, okuyunuz, okutturunuz.
17 Mart 2011 Perşembe
Elmars grosser Tag (Büyük Elmer günü)
Elmars grosser Tag
David McKee
Yayinevi: Thinemann
Elmer serisinin ilk kitabinin sonunda fil sürüsü yilin bir gününü "Elmer günü" olarak kutlamaya karar vermisti. Bu kitapta ormanda bir Elmer gününün nasil kutlandigina sahit oluyoruz. Diger orman hayvanlari baslangicta fillerin hazirlik sirasinda cikardigi gürültüden rahatsiz oluyor. Elmer careyi diger hayvanlari da büyük yürüyüse davet etmekte buluyor. Tek bir sarti var, onlar da kendilerini rengarenk boyamali.
Birbirinin kutlamalarini paylasmak üzerine hos bir kitap. Biz tam da zamaninda, Alman Fasching kutlamalarinin öncesinde okuduk bu kitabi. Sincaba Fasching'in ne oldugunu anlatmak hic zor olmadi bu yüzden...
7 Mart 2011 Pazartesi
Elmer teyzesini ziyaret ediyor
Elmar besucht Tante Thea
David McKee
Thienemann
David McKee'nin Elmer serisinden kütüphanede bulup okudugumuz bir kitap daha. Elmer ve Vilbur teyzelerini ziyarete gidiyor. Teyzeleri yaslandigi icin diger yasli fillerin yasadigi yere tasinmis. O da yegenleri gibi "sürüden farkli" bir fil. Ziyaret sirasinda ücü yaslanmak, farkli olmak ve aile olmak üzerine konusuyorlar...
Kitabin orijinal adi "Elmer and Aunt Zelda". Bu kitap henüz Türkce'ye cevrilmemis. Bu arada Elmer, Vilbur ve Zelda Almanca ceviride Elmar, Villie ve Thea olmuslar. Ingilizce ve Almanca'ya cevrilen cocuk kitaplarinda isimlerin ülke diline göre uyarlandigini gözlüyorum hep. Türkce'de gerekli mi, yoksa zorlama mi olur, tam yargilayamiyorum simdi. Sadece bir gözlem.
Sincap'in bu kitabi "Elmer'in teyzesine gittigini ver" diye istedigini de not düsmeliyim yeri gelmisken :)
4 Mart 2011 Cuma
Kasimir pflanzt weiße Bohnen (Kasimir fasulye ekiyor)
Kasimir pflanzt weiße Bohnen
Lars Klinting
Yayinevi: Oetinger
Kasimir bir kunduz. Bir gün pencere önündeki saksi ciceginin öldügünü görünce yeni bir bitki ekmeye karar veriyor. Ne ekecegini düsünürken alisveristen dönen kücük kunduz elindeki alisveris torbasini düsürüyor ve ortaliga fasulyeler saciliyor. Iki kafadar fasulye ekmeye karar veriyorlar. Bahcivan amcalarinin kulübesinden bahce kitabini ve gerekli malzemeleri alip ise koyuluyorlar. Fasulyeleri bir gece islatip sonra iki saksiya ekiyorlar. Kücük kunduz her sabah sabirsizlikla gidip pencereye bakiyor. Veee... bir sabah kendi saksisindaki fasulyenin filizlendigini görüyor. Iki saksidaki fasulyeler de kocaman oluyor, cicek aciyor, arilarca ziyaret ediliyor ve fasulye veriyor. Kunduzlar bir gün afiyetle yiyorlar fasulyeleri. Bu arada Kasimir'in gizlice bahceye de fasulye ektigi ve yiyecek daha bir sürü fasulyeleri oldugu ortaya cikiyor :) Kitap fasulye türleri ve nasil fasulye yetistirilecegina dair temel bilgilerle sona eriyor.
Kücükler icin bitkilerin ve özel olarak fasulyelerin nasil yetistigine dair cok hos bir kitap. Dili basit, resimler eglenceli. Kücük bahcivanlar icin iyi bir giris kitabi bence. Üstelik Kasimir'in maceralari bununla da kalmiyor. Ayni seriden bir kac kitap daha var. Isvecli cizer Lars Klinting'in Kasimir serisi 10 dile cevrilmis. Ingilizce'de kunduzun adi Harvey ve örnegin bu kitabin adi Harvey the Gardener. Türkce'sine rastlamadim. Cevrilmis olmasi (ya da cevrilecegi) dilegiyle...
26 Şubat 2011 Cumartesi
Ein Pandabär im Garten (Bahçedeki Panda)
Orijinal adi: Zen Shorts
Yazari ve cizeri: Jon J. Muth
23 Şubat 2011 Çarşamba
Als die Raben noch bunt waren (Kargalar henüz rengarenk iken)
Als die Raben noch bunt waren
Yazan: Edith Schreiber-Wicke
Cizen: Carola Holland
Yayinevi: Thienemann
Bu kitabi sehir kütüphanesinin cocuk kitaplari bölümünde bulduk. Daha sonra sincabin anaokulunca önerilen kitaplar arasinda da gördüm. Rengarenk, esprili resimleriyle capcanli bir hikaye. Ama bir yanlislik var, bu kitap aslinda tam yetiskinlerin okumasi gereken bir kitap. Yetiskin kütüphanlerinde de yerini almali ve üniversitelerde de okutulmali! Özetleyelim:
Cok cok eski bir zamanda kargalar siyah degil, rengarenkmis. Kimileri acik mavi üzerine turuncu cizgili, kimileri sari üstüne yesil puantiyeli. Bütün hayvanlar renklerine imrenirmis. Günlerden bir gün münasebetsiz kardanadamin biri o herseyi baslatan soruyu sormus: "Hanginizin rengi dogrusu? Bir karga aslinda ne renk olmalidir?"
Bütün kargalar tartismaya baslamis. Hepsi kendi renginin dogru oldugunu iddia ediyormus. Bahar gelip kardanadam eriyip gittiginde bile, hala tartismaya devam ediyorlarmis. "Bundan sonra sadece bana benzerlerle konusacagim" demis her biri sonunda. Ister yesil puantiyeli olsun, ister sari cizgili bütün pembe kargalar sadece pembe kargalarla ucuyormus artik. Ama kendi aralarinda bile tam bir birlikleri yokmus. Herhangi bir tartismada hemen ayriliklari su yüzüne cikiyormus: "Sana uymayan bir sey varsa, git mor kargalarla yasa" deyip cikiyorlarmis hemen.
Sonra daha da kötüsü gelmis. Turkuaz renkli kargalar leylak rengi kargalara saldirmis bir gün. Diger hayvanlar kargalarin renklerini eskisi kadar imrenilesi bulmuyormus; "Cok dikkat cekici" diyorlarmis birbirlerine.
Daha sonra yagmur gelmis. Kapkara, karanlik bir yagmurmus. Diger tüm hayvanlar gökyüzüne bakip endiselenmisler. Sadece karatavuk ve kunduz gelen yagmura ilgisizmis. Yagmur gecip gittikten sonra tüm hayvanlar merakla sudaki akislerine bakmislar ve renklerini kaybetmediklerini görerek sevinmisler.
Sadece kargalar...Kapkaraymis. Sanki yagmur sadece onlari hedefliyormus gibi hepsi simsiyaha dönüsmüsler. Öylesine birbirlerine benziyorlarmis ki, artik hicbirisi kime karsi savasmasi gerektigini bilmiyormus. Günlerden bir gün mavi-sari bir karga yagmur sirasinda tatilde oldugu tropik ormanlardan cikagelmis. "Etrafta böyle ucup durman biraz tuhaf , degil mi? Biraz daha dogru dürüst bir sey giysene" demis güclükle bulabildigi akrabalari. Bunu duyan son renkli karga da tropik ormana geri dönmüs.
19 Şubat 2011 Cumartesi
Rengarenk fil Elmer
Rengarenk fil Elmer ile ilk kez gecen yaz Türkiye'de tanistik. Iyi ki tanismisiz. Ben verdigi mesajlari, sincabsa Elmer'in renkli dünyasini cok sevdi. 3-7 yas araligina hitap eden, orijinali Ingilizce olan ve David McKee tarafindan cizilen serinin 4 kitabini -biri Almanca, biri Ingilizce olmak üzere- okuduk. Elmer ve Gökkusagi ile Elmer ve Kelebek'in Türkce'si Kircicegi Yayinlari'ndan cikmis. Ayni yayinevi serinin bir kac kitabini daha yayinlamis (Elmer, Elmer ve Pembegül...).
![]() |
| mesaji: Bazi seyleri ne kadar verirsen ver eksilmezsin. |
![]() |
| mesaji: yardim bazen hic ummadigimiz bicimde gelir. |
Tahminen serinin ilk kitabi olan "Elmer"in Ingilizce'sini ve yine hos bir mesaj veren "Elmar und der Teddybär"i (Elmer ve oyuncak ayi) ise burada kütüphanede bulup okuduk.
![]() |
| farkli olmak o kadar da kötü degildir :) |
![]() |
| yardim etmenin ve paylasmanin erdemi, sahip olduklarimiz bizim icin özeldir... |
Bu son iki kitap, oglumun sayfalari sabirsizca cevirip sadece resimleri üzerine konusmamizi istemekten, hikayeyi bastan sona sabirla dinleyebilmeye gectigi yeni bir asamaya denk geldi. "Hadi, Almanca oku; hadi, Türkce oku" diyerek getiriyor artik kitaplari. Bundan aldigim cesaretle daha önce aklimda olmayan bir sey yaptim, "Elmer"i de Ingilizce okudum. Ingilizce günlük yasamimizda yok, ilkokula kadar sistematik olarak Ingilizce ögretmek gibi bir cabam da olmayacak. Ama en azindan dilin akustigine kulaginin alismasi iyi olabilir diye düsündüm.
Elmer serisinden henüz okumadigimiz neler kalmis diye söyle baktim ve bu serinin oldukca genis oldugunu farkettim. Ingilizce, Almanca, Türkce, Ingilizce, hangi dilde olursa olsun; serinin tüm okunmamislarini "sincapla okumak istediklerim" listesine ekliyorum öyleyse :)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






















