Ağustos ayının okuma konusu "Tragedyalar ve Mitoloji Uyarlamaları" idi.
28 Eylül 2025 Pazar
26 Eylül 2025 Cuma
Eylül 2025 - Okuduklarım
- Milarepa, Eric-Emmanuel Schmitt
- Musa ve Tektanrıcılık, Sigmund Freud
- Mısırlı Musa ve Batı Tektanrıcılığında Mısır'ın İzi, Jan Assmann
- Oscar ve Pembeli Melek, Eric-Emmanuel Schmitt
- Bayan Ming'in Hiç Olmayan On Çocuğu, Eric-Emmanuel Schmitt
- Budha, Hajime Nakamura
- İslam Öncesi Araplar ve Dinleri, Şemsettin Günaltay
- Nuh'un Çocukları, Eric-Emmanuel Schmitt
- Hitit Duaları Kil Kitapları, Güngör Karauğuz
- Hakka Sığındık, Hüseyin Rahmi Gürpınar
22 Eylül 2025 Pazartesi
Nuh'un Çocukları
Ay: Eylül - "Din"
Kitap: Nuh'un Çocukları (2004)
Yazar: Eric-Emmanuel Schmitt
Eric-Emmanuel Schmitt'in "Dünya Dinleri" serisi henüz bitmedi, fakat serinin bulabildiğim tüm kitaplarını okudum sanırım. "Nuh'un Çocukları"nda konu edilen dinler Musevilik ve Hristiyanlık. Farkları, benzerlikleri, uzlaşabilirlikleri. Çünkü Schmitt'in bu serideki temel konusu bu zaten: Dinlerin uzlaşabilirlikleri. Kitap II. Dünya Savaşı sırasında Belçika'da geçiyor. Konuyu anladınız. Joseph ve Peder Bims ana karakterler. Ayrıca Joseph'in anne babası, Rudy, eczacı küfürbaz matmazel, bir sürü çocuk, bir takım iyi ve kötü insanlar. Romanı bugünlerde okumak insanda absürd bir ruh hali yaratıyor haliyle. Yazarın bu konuda da söylenecek bir sözü olmasını çok diledim. Neyse ki vardı. Kitabın en sonunda. Az da olsa.
Tek bir cümle not etmişim kitaptan. Kitabın ana fikri sayılabilir: "Joseph, iki dinden hangisinin doğru olduğunu bilmek istiyorsun. Hiçbiri! Hiçbir din doğru ya da yanlış değildir; dinler insanlara sadece bir yaşam biçimi sunar."
Eric-Emmanuel Schmitt okumalarım böylece bu aylık sona eriyor. Bazen yazdıklarını biraz basite indirgeme gibi görüyorum, fakat belki de mesele zaten bu kadar basit. İyi duygularla ayrılacağınız kısa ve ponçik kitaplar arıyorsanız yazarın bu serisi tavsiye.
21 Eylül 2025 Pazar
Ev halkını boykot ettiğim için yıllardır ara verdiğim babıldatma işlerine bugün geri döndüm. Soğanı ilk kez deniyorum. Havucu ilk kez böyle deniyorum. Acaba olacak mı, acaba tutacak mı?
Sonradan not: Herkesin unuttuğunu ve benim de burada hiç bahsetmediğimi farkettim; Sandor Ellix Katz 'in Wild Fermentation'ını bence "babıldatma' meraklılarının başucunda durmalı.
19 Eylül 2025 Cuma
Deneme
Merhaba!
Zaman zaman tekrar buradan bir şeyler paylaşabilirim. İnsan bazen İnstagram'ın dipsiz kuyusundan çıkıp, leb-i derya, ferah feza daireye taşınmak istiyor. Bu bir deneme yayını. Kimler (hala) burada? Siz kimsiniz? Beni hatırlıyor musunuz? Benden hangi konularda bir şeyler okumak istersiniz? Sağdaki etiketlere bir göz atmak ister misiniz?
7 Ocak 2018 Pazar
Wu Wei
Uzak Dogu'da Wu Wei diye bilinen bir sey var. Bu Çincesi. Asya'da baska baska isimlerle de biliniyor. Batı dillerine çevirmesi zor, bati kafasiyla kavramasi da... "Hic bir sey yapmamak" deniyor, "eylemsizlik" deniyor; 'pasiflik bu, miskinlik bu, acizlik bu; hicbir sey yapmadan bu gelisme, bu ilerleme mümkün mü; adamin biri bir cocugu öldürürken de seyir mi edelim?' diye elestiriliyor. Sanirim daha dogru bir cevirisi "edimsizlik icinde edim" ; Tao te ching'de güzel dizeler var üzerine, acip okumali. Teorisi güzeldir de uygulamak zordur. Bu yüzden uygulamasini merak ederim. Örneklerini ararim her firsatta.
Simdi fotografa dönüyoruz. Kareyi biraz büyütünce daha iyi görülecegi üzere orada uyuklayan ördekler arasinda biri digerini kovalayan iki ördek var. Alcaktan ucarak geldiler; bu suya indikleri an. Buraya kadar sahne bana tanidik. 15 yildir izlerim. Sorun genelde "kiz meselesi"dir , bazen de yiyecek. Kizgin ördek alanina giren digerini kovalar, digeri cogunlukla kacar. Cevredeki ördekler kenara cekilip olana yer acar. Tehdit savusturulunca saldiran ayni Eckhart Tolle'nin "Simdinin Gücü"nde harika bir sekilde tarif ettigi gibi kanatlarini cirparak negatif enerjiyi atar. Kisa süre sonra basini kanatlarina gömüp uyuklayan sürüden biridir o da.
Bu ördek öyle yapmadi. Kovaladi, pesini birakmadi, yakaladi, diger ördegin basini suyun icine iyice bastirdi. Onun cirpinmalarina aldirmadan israrla suyun icinde tutmaya devam etti. Ördekler dünyasinda ilk kez gördügüm bu cinayet girisimini saskinlikla izlerken, o ana dek istifini bozmamis sürüde ani bir sey oldu. Sanki bir dügmeye basilmis gibi -belki suyun altindan duyulan bir yardim cagrisiydi- en uzaktaki ördekler bile baslarini kaldirip iki ördege yöneldiler. Sadece yöneldiler. Sadece yöneldiler. Sürüdeki hareketlenmeyi farkeden saldirgan kurbani birakti. Kurban hizla uzaklasti. Peki sürü? Sürü hic bir sey yapmadi. Saldirgana bir temiz sopa cekmedi, kurbani cevreleyip "vah yavrum, öldüreyazdi seni, pis ördek, gel bi sariliyim sana, nasil kurtardik ama" demedi. Üclü besli gruplar olusturup olayin kritigini yapmadi. Saldirgan Tolle usulüyle negatif enerjisini atti. Bir saniye sonra sürü uyku moduna geri döndü. Bir saniye sonra! Aralarinda saldirgan hangisiydi, kurban hangisi ve kurtaranlar hangileri; ayirt etmek mümkün degildi.
Iste bu sanirim Wu wei. Ve ördekler kediler kadar büyük zen ustalari. Ve "savasmayanla kim savasabilir dünyada?"
31 Aralık 2017 Pazar
3 Aralık 2017 Pazar
Bir çerağ ve eine Kerze
Birinci fotograf 2015 Nisani'ndan, Mevlana Türbesi'nden...
Ikinci fotograf oglanin bu yilki okul yilliginin son sayfasindan... Siddharta Gautama, -bilmeyen icin- Buddha adiyla bildigimiz kisinin tarihi ismi... Buna bir ceviri gerek: "Bir mumun isigiyla, onun isigini hic zayiflatmadan binlerce mum yakilabilir."
Bu iki fotografi buraya birakip gidiyorum. Yedi iklim, yetmis iki kültürde ortak söylenmis sözler koleksiyonumun bu kısmına dahil olsun.
25 Kasım 2017 Cumartesi
19 Kasım 2017 Pazar
Heraklit'in Fragment'lerini bu iki kitaptan; Türkce ve Ingilizce cevirilerinden okudum.
Yazdigi hic bir eser günümüze ulasmadigindan ve sadece söyleyip yazdiklarindan bazilari tarih boyunca baska felsefeciler ve yazarlar tarafindan alintilanmis oldugundan Heraklit ancak "Parçalar"i ile biliniyor. Her iki kitaptaki parcalari mümkün oldugunca eslestirmeye calistim:
Ve o zaman tek bir dile bagli kalmamakla iyi yaptigimi farkettim. Heraklit antik cagin "karanlik" filozofu ünvanina sahipmis. Söyledigi her sey ilk okumada anlasilmiyor ve muglak. Katmani cok. Birden cok ceviriden okumak anlayisi arttirabilir.
Kisacik, hizli okunabilir ama hemen birakip gitmeyecek, iz birakacaktir.
Tavsiye...
11 Kasım 2017 Cumartesi
Ne Garip Federico Adinda Olmak
Ne Garip Federico Adinda Olmak,
Federico Garcia Lorca,
Erdal Alova,
Can Yayinlari
Bir Türkce sarki dinliyordum, sözleri Lorca'nin bir siirinden diyorlardi.
Cohen hakkinda bir kitap okuyordum, en büyük ilham kaynaklarindan biri Lorca, "Take This Waltz" da serbest cagrisimla cevrilmis bir Lorca siiri zaten diye yaziyordu.
E ben artik bi Lorca okusam, zamanidir diyordum.
Türkce gazetelerin birinde tam o siralarda karsima bu baslikla bir makale cikiyordu: "ne garip federico adinda olmak"
Sonra kitabi ariyordum.
Sonra buluyordum.
Sonra ama...
Ama sonra...
kitapta o melodiyi bulamiyordum ben. Ne bir Livaneli, ne bir Cohen melodisi duyuyordum kitapta. Ne de baska bir melodi...
Ya Lorca benlik degil, ya da baska bir ceviriden veya baska bir dilde bir daha okumaliyim.
Diyordum ben.
Yine de bir kac satir kaliyordu kitaptan bana:
Defnenin dallarinda
iki karanlik güvercin gördüm
Biri öbürüydü
ikisi hicbiri.
--
Gül aramadi safagi:
sonsuzca dalinda,
bir baska seyi aradi
--
Kendinden geciyor leylek
rüyasinda yarim ayin.
--
cala cala ovanin davulunu
geliyordu atlilar.
Yine de güzeldi siir.
9 Kasım 2017 Perşembe
Thoreau, Günlükler, 1. Cilt
8 Kasım 2017 Çarşamba
29 Ekim 2017 Pazar
Sofia
Youtube'da dünyanin ilk kez bir ülkenin vatandasligina kabul edilen robotuyla* yapilan röportaji izliyordum da aklima geldi; gittikce insanlara benzeye(bile)n robotlar mi daha büyük tehlike, yoksa gittikce robotlara benzeyen insanlar mi?
* Sofia (robotlarin -simdilik- soyadlari olmaz) - Suudi Arabistan vatandasligina kabul edilmis.
28 Ekim 2017 Cumartesi
Dünyayi Tani / Felsefe Tarihi - I
Erkenne die Welt - Eine Geschichte Der Philosophie / I
Richard David Precht
Epey sürdü bitirmem ama bitti
23 Ekim 2017 Pazartesi
"Cay bir ritüele dönüstügünde, kücük seylerde büyüklügü görme yeteneginin özünü olusturur....Yani cay seremonisi yasamimizin absürdlügünü gözle görünür bir harmoniye cevirebilme gibi olaganüstü bir güce sahiptir. Evet, dünya bosluga yönelmistir, kayip ruhlar güzelligin ardindan aglar, anlamsizlik bizi sarip sarmalar. Öyleyse bir fincan cay icelim. (Böylece) sessizlik cikar öne, insan disarida esen rüzgari ve hisirdayan sonbahar yapraklarini duyar, kedi ilik bir isigin altinda uyur. Ve her yudumda zaman kendini yüceltir."
(Kirpinin Zarafeti)
13 Ekim 2017 Cuma
Sekinet
Az önce okudum: Bir arkadasim (ki bunu okuyunca kendini bilecek) yakin bir arkadasini kaybetmis. Bir tanidigi da ona bassagligi dilerken "ruhunuza sekinet dilerim" yazmis. Ne ince dilek, ne etkileyici bir söz bu "sekinet". Beynimde zincirleme reaksiyon yaratti. Ilk kez bir Fromm kitabinda İbranice kardeşine rastlamıştım: Sakinah. Ne demekmis diye bakınca bildiğim benzer sözcükler olduğunu görmüstüm. Bi vakitler adi huzur ve barış anlamına gelen bir semtte oturmustum. Daha önceleriydi; isminde "Frieden" geçen bir duraktan tramvaya binerdim. Bundan öncesiydi; okudugum bazi kitaplar "dinginlik"ten bahsederdi. Daha da önceleriydi; sokakta bir komşu gördü mü "annene selam söyle cocugum" derdi. "Sakin" sokaktı o zamanlar oturduğumuz sokağın adı. Ondan da önceleriydi TRT sunucuları programları kapatırken "esenlik" dilerdi...
Cok cok sonralarıydı ben bi çay içip, bu fotografı çekip altına bi yerlerde (burada mıydı ki? arşivde bulamadım?) şunları yazmıştım:
----
"Es gibt keinen Weg zum Frieden. Frieden ist der Weg."
Frieden: Peace ama beyaz güvercinlisinden degil tam, biraz sükunet ve ic huzuru, böyle biraz tranquility, biraz Stille var icinde. Araplar selam, Ibraniler shalom diyor. Bazen Türkce medya dilinde esenlik diye gectigi de oluyor. Programi kapatirken dileniyor. Oysa kazin ayagi öyle degil, programin kapanışı degil annem o, programın ta kendisidir. Cümleye göre... "Barışa giden bir yol yok, barış yolun kendisidir."
----
Bütün bunlar kardes sözcükler. Arasan bütün dillerde bulursun. Ve cok önemli bir şey di(li)yorlar.
Ve çok içimden geldi şu an; çevremizde hiç kimsecikler ölmeden, hepimizin ruhuna sekinet diliyorum.
10 Ekim 2017 Salı
Andre Stern. Hic okula gitmemis. Süddeutsche'de dünden beri hakkinda bir yazi var. Tek etkili ögrenme yöntemi oyundur diyo. Sadece istek duydugu seyleri ögrenerek egitmis kendi kendini...
Foto: Dibine kadar klasik tedrisattan gecip kirk yasindan sonra Sophie'ye aşık olan ben.
Çünkü hicbir zaman geç değil,
çünkü beyin plastik,
çünkü snapslerinden sen sorumlusun,
çünkü yaşasın oto-didaktik öğrenme!













