21 Eylül 2025 Pazar

 



Ev halkını boykot ettiğim için yıllardır ara verdiğim babıldatma işlerine bugün geri döndüm. Soğanı ilk kez deniyorum. Havucu ilk kez böyle deniyorum. Acaba olacak mı, acaba tutacak mı?

Sonradan not: Herkesin unuttuğunu ve benim de burada hiç bahsetmediğimi farkettim; Sandor Ellix Katz 'in Wild Fermentation'ını bence "babıldatma' meraklılarının başucunda durmalı. 


19 Eylül 2025 Cuma

Deneme

 Merhaba!

Zaman zaman tekrar buradan bir şeyler paylaşabilirim. İnsan bazen İnstagram'ın dipsiz kuyusundan çıkıp, leb-i derya, ferah feza daireye taşınmak istiyor. Bu bir deneme yayını. Kimler (hala) burada? Siz kimsiniz? Beni hatırlıyor musunuz? Benden hangi konularda bir şeyler okumak istersiniz? Sağdaki etiketlere bir göz atmak ister misiniz?

7 Ocak 2018 Pazar

Wu Wei




Uzak Dogu'da Wu Wei diye bilinen bir sey var. Bu Çincesi. Asya'da baska baska isimlerle de biliniyor. Batı dillerine çevirmesi zor, bati kafasiyla kavramasi da... "Hic bir sey yapmamak" deniyor, "eylemsizlik" deniyor; 'pasiflik bu, miskinlik bu, acizlik bu; hicbir sey yapmadan bu gelisme, bu ilerleme mümkün mü; adamin biri bir cocugu öldürürken de seyir mi edelim?' diye elestiriliyor. Sanirim daha dogru bir cevirisi "edimsizlik icinde edim" ; Tao te ching'de güzel dizeler var üzerine, acip okumali. Teorisi güzeldir de uygulamak zordur. Bu yüzden uygulamasini merak ederim. Örneklerini ararim her firsatta.

Simdi fotografa dönüyoruz. Kareyi biraz büyütünce daha iyi görülecegi üzere orada uyuklayan ördekler arasinda biri digerini kovalayan iki ördek var. Alcaktan ucarak geldiler; bu suya indikleri an. Buraya kadar sahne bana tanidik. 15 yildir izlerim. Sorun genelde "kiz meselesi"dir , bazen de yiyecek. Kizgin ördek alanina giren digerini kovalar, digeri cogunlukla kacar. Cevredeki ördekler kenara cekilip olana yer acar. Tehdit savusturulunca saldiran ayni Eckhart Tolle'nin "Simdinin Gücü"nde harika bir sekilde tarif ettigi gibi  kanatlarini cirparak negatif enerjiyi atar. Kisa süre sonra basini kanatlarina gömüp uyuklayan sürüden biridir o da.

Bu ördek öyle yapmadi. Kovaladi, pesini birakmadi, yakaladi, diger ördegin basini suyun icine iyice bastirdi. Onun cirpinmalarina aldirmadan israrla suyun icinde tutmaya devam etti. Ördekler dünyasinda ilk kez gördügüm bu cinayet girisimini saskinlikla izlerken, o ana dek istifini bozmamis sürüde ani bir sey oldu. Sanki bir dügmeye basilmis gibi -belki suyun altindan duyulan bir yardim cagrisiydi- en uzaktaki ördekler bile baslarini kaldirip iki ördege yöneldiler. Sadece yöneldiler. Sadece yöneldiler. Sürüdeki hareketlenmeyi farkeden saldirgan kurbani birakti. Kurban hizla uzaklasti. Peki sürü? Sürü hic bir sey yapmadi.  Saldirgana bir temiz sopa cekmedi, kurbani cevreleyip "vah yavrum, öldüreyazdi seni, pis ördek, gel bi sariliyim sana, nasil kurtardik ama" demedi. Üclü besli gruplar olusturup olayin kritigini yapmadi. Saldirgan Tolle usulüyle negatif enerjisini atti. Bir saniye sonra sürü uyku moduna geri döndü. Bir saniye sonra! Aralarinda saldirgan hangisiydi, kurban hangisi ve kurtaranlar hangileri; ayirt etmek mümkün degildi.

Iste bu sanirim Wu wei. Ve ördekler kediler kadar büyük zen ustalari. Ve "savasmayanla kim savasabilir dünyada?"

31 Aralık 2017 Pazar



tamamen yanlis anlamisim
simdi anliyor ben
bir sonraki "simdi anliyor ben" e dek
demleneyim bu konukla ben

3 Aralık 2017 Pazar

Bir çerağ ve eine Kerze


Birinci fotograf 2015 Nisani'ndan, Mevlana Türbesi'nden...



Ikinci fotograf oglanin bu yilki okul yilliginin son sayfasindan... Siddharta Gautama, -bilmeyen icin- Buddha adiyla bildigimiz kisinin tarihi ismi... Buna bir ceviri gerek: "Bir mumun isigiyla, onun isigini hic zayiflatmadan binlerce mum yakilabilir." 

Bu iki fotografi buraya birakip gidiyorum. Yedi iklim, yetmis iki kültürde ortak söylenmis sözler koleksiyonumun bu kısmına dahil olsun.

25 Kasım 2017 Cumartesi

Kayit düsmek adina bir kac  Kasim kitabi daha...

  • Dine Karsi Din - Ali Serati
  • Arife Din Yoktur - Muhyiddin Ibni Arabi - Kevser Yesiltas
  • Bir Anadolu Hümanisti - Radiy Fiş 


19 Kasım 2017 Pazar

bu kadar cok lafi neden mi ettim?
asil söylenmesi gerekeni söylememek icin...



 Kirik Taslar, Heraklitos, Erdal Alova, Can Yayinlari
 Fragments, Heraklitus, Brooks Haxton, Pinguin

Heraklit'in Fragment'lerini bu iki kitaptan; Türkce ve Ingilizce cevirilerinden okudum.
Yazdigi hic bir eser günümüze ulasmadigindan ve sadece söyleyip yazdiklarindan bazilari tarih boyunca baska felsefeciler ve yazarlar tarafindan alintilanmis oldugundan Heraklit ancak "Parçalar"i ile biliniyor. Her iki kitaptaki parcalari mümkün oldugunca eslestirmeye calistim:


Ve o zaman tek bir dile bagli kalmamakla iyi yaptigimi farkettim. Heraklit antik cagin "karanlik" filozofu ünvanina sahipmis. Söyledigi her sey ilk okumada anlasilmiyor ve muglak. Katmani cok. Birden cok ceviriden okumak anlayisi arttirabilir.

Kisacik, hizli okunabilir ama hemen birakip gitmeyecek, iz birakacaktir.
Tavsiye...

11 Kasım 2017 Cumartesi

Ne Garip Federico Adinda Olmak







 Ne Garip Federico Adinda Olmak,
Federico Garcia Lorca,
Erdal Alova,
Can Yayinlari

Bir Türkce sarki dinliyordum, sözleri Lorca'nin bir siirinden diyorlardi.
Cohen hakkinda bir kitap okuyordum, en büyük ilham kaynaklarindan biri Lorca, "Take This Waltz" da serbest cagrisimla cevrilmis bir Lorca siiri zaten diye yaziyordu.
E ben artik bi Lorca okusam, zamanidir diyordum.
Türkce gazetelerin birinde tam o siralarda karsima bu baslikla bir makale cikiyordu: "ne garip federico adinda olmak"
Sonra kitabi ariyordum.
Sonra buluyordum.

Sonra ama...
Ama sonra...
kitapta o melodiyi bulamiyordum ben. Ne bir Livaneli, ne bir Cohen melodisi duyuyordum kitapta. Ne de baska bir melodi...
Ya Lorca benlik degil, ya da baska bir ceviriden veya baska bir dilde bir daha okumaliyim.
Diyordum ben.

Yine de bir kac satir kaliyordu kitaptan bana:

Defnenin dallarinda 
iki karanlik güvercin gördüm
Biri öbürüydü
ikisi hicbiri.
--
Gül aramadi safagi:
sonsuzca dalinda,
bir baska seyi aradi
--
Kendinden geciyor leylek
rüyasinda yarim ayin.
--
cala cala ovanin davulunu
geliyordu atlilar.

Yine de güzeldi siir.

9 Kasım 2017 Perşembe

Suraya tek tek son zamanlarda okudugum kitaplarin isimlerini not edeyim, sonra detayina girerim, vakit olursa. Olmazsa da kayida gecmis olurlar en azindan.

Thoreau, Günlükler, 1. Cilt




Tagebuch I, Henry D. Thoreau

Thoreau'un hep okumak istedigim, hep ertelenen günlüklerinin yeni Almanca basimina kitapcida rastladim, ilk cildini de kütüphanede buldum. Ilk kitabin sonsözünde de sadece 3 degil, 12 ciltlik bir seri olarak planlandigi muştulu haberini okudum.

Bu kitabi okuyunca Thoreau'u ve Walden'i bu kadar sevmemin bir tesadüf olmadigini bir kez daha anladim. Bir dolu doga gözlemi ama sadece o degil. Bir dolu düsünsel malzeme. Üstelik 20-24 yaslari arasinda yazdiklarindan olusuyor bu ilk cilt. Cok katmanli, bol ironili. Günlük yasamina fazla dokunmadan gecip gidiyor günlük sayfalari. Oysa ki daha önce okudugum biyografisinden biliyorum ki, bu dönemde sevdigi kizi "cok liberalsin" diyerek vermemisler ve bir de abisi ölmüs. Bunlarin hic birinden bahsetmiyor. Ya da bu basim bir derleme oldugu icin es geciyor oralari. Tam anlayamadim o kismini.  Cümleleri öylesine okuyup , "ah ne güzell!" deyip gecmemeli,  bazilarinda baska imalar, bazi derin katmanlara ince göndermeler var. Bir kac alinti da yazmistim suraya ama kaydetmeden cikmisim tüm yaziyi, bu özetle yetinecegiz artik. Hem o alintilarla cesitli mecralarda biktiririm ben sizi zaten... Sonraki ciltleri sabirsizlikla bekliyorum :) 

8 Kasım 2017 Çarşamba

Ne cabuk kalkip gittin be sonbahar...
Otursaydin oysa, daha karpuz kesecektim :(

29 Ekim 2017 Pazar

Sofia


Youtube'da dünyanin ilk kez bir ülkenin vatandasligina kabul edilen robotuyla* yapilan röportaji izliyordum da aklima geldi; gittikce insanlara benzeye(bile)n robotlar mi daha büyük tehlike, yoksa gittikce robotlara benzeyen insanlar mi?

* Sofia (robotlarin -simdilik- soyadlari olmaz) - Suudi Arabistan vatandasligina kabul edilmis. 

28 Ekim 2017 Cumartesi

Dünyayi Tani / Felsefe Tarihi - I






Erkenne die Welt - Eine Geschichte Der Philosophie / I
Richard David Precht 


Epey sürdü bitirmem ama bitti  Oldukca uzun bir konunun sadece birinci cildiymis üstelik  Aslinda bu konudaki görüsüne güvendigim biri " felsefe tarihi kitaplari okuyacagina, bizzat felsefecilerin kendi kitaplarini okumali" der. Ben yine de duramiyorum; bu okudugum 3. veya 4. felsefe tarihi kitabi Her kitapta baska bir felsefeci daha cok ilgi alanima giriyor, her yazar felsefecilere bi baska acidan bakiyor. Kiminin yerlere göklere sigdiramadigini, bir digeri yerden yere vuruyor. Precht'in anlattiklariyla da bu kez Heraklit ve Boethius ilgi alanima girdi. Bir de Ortacag'daki felsefe/akil - din/kilise cekismesinin kökenlerini daha iyi anladim. Precht bir sürü baska kitabi da olan verimli bir yazar. Daha anlasilir bir dille popüler bilim ve felsefe kitaplari yaziyor. Almanca ama galiba Ingilizce'ye cevrilmisleri de var. Rastlarsaniz es gecmeyin. Kitabi "Köln'ün görmüs gecirmis ve egitimli Iranli taksicileri"ne adamis. Bir de kitabin basinda antik cag ve ortacagin felsefecileri birer tabloda kronolojik olarak gösterilmis. Ben hep karistiririm kim kimden önce, kim kimden sonraydi; cok yararli buldum. Sayfalarca not aldim, ders calisir gibi okudum, bitirirken icimde mükellef ve bol sohbetli bir sofradan hafif kalkildigindaki o keyif hissi vardi.

23 Ekim 2017 Pazartesi

Cay üzerine ne cok söz söylenmis :

"Cay bir ritüele dönüstügünde, kücük seylerde büyüklügü görme yeteneginin özünü olusturur....Yani cay seremonisi yasamimizin absürdlügünü gözle görünür bir harmoniye cevirebilme gibi olaganüstü bir güce sahiptir. Evet, dünya bosluga yönelmistir, kayip ruhlar güzelligin ardindan aglar, anlamsizlik bizi sarip sarmalar. Öyleyse bir fincan cay icelim. (Böylece) sessizlik cikar öne, insan disarida esen rüzgari ve hisirdayan sonbahar yapraklarini duyar, kedi ilik bir isigin altinda uyur. Ve her yudumda zaman kendini yüceltir."

(Kirpinin Zarafeti)

13 Ekim 2017 Cuma

Sekinet



Az önce okudum: Bir arkadasim (ki bunu okuyunca kendini bilecek) yakin bir arkadasini kaybetmis. Bir tanidigi da ona bassagligi dilerken "ruhunuza sekinet dilerim" yazmis. Ne ince dilek, ne etkileyici bir söz bu "sekinet". Beynimde zincirleme reaksiyon yaratti. Ilk kez bir Fromm kitabinda İbranice kardeşine rastlamıştım: Sakinah. Ne demekmis diye bakınca bildiğim benzer sözcükler olduğunu görmüstüm. Bi vakitler adi huzur ve barış anlamına gelen bir semtte oturmustum.  Daha önceleriydi; isminde "Frieden" geçen bir duraktan tramvaya binerdim. Bundan öncesiydi; okudugum bazi kitaplar "dinginlik"ten bahsederdi.  Daha da önceleriydi; sokakta bir komşu gördü  mü "annene selam söyle cocugum" derdi. "Sakin" sokaktı o zamanlar oturduğumuz sokağın adı. Ondan da önceleriydi TRT sunucuları programları kapatırken "esenlik" dilerdi... 

Cok cok sonralarıydı ben bi çay içip, bu fotografı çekip altına bi yerlerde (burada mıydı ki? arşivde bulamadım?) şunları yazmıştım: 
---- 
"Es gibt keinen Weg zum Frieden. Frieden ist der Weg." 
Frieden: Peace ama beyaz güvercinlisinden degil tam, biraz sükunet ve ic huzuru, böyle biraz tranquility, biraz Stille var icinde. Araplar selam, Ibraniler shalom diyor. Bazen Türkce medya dilinde esenlik diye gectigi de oluyor. Programi kapatirken dileniyor. Oysa kazin ayagi öyle degil, programin kapanışı degil annem o, programın ta kendisidir. Cümleye göre... "Barışa giden bir yol yok, barış yolun kendisidir." 
----
 Bütün bunlar kardes sözcükler. Arasan bütün dillerde bulursun. Ve cok önemli bir şey di(li)yorlar. 
Ve çok içimden geldi şu an; çevremizde hiç kimsecikler ölmeden, hepimizin ruhuna sekinet diliyorum.

10 Ekim 2017 Salı


Andre Stern. Hic okula gitmemis. Süddeutsche'de dünden beri hakkinda bir yazi var. Tek etkili ögrenme yöntemi oyundur diyo. Sadece istek duydugu seyleri ögrenerek egitmis kendi kendini... 

Foto:  Dibine kadar klasik tedrisattan gecip kirk yasindan sonra Sophie'ye aşık olan ben. 

Çünkü hicbir zaman geç değil, 
çünkü beyin plastik, 
çünkü snapslerinden sen sorumlusun, 
çünkü yaşasın oto-didaktik öğrenme!

9 Ekim 2017 Pazartesi

Pazartesi


Hafta sonları temizliğe ve eğer mevsim kışsa ütüye gidiyorum, bir yerde aşçılık yapıyorum, ayrıca ek ders veriyorum, psikolojik danışmanlık ve arabuluculuk hizmeti görüyorum, papağanlık yapıyorum -bazı şeyleri 30 kez tekrarlama deneyimi- , bazı hafta sonları ek olarak ufak tefek tamir işleri de çıkıyor. 

Hafta içi ise full time tek vardiya çalışıyorum. Ne söylesem bir kerede yapılıyor. Öyleyse yaşasın Pazartesi !

8 Ekim 2017 Pazar


Metro perona girerken sürücü bir an basini camdan cikarip ilerde bir seye bakti. Genc bi adam, saclari kipkirmiziya boyaliydi. Elimde olmadan gülümsedim. Saclarini kizila bile boyatmayan kendi halinde vatandasim ama icimde bir tavus kuşu yasatmaya özen gösteriyorum. Ve bu türden "ayrıksı"lıkları görünce içime bir güven duygusu doluyor. Herkesin yüz gramcik olsun farkli, iki yüz elli gramcik olsun kendi olmasina izin verilen yerde daha az siser, daha az infilak ederiz gibi geliyor. Metroya her zamankinden daha güvenle bindim; icimden "alles klar kaptan, saclar kirmizi, asayis berkemal; sür, gidelim" dedim :) Kaptanin kirmizi saclarinin fotografini cekemedim, metronun kösesiyle yetindim.

7 Ekim 2017 Cumartesi


Komsuma bir sey sormaya gitmistim, iceri cagirdi. Ekmek yapiyormus, bir yandan hamurlu ellerle kahve yapti bana. Sonra laf lafi acti, bir baktik ki biz kahve ve lafla demlenirken hamur da demlenip iki katina cikmis. Hamur coktu, "yarin cocuklar gelecek de..." dedi. "Iki kilo un, bir kilo patatesle" yaptim dedi. Sonra telefon caldi, ben de onu bahane edip eve firladim. Belli, daha isi var cünkü. 5 dk. gecmeden telefonla aradi. "Eee, Frau Hindiba, ben bu hamuru cok yapmisim, firina sigmiyor, artti, kalani size versem, hemen pisirseniz?" Ay, tatli yalana da bak sen! Firina ne kadar sigacagini bilmez mi? Ya iki partide pisirmeyi? Iste göz hakki diye bir mevzumuz oldugunu biliyor belki, veya onlarda da var. Bozuntuya vermedim, peki dedim, gidip aldim. Kalibina kadar hazirlamis, bana bi pisirmesi kaldi. Aklim yine o konu takildi. Armagan Ekonomisi Türkiye'de popüler oldugundan bu yana pek cok uygulamasi gayet iyi niyetli girisilmesine ragmen zor yürüdü veya basarisizliga ugradi. Cünkü bana kalirsa en basarili organizasyon bile vermenin ve almanin inceliklerini bilmiyorsak yürümüyor. Eskiler bu sanati iyi bilirdi. Emine Teyze ile Maria Teyze hala biliyor. Biz unuttuk. Anımsama ve uygulama zamanı... Ha, bi de, ekmek nefisti :)

5 Ekim 2017 Perşembe


Bazen tek bir cümle, (ya da iki) günlük gida olarak yetiyor: "Hier herrscht das eine. Und das eine ist das Wahre."

Mealen yaklaşık şu demek: "Burada bir olan hükmeder. Ve o Bir Gerçek'tir / Gerçek olandır."

 Daha sonra unutmamak için; Precht'in "Erkenne die Welt"inden. Platon kismi.