25 Kasım 2016 Cuma
Hasretlerin Adı
Hasretlerin Adi - Die Namen der Sehnsucht
Nazim Hikmet
Ammann, 2008
Bu kitap kütüphanede rastladiklarimdan. Nazim Hikmet'ten secme siirler. Türkce ve Almanca. Yok olmuyor, siir baska dile kolay cevrilmiyor... Adi
kimi insan otların kimi insan balıkların çeşidini bilir
ben ayrılıkların
kimi insan ezbere sayar yıldızların adını
ben hasretlerin
dizelerinden geliyor.
Azicik memleket havasi cektim icime. Biraz "anadil anavatan midir?" diye düsündüm. Azicik "Anavatan aslinda nedir, neresidir ki?" diye düsündüm. Aklima bi vakitler bi brosürde okudugum bi laf geldi: "Vatan mi? Hic orada olmadim!" Bazen bana da hic orada olmamisim gibi geliyor derken tam...Icimde bir yer dedi ki "Burasi vatan, burasi memleket, burasi yuva. Diger her sey hikaye..."
Sence?
22 Kasım 2016 Salı
Tanrı'nın Enkazı
Tanrı'nın Enkazı - Bir Düşünce Deneyi / God's Debris - A Thought Experiment
Scott Adams
Evet, bu Scott Adams, o Scott Adams imis. Evet, bu bir Dilbert kitabi degilmis, ve evet komik bir kitap bile degilmis. Bunlarin hepsini daha en basinda, pesin pesin söylüyor. Herkesin okumasi gerekmiyormus kitabi. Bence de ... Okuduklarinin net, anlamli ve özellikle de daima ve tartismasiz kendisiyle ayni fikirde olmasini isteyenler okumamali. Söyledigim her sey dogru degil diyor. Evet, bunu da diyor. Neler dogru, neler yanlis sen bul diyor.
Bütün bunlar bir sey degil de....
Bunlar Sith Lord'larindan da beter. Onlardan belli bir anda sadece iki tane olabiliyordu.
Oysa "bir kerede sadece bir Avatar olabilir."
Ben Türkce'sini okudum. Sen Ingilizce'sinden okumak istersen...
Mutluluk
Glück, Matthieu Ricard
Elbette mutluluğu kitaplardan ögrenecek değılız :) Üstelik daha önce de mizmizlandigim gibi Matthieu Ricard bazen cok felsefe yapiyor :) Ama yine de epey not aldigim görülüyordur. Kitabin özeti? Mutluluk bizim icimizde, kabugu catlattigimizda isik sizan yer var ya hani. Iste orada...
14 Kasım 2016 Pazartesi
rabimmel, rabammel, rabumm
Gecen aksam eve dönerken karanlikta birden sokagin öbür ucunda elinde fenerlerle gezen cocuklari farkedince animsadim. Ah ya! 11 Kasim. St.Martin günü. Fener alayi :) Bu fener alayi sirasinda söylenen bazi sarkilar vardir. Bizim oglanla, o daha kücükken, anaokulundayken falan dilimize dolanmisti biri. Buralarda bir yerlerde linki de vardi galiba. "Dort oben leuchten die Sterne, da unten leuchten wir" (yukarda yildizlar parliyor, asagida biz) kismini bazen özellikle sasirmis gibi tersine cevirip " Dort unten leuchten die Sterne, da oben leuchten wir" (yukarida biz parliyoruz, asagida yildizlar) diye söylerdim, oglan her seferinde farkedip "Ama anneeee!" diye düzeltirdi :)
Tuhaf sarkidir aslinda. Düsününce... "Ich gehe mit meiner Laterne und meine Laterne mit mir" (Ben fenerimle gidiyorum, fenerim de benimle gidiyor) diye baslar örnegin. Bazen öyle oluyor ki ben fenerimle giderken, fenerimin de benimle gittigini hisseder gibi oluyorum. Sonra bazen fenerim benimle giderken ben fenerimle gitmiyormusum gibi hissettigim günler oluyor. Oysa ki biliyorum, ben fenerimle gitmezken bile, öyle günlerde bile, fenerim benimle birlikte gidiyor. Bi tuhaf oluyor. Sana da oluyor mu?
Öyleyse rabimmel, rabammel, rabumm.
Tuhaf sarkidir aslinda. Düsününce... "Ich gehe mit meiner Laterne und meine Laterne mit mir" (Ben fenerimle gidiyorum, fenerim de benimle gidiyor) diye baslar örnegin. Bazen öyle oluyor ki ben fenerimle giderken, fenerimin de benimle gittigini hisseder gibi oluyorum. Sonra bazen fenerim benimle giderken ben fenerimle gitmiyormusum gibi hissettigim günler oluyor. Oysa ki biliyorum, ben fenerimle gitmezken bile, öyle günlerde bile, fenerim benimle birlikte gidiyor. Bi tuhaf oluyor. Sana da oluyor mu?
Öyleyse rabimmel, rabammel, rabumm.
Hicbiri
Bazen yapmak gereken veya yapmak istedigim o kadar cok sey oluyor ki, sonunda hangisinden baslayacagimi bilemedigim icin, hicbirini yapmiyorum.
13 Kasım 2016 Pazar
Gecen ay okuduklarim
Gecen ayin okunup üzerine yazmaya firsat bulunamamis kitaplari :
1. Flatland, A Romance of Many Dimensions, Edwin A. Abbott: Bi cok yerde öyle tanitilsa da sadece matematiksel bir metin degil. Ilk bölümü asmayi basardigimizda beklentilerimize uygun sekilde ilginclesiyor. Ve hatta cok güzel. Cok güzel. Evet, evet cok cok güzel.
2. Kürk Mantolu Madonna, Sabahattin Ali: Malum. Cok popüler kitaplari popülerligi gecene dek okumama inadim yüzünden (Bkz. Sofie'nin Dünyasi) bu kadar gecikmistim. Sonra farkettim ki, okumayan bir onunla, bir ben kalmisiz. Simdi ben de okudum :) Simdi o düsünsün :)
3. Oma Hilde, Sokrates und der Dalai Lama, Kristin Raabe. Arada bir kütüphanede raflarin bana sundugu herhangi bir kitabi alip okumayi seviyorum. Arada bir. Bu onlardan biri. Alt basligi "Bilgelerden ne ögrenebiliriz?" gibi bir seydi. O yüzden ilginc olabilecegini düsünmüstüm. Bir bakima ilgincti de. Bilgelik arastirmalari (Wisdom Research) diye bir bilim dali varmis örnegin. Bir yasima daha girdim. Okumasak da olabilir. Okusak iyi de olabilir. Cok karar veremedim.
1. Flatland, A Romance of Many Dimensions, Edwin A. Abbott: Bi cok yerde öyle tanitilsa da sadece matematiksel bir metin degil. Ilk bölümü asmayi basardigimizda beklentilerimize uygun sekilde ilginclesiyor. Ve hatta cok güzel. Cok güzel. Evet, evet cok cok güzel.
2. Kürk Mantolu Madonna, Sabahattin Ali: Malum. Cok popüler kitaplari popülerligi gecene dek okumama inadim yüzünden (Bkz. Sofie'nin Dünyasi) bu kadar gecikmistim. Sonra farkettim ki, okumayan bir onunla, bir ben kalmisiz. Simdi ben de okudum :) Simdi o düsünsün :)
3. Oma Hilde, Sokrates und der Dalai Lama, Kristin Raabe. Arada bir kütüphanede raflarin bana sundugu herhangi bir kitabi alip okumayi seviyorum. Arada bir. Bu onlardan biri. Alt basligi "Bilgelerden ne ögrenebiliriz?" gibi bir seydi. O yüzden ilginc olabilecegini düsünmüstüm. Bir bakima ilgincti de. Bilgelik arastirmalari (Wisdom Research) diye bir bilim dali varmis örnegin. Bir yasima daha girdim. Okumasak da olabilir. Okusak iyi de olabilir. Cok karar veremedim.
21 Ekim 2016 Cuma
Maydonozdan büyücüye TGIF
Bu hafta oglanin beni benden alan fıkrası. Hafta boyunca hatırladıkca ay, ne güldüm :)
Nüfus görevlisi kadina sorar:
"Cocugunuza gercekten de Peter adini vermek istediginizden emin misiniz bayan Silie?"
Espriyi anlamak icin dip not: Petersilie Almanca maydanoz demek! Cocugu her ise maydanoz edecek bu kadin!
Bu arada maydanozun Latince adi da bi havali: Petroselinum. Yunanca petro "kaya", selinum "kereviz" demek. Kaya kerevizi. Yunanlilar'a göre maydanoz bi tür kerevizmis. Peki o zaman Türkce'deki maydanoz sözcügünü nasil anlamali? Cünkü o da Rumca'dan...dersen, onun yaniti da su: Maydanoz sözcügü yine eski Yunanca'da bu bitkinin kaynagi ve asil yetisme alani görülen "Makedonya"dan geliyor. Gercekten. Vikipedi'nin yalancisiyim.
Ay ay konu bunlardan acilmisken ,bi de Ottfried Preußler'in harika cocuk kitabi Haydut Hotzenplotz'da büyücünün adidir Petrosilius Zwackelmann. Kahramanlarimiz caktirmadan dalgasini da gecer hatta bu isimle...
Neyse, cross check tamamdir. Cuma aksami hala bunlardan konusacak kadar gücüm var :) TGIF
Nüfus görevlisi kadina sorar:
"Cocugunuza gercekten de Peter adini vermek istediginizden emin misiniz bayan Silie?"
Espriyi anlamak icin dip not: Petersilie Almanca maydanoz demek! Cocugu her ise maydanoz edecek bu kadin!
Bu arada maydanozun Latince adi da bi havali: Petroselinum. Yunanca petro "kaya", selinum "kereviz" demek. Kaya kerevizi. Yunanlilar'a göre maydanoz bi tür kerevizmis. Peki o zaman Türkce'deki maydanoz sözcügünü nasil anlamali? Cünkü o da Rumca'dan...dersen, onun yaniti da su: Maydanoz sözcügü yine eski Yunanca'da bu bitkinin kaynagi ve asil yetisme alani görülen "Makedonya"dan geliyor. Gercekten. Vikipedi'nin yalancisiyim.
Ay ay konu bunlardan acilmisken ,bi de Ottfried Preußler'in harika cocuk kitabi Haydut Hotzenplotz'da büyücünün adidir Petrosilius Zwackelmann. Kahramanlarimiz caktirmadan dalgasini da gecer hatta bu isimle...
Neyse, cross check tamamdir. Cuma aksami hala bunlardan konusacak kadar gücüm var :) TGIF
17 Ekim 2016 Pazartesi
Birdenbire
Her şey birdenbire oldu.
Birdenbire vurdu gün ışığı yere;
Gökyüzü birdenbire oldu;
Mavi birdenbire.
Her şey birdenbire oldu;
Birdenbire tütmeye başladı duman topraktan;
Filiz birdenbire oldu, tomurcuk birdenbire.
Yemiş birdenbire oldu.
Birdenbire,
Birdenbire;
Her şey birdenbire oldu.
Kız birdenbire, oğlan birdenbire;
Yollar, kırlar, kediler, insanlar...
Aşk birdenbire oldu,
Sevinç birdenbire…
16 Ekim 2016 Pazar
B. Traven'den üc roman
B. Traven
Der Schatz der Sierra Madre (Altina Hücum)
Die Baumwollpflücker (Pamuk Iscileri)
Die Brücke im Dschungel (Köprü)
Bir kitapta üc roman...
Uzunca bir yazi yazacaktim, vazgectim. B. Traven okunmali, o kadar. Altina Hücum'un özellikle sonlara dogru her sayfada yaptigi keskin virajlar ve trajikomik sonu... Pamuk Iscileri'nde Gonzales'in o gülsem mi aglasam mi bilemedigim ölümü; tarladan pastaneye, kumarhaneden geneleve insan manzaralari... Köprü'deki 21 saat, beyaz yabancinin gözünden anne olmak, isigi cagiran ölü, yanitlanmamis ve hatta sorulmamis pek cok soru.... B. Traven inanilmaz bir hikaye anlatici...
13 Ekim 2016 Perşembe
2 Ekim 2016 Pazar
Endiseye mahal yok.
Su güzel tabaklara, su güzel mevsim meyveleriyle su güzel natürmortlari cizen su güzel komsu teyzelere keske anlatabilsek. Endiseye mahal yok; daldan da düsseler, kuslar da yeseler, esek arilari da didikleseler, insan kursagina da girmese bu güzeller, endiseye mahal yok. Insanlarla kurtlar ve kuslar arasinda biz ve onlar yok, yarisma yok, catisma yok. Onlar yediginde de biz yemis gibi, biz yedigimizde de onlar yemis gibi. Iste öyle teyzeler... Hepsi nefisti, tesekkürler...
Ve bi de... Instagram'da söylemedigim bir sey daha söyleyecegim. Ayva sari, nar kirmizi, evet hepimiz biliyorduk. Ama bundan o harika siir ortasi hauki'sini cikarmak icin birinin gelip arkalarina tek bi sözcük, "sonbahar" eklemesi gerekti. Sanat öyle bi sey iste, sair öyle biri iste. Herkes bilir, belki herkes hisseder ama bilmez hissettigini. Sonra biri gelir hissettigini bilmekle kalmaz, söze de döker.
Ve asil... Bazen sairler de unutabilir, veya ne bileyim belki de dizede şık durmaz. Ama sonbahar biraz da mordur, mavidir, iste su tabaktir. Onu da bazi teyzeler bilir. Alzheimer'in kiyisinda dolasan kimi teyzeler, tabagi ne zaman nerede kime verdigini unutacagini bilir, o yüzden verirken bize tembih eder, geri istedigini :) Hepimiz herseyi bilemeyiz, hepimiz herseyi animsamayabiliriz. Endiseye mahal yok.
Dünkü calismanin sonuclari... Ben resimde iyi olmadigim icin geometrik sekillere kaciyorum. Bi de yuvarlak, kutudaki marka ismini saklamaya iyi gidiyor.... Oglan daha cesur, bir basketbol sahasi cizdi. Top yesillerde, gözden kacmayacakmis. Ve o örgü top da fotografta cikmaliymis; özel istek. Vaktiyle armagan edilmisti ama artik benzerlerini ben de örebiliyorum. Bu yil annanesinin evinde bi tane örüp biraktik. Gittiginde evin icinde top oynarken annanenin kafasini sisirmesin diye :) Her eve lazim ;)
1 Ekim 2016 Cumartesi
Öyleyse renkti...
Amaan beee! Yilin belki de son günesli haftasonu diye bu da ne kosusturmacaydi! Perde yikamalardi, cam silmelerdi. Fakat Hindiba da pek cabuk yorulan bir nazenindi. Arada mola gerekti. Su ayakkabi kutularini oyuncak kutusu olarak kullanmak da iyi fikirdi de böyle karton karton biraz sıkıcı değil miydi? Amaan beee! Öyleyse renkti!
Yol yürümekle yapılır
Caminante, son tus huellas
el camino y nada más;
caminante, no hay camino,
se hace camino al andar.
Al andar se hace camino,
y al volver la vista atrás
se ve la senda que nunca
se ha de volver a pisar.
Caminante, no hay camino,
sino estelas en la mar.
|
Wanderer, your footsteps are
the road and nothing more;
wanderer, there is no road,
the road is made by walking.
Walking makes the road,
and turning to look behind
you see the path that you
will never tread again.
Wanderer, there is no road,
only foam trails on the sea.
|
Gecen gün ormanin insan ayagi degerek yapilmis patikalarinda yürürken esimle "böyle bir siir vardi, bi Ispanyol'a aitti, ama kimdi kimdi?" diye düsündügümüz... Yaniti bugün Instagram'da Kardelen verdi :) Sorunu evrene sal, yanit illa ki gelir : Antonio Machado
28 Eylül 2016 Çarşamba
bu kadar kalabalıkken bu kadar sessiz
Burasi ormanin susup kendisini dinlememizi tavsiye eden kösesi. Nasil yapilacagina dair bir alistirma tarifi bile vermis. Kagit mendil paketinin konuyla bir ilgisi yok, biri birakmis...
Bu, alistirma tarifine uyarak ormani dinleyen cocuk...
Bu, o sirada saga sola bakan annenin gördügü sevdiceklerden biri... Sarmas dolas, sohbet muhabbet...Gizli gizli, sessiz sedasiz...
Bu, ayni sirada iki adim ötedeki yaban elmalarina gözünü diken babanin bakis acisi. Nyam...nyam...
27 Eylül 2016 Salı
Spinoza Problemi
Das Spinoza-Problem
Irvin D.Yalom
btb
Bir tarafta 17. yy, diger tarafta 20. yy'in ilk yarisi.
Bir tarafta Bento Spinoza, kahramanimiz. Diger tarafta Alfred Rosenberg, kitabin anti-kahramani dersek galiba cok yanlis olmaz.
Kitap her bölümde bu iki yer, dönem ve kisi arasinda gidip geliyor. Sadece Spinoza degil Rosenberg de gercek bir kisilik. Ama romandaki herkes gercekten yasamis degil. Bir kismi hayali karakterler. En cok ilgimi ceken iki karakter (Franco ve Friedrich) hayali olanlardanmis. Rosenberg ve ekibinin bir "Spinoza Problemi" oldugu tarihi kayitlara gecmis ama "problem"in tam bir tarifi yapilmamis. Yalom olasi bir teori gelistirip onun üzerine kuruyor romani. Ama acikca söylemedigi baska bir tahmini daha mi var Spinoza Problemi'nin ne olduguna dair?
Friedrich'in Alfred'e söyledigi su sözler öyle düsündürdü bana ve gözümde kitabin en alintilanasi paragrafi olmaya da hak kazandi :)
"Sadece bir tahmin ama, kendi kendime senin herhangi bir yerde kendini "yuvada" hissedip hissedemeyecegini soruyorum, cünkü "yuva" bir yer degil, bir ruh halidir. Gercekten yuvada olmak , insanin kendi derisinin altinda kendini yuvada hissetmesi demektir. Ve bana öyle geliyor ki, Alfred, sen kendini kendi derin altinda yuvada hissetmiyorsun. Belki de hic bir zaman hissetmedin. Belki de tüm ömrün boyunca yuvani yanlis yerde aradin."
Spinoza Problemi Yalom'un kahramanlarini ünlü felsefecilerden sectigi üc kitaptan biri. Digerleri Schopenhauer Tedavisi ve Nietzsche Agladiginda. Her birini kahramanlarindan en az bir kitap okuyarak hak etmem gerektigini düsünmüstüm. Spinoza'yi "hak ettim" :) Simdi sira digerlerinde...
24 Eylül 2016 Cumartesi
17 Eylül 2016 Cumartesi
Kur'an, Incil ve Tevrat'in Sümer'deki Kökeni
Kur'an, Incil ve Tevrat'in Sümer'deki Kökeni
Muazzez Ilmiye Çığ
Ilginc bir konuda büyük bir hayalkirikligi. Oysa ki ne cok sey yazilabilirdi, ne cok sey ögrenebilirdik. Son tahlilde insanin Sümerliler'e "En uzaga sen gittin, en cabuk da sen döndün. Sen neymissin be abi" diyesi geliyor. Peki örnegin kadim Hint eserlerinde kaydedilmis Pisagor teoremini ne yapacagiz? Benim yarim aklim ve yarim bilgimle bile kolay cürütülebilir olmasin isterim okudugum kitabin fikirleri... Bi de mümkünse referans olarak Stern veya Spiegel dergisini vermesin isterim. Himpf.... Bi daha mi yazsa acaba Muazzez Ilmiye Çığ bu kitabi?
15 Eylül 2016 Perşembe
Bazen ben de...
Nih heh heh :) Oglan yapar da ben yapamaz miyim? Bazen hüzünle ardindan bakip, bazen ben de cocuk olamaz miyim?
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



















