18 Haziran 2010 Cuma
30 Nisan 2010 Cuma
8 Nisan 2010 Perşembe
PFAPA ve Periyodik Ateş Okuma Listesi - 3
- Ocak 2010, yeni bir PFAPA makalesi
- Fieber im Kindesalter (Uni. Witten-Herdecke Patientenleitlinien)
- "Eine definitive Diagnose kann nur durch eine genetische Untersuchung gestellt werden. Man muss hier jedoch beachten, dass eine genetische Diagnostik ein Mittelmeerfieber nicht ausschließen kann. In großen Studien wurde gezeigt, dass lediglich in ca. 80 Prozent der Patienten mit klinisch gesichertem familiärem Mittelmeerfieber Mutationen im MEFV-Gen gefunden werden, so dass von einem weiteren Gen ausgegangen werden muss, welches bei der Entstehung eines familiären Mittelmeerfiebers eine Rolle spielt." (Wikipedia Ailevi Akdeniz Ateşi - Almanca girişi)
- Periodic Fever Syndrome (PFAPA ve diger genetik periyodik ates sendromlari hakkinda genel bilgi veren bir yazi
- Anti-inflammatory properties of Lactobacillus gasseri expressing manganese superoxide dismutase using the interleukin 10-deficient mouse model of colitis Carroll et al. Büyük umutlar?
4 Nisan 2010 Pazar
Pandora Türkiye'den bildiriyor... (III)
Reklamlarda ne kadar çok "ayrıcalık" ve "konfor" lafının geçtiğine bir tek ben mi takılıyorum acaba? "Bugünün saraylıları" için evler yapılıp satılıyor. "Evinin sultanlarına" halılar diziliyor çifter çifter. "Ayrıcalıklı olmanın keyfini yaşayın" diyor birileri de. Bu mu, buna mı talep? Hiç tepki almıyorlar mı izleyenlerden? Şaşkınlıkla seyrediyorum.
3 Nisan 2010 Cumartesi
Pandora Türkiye'den bildiriyor... (II)
Her yerde büyük ötesi, devasa Türk bayraklarına rastlıyorum. Çocukluğumda sadece Anıtkabir'de gördüğüm türden bayraklar. Galiba buralarda vatanseverliğin büyüklüğü artık bayrağın boyutuyla ölçülüyor.
24 Mart 2010 Çarşamba
Çift dil edinimi üzerine bir kitap daha
Bilingual First Language Acquisition
Annick De Houwer
* Bu kitapta BFLA ( Bilingual First Language Acquisition ) ve ESLA (Early Second Language Acquisition) arasında kesin bir ayırım yapılıyor. Yazara göre BFLA doğumdan itibaren iki dili bir arada öğrenme durumu. ESLA ise doğumdan itibaren önce bir dilin duyulup öğrenildiği, ikinci dilin ise ağırlıklı olarak erken dönemde (2-6 yaş) maruz kalınarak öğrenildiği durumları tanımlıyor. Anne ve babanın iki ayrı dili konuştuğu çift dilli ailelerde yetişen çocuklar BFLA örneği. ESLA genellikle çevre dilinden farklı bir dili konuşan ailelerin çocuklarının dil öğrenme süreci ile örnekleniyor. Bu durumda ikinci dil (çevre dili) çoğunlukla anaokulunda öğreniliyor. Bu durumda bizim durumumuz aslında BFLA değil, ESLA oluyormuş. İlginç. Başka kitaplarda rastlamadığım bir detay. Kitap aslen BFLA süreçleri hakkında olduğundan bize tam uymadı ama yine de okumaya devam ettim. Başka ilginç şeyler de öğrendim.
* Çocuğun ilk dil edinimi sırasında tek başına veya ardarda kullandığı ve yetişkinlerin genelde cümle düzeyinde anlam verdiği ifadelere "holophrase" deniyormuş. Bu sözcükten cümleye geçiş aşaması. Örneğin elini uzatıp "ekmek" diyen çocuğa içgüdüsel olarak "Acıktın mı? Al ekmek" veya "Aaa, evet, o bir ekmek" veya "Doğru, yere düşmüş ekmek, kaldıralım" yanıtını veren yetişkin cümleye geçiş sürecini bir şekilde destekliyor.
* Daha sonra sözcükleri bir araya getirme dönemi başlıyor. BFLA çocukları yaklaşık 2,5 yaşında sıralaması doğru yapılmış, 3-4 sözcükten oluşan cümleler kurmaya başlıyor.
* Bir çok kitap ve internet kaynağında hararetle önerilen "bir dil, bir insan" yöntemini yazar çift dil ediniminde o kadar da kritik öneme sahip görmüyor. (Bu arada kendisi de bir BFLA çocuğu imiş, çocuğunu da çift dilli yetiştiriyormuş). Söylediğine göre bu yöntemi kullandığını söyleyen ailelerin çoğunluğunda dahi, tutarlı olarak bir yetişkin sadece ve sadece bir dil kullanıyor/kullanabiliyor değilmiş. Ayrıca dil edinimindeki gelişme seyri karşılaştırıldığında, diğer yöntemlerle arasında büyük bir fark bulunmuyormuş.
Annick De Houwer
* Bu kitapta BFLA ( Bilingual First Language Acquisition ) ve ESLA (Early Second Language Acquisition) arasında kesin bir ayırım yapılıyor. Yazara göre BFLA doğumdan itibaren iki dili bir arada öğrenme durumu. ESLA ise doğumdan itibaren önce bir dilin duyulup öğrenildiği, ikinci dilin ise ağırlıklı olarak erken dönemde (2-6 yaş) maruz kalınarak öğrenildiği durumları tanımlıyor. Anne ve babanın iki ayrı dili konuştuğu çift dilli ailelerde yetişen çocuklar BFLA örneği. ESLA genellikle çevre dilinden farklı bir dili konuşan ailelerin çocuklarının dil öğrenme süreci ile örnekleniyor. Bu durumda ikinci dil (çevre dili) çoğunlukla anaokulunda öğreniliyor. Bu durumda bizim durumumuz aslında BFLA değil, ESLA oluyormuş. İlginç. Başka kitaplarda rastlamadığım bir detay. Kitap aslen BFLA süreçleri hakkında olduğundan bize tam uymadı ama yine de okumaya devam ettim. Başka ilginç şeyler de öğrendim.
* Çocuğun ilk dil edinimi sırasında tek başına veya ardarda kullandığı ve yetişkinlerin genelde cümle düzeyinde anlam verdiği ifadelere "holophrase" deniyormuş. Bu sözcükten cümleye geçiş aşaması. Örneğin elini uzatıp "ekmek" diyen çocuğa içgüdüsel olarak "Acıktın mı? Al ekmek" veya "Aaa, evet, o bir ekmek" veya "Doğru, yere düşmüş ekmek, kaldıralım" yanıtını veren yetişkin cümleye geçiş sürecini bir şekilde destekliyor.
* Daha sonra sözcükleri bir araya getirme dönemi başlıyor. BFLA çocukları yaklaşık 2,5 yaşında sıralaması doğru yapılmış, 3-4 sözcükten oluşan cümleler kurmaya başlıyor.
* Bir çok kitap ve internet kaynağında hararetle önerilen "bir dil, bir insan" yöntemini yazar çift dil ediniminde o kadar da kritik öneme sahip görmüyor. (Bu arada kendisi de bir BFLA çocuğu imiş, çocuğunu da çift dilli yetiştiriyormuş). Söylediğine göre bu yöntemi kullandığını söyleyen ailelerin çoğunluğunda dahi, tutarlı olarak bir yetişkin sadece ve sadece bir dil kullanıyor/kullanabiliyor değilmiş. Ayrıca dil edinimindeki gelişme seyri karşılaştırıldığında, diğer yöntemlerle arasında büyük bir fark bulunmuyormuş.
Pandora Türkiye'den bildiriyor... (I)
Bugün akşam haberlerinde Paris'ten bildiren muhabir, birinden bahsederken üç kez "binadan çıkış yaptı", bir kez "binaya giriş yaptı" dedi. Ben buralardan ayrılalı artık kimse binalara girip çıkmıyor anlaşılan.
25 Şubat 2010 Perşembe
Periyodik ates ve PFAPA okuma listesi - 2
- Das PFAPA-Syndrom: eine neue Krankheit? Giovanni Rossetti, Carobbio, Tönz, Hofer
- PFAPA Sendromu: Bir periyodik ates tablosu. Özen, Yücel
- mothering.com mevsimsel soguk alginliklarinin ortalamasini alirsan zaten 4-6 hafta edermis. hı hı, evet, bu kadar basit...
- Dr. Dad: Desperate to help daughter, surgeon finds remedy for mysterious illness
- Periyodik Ates, Aftoz Stomatit, Farenjit, Servikal Adenit Sendromu (PFAPA Sendromu) -Zengin, Kilic (Thomas ve Padeh kriterleri karsilastirmali tablosu)
- Stiftung Warentest - termometre degerlendirmesi
- PFAPA/Cyclic Neutropenia - PIA forum yazismalari
- Student tracks mystery of childhood fever syndrome (08/13/99)
- Periyodik Ateş Hastalıkları Özet Bilgi
- http://www.pfapa-net/
- Marshall GS, Edwards KM, Butler J, Lawton AR:
Syndrome of periodic fever, pharyngitis, and aphtous stomatitis. J Pediatr 1987, 110: 43–46.
23 Şubat 2010 Salı
Periyodik ates ve PFAPA okuma listesi
- Wikipedia -PFAPA
- Wikipedia -PFAPA -Almanca
- "Periodic fever syndrome in children". Journal of Pediatrics (Mosby, Inc.) 135: 1–5.
- "Periodic fever, aphthous stomatitis, pharyngitis, and adenopathy syndrome: Clinical characteristics and outcome". Journal of Pediatrics (Mosby, Inc.) 135: 98–101.
- "Syndrome of Periodic Fever, Aphthous stomatitis, Pharyngitis, and Adenitis (PFAPA) - What it isn't. What is it?". Journal of Pediatrics (Mosby, Inc.) 135: 1–5.
- PFAPA in Merck Site
- PFAPA- Anne-babalarin anlattiklari. Ilginc, Almanca, Prednisol, Cemitidin, Kindertunia, vb.
- PFAPA-Anne babalarin anlattiklari. netdoktor.de forumu, prednisol sonrasinda kisalan araliklar, süt ürünleri, vb.
- PFAPA- Anne babalarin anlattiklari. Onmeda Forum
- [www.swiss-paediatrics.org] 'daki özet
11 Şubat 2010 Perşembe
Cocuklarda dil gelisimi ve cift dillilik üzerine kitap önerileri
Bir önceki yazida bahsettigim kitabin sonunda anne-babalar icin önerilen kitaplar vardi. Akademik yayinlar arasinda özel olarak anne-babalarin faydalanabilecegi; acik ve net bir dille yazilmis kitaplari bulup cikarmak zor. Bu yüzden bu listenin isime yarayacagini düsünüyorum. Henüz hicbirini okuyamadim. Bir kacini okuyabilsem bile kardir diye düsünüyorum.
Cocuklarda dil edinimi üzerine kitaplar:
Bausteine der kindlichen Entwicklung
Ayres, Anna Jean ; Robbins, Jeff
2002
Sprachentwicklung
Grimm, Hannelore (Psychologin),
2000
Das Wunder des Spracherwerbs
Szagun, Gisela,
2007
Wie Kinder Sprachen lernen
Tracy, Rosemarie,
2008
Cift dil edinimi üzerine:
Zweisprachigkeit zu Hause und in der Schule
Baker, Colin,
2007
Encyclopedia of bilingualism and bilingual education
Baker, Colin ; Jones, Sylvia Prys,
1998
Materialien zur interkulturellen Erziehung im Kindergarten. Zweisprachigkeit
Heuchert, Lucija,
1989
Zweisprachige Kindererziehung
Kielhöfer, Bernd ; Jonekeit, Sylvie
2002
Mit zwei Sprachen groß werden
Burkhardt Montanari, Elke
2005
Mehrsprachige Erziehung
Triarchi-Herrmann, Vassilia
2006
Cocuklarda dil edinimi üzerine kitaplar:
Bausteine der kindlichen Entwicklung
Ayres, Anna Jean ; Robbins, Jeff
2002
Sprachentwicklung
Grimm, Hannelore (Psychologin),
2000
Das Wunder des Spracherwerbs
Szagun, Gisela,
2007
Wie Kinder Sprachen lernen
Tracy, Rosemarie,
2008
Cift dil edinimi üzerine:
Zweisprachigkeit zu Hause und in der Schule
Baker, Colin,
2007
Encyclopedia of bilingualism and bilingual education
Baker, Colin ; Jones, Sylvia Prys,
1998
Materialien zur interkulturellen Erziehung im Kindergarten. Zweisprachigkeit
Heuchert, Lucija,
1989
Zweisprachige Kindererziehung
Kielhöfer, Bernd ; Jonekeit, Sylvie
2002
Mit zwei Sprachen groß werden
Burkhardt Montanari, Elke
2005
Mehrsprachige Erziehung
Triarchi-Herrmann, Vassilia
2006
9 Şubat 2010 Salı
Cift dillilik (bilingualism) üzerine bir kitap
Elternratgeber ZweisprachigkeitInformationen & Tipps zur zweisprachigen Entwicklung und Erziehung von KindernAnja Leist-VillisBu kitap bilingualism hakkinda okudugum en iyi kitaplardan biri. Iyiligi özel olarak anne-babalari hedeflemesinde, acik ve dogrudan bir dili olmasinda, bölüm sonlarinda özet ve uygulama önerileri bulunmasinda. Yazari hem Almanya'da hem de Yunanistan'da yasamis cift dilli (Almanca-Yunanca) cocuklar üzerinde arastirma yapmis. Kitapta bu arastirmadan zengin örnekler var. Ilk kez bu kitapta cocuklarda cift dilli gelisimin bu kadar cok parametrenin ortak sonucu oldugunu okudum. Sadece anne ve babanin cocukla hangi dilleri konustugu ve ülke dilinin ne oldugu önemli degilmis. Ayni zamanda (varsa) kardeslerin kendi aralarinda ve cocukla hangi dili konustugu, anne-babanin kendi arasinda hangi dili konustuklari, anne veya babadan hangisinin cevre(ülke) dilini konustugu, ailenin ciftdillilige bakisi, ortamin ciftdillilige bakisi, cevrenin gözünde ögrenilen dillerin prestiji vb. gibi bir sürü etken cocugun cift dilli olusunu etkiliyormus. Cocuklarin cok kücük yaslardan itibaren sadece iki dili degil, o dillere özgü vurgulari, gestik ve mimikleri de ayirt edebildiklerini okudum. Ilgincti. Cocugun her iki dili de mükemmel konusmasinin anne-babalarinin hayali olsa da, nadiren gercek oldugunu okudum. Üzücüydü. Ben o hayalle yasiyordum cünkü. Genellikle dillerden biri (ve genellikle ülke dili) digerine göre baskin olurmus. Digerinin cok zayif kalmamasi icin neler yapilabilecegine dair öneriler vardi. Cocugun cift dil ediniminin herhangi bir döneminde dillerden birini acikca reddetme veya o dili konusmaktan kacinma gibi seyler yasayabilecegi de yaziyordu ve bu durumu az sarsintiyla atlatmak icin neler yapilacagini anlatiyordu. Eger benim dilimi reddediyorsa örnegin, ona acik ve kesin olarak, hangi dilde konusursa konussun benim kendi dilimde yanit verecegimi, cünkü kendimi en cok bu dilde rahat hissettigimi söylemeliymisim. Eger cevre dilini degil de, digerini reddediyorsa o ülkeye yapilacak bir ziyaret bazen etkili olurmus. ( Örnegin: "Bir ülke dolusu insan Türkce konusuyor, Türkce konusmak anlamsiz degil, Türkce benim icin bu insanlarla iletisime gecmek icin iyi bir arac") Ayni sekilde deger verdigi bazi kisilerle (dede, büyükanne vb.) sadece bu dili konusarak iletisime gecebilecegini farketmesi de ise yararmis. Aklimda kalanlar bu kadar. Özellikle Almanya'da cift dilli cocuk yetistirmenin dinamikleri ve incelikleri üzerine bilgilenmek isteyenlere öneririm bu kitabi. |
7 Aralık 2009 Pazartesi
Sihirli Flüt
Sihirli Flüt - ROH 2003 üretimi- Oglumla en sevdigimiz versiyon. Bölük pörcük de olsa, bir siraya sokmayi deneyecegim burada..
The Magic Flute - Overture
Beginning of 'Die Zauberflöte' (Zu Hilfe! Zu Hilfe!)
Der Vogelfänger bin ich ja (Sözler)
Dies Bildnis ist bezaubernd schön (Sözler)
O zittre nicht, mein lieber Sohn
Hm, hm, hm!
Du feines Täubchen, nun herein!
Bei Männern welche Liebe fühlen
Bu sahnenin tamami, birlikte
Schnelle Füβe, rascher Mut... Das klinget
Wie, wie, wie!
Monostatos' aria (Act II, Scene 6)
Diana Damrau as Queen of the Night II
Balde drängt... Du also bist mein Bräutigam Farkli yapim ama yine Röschman oynuyor.
Papageno-Papagena
Diana Damrau as Queen of the Night III
Die Zauberflöte - Curtain call
Akista tam yerinden emin olamadiklarim:
Ein Mädchen oder Weibchen
Ach ich fühl's
O Isis und Osiris
In diesen heil'gen Hallen
The Magic Flute - Overture
Beginning of 'Die Zauberflöte' (Zu Hilfe! Zu Hilfe!)
Der Vogelfänger bin ich ja (Sözler)
Dies Bildnis ist bezaubernd schön (Sözler)
O zittre nicht, mein lieber Sohn
Hm, hm, hm!
Du feines Täubchen, nun herein!
Bei Männern welche Liebe fühlen
Bu sahnenin tamami, birlikte
Schnelle Füβe, rascher Mut... Das klinget
Wie, wie, wie!
Monostatos' aria (Act II, Scene 6)
Diana Damrau as Queen of the Night II
Balde drängt... Du also bist mein Bräutigam Farkli yapim ama yine Röschman oynuyor.
Papageno-Papagena
Diana Damrau as Queen of the Night III
Die Zauberflöte - Curtain call
Akista tam yerinden emin olamadiklarim:
Ein Mädchen oder Weibchen
Ach ich fühl's
O Isis und Osiris
In diesen heil'gen Hallen
24 Mart 2009 Salı
Bir zaman önce yazacaktım.Fırsat olmadı. Aklıma takılıyor:
Muza sarı, elmaya kırmızı (veya Amasya) , portakala Vaşington derken eğip bükmüyoruz. Ama insanlardan bahsederken kelimelerle oynamaya başlıyoruz. Amerika'da mesela siyah demek büyük günah oluyor, Afro-Amerikan diyoruz. Mesela Roman "vatandaşlarımız" diyoruz, mesela Alevi "kardeşlerimiz" diyoruz. Neden birinin vatandaşımız, diğerinin kardeşimiz olduğunu özellikle belirtmek zorunda hissediyoruz kendimizi? Neden Romanlar, Aleviler demiyoruz? Kelimelerin sırtına önce önyargılarımızı yükleyip, sonra onları taşısın diye yanlarına başka kelimeler daha ekliyoruz. Veya Afro-Amerikan örneğindeki gibi temizlenmez lekeleri yüzünden onları tu-kaka edip çöpe atıyor, yerlerine başka kelimeler koyuyoruz. İşin tuhafı temizlenmiyorlar, yüklediğimiz yükleri taşıyamayıp orta yere döküyorlar. İkiyüzlü ikiyüzlü orta yerde duruyorlar. Öyle alışmışız ki farketmiyoruz.İnsanın dilini temizlemesi ne zor. Dilimi temizlesem beynimi de temizleyeceğim oysa. Veya tersi.
*
Şurdan geldi aklıma bütün bunlar bugün tekrar.
LTI : Lingua Tertii Imperii. Die Sprache des Dritten Reiches. 2002 basımı İngilizce çevirisi var : The Language of the Third Reich: A Philologist's Notebook.
Bulursam okurum belki. |
12 Mart 2009 Perşembe
Günah keçisi
| Bazen İngilizce-Almanca ve Türkçe'de bire bir aynı olan deyimlere, atasözlerine rastlayınca kültürel geçişmenin derecesine şaşıp kalıyorum. Mesela Sündenbock. Bire bir "günah keçisi" demek... |
13 Şubat 2009 Cuma
Ayrıca dün akşam aklıma geldi. Sabah gazetesinin on küsur yıllık arşivinde debelenip Gülay Göktürk'ün eskiiii ve daha o zamanlar okuduğumda çok anlamlı bulduğum bir yazısını aradım. Ve de buldum! Bu yazıyı okuduğumda daha bilmiyordum ama kaderde insanın kendisini 28 yaşından sonra 5 yaş zekasında falan hissedeceği ve kendinin yarı zekasında bir takım tiplere derdini anlatmak için eveleyip geveleyeceği günler de varmış...
28 Ocak 2009 Çarşamba
5 Kasım 2008 Çarşamba
Obama kazandı. Yeni başkanımız Obama. Biz seçmedik ama öyle. Antik Yunan demokrasisi gibi. Oy kullanabilen özgür ve seçkin vatandaşlar(Amerikalılar) kendilerini ve köleleri (bizi) yönetecek yeni dünya başkanını seçtiler. Dur bakalim n'olacak?
*
Anarcho-primivistler McCain'i desteklemiş. Onun, bekledikleri nükleer savaş ve yokoluşu daha çabuk getireceğine; böylece hayatta kalanların ve dünyanın bir an önce başının çaresine bakabileceğine inançları tammış. Anarcho-primivistler ne yer, ne içer? Süt içer mi? İçerse nerden alır? Çalışır mı? Sabah işe neyle gider? Kafasını toplamak için kahve içer mi? Merak ediyorum bunları. İnsan yaşayamayacağı şeyin savunucusu olmamalı...
*
Anarcho-primivistler McCain'i desteklemiş. Onun, bekledikleri nükleer savaş ve yokoluşu daha çabuk getireceğine; böylece hayatta kalanların ve dünyanın bir an önce başının çaresine bakabileceğine inançları tammış. Anarcho-primivistler ne yer, ne içer? Süt içer mi? İçerse nerden alır? Çalışır mı? Sabah işe neyle gider? Kafasını toplamak için kahve içer mi? Merak ediyorum bunları. İnsan yaşayamayacağı şeyin savunucusu olmamalı...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)